31 Ocak 2026 Cumartesi

ANTON DUVARDAN ATLADI.


 

Yıl 1976… Üniversite sınavını kazanıp İstanbul’a gitmiştim. Rumelihisarı’nda bir evde kalıyordum. Boş vakitlerimde, hemen boğazın kıyısındaki Rumelihisarı Spor Kulübü’nün lokaline giderdim. Lokalde langırt, bilardo gibi masa oyunları vardı. Benim yaşlarımdaki gençler oynar, ben de onları seyrederdim.

Bir gün Anton isimli, Ermeni asıllı bir delikanlı bana bilardo oynamayı teklif etti. Bilirsiniz, bilardoda kaybeden oyuncu masa kirasını ve içilen çay, gazoz gibi içeceklerin parasını öder. Anton aklı sıra, “Anadolu’dan gelmiş, saf, oyun bilmez bir delikanlı” diye beni gözüne kestirmiş, “Yer, içer hesabı da ödetirim” diye düşünmüş olmalıydı.

Oyuna başladık. Ben onun aldığı sayılardan her defasında bir-iki sayı fazla yapıp yavaş yavaş arayı açmaya başladım. Yaklaşık yarım saat kadar oynadıktan sonra Anton tuvalete gitti. Ben de elimde bilardo iste­kasıyla masa kenarındaki sandalyeye oturup beklemeye başladım.

Beş dakika geçti, on dakika geçti… Anton hâlâ yoktu. Az sonra lokalin işletmecisi geldi ve bana:

— Delikanlı, sen neyi bekliyorsun? dedi.

Durumu anlattım. Gülerek:

— Boşuna bekleme, Anton arkadaki duvardan atladı gitti, dedi.

— Peki hesap ne olacak? diye sordum.

— Kuyumcunun yanında çalışıyor, parası yoktur, ondan kaçmıştır. Haftalığını alınca ondan alırım, dedi.

İkimiz de güldük.

Zavallı Anton… Nereden bilecekti Nazilli’de büyük bir fabrika olduğunu; lokallerinde, bahçesinde masa tenisi, langırt, bilardo masaları, mini golf sahaları, tenis kortları, basketbol ve voleybol sahaları bulunduğunu… Güreş, boks, bisiklet, paten ve hatta eskrim gibi pek çok sporun Sümerbanklı gençler ve çocuklar tarafından bilindiğini…

Nazilli Sümerbank işte böyle bir yerdi. Çalışanlarına ve ailelerine Avrupa standartlarında bir yaşam ortamı sunuyor, sosyal alanda bilgili, görgülü bireyler yetişmesine katkı sağlıyordu.

Biz Nazilli’de haftada üç kez fabrika sinemasında en yeni filmleri izlerken, İstanbul’da kaldığım süre içinde yalnızca bir kez sinemaya gidebildim. Rumelihisarı’nda sinema yoktu; en yakın sinemalar Taksim ve Beşiktaş’taydı. Bir kez gittim; film sona erdiğinde otobüs seferleri bitmiş, son otobüs gitmişti. Beşiktaş’tan Rumelihisarı’na kadar yürüyerek geldim. Taksi tutacak param yoktu (gece tarifesiyle). Böylece sinema defteri bir daha açılmamak üzere kapanmış oldu.

Anlattığım olaylar, benim yaşadığım küçük anılardan sadece biri. Kim bilir ablalarımız, ağabeylerimiz, kardeşlerimiz buna benzer neler yaşadılar… Belki bir gün onlar da yaşadıkları tatlı anılarını yazarlar, ben de sizlerle paylaşırım.

İşte böyle…

Nazilli Sümerbank’taki bu olanakların benzerleri diğer Sümerbank fabrikalarında da vardı. Boşuna demiyoruz:
“Sümerbanklı olmak ayrıcalıktır.” Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder