28 Ocak 2026 Çarşamba

SARI 25 LİK.

 



Okula başladığımda harçlığım 25 kuruştu. İlkokulu bitirinceye kadar da hep 25 kuruş harçlık aldım. O zamanlar fiyatlar şimdiki gibi her gün değişmezdi.
25 kuruşla bir simit ve ayran ya da içinde ince dilim salatalık olan bir bardak turşu suyu alınırdı. Çubuk şekerle balık şekerin tanesi 5 kuruştu. Kısacası 25 kuruş iyi paraydı.

Okul önlerinde gün boyu seyyar satıcılar beklerdi. Teneffüs zili çaldığında, ya seyyar satıcıların arabalarının etrafında ya da okul kooperatifinin küçük penceresinin önünde toplaşırdık.

Okula, karşı komşumuz rahmetli Cimcim Ali (Ali Doyran) ile birlikte gidip gelirdik. Ali benden bir yaş büyük, bir sınıf öndeydi. O da her gün 25 kuruş harçlık alırdı. O yıllarda hem gümüş rengi parlak 25’likler hem de sarı 25’likler tedavüldeydi.

Nedendir bilmem, Cimcim Ali mutlaka parlak 25’lik isterdi. Sarı 25’lik verirlerse almaz,“Parlak 25’lik vermezseniz okula gitmem!” diye ağlar, annesi Mürüvvet teyzeye eziyet ederdi. Onun gözünde parlak 25’likler nedense daha değerliydi.

O zamanlar haftanın altı günü okul vardı; cumartesi günleri yarım gün ders yapılırdı. Haftanın en az bir günü, sarı 25’lik yüzünden okula geç kalır, öğretmenlerimizden azar işitirdik.

Sonradan öğrendik ki, bazı dönemlerde basılan sarı 25’liklerin alaşımında az da olsa altın varmış. Alaşım değeri, üzerindeki rakamsal değerin üstündeymiş. Bu özellikteki sarı 25’likler kısa sürede ortadan kayboldu.

Cimcim Ali ve ailesi Şirinevler’deki yeni evlerine taşındılar… Böylelikle sarı 25’lik krizi de sona ermiş oldu.

(Evin büyük oğlu, Hava Astsubay Erdal Doyran ağabeyin şehadetinden sonra art arda gelen vefatlar, olaylar ve kazalar sonucu Doyran ailesinin tamamı aramızdan ayrıldı. Mekânları cennet olsun.)
Sevgiyle Kalın. İLHAN ÖDEN




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder