16 Ocak 2026 Cuma

HAVADAN, SUDAN (Geçmiş Zaman Notları)


BİR NİMETİ NASIL TÜKETTİK?
Su, bir dönem kamuya ait, ortak ve ücretsiz bir nimet olarak algılanırken; bugün ekonomik değeri olan, piyasası oluşmuş bir tüketim maddesine dönüşmüştür. Bu değişim yalnızca suyun kullanım biçimini değil, toplumsal alışkanlıklarımızı da köklü biçimde etkilemiştir.

HAYATIN KAYNAĞI
Su, insanlık tarihi boyunca yaşamın temel unsuru olmuştur. İnsan, hayvan ve bitki için vazgeçilmez bir ortak kaynak olan su, bugün ise ciddi bir ticari meta haline gelmiştir.
Günümüzde bazı restoranlarda bir litre suyun, neredeyse bir litre benzin fiyatına yaklaşan bedellerle satılması, suyun geldiği noktayı çarpıcı biçimde göstermektedir. Bu durum, özellikle gelecek nesiller açısından endişe vericidir.
Bizler, susamış birine su vermenin en büyük sevap sayıldığı; su karşılığında para almanın ise ayıp görüldüğü bir kültürün içinde büyüdük. O dönemde suyun bir gün alınıp satılan bir ürün olacağı kimsenin aklımıza gelmezdi.

SOKAK ÇEŞMELERİ ve SEBİLLER.
Geçmişte sıradan evlerin çoğunda musluk bulunmazdı. Kullanma suyu bahçelerdeki tulumbalardan temin edilir, içme suyu ise mahalle aralarındaki sokak çeşmelerinden testilere doldurulurdu. Belediyeler, sokak çeşmelerini ücretsiz bir kamu hizmeti olarak sunardı.

Nazilli’nin geçmişte daha sulak bir yer olması nedeniyle bazı evlerin bahçe duvarlarından yola doğru uzanan artezyen suları gün boyu akardı. Bu sular içme, temizlik ve bahçe sulama gibi amaçlarla sınırsızca kullanılırdı. Hayvan sahipleri de sürekli akan suyun önündeki yalaklarda hayvanlarını sulardı.

Ayrıca çarşıda, pazar yerlerinde, cami avlularında ve bazı dükkânların önünde soğuk su sebilleri bulunurdu. Susayanlar zincire bağlı tası doldurup içerdi. Yol kenarlarında ve tarla yollarında ise küçük korunaklar içinde içme suyu küpleri bırakılır; yoldan geçenler buradan faydalanırdı.

DUA İLE ÖDENEN BEDEL
O dönemde suyun karşılığı para değildi. Su içenler “Allah sular kadar ömür versin”, “Allah yapanlardan razı olsun” gibi dualarla minnettarlıklarını ifade ederlerdi. Su, maddi değil manevi bir bedelle karşılanırdı.

SU EVE GİRİNCE
Zamanla su, sokaklardan evlerin içine girdi. Musluklardan akmaya başlayan su sayesinde günlük işler kolaylaştı; yemek, temizlik ve banyo gibi ihtiyaçlar zahmetsizce karşılanır oldu.
Ancak bu kolaylık, suyun algılanan değerini de düşürdü. “Zahmetsiz olan değersiz olur” sözünde olduğu gibi, çeşme suyuna karşı tutum değişti ve eski kıymeti kalmadı.

SONRA ŞİŞEYE GİRDİ.
Daha sonra çevre köylerden getirilen teneke damacana suları yaygınlaştı. Bu sular toprak küplere doldurularak tüketilmeye başlandı. Zamanla yumuşak suya alışıldı ve damacana suyuna bağımlılık oluştu.
Şişe suyunun kahvehanelerde kahvenin yanında servis edilmeye başlanması, bu dönüşümün önemli bir dönüm noktası oldu. Ardından lokanta, pastane ve düğün salonlarında şişe suyu yaygınlaştı.
Bu süreçte çeşme suyu giderek gözden düştü. Sokak çeşmeleri kullanım dışı kaldığı için birçok belediye bunları kaldırdı ve yerine merkezi noktalara “iyi su” çeşmeleri yerleştirdi.

PLASTİK ÇAĞI
Cam şişe ve teneke damacanaların yerini zamanla pet şişe ve pet damacanalar aldı. Başlangıçta fiyatlar makulken, zaman içinde ciddi artışlar yaşandı.
Bugün dar gelirli vatandaşlar ticari suları almakta zorlanmakta, belediyelerin nispeten daha ucuz sularına yönelmektedir. Ancak çevre kirliliği nedeniyle çeşme sularının kalitesi de eskisi gibi değildir.

ARITMA ÇÖZÜM MÜ?
Ev tipi arıtma cihazları bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır. Ancak bu cihazların ekonomikliği ve çevresel etkisi tartışmalıdır. Bazı sistemlerin bir litre temiz su üretirken beş litreye kadar atık su oluşturduğu iddia edilmektedir ki bu durum ayrı bir israf sorunu doğurmaktadır.

ASIL KORKUMUZ.
Çocukluğumuzda suyu, tüm insanlığa verilmiş bir nimet olarak görürdük. Bugün ise suyun alınıp satılan bir ürün haline gelmiş olması, bu algının ne kadar değiştiğini göstermektedir.
Benzer bir sürecin hava için de yaşanıp yaşanmayacağına dair kaygılar bulunmaktadır. “Torosların bol oksijenli havası” gibi sloganlarla havanın bile ticari bir ürüne dönüşmesi ihtimali, uzak bir senaryo değildir.
VE SONUÇ.
Bu nedenle mesele yalnızca suyun ticarileşmesi değil; doğayla, nimetle ve paylaşım kültürüyle kurduğumuz ilişkinin kötüye dönüşümüdür. Korku ve üzüntümün temel sebebi de budur.
Sağlıcakla kalın. İLHAN ÖDEN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder