HEY GİDİ KOCA ÇINAR
Yardım Sandığı’nın arkasındaki tek katlı memur lojmanlarının, misafirhaneye yakın ilk lojmanın bahçesinde yaşardı.
Tanışıklığımız elli beş yıl öncesine dayanırdı.
Postaneye, Yardım Sandığı’na ya da Kaptan Amca’ya gazete almaya giderken önünden geçerdim.
O zamanlar güçlüydü… heybetliydi…
Bana tepeden bakardı.
Son gördüğümde ise perişan haldeydi; sanki ölümü bekler gibiydi...
Önce insanların, sonra böceklerin saldırısına uğramış; çürüyen bedeninden çıkan incecik dallarla hayata tutunmaya çalışıyordu.
Bir zamanlar on beş yirmi metreyi bulan görkemli gövdesinden geriye ancak kırk santimlik bir parça kalmıştı.
Sümerbank lojmanları yıkıldıktan sonra kim bilir kaç saldırı gördü, kaç balta yedi…
Oysa o, seksen yaşlarında bir çınardı.
Bunca zulüm görmese kolay kolay bu hallere düşmezdi.
Yeryüzünde iki bin beş yüz yaşında soydaşları yaşarken, bir çınar için seksen yaş neydi ki?
Geçen gün Sümer Park’ta gezerken eski dostum tekrar aklıma geldi,
“Hava kararmadan kestirmeden geçeyim, son halini göreyim, hatırını sorayım” dedim.
Keşke geçmeseydim, onu öyle görmeseydim.
Maalesef, Koca Çınar tamamen kurumuş, görevliler tarafından zemin hizasından kesilmişti.
Akşam vakti onu öyle görmek, Sümerbank’ın güzel günlerine şahitlik etmiş eski bir dostu kaybetmiş kadar hüzünlendirdi beni. İLHAN ÖDEN

