1 Mart 2016 Salı

YOL GÖSTERMEK BİZDEN,UYGULAMAK SİZDEN.

Gıdıgıdı trenimiz yaklaşık 30 yıl sonra yeniden çalıştırıldı,bu biz Sümerbanklılar  için bir rüya idi, Bir rüyamız gerçek oldu. 

Şimdi yeni rüyaları gerçekleştirme zamanı... Mesela,Nazilli basma fabrikasını  açmak, Nazilli basmalarını yeniden basmak. Bu rüyayı birkaç yerde dile getirdiğimde dinleyenlerin hemen olumsuz tepki gösterdiklerini gördüm. Bazı arkadaşlarım makinelerinin büyük bir kısmı çalınmış,15 yıldır kapalı Nazilli basma fabrikasının bir daha asla açılamayacağını bunun gerçekleştirilmesi imkansız bir rüya olduğunu söylediler. Nazilli basma fabrikasının tekrar basma  üretimi yapmasının aslında zannettikleri kadar zor olmadığını anlattığımda büyük bir kısmının düşüncelerini değiştirmeyi başardım. Umarım bu yazımda anlatacaklarımla,Nazilli için güzel şeyler yapmak isteyen yöneticilerimizin, düşüncelerini de değiştirmeyi başarırım.

 Nazilli basma fabrikası 2003 yılında Adnan Menderes Üniversitesine devredildi.2005 yılında yapılan bir protokolle fabrika çalıştırılmak üzere "Gemi parçalamak" işiyle uğraşan bir şirkete verildi.Şirket fabrika alanı içinde koruma altında olmayan hurda sınıfından satılabilecek ne varsa her şeyi  kesip,parçalayıp götürdü sonrada fabrikayı olaylardan habersiz tekstil işiyle uğraşan başka şahıslara devredip kaçıp gitti. Olay mahkemeye intikal ettiyse de devir teslim işleminde tutanak yapılmadığı için makinaların ne zaman ve kim tarafından götürüldüğü tahmin edilmesine rağmen ,tespit edilemediğinden şu ana kadar yargıdan bir sonuç alınamadı. Bu olayda en çok fabrikamızın İplik ve Dokuma ünitesi zarar gördü.Elektrik trafolarını ve makinalarının büyük bir bölümünü kaybederek çalışamaz hale getirildiler.

 Basma kısmı ise makinelerinin SİT korumasında olması sayesinde az bir kayıpla kurtuldu. Benim "Nazilli basması yeniden" projemde,enerji santralı ,atölyeler ve  fabrikanın bu bölümleri yer almıyor. Fabrikanın kurulduğu yıllarda olmazsa olmaz olan bu üniteler çevrede tekstil sektörünün gelişmesiyle eski önemini kaybetti. Fabrikamızın en çok işçi çalıştıran bu bölümlerini yeni projede kullanmayı gereksiz görüyorum. Enerji santralı 1980 yıllarından beri elektrik üretiminde kullanılmıyor,sadece buhar için bazen bir bazen iki kazanla (eski sistem olduğu için) düşük verimle çalışıyordu. Şimdi daha küçük daha güçlü sistemler var. Eskiden çok gerekli olan atölyeleri de çalıştırmaya da gerek yok şu anda Nazilli çevresinde  makine sanayi oldukça gelişmiş durumda gerektiğinde makine parçaları rahatlıkla dışarıda yaptırılabilir. Dokuma işlemi yapmayacağımız için bize iplik de gerekmiyor, dolayısıyla pamuğun ipliğe dönüşmesinden başlayarak aradaki diğer yardımcı işletmelere,dokumaya ve dokuma sonrası kumaşa yapılacak işlemlere de gerek yok.

Denizli,Babadağ,Buldan,Kızılcabölük gibi tekstil ve özellikle dokumacılığın ileri olduğu yerlerden istediğimiz kalite,ebat ve örgüde hazır dokunmuş kumaş alabiliriz. Düşündüğüm yeni sistemde basmahanede koruma altında bulunan eski makinaları da kullanmayı düşünmüyorum. (Eski basma makinalarının büyük bölümü fabrikamızın son dönemlerinde zaten kullanılmıyordu.)

Onu kullanma ,bunu kullanma neyi kullanacaksın kardeşim?diyenlerin sesini duyar gibiyim. Azıcık daha sabredin şimdi tam o kısmı anlatıyorum.

Bize "Yeniden Nazilli basması" için en gerekli makina,hırsızların gazabından kurtulan ROTASYON BASKI MAKİNASI bu makina dünyada halen kullanılan teknolojik sisteme ve özelliklere sahip güzel makina , desen baskı silindirlerinin büyük bölümü ve yardımcı techizatla birlikte şu anda sonradan yapılan yeni gravür dairesinde sapasağlam duruyor.

 ROTASYON BASKI MAKİNESİ
Rotasyon baskı ve baskı sonrası terbiye işlemlerinde kullanılacak birkaç makine,buhar için küçük bir kazan ve 10-15 personel ile(öğrenci uygulamaları ile bu sayı daha da aşağı çekile bilir)  Nazilli Basması yeniden üretilmeye başlanabilir. Başlangıçta eski Sümerbank gravür çalışanlarından yardım alınabilir. Baskı sonrası terbiye işlemlerinde kullanılan makinelerin de şu anda basmahane dairesinde kullanılır durumda olduğunu tahmin ediyorum. Eğer  gerekiyorsa da ,küçük bir maliyetle yenilene bilirler. (masraflar için koruma altında olmayan,hırsızların bıraktığı 100 kadar dokuma tezgahı satılabilir) 

Bugün ülkemizde tekstil sektörü gelişmiş durumda. Rotasyon makinelerinde kullanılan desen silindirlerinin imalatı yapılıyor bunun için eleman çalıştırmaya gerek yok. Eldeki desenler ve desen arşivimizde eski sistemle basılan desenler yeni sisteme uyarlanarak kullanılabilirler.

 Fabrika alanındaki ADÜ. Meslek yüksek okulunda Desen tasarımı ve baskı sistemleri üzerine yeni bir bölüm açılarak bu proje daha verimli ve daha işlevsel hale getirilebilir. Bunlar benim düşündüklerim,proje için başka güzel şeyler de bulunup geliştirilebilir. Bana göre Nazilli basmasını hayata geçirmek için hiçbir engel yok.Belki eskisi gibi büyük çapta üretim yapamayız,Belki çok karlı bir işletme olmaz ama dünyaca ünlü Nazilli basmalarını tekrar Nazilliye kazandırmak bu kadar kolay iken denemeye değer olduğunu düşünüyorum. İlhan ÖDEN

NOT: Madem yazdım,bu projenin kafamda canlanmasına yardımcı olan olayı da yazayım. 2015 Kasım ayında İzmir Ekonomi üniversitesi Güzel sanatlar ve Tasarım fakültesi Moda ve Tekstil bölümü,İzmir Sümerbank Halkapınar basma fabrikası yıkıntıları arasından buldukları el kadar Sümerbank kumaşlarından desen çıkarıp,serigrafi yöntemiyle desenleri kumaşlara aktardılar.Bu kumaşlardan diktikleri elbiseleri İzmir Adnan Saygun sanat galerisinde sergilediler. 


İzmir Sümerbank'tan onlara belki bizim elimizdeki kadar geniş bir arşiv kalmamıştı ve bugün sahip olduğumuz imkanlara sahip değildiler ama onlarda bizde olmayan ,çalışma ve başarma azmi vardı. Zorlukları aşarak İzmir Sümerbank Basma fabrikası desen arşivini sanal ortama taşımayı başardılar.

 
Artık,Nazillinin değerlerine sahip çıkmasının,Adnan Menderes Üniversitesinin de elindeki hazinenin farkına varmasının zamanının geldiğini düşünüyorum.Yarıda kalan desen arşivi çalışmaları bir an önce tamamlanmalı,Nazilli Sümerbank basma fabrikası müzesi açılmalı,gelen ziyaretçilerin satın alabilecekleri Nazilli basmalarının üretimine başlanmalı.

13 Şubat 2016 Cumartesi

Sümerbank ve Sağlık


25 Ağustos 1935 günü Nazilli basma fabrikasının temelini atanlar "önce fabrikayı yapalım biraz para kazanalım" sonra gerekirse diğer ihtiyaç duyulan şeyleri yaparız dememişler. Fabrika binalarının inşaatıyla aynı anda,lojmanlar,sosyal tesisler,spor alanları,eğitim ve sağlık kuruluşlarının inşasına da başlamışlar.

İNŞAAT HALİNDEYKEN

Nazilli basma fabrikası,ham madde ve yakıt dışında dışarıya bağımlı olmadan ve çalışanlarının her türlü ihtiyacını karşılayacak yapı ve olanağa sahip olarak 9 Ekim 1937 günü Atatürk tarafından açıldı.

Nazilli basma fabrikası hastanesi şüphesiz saydığım olanakların en önemlilerinden biriydi. Bende bu ay blog yazımda daha önce kısaca anlattığım fabrika hastanesini ve Sümerbank'ın çalışanlarına, çalışanlarının  aile ve çocuklarının sağlıkları konusuna verdiği önemi detaylarıyla anlatacağım.

Nazilli basma fabrikası hastanesi Nazilli'ye açılmış ilk hastanedir. Yukarıda da belirttiğim gibi fabrika inşaatıyla aynı anda inşasına başlanmış 9 Ekim günü fabrikayla birlikte hizmete açılmıştır. Atatürk fabrika açılış törenini hastane binasının balkonundan izlemiş.aşağıda toplanan halkı buradan selamlamıştır.

HASTANE PERSONELİ

Hastane 40 yatak kapasiteli olup,ameliyathane,doğum,röntgen,diş ve eczane üniteleriyle komplike bir sağlık kuruluşu olarak açılmıştır. Öncelikle fabrika çalışanlarının sağlıklarını koruma ve sağlık sorunlarını çözmeye yönelik çalışmalar yapmış,acil durumlarda Nazilli ,yakın köyler ve çevredeki diğer ilçelerin vak'alarıyla da ilgilenmiştir.

En önemli başarılarından biri o yıllarda Nazilliyi kasıp kavuran Sıtma hastalığının kökünün kazınması ve Nazilli gündemine bir daha sokmamasıdır.

İş kazalarının yoğun olduğu bu dönemde fabrika içinde bu büyüklükte bir hastane olması çalışanlar açısından çok önemlidir.


Hastanenin en önemli hizmetlerinden biri aşılamadır.Periyodik aşılama uygulamalarıyla çalışanlarını hastalıklara karşı korumuş, uygulama içine çalışanların eş ve çocuklarını da katarak o günün şartlarında ülkenin diğer bölgelerine  göre sağlık standardını çok yukarılara taşımıştır.

DİŞ ÜNİTESİ

Fabrika hastanesi 1950 yıllarında çıkarılan Sosyal sigorta kanunuyla sağlık hizmetlerinin SSK. tarafından sağlanmaya başlandığı yıllara kadar görevini başarıyla sürdürmüş,1957 yılında sağlık personeli,araçları ve her türlü donanımıyla , lojman olarak kullanılan bir binanın boşaltılıp düzenlenmesiyle fabrika alanı dışına taşınarak SSK hastanesi olarak hizmete devam etmiştir.


Sümerbank,hastanesi SSK. ya devredildikten sonra da fabrika içerisinde revir açarak doktor ve sağlık personeli bulundurmaya ve personelini korumaya imkanlar ölçüsünde devam etmiştir.



Fabrika doktorları personel dışında ,fabrika kreşinde kalan çocukların sağlıklarını koruma ve sağlık sorunlarını çözmeye yönelik çalışmalar yapmış ayrıca fabrika içindeki atölye ve birimlerde çalışan personelin çalışma şartları ve sağlık koşullarının iyileştirilmesine yönelik inceleme ve düzenlemeler yapmışlardır.



BULDAN YAYLASINDA KAMP 1953

Ağır şartlarda çalışıp yıpranan personelin tekrar sağlığına kavuşmasına yardımcı olmak amacıyla yayla ve deniz kıyısında çadır kampları kurulmuş daha sonra yerleşik düzene geçilerek çalışanların ailelerine de hizmet verecek şekle dönüştürülmüştür. Arada kesintiler ve amaçtan uzaklaşma olsa da bu hizmete fabrikaların kapatıldığı 2000 li yıllara kadar devam edilmiştir.

AMELİYATHANE

1985 yıllarında fabrika revirinde sözleşmeli olarak iki hekim görevlendirildi. Hasta çalışanlar sabah ve öğleden sonra fabrika hekimleri tarafından muayene ediliyor tedavilerine yönelik ilaçlar yazılıyor, ilaçlar görevli personel tarafından alınıp hastalara iletiliyordu. Önemli hastalıkları olanlar hastanelere sevk ediliyor,rapor ve istirahat gerekenlerin işlemleri yapılıyordu. Böylelikle hem çalışanların maddi kayba uğraması hem de üretimin düşmesi engellendi. Artık Sümerbank'lı hastalar doktora değil doktorlar hastalara gelir oldu.

Ayrıca fabrika hekimleri fabrika yemekhanesinde hazırlanacak yemeklerin kalori hesaplamalarına, sağlıklık koşullarda hazırlanıp hazırlanmadığını kontrol etmekle görevliydiler. Bu denetim işçi sendikası ve fabrika müdürünün de katılımıyla 3 yönlü yapılıyordu.

Revirde enjeksiyon,pansuman,tansiyon ölçümü,dikiş gibi küçük müdahaleler yapılıyor,ayrıca erkek ve bayan personelin doğum kontrol araç ve ilaçları "ücretsiz" dağıtılıyordu.

Fabrika içindeki atölye ve birimlerde,ağrı kesici ilaç ,yara ve pansuman malzemeleri yine Sümerbank sağlık birimi tarafından temin edilip ecza dolaplarına konuluyor kullanıldıkça kontrol edilip eksikler tamamlanıyordu.

KADIN DOĞUM ÜNİTESİ

Anlattıklarım Sümerbank'ın her fabrikası ve iştiraklerinde aşağı yukarı aynı şekilde uygulanıyordu, eğer bu birimlerin yakınında Sümerbank mağaza ya da banka personeli varsa onlarda aynı olanaklardan yararlanıyorlardı.

HASTALAR YATAKTA

Bunlardan başka Sümerbank vakfına ait gezici hastane aracı  belirli aralıklarla fabrikaları gezip tüm Sümerbank personelinin akciğer röntgen filmlerini çekip kontrol ediyor,solunum sisteminde oluşabilecek problemleri erken tespit edip şüpheli görünen personelin hastane sevkini yapıyordu.

SÜMERBANK VAKFI GEZİCİ HASTANESİ

Biz Sümerbanklılar,personeline böyle değer veren bir kuruluşta çalıştığımız için çok şanslıydık. Şimdi bile yukarıda anlattığım hizmetlerin verilebildiği işletmelerin olduğunu sanmıyorum.

FABRİKADA SAĞLIK TATBİKATI

Sümerbank isteseydi yasaların getirdiği yükümlülükler dışında kalan hizmetleri vermeyip,daha çok para kazanabilir belki de büyük bir dünya markası olarak varlığını sürdürebilirdi.

O zaman kapatıldıktan 15 yıl sonra bunları yazamazdık. Başka ülkelerde örnek alınıp benzerleri yapılmaya çalışılmazdı. Farkı anlamak için Sümerbank'a liberal gözle değil,vatandaş gözüyle bakmak lazım.

 Liberal bakış açısına göre Sümerbank ve benzer kuruluşlar ortadan kaldırılması gereken kötü örneklerdi. Onlara göre işçi sendikasız olmalı,az para almalı,çok çalışmalı,sağlık problemleriyle de devlet ilgilenmeliydi.
HASTANE BİNAMIZ

Bir Sümerbank çocuğu ve çalışanı olarak yakından gözlemlediğim ve  yaşayarak gözlemlediğim , Sümerbank'ın "sağlık konusuna" bakış açısını elimden geldiğince anlatmaya çalıştım başka yazılarda,başka konuları anlatmak dileğiyle. Sevgiyle kalın  İlhan Öden.

29 Ocak 2016 Cuma

Gıdıgıdı'da mutlu son.

Gıdıgıdı trenimizin yenileme çalışmaları tamamlandı ve nihayet beklediğimiz an geldi,resmi açılış öncesi Nazilli Sümerbank sayfası olarak organizasyonumuzu yaptık ve Nazilli Sümerbanklıları Gıdıgıdı trenleriyle buluşturduk.Nazilli Sümerbank Facebook sayfası ve sumerbank.blogspot.com internet sitesi olarak bu başarıda maddi olarak olmasada diğer anlamda önemli katkılarımız var.

2008 yılından beri internet ortamındaki her olanağı kullanarak, Gıdıgıdı treni ve Nazilli Sümerbank'ı Nazilli gündemine tekrar taşıma ve sürekli gündemde tutma bakımından küçümsen- meyecek bir başarımız var.

Ülkemizde ve dünyada bir fabrika için açılmış , üye sayısı ve arşiv birikimi bakımından,böyle bir sayfa ve internet sitesi yok.

Facebook sayfası olarak internet ortamından haber dışında alıntı yapmadan ,sadece kendi kaynaklarını ve üyelerinin katkılarıyla yapılan paylaşımlarla grafik çizgisini düşürmeden ayakta kalabilen başka bir sayfa da yok.
 
Bu birikim kendiliğinden ortaya çıkmadı arkasında emek ve bu işe ayrılmış büyük bir zaman dilimi var. Elimden geldiğince, ekmeğiyle büyüdüğüm,çocuklarımı büyüttüğüm kuruma olan vefa borcumu ödeme gayretindeyim. Sizlerin de desteğiyle,Nazilli Sümerbank camiasını bir arada ve iletişim halinde tutma,davet edildiğimiz her platformda yeni nesillere Sümerbank Nazilli basma fabrikasını anlatma misyonumuza devam edeceğiz.


video

Gıdıgıdı treni hedeflerimizden birisiydi daha yapılacak çok şey var.  Hayallerimizin gerçeğe dönüştürülmesi konusunda her zaman en büyük destekçimiz yine Nazilli belediyesi ve Adnan Menderes Üniversitesi olacak. Özellikle Nazilli Sümerbank müze projesinin hayata geçirilmesi,fabrika alanı içindeki sosyal tesislerin tekrar kazanılıp,hizmete açılması konularında belediye başkanımız sayın Haluk Alıcık'ın  ve kampüs koordinatörü sayın Yard.Doç.Dr. Mustafa Özçağ'ın girişimlerini destekliyoruz.

video

Her zaman olduğu gibi bundan sonra da, Nazilli Sümerbank Basma fabrikasıyla ilgili yapılan her olumlu işin,atılan her olumlu adımın en büyük destekçisi, Nazilli Sümerbank Basma fabrikasının hatıralarına sahip çıkmak adına olumsuz yaklaşımların da takipçisi Nazilli Sümerbanklılar olarak biz olacağız. Türkiye'yi ve Sümerbank'ı çok seviyoruz. İlhan Öden.

18 Aralık 2015 Cuma

SÜMERBANK ANAHTARININ HİKAYESİ.

Sümerbank denildiğinde,hemen gözümüze anahtar şeklindeki logosu gelir. Peki Türkiyenin sanayii temellerini oluşturan bu dev kuruluşu sembolize eden güzel logoyu kim tasarlamıştır desem sorumun cevabını verebilecek kişi sayısının çok az olacağını sanıyorum. 2008 yılından beri Sümerbank konusuna vakit ayırıp araştırıyorum, doğma büyüme Sümerbanklıyım hep merak ettiğim bu sorunun cevabını  yeni öğrendim. Bu bilgi bloğumda önemli bir eksiği tamamlayacak.

Logomuzu tasarlayan ,Türkiye Kağıt sanayiisinin kurucusu mühendisi tanıyalım.
Mehmet Ali Kâğıtçı
1899 yılında Heybeliada’ da doğdu. İlköğrenimini Heybeliada' da tamamladıktan sonra orta öğrenimini İstanbul Erkek Lisesi' nde yaptı. 1922 yılında İstanbul Darülfünunu (İstanbul Üniversitesi) Fen Fakültesinden mezun olarak kimyagerlik diploması aldı. İstanbul Darülfünunu Fen Fakültesi Kimya Enstitüsünde asistanlığa başladı. 1925 yılı sonlarında kağıtçılık öğrenimi görmek üzere Almanya’ ya gitti. Almanya' da Hannoversche Papierfabriken Alfeld-Gronau fiması selüloz ve kağıt fabrikalarında çalıştı. 1926 yılında Fransa’ ya giderek buradaki selüloz, kağıt ve karton fabrikalarında işçi olarak çalıştıktan sonra Grenoble Üniversitesi Kağıtçılık Enstitüsüne kaydolan Kağıtçı, Ağustos 1927 de okulu biricilikle bitirerek “Kağıt Mühendisi” unvanını aldı.
Türkiye’ ye dönen Kağıtçı, Türk kağıt sanayisinin kurulması için çalışmalara başladı. Dönemin İş Bankası Genel Müdürü Celal Bayar’ la yaptığı görüşme sonunda kağıt fabrikasının kurulmasına karar verildi. Türkiye'de kağıt, karton, ambalaj kağıdı, gazete kağıdı ve sigara kağıdı üretecek bir fabrikanın projeleri Mehmet Ali Kağıtçı' nın yönetiminde hazırlandı. Bir süre sonra İktisat Bakanı olan Celal Bayar' ın desteğiyle İzmit Sümerbank Selüloz ve Kağıt Fabrikası' nın temeli 14 Ağustos 1934' te atıldı. Mehmet Ali Kağıtçı, fabrikanın tesisi için kuruluş hazırlıklarını yürüttü. 1936 yılında üretime başlayan fabrikanın müdürlüğüne getirildi.
1941'de o dönemki yöneticiler tarafından görevinden alındı. İstanbul Belediye Kimyahanesi Müdürlüğü'ne atandı. Bu kurumun İstanbul Hıfzıssıhha Enstitüsüne dönüşmesinden sonra da müdürlüğünü yaptı. 1945 yılından itibaren İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesinde “Kağıtçılık” dersleri vermeye başladı. 1964 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. Emekliliğinde de araştırmalarını sürdürdü ve çeşitli yayınlar hazırladı.
 FOTOĞRAFI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

Yukarıdaki fotoğrafta kurucusu ve ilk genel müdürü olduğu  o zamanlar Sümerbanka bağlı olup sonradan Seka adıyla kağıt sektörünün en büyük kuruluşu olan kamu İktisadi devlet kuruluşuna bağlanan İzmit Kağıt fabrikasının önünde görülüyor. Altta ise Mehmer Ali Kağıtçının tasarlayıp çizdiği Sümerbank anahtarının ilk eskizleri görülüyor. Bu çizimler halen SEKA Kağıt Müzesi Dokümantasyon Merkezinde korunmakta.

Mühendis Mehmet Ali Kağıtçı yaptığı ilk kağıt hamuruyla Ulus gazetesi baş yazarı
Fatih Rıfkı Atay ile birlikte Atatürk'e gitti ve eserini gösterdi.Atatürkten aldığı "İşte uygarlığın hamuru" iltifatı onun hayatı boyunca aldığı tek iltifat oldu. Atatürk'ün vefatından sonraki siyasi oluşumlarla arası hiç iyi olmadı. Sebep  gösterilmeden görevinden alındı. Yerine yurtdışından uzmanlar getirildi.Gelen yabancı uzmanlar ona yapılan haksızlıkları fark edip ülkelerine döndüler...

İdealist mühendis çok çaba göstermesine rağmen ülkesine yeterince hizmet edememenin kırgınlığıyla 1 Ekim 1982 yılında doğduğu Heybeli adada hayata gözlerini kapadı İlhan Öden.

22 Haziran 2015 Pazartesi

Zor iştir “Dokuma Ustalığı”.

 Northtrop dokuma tezgâhı, dakikada 180 devir ile çalışır. 950 kilo kadar ağırlığı vardır ve yaklaşık 940 adet, çeşitli büyüklükte makine parçasının birleşmesiyle oluşmuştur. Dokuma ustaları bu tezgâhları en küçük parçasına kadar söküp, birleştirip, ayarlayıp çalışır duruma getirecek şekilde yetiştirilmişlerdir.Her usta bu gibi 48 adet tezgahtan sorumludur.

 Yaklaşık bin kadar “gök gürültüsünden daha çok” ses çıkararak çalışan tezgâhın içinde, makinadan çıkan hatalı sesleri takip ederek arızayı bulup gereken tamiratı yaparlar.

 Bir yandan sıcak hava, nem , gürültü ve ağır çalışma koşulları, diğer yandan makinelerin performansına göre azalıp,çoğalan ücret baremi. Zamana karşı yarıştırır ustaları.

 Rahmetli Hakkı Bilgenoğlu

 Sadece makineyi tanımak yetmez, dokuma teknolojisi de bilmek, hangi iplik alttan, hangisi üstten geçecek, tahar sıra mı, amalgam mı bilmek gerek. Ayrıca kumaş üzerindeki hataları görecek, düzeltecek bir çift de keskin göz  gerek.

 Bazen gece, bazen gündüz çalışırsın. Dışarıda gece mi,gündüz mü, kar mı, yağmur mu var? Hava sıcak mı, soğuk mu bilemezsin, çalıştığın ortam hep “ekvator” gibidir. 

  Etraf en küçük kıvılcımda alev almaya hazır pamuk tozlarıyla çevrilidir, bazen yemeğini bile makinelerin arasında yemek zorunda kalırsın.

 Mızrak gibi fırlayan mekiklerden, bir aşağı bir yukarı inip kalkan, dönen makine aksamlarından, her vuruşu bin balyozdan güçlü vurucu kollardan,kendini ve iş arkadaşlarını koruyacaksın. Ufak-tefek hastalıklardan etkilenmeyecek, devamsızlık yapmayacaksın. Herkesten önce işbaşı yapıp, herkesten sonra iş yerini terk edeceksin.

Rahmetli Aliriza Karabulut

 Elini-kolunu, vücudunun bir parçasını kıstırmadan, kesmeden, kanatmadan,sakatlamadan evine dönebilmeye sevinmektir dokuma ustalığı.

Yorgun,bitkin eve gelip yattıktan birkaç saat sonra uyanıp, işe geç kaldım telaşıyla giyinirken işten yeni geldiğini fark edip tekrar yatmaktır dokuma ustalığı.

Kulakları feda etmektir,
 Alın teridir.
Ekmeği taştan çıkarmaktır.
Her kuruşu helal kazanmaktır.
48 azgın canavarla tek başına boğuşmaktır. 

Kısacası zor iştir “Dokuma Ustalığı”.

Oğlu olmakla gurur duyduğum,rahmetli babam Faik Öden, bu zorlu görevi tam 33 yıl aralıksız yerine getirdi.Onun ve mesai arkadaşlarının yaşamlarının her kesitinde meslekleri daima ön plandaydı.Aile toplantılarında,sohbetlerde bile söz döner dolaşır "dokuma salonuna" gelirdi.

Onsuz geçen bir babalar günü sonrasının duygu yoğunluğu içinde sayfama yansıyanlar böyle. Başta babam olmak üzere,tüm Sümerbanklı dokumacıların hayatta olanlarını hürmetle,ahirete intikal edenleri rahmetle anıyorum. Sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN

Not : Bildiğim kadarıyla dokumacıları anlattım,başka kısımlarda çalışan arkadaşların,büyüklerimizin de mutlaka benzer hikayeleri vardır. Anlatmak isteyen olursa sayfalarımız sonuna kadar  açıktır.



26 Mayıs 2015 Salı

Bir varoluş hikayesi "Sümerbank"

Nazilli Sümerbank çalışanları olarak Nazilli Basma fabrikasını ve genel olarak Sümerbankı anlattık,pek çok şey söyledik bazıları yayına girdi bazıları girmedi ama yayınlandığı kadarıyla da olsa fabrikamızı gündemde tutmak adına iyi bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Başta çekim ekibi ve belgeseli oluşturan teknik ekip olmak üzere,davetimizi kabul edip konuşan Sümerbanklı arkadaşlarıma ve fabrikada işleri kolaylaştıran ADÜ. Sümer kampüsü çalışanlarına teşekkür ederim. İlhan ÖDEN



Videoyu buradan izleyebilirsiniz,daha büyük boyutta izlemek isterseniz aşağıdaki linke tıklayın.
https://www.youtube.com/watch?v=Mdb1qc7crPo

21 Nisan 2015 Salı

YİNE BİR İLK,YİNE BİR SÜMERBANK'LI.

2008 yılından beri sizlere bu sayfalarda Nazilli Basma fabrikasının,Sümerbank'ın bilinmeyen özelliklerini, anlatıyorum. Bu yazımda yine bir ilk'i bilmeyenlerle paylaşacağım ama bu ilk Nazilli basma fabrikasının değil,bir Nazilli Sümerbanklının ilk'i. 

 
Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz rahmetli Remzi Tokat,Nazilli Sümerbank fabrikasının sosyal hizmetler şeflerinden biridir, Nazilli Sümerbank fabrikasının sosyal hayatında,Nazilli Sümerspor yönetimlerinde ve Kuşadası Sümerbank kampının yerleşik düzene geçmeden önceki dönemlerindeki önemli hizmetleriyle iz bırakmış bir Sümerbanklıdır.

FOTOĞRAFLARI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
 Başarısını paylaşacağım Sema Tokat,Remzi beyin kızıdır. Nazilli basma fabrikasının ilk kuşak "Sümerbank Çocuklarından" biridir ve Türkiye'nin "ilk bayan futbol hakemidir"

"Türkiye'nin ilk kadın hakemi Sema Tokat, yanında yardımcıları ile koşarak sahaya böyle çıktı. Seyirciler sahada bir kadın görünce gözlerine inanmakta zorluk çektiler.En büyük meziyeti otoritesi idi.Orta hakemin bir kadın oluşu seyircileri pek ilgilendirmişti. Afyon bölgesinden Sema Tokat Türkiye'de futbol maçı yöneten ilk kadın hakem sıfatını kazanırken maçı çok dikkatli ve ciddi bir şekilde idare etmiş ve en ufak hatayı gözünden kaçırmamıştır. Birçok erkek hakeme taş çıkartacak kadar otoriter olan Sema Tokat kararlarında isabet ve çabukluğuyla dikkatleri üzerine çekmiştir."
Hayat Dergisinin Sema Tokat haberi.
Ünlü spor yazarı Halit Kıvanç'ın Sema Tokat ile yaptığı ropörtaj.


Sema Tokat Ünsal'ı kısaca tanıtalım
Sema Tokat Ünsal,tam bir Sümerbank çocuğudur  doğum tarihi,Nazilli basma fabrikasının açıldığı gün olan 9 Ekim günüdür (1945). Eğitimine Nazilli Sümer ilkokulunda başladı.Sırasıyla Nazilli  ortaokulu, İstanbul Çamlıca Kız Lisesi, İzmir Eğitim Enstitüsünü bitirdi. İlk tayin yeri olan Afyon Lisesine Edebiyat öğretmeni olarak atandı ,o sırada branş öğretmeni olmadığı için Beden Eğitimi derslerinede girdi. 1966-1967 ders yılında okulunun kız öğrencilerini 19 Mayıs törenlerine o hazırladı. Nazilli kaymakamı iken tanıdığı zamanın Afyon valisi Ahmet Balkan’ın desteğiyle Nazillide başlayan sportif çalışmalarına devam etti. Afyon’da açılan futbol hakem kursuna katıldı ve kurs sonunda yapılan sınavda başarılı olup hakemlik lisansını aldı.
Futbol federasyon başkanı ve Sema Tokat maçtan önce
En önemli maçı zamanın Federasyon başkanı Sayın Orhan Şeref Apak'ın da izlediği Fuar Şehirleri Kupası maçı Göztepe-Voyvadina maçı öncesi oynanan Altay-Göztepe Genç Takımlarının maçıydı. O maç Türkiyede bayan hakem tarafından yönetilen ilk resmi maçtı.1969 yılında Ankara’ya atanmasıyla. Hakemlik kariyerine ailevi sebeplerden dolayı bırakıncaya kadar Ankarada devam etti. 
Hakem Sema Tokat Bir maç öncesi seremonide.
Bir Nazilli Sümerbank çocuğu ve mensubu olarak başka bir Sümerbank çocuğunun başarısını gururla paylaşıyorum. Sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN