30 Temmuz 2012 Pazartesi

Fabrika Şeref Defterinde "Öden ailesi"


Sümerbanklı olmak ayrıcalıktır.Hele Atatürk'ün kendi eliyle açtığı Nazilli Basma Fabrikası mensubu olmak,Nazilli fabrikasında görev alan herkes için ayrı bir gurur kaynağıdır.

Nazilli Sümerbank Facebook sayfasını takip edenler bilir.Zaman zaman fabrika şeref defterinde yer alan Nazilli Sümerbanklıların defterden çektiğim takdirname fotoğraflarını paylaşıyorum. Paylaşmaya da devam edeceğim.

Bu yazıyı yazıp,yazmamak konusunda uzun zamandır kararsızım. Yanlış anlaşılmasından korkuyorum.

Zira bu yazımda sizlere Nazilli basma fabrikasın şeref defterine girmeyi başarmış "Öden ailesi" bireylerini tanıtacağım.
 
Nazilli Basma Fabrikası Şeref Defterini baştan sona inceledim, Defterde 3 takdirname ile Öden ailesi hemen göze çarpıyor aynı sayıya ulaşmış başka aile yok.Doğal olarak Sümerbank'a gönül vermiş ve tüm zamanını Sümerbank ile ilgili her konuyu araştırmaya adamış bir Nazilli Sümerbanklı olarak, aile büyüklerimin başarısıyla gurur duydum.Bu onuru sizlerle paylaşmak istedim.

 Umarım yanlış anlaşılmam. Sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN

FOTOĞRAFLARI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN.

Büyük halam, Hatice ÖDEN 'e, Fabrika Müdürü Fazlı TURGA, altın Sümerbank rozetini takarken. 


Rahmetli dedem  Recep ÖDEN 'in Takdir belgesi. 


Halam Hatice ÖDEN (BAKKAL)'ın Takdir belgesi.

Rahmetli halam Fatma ÖDEN (POLATERCE)'nin belgesi. 

Not: Elinde büyüklerine ait böyle belge yada hatıralarıı olan arkadaşlarımız bana ulaştırır yada yazarlarsa onları da paylaşmaktan onur duyarım.



6 Haziran 2012 Çarşamba

FABRİKADAN DOĞAN KENT (NAZİLLİ)


Basma fabrikasının Nazillide kurulması kararının arkasında farklı söylentiler vardır. Bazı kaynaklarda Rusya’dan Türkiye’ye gelip fabrikaların yapılacağı alanları tespit etmek için oluşturulan Orlof Heyeti ’nin etüt çalışmalarında araziyi fabrika şartlarına uygun bulmasının olduğu söylenir. Yerel kaynaklara göre ise fabrikanın Nazillide yapılmasında en önemli faktör, Kurtuluş savaşını kazanan ordunun çekirdeğini oluşturan “Kuvva-i Milliye” milis ordusunun Nazilli de kurulmasıdır.
Atatürk’ün Kurtuluş savaşı sırasında ayrıca Konya ve Düzce isyanlarının bastırılmasında görevlendirdiği Demirci Mehmet Efeye çektiği telgrafı aşağıya koydum.

AYDIN VE HAVALİSİ KUVAYI MİLLİYE UMUM KUMANDANI DEMİRCİ MEHMET EFE KARDEŞİME
Aydın'ın doğru,özlü ve fedakâr evlatları Bolu ve Düzce Havalisinde Memleketimizi gavurların esaretine düşürmeye çalışan hainleri pek kahramanca ve fedakarca bastırdılar. Vatanımıza büyük hizmetler ifa ettiler. Allah iki cihanda aziz etsin kendilerine ve umum kumandanları olan zat-ı alinize Büyük Millet Meclisinin kalbi ve samimi teşakküratını takdim eder gözlerinizden öperim. Kardeşim efendim. Ankara, 11 Haziran 1920 Mustafa Kemal
Atatürk’ün en yakın arkadaşlarından Celal Bayar’ın “Galip Hoca” kimliğiyle Kuvva-i Milliye içerisindeki faaliyetlerinden şüphelenen Demirci Mehmet Efe tarafından tutuklanması sırasında Nazilli’nin ileri gelenleri tarafından hayatının kurtarılmasının, Celal Bayar’da Nazilli halkına bir sempati oluşturması fabrikanın Nazilli’ye yapılması kararında etkili olan başka bir faktör olmuştur.
Kişisel düşünceme göre Orlof heyeti ve Celal Bayar faktörlerinden çok, Atatürk’ün, Nazilli halkının kurtuluş savaşı sırasındaki desteğini ödüllendirme arzusu öne çıkmaktadır.
Fabrikanın Nazilli’ye yapılma konusunu böylece açıkladıktan sonra, Kurtuluş savaşından yeni çıkmış genç Türkiye Cumhuriyetinin içinde bulunduğu borç ve yoksulluk batağından kurtulma çabalarına, İzmir İktisat kongresine ve kongrede alınan 1. Beş yıllık sanayi planı kararlarına bakalım.

 İzmir iktisat kongresinde alınan önemli kararların başında   “Hammaddesi yurt içinde yetişen ya da yetiştirilebilen sanayi dallarının oluşturulması.” gelmektedir.

Bu kararın uygulanmasında en önemli rol Sümerbank’a düşmektedir.Bu amaçla Türkiye’de iki fabrika yapımı için Sovyet Rusya ile Anlaşma yapılır. Kayseri ve Nazilli’de fabrikaları kurma amacıyla Türkstroy şirketi kurulur. Türkstroy’un Türkiye’deki muhatabı Sümerbank’tır.Türkiye Cumhuriyeti fabrikalar karşılığında doğacak kredi borcunu narenciye ile ödeyecektir.

TÜRKSTROY FİRMASININ ANBLEMİ

İlk fabrika Kayseri’de yapılır. Nazilli’deki fabrikanın temeli 25 Ağustos 1935 günü Celal Bayar’ın da katıldığı törenle atılır. Tüm Nazilli halkı eskiden gitmeye korktukları “Çingene Eğreği” denilen, bataklık ve çalılık arazide toplanır. Yapılan sondajlarla her yerden su fışkırmaktadır.  

Celal Bayar temel atma merasimindeki konuşmasında özetle şunları söyler..
” Ben Nazilliye gelmiş idim. O vakit bana mahsulün para etmediğinden bahsetmiştiniz. O zaman fabrika yapmak lüzumundan bahsettim. Size fabrikayı kendiniz kurabilir misiniz dedim. Cevabınız “kuramayız” oldu… Size devlet bir gün gelir fabrika kurar mahsulünüzü alır, dedim. Böyle bir devletçiliğe taraftar mısınız dedim. Siz de kurbanıyız dediniz.”

Tüm imkânsızlıklara rağmen, İşte devlet Nazilli’ye gelmişti…


Kısa zamanda fabrikanın inşaatına başlandı, Nazilli çevresindeki ilçe ve illerden gelen işçiler ve hatta cezaevlerindeki mahkûmların bile gayretli çalışmaları sonucunda 23 ay gibi, böyle büyük fabrika yapımı için kısa sayılan bir sürede inşaat tamamlandı.


ATATÜRK FABRİKAYI ALTIN ANAHTARLA AÇIYOR
9 Ekim 1937 günü, Atatürk sağlık durumunun çok iyi olmamasına rağmen katıldığı törenle fabrikayı açtı. O gün tüm devlet erkânı Nazilli’deydi. Fabrika hastane binası balkonundan İşçilerin resmigeçidini izledi, Nazilli halkevi başkanı Avukat Sami Kutluğ’un konuşmasını, dinledi. Kendisini görmeye gelenleri selamladı, yetkililerden bilgi aldı. Toplam 2 saat kadar fabrikada kaldı. Nazilliden son derecede memnun ayrıldı. Devlet sözünü tutmuş, elini uzatmış Türkiye’nin ilk Basma fabrikası Nazilli’de açmıştı.

İŞÇİLERİN GEÇİT TÖRENİ

Fabrika kısa zamanda Nazilli’de fark edilir değişimler yapmaya başlar. Kendisi için ürettiği elektriği Nazilli halkıyla paylaşır. Nazilli sokakları aydınlanmaya başlamıştır. Aydınlanan sadece Nazilli sokakları değildir. Okuma yazma kursları, Sinema, tiyatro, müzik gibi Kültür faaliyetleriyle fabrika işçileri de aydınlanmaya başlamıştır. Çeşitli meslek kursları, devamlı yayın yapan özel radyosu, kütüphaneler Nazillililerin hizmetindedir.
Fabrika hastanesi, doktorları yıllardır Nazilli halkını pençesine alan “Sıtma” hastalığının kökünü kazırlar. Ameliyathaneli, eczaneli, diş üniteli 50 yataklı Sümerbank hastanesi Nazilli ve çevresine genç cumhuriyetin sağlık eli olarak uzanır.
Nazilli ekonomisi canlanmıştır, cepleri para gören bekârlar arka arkaya evlenmeye başlar, Fabrika çevresinde küçük esnaf, civar köylerde pamuk üreten çiftçiler, ev sahipleri, inşaatçılar, kısaca herkes kazanmaktadır.

Fabrika kurduğu spor kulübüyle bilinen, Güreş. Futbol gibi sporların yanında o zamana kadar Nazilli’de bilinmeyen boks, atletizm, paten, tenis gibi sporları da Nazillide yapılır hale getirmiştir.

Benimde yer aldığım Nazilli Sümerspor’un Rıdvan DİLMEN li kadrosu. 1979

Fabrika çevresindeki cami, okul, karakol gibi kamu kuruluşlarının ihtiyaç halinde yardımına koşar, İtfaiye teşkilatı Nazilli şehir yangınlarına anında müdahale eder.
1930 yıllarının “Pazar köy” ü kendisine uzanan cumhuriyetin eliyle kısa zamanda bambaşka bir şehir olur. Öyle ki hızla gelişen Nazilli 1960 yıllarındaki sayımlarda, bağlı olduğu Aydın ve yakınındaki Denizli vilayetlerinden daha çok nüfusa sahip modern bir şehir olmuştur.
Nazilli’de milli bayramlar bile artık farklı kutlanır olmuştur. Sümerbank bandosu ile bayramlar artık daha coşkulu, 23 Nisan’da çocuklar, basma kıyafetleriyle cumhuriyet çiçekleri gibidir.
Şehir nüfusu 10 binlerden 100 binlere ulaşır, iki ayrı parça halindeki Nazilli yeni yapılarla birbirine kavuşur, Emekli olup Nazilli'ye yerleşenlerle ülkenin her tarafından insanların kucaklaştığı, modern ve medeni bir şehir olmuştur.
Nazili basma fabrikası uzaktan görünen özellikleriyle kısaca böyle anlatabilir. Ama asıl anlatılması gereken bu fabrikanın para kazanmaya yönelik fabrikalardan olmadığıdır.
Bu fabrikalar açılan meslek kurslarıyla, teknik elemanlar yetiştirip, ihtiyacından fazlasını yeni açılacak başka fabrikalara göndererek adeta Türk sanayisinin temelini oluşturan okullardır. Yine bu fabrikalarda deneyim kazanan yöneticiler, daha sonra ayrılıp özel sektör fabrikalarında üst düzey yönetici olmuşlardır. Atölye ve işletmeleriyle, çevredeki meslek okulu öğrencileri için uygulanma alanları oluşturmaları, sağladıkları burs ve staj gibi imkânları da düşünürsek katkılarının boyutları sanırım daha iyi anlaşılır.Ayrıca, bu fabrikalar çalıştırdıkları işçilere tanıdıkları her türlü sosyal hak, sigorta ve işçi sağlığı gibi imkânlarla sektöre disiplin ve düzen getirmişlerdir. Örnek olmuşlardır. Bunu da göz ardı etmemek gerekir.

NAZİLLİ BASMA FABRİKASI SİLAHLI KUVVETLERİ EĞİTİMDE.
Nazilli basma fabrikası bir kombina olarak, düşünülmüş ve yapılmıştı. Hammadde ve enerji için gereken kömür dışında tamamen bağımsız ve kendine yeter bir şekilde inşa edilmişti.
Okulu, Hamamı, Kütüphanesi, Spor alanları, Sinema, Balo salonları, Lojmanları, Bando, İtfaiye, Özel radyo, Özel treni, Postahanesi, Fırını, kullandığı elektrik enerjisini bile kendi üreten hatta ihtiyaç halinde güvenliğini sağlayacak periyodik aralıklarla silahlı eğitim yapan, işçi ve memurlardan oluşturulmuş minik bir ordusu bile vardı...

Kar etmekten daha çok çevresine, bölgesine her konuda öncü, örnek ve yararlı olmaya programlanmış sosyal fabrikaydı. Günümüz serbest piyasa ekonomisi şartlarına uygun az işçi fakat çok makine çalıştıran ve para kazanmayı hedefleyen fabrikalarla yarışması imkânsızdı.

Biz Sümerbanklılar bir türlü kabullenemesek de fabrikamız, üzerlerine düşen tarihi misyonu başarıyla tamamlamış, Nazilli halkının milli mücadeleye olan katkılarının karşılığını fazlasıyla ödemişti.
Nazilli Basma fabrikası 31 Mayıs 2002 ‘de kapatıldı. Kapatılmasaydı, şöyle olurdu, böyle olurdu gibi uzun tartışma konusu olacak polemiklere girmeden, Nazilli meslek lisesi mezunu bir Sümerbanklı olarak şunları söylemek isterim.
Nazilli halkına hizmet etmiş, Nazilli’yi Türkiye’nin en büyük ve en güzel ilçelerinden biri haline getirmiş bu fabrikaya her Nazillinin vefa borcu var.  Fabrikamızın kapatılması, unutulmasını gerektirmiyor. Orada Atatürk’ün korunması gereken emanetleri var, Gıdı gıdı treni var. En önemlisi Tekstil müzesi haline getirilmeyi bekleyen Türkiye’nin, belki de dünyanın en büyük basma desen arşivi var.Fabrikamıza sahip çıkıp koruyamadık, hiç olmaza bu emanetlere sahip çıkalım.  İlhan ÖDEN

24 Mayıs 2012 Perşembe

SÜMERBANKLILAR BULUŞMASININ ARDINDAN.

Uzun zamandır hazırlıklarını yaptığımız toplantılarımızı yaptık.Güzellikleriyle,yanlışlarıyla değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum.

Bu toplantılar için yaklaşık 2 aydır Sümer ilkokulu ve ADÜ Sümer kampusü yönetimiyle tek başıma uğraşıyorum. Sümer ilkokuluyla hiç problemimiz olmadı ama Üniversite, fabrikaya kimseyi sokmuyor,soksa bile fotoğraf çektirmiyor içeride dolaştırmıyordu. Toplantının fabrika içinde yapılması için çok çaba sarfettim.

Sümer İlkokulu,Sümerbanklılar toplantımız için okul salonunu kullanmayı hatta ücretsiz çay vermeyi bile teklif etti,kabul etmedim.Çünkü Sümerbanklılar mutlaka fabrikada toplanmalıydı, daha  ilk toplantıda başka bir yerde toplanmak bize yakışmazdı.

Bildiğiniz gibi, bir aydan beri bu toplantının "Yitirdiğimiz Sümerbanklıları anmak,sohbet etmek ve hasret giderme" toplantısı olduğunu,gerek karikatürlerle gerek duyurularla defalarca belirttim.

Amacım Nazilli Sümerbanklıların kitle olarak hafife alınmayacak kadar güçlü olduğunu Nazilli'yi yönetenlere  göstermek ve bundan sonra asıl sahipleri olan Sümerbanklılara, fabrika kapılarının açılmasını sağlamaktı. Nazilli kaymakamını,Sümer kampüs müdürünü ve Nazilli Belediye başkanımızı bu amaçla toplantımıza davet ettik. (Belediye başkanı umre 'ye gittiği için toplantımıza katılamadı.)

Gördüğünüz gibi,toplantımızda ilk sözü ben aldım birkaç giriş sözü söyledikten sonra özellikle, vurgulayarak"Bugün burada mikrofonlarımız herkese açık olacak,herkes istediğini söyleyebilir ama biz bugün burada siyaset konuşulmasını istemiyoruz,10 yıl sonra fabrika neden kapandı,kapatılmasaydı ne olurdu? Bunları konuşmak için çok geç,biz bugün burada bundan sonra Sümerbank için neler yapabiliriz,onu konuşmak istiyoruz " dedim. (video kaydı aşağıda)


Siyaset konuşulmasını istememe sebebim.İlk toplantının polemiklere boğulup gitmesini önlemek içindi ve orada olan kaymakam,kampüs müdürü ,konuklar, kısaca herkese yönelik bir  "temenni"  idi.

Benim etim ne, budum ne? Millete siyaset yasaklamak ne haddime?

Nitekim isteyen herkese mikrofonu verdim ve kimsenin konuşmasına engel olmadım,müdahale etmedim.

Benim bu iyi niyetli gayretim yanlış değerlendirildi. Üzüldüm, kırıldım.

Eğer bir dahaki toplantıyı yine ben düzenlersem, toplantıdan önce bir anket yapacağım Sümerbanklılara toplantılarda siyaset konuşmayı isteyip, istemediklerini soracağım.Anketten "Siyaset konuşulmasını istiyoruz" sonucu çıkarsa en çok da ben konuşacağım.

Bu sayfaları takip edenler bilir,Kampüste yapılan,kimsenin görmediği farketmediği yanlışları burada en çok anlatan benim,eleştiriyi de övgüyü de gerektiğinde çekinmeden yapan benim.

Benim çizgim Atatürk ve Sümerbank çizgisidir. Bu çerçeveye giren her siyasi görüşe saygım vardır.

Nazilli Sümerbank facebook sayfasında,hakaret içermeyen ve terbiye sınırlarındaki hiçbir mesaja müdahele etmiyorum. Sümerbank adına leke getirmemek için kimseyle polemiğe girmiyorum. Başkalarının yanlışlıklarını sayfaya taşıyıp afişe etmiyorum,kimseyi sabote etmiyorum.Kişisel düşüncelerimi yazmak için Nazilli Sümerbank profilinden çıkıp,kendi profilimden yeniden facebook'a girip mesaj yazıyorum. Futbol,dini konular gibi her yöne çekilip bizi yaralayacak parçalayacak paylaşımları sayfaya sokmuyorum. Çünkü o sayfa benim sayfam değil tüm Nazilli Sümerbanklıların sayfası ben sadece orayı yönetiyorum.

Ama burası benim kişisel sayfam.Burada istediğim herşeyi en açık şekilde yazarım,anlatırım.

Nazilli'nin siyasi partilerine,sivil toplum örgütlerine, siyasetçilerine sesleniyorum.10 yıldır Sümerbank konusunu ne bir panel ne bir toplantı yapıp konuşmadınız. Ölü toprağını üstünüzden atın, bir toplantı düzenleyin  sabahtan akşama kadar doya doya siyaset konuşalım.Fabrika kapatılırken neredeydiniz, öğrenelim.Herkes eteğindeki  taşları döksün.

Artık o toplantıda,Rahmetli başbakan Ecevit'in DSP,ANAP,MHP koalisyon hükümetinin, Nazilli Basma Fabrikasını kapatma kararı mı konuşulur.DYP,CHP, koalisyonunda Çiller'le birlik olup CHP'yi bitiren pısırık  politikacıların imzaladığı özelleştirme kararları mı konuşulur. AKP döneminde makinaları nasıl çalındığı mı konuşulur, orasını bilemem...

Ama bunu mutlaka yapın ve lütfen.!

Siyaset konuşmak için, Sümerbanklıların bir daha ki toplantısını beklemeyin...
Not :
Nazilli'yi yönetenlere ve Sümer kampus yönetimine, Sümerbank camiasının ne kadat olgun ve büyük olduğunu en güzel  şekilde gösteren arkadaşlarıma bu vesile ile tekrar teşekkür ederim. Sevgiyle kalın.     İlhan ÖDEN

9 Nisan 2012 Pazartesi

BAŞKA TREN (GIDI GIDI)

Bu yazımda 1976-77 yıllarında, Nazilli Basma Fabrikası Yardım Sandığında bir süre beraber çalıştığım,Şair Emin ÖZEN ağabeyimin yazdığı güzel bir Gıdı gıdı şiiri paylaşacağım.Şimdiye kadar, Gıdı gıdı treniyle ilgili pek çok yazı,belge,fotoğraf paylaştım ama nasıl olduysa Nazilli yerel basınında yayınlanan bu şiiri atlamışım.

FOTOĞRAFI DAHA BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN.
Nur ELMASÇILAR -Veliddin SAYGIN - Emin ÖZEN - İlhan ÖDEN

Sümerbank ve özellikle Nazilli Basma fabrikasıyla ilgili yazılarımı takip eden bir arkadaşım, Nazilli'deki küçük bir çorbacı dükkanında çerçeve içinde asılı Gıdı gıdı şiirini görüp beni telefonla arayıncaya kadar böyle bir şiirin varlığından haberim yoktu.

Hemen arkadaşla buluşup çorbacı dükkanına gittim. Şiiri gördüm. Dükkan işletmecisi Nazilli Sümerbank iplik ünitesinden emekli İbrahim abiye, şiiri çerçeveletip dükkanında koruduğu ve bizlerle ulaşmasını sağladığı için tüm Nazilli Sümerbanklılar adına teşekkür ederim.

Şair M.Emin ÖZEN

Bu güzel şiirin yazarını kısaca tanıyalım.
1927 yılında Aydın’ın, Bozdoğan ilçesinin, Yenice (Köte) köyünde doğdu.Küçük yaşta edebiyatla,özellikle şiir ile ilgilenmeye başladı.İlk şiirleri Ankara Halkevi yayını Yurt gazetesinde yayınlandı. 1964-65 yıllarında ,Nazilli, Sabah ve Gerçek Gazetelerinde şiir yazmaya devam etti.Aydın-Hüraydın, Yenigün, Çınaraltı ,Hareket,Köypostası,Türke doğru, Kemalizm ve Kaynak dergilerinde şiirleri yayınlandı.

Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası Yardım sandığından emekli oldu.Dört çocuk babası olan şair M.Emin ÖZEN,Nazilli’nin Yeni mahalle semtinde ikamet etmektedir.

Halen, Çağrı,Gülpınar,Simav Anadolu dergilerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Şair M.Emin ÖZEN'e Gıdı gıdı trenini çok güzel anlattığı bu şiiri için teşekkür ederim.İlhan ÖDEN

20 Mart 2012 Salı

OKUL ve CAMİ

Bu güne kadar Nazilli basma fabrikası ile ilgili pek çok yazı yazıldı, Nazilli’ye getirdiği yenilikler, Nazilli ekonomisine, kültür, sağlık, spor ve sosyal hayatına yaptığı katkılar onlarca kez gazete ve dergi sütunlarında yer aldı. Özellikle geçtiğimiz yıl, Yazar Banu AVAR ve Tarihçi Sinan Meydan’ın katıldıkları Tv. programlarında ve yazılarında fabrikamızdan övgüyle bahsettiler. Fabrikamızın, Venezüella’da ki kopyasından, Gıdı gıdı trenimize, hamamından, fırınından, ızgaralı futbol sahamıza kadar her türlü özelliği anlatıldı…

Bu yazı ve programlar, o sıralarda gerek sanal âlemde, gerek reel ortamda fabrikamızı iyi bilmeyenler tarafından hayretle izlendi, okundu...

Bugün sizlere, şu sıralarda yeniden gündeme oturan, her iktidara gelen hükümetin kendi görüş ve istekleri doğrultusunda değişiklik yaptığı, yaz-boz tahtasına dönmüş eğitim sistemimiz ile ilgili bir paylaşım yapıp, çağdışı olarak nitelendirilip kapatılan Sümerbank’ın eğitime bakış açısını anlatmaya çalışacağım.

Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası, hiçbir yükümlülüğü olmamasına rağmen çalışanlarına yönelik sertifikalı meslek edindirme ve okuma yazma kurslarına devam ederken, mensuplarının çocuklarının eğitim sorununa çözüm getirmek ve çağdaş nesiller olarak yetişmelerini sağlamak için bir ilkokul yaptırıyor. Okulun inşaatına 17 Eylül 1945 tarihinde başlanıp fabrikanın açılış yıl dönümü olan 9 Ekim 1946 tarihinde yapımı tamamlanıyor.

Fabrika Müdürü Hayri Toker okulun açılış konuşmasını yapıyor.

Mikroskobundan, plastik anatomi iskeletine, geometri aletlerinden, haritalar ve projeksiyon makinesine, minik rasathanesinden, kütüphanesine kadar her türlü ihtiyacı Sümerbank tarafından karşılanıyor. Belki de pek çok Avrupa ülkesi ya da ABD. nin okulları bile henüz bu kadar donanımlı değilken.

En önemlisi,1947-1947 öğretim yılında, Nazilli Sümer ilkokulunda, okul öncesi eğitim veren “Ana sınıfı” var. O yıllarda okul öncesi eğitimi düşünmek,şaşırtıcı...

15 Ekim 1947 Nazilli Sümer ilkokulu Ana sınıfı

Türkiye’nin pek çok ilinde yeterince, köylerinin yarısından çoğunda okul yok iken… Henüz, ilköğretim bile zorunlu değil iken… 1947 yılında, sıralara yetişemeyecek küçük çocuklar için özel yapılmış minik sandalyeli, masalı karatahtalı ve öğretmeni olan bir Ana sınıfı açmak…

Yere yakın karatahta ve minik masa ve sandalyeli ana sınıfı

Atatürk Sümerbank Nazilli Basma Fabrikasını açmaya geldiğinde “Buraya bir cami, bir de okul yapın” demiş…

Atatürk ister de, Sümerbank'lılar yapmaz mı? Hem de “Âleme örnek olsun “ diye yapmışlar...

Sadece yapmakla kalmayıp, okulun,caminin badanasını, tamiratını, her türlü ihtiyacını yıllar boyu üstlenmişler, kurdukları Halkevi, yardım dernekleri ve eğitim vakıflarıyla yüzlerce öğrenciye burs vermişler...
Sümer Halkevi tarafından giydirilen çocuklar.
Bir fabrikanın bölgesine bu kadar katkı yapmasının başka örneği varmıdır? Sizce bu fabrikalar, çok para kazanmayı hedeflemedikleri için yanlış mı yapmışlardır? İsimlerini tarihten bile silmek için bu acele gayretin sebebi nedir? Herkesin bu soruların cevaplarını iyi düşünmesi lazım?

Sevgiyle kalın.... İlhan ÖDEN

(Sümer Camisini merak edenlere,kartonpiyer,vitray,ahşap işçiliği, hat işlemeli duvar ve kubbe süslemeleriyle, Sümerbank Basma Fabrikası camii hala Nazilli'nin en güzel camisidir.)

Not : Yıl 2012,Türkiye eğitim sistemi yeniden elden geçiriliyor. İktidar zorunlu eğitim 4+4+4 derken, muhalefet hayır 8+4 olsun diyor. Sonuç bugün yarın belli olacak.Artık okullar eğitim yuvası olmaktan çıktı, Öğrenciler ,öğrenmeden okulları bitiriyor. Bir şeyler öğrenmek için dershanelere avuç dolusu para ödemek gerek. Dershaneye gitmeden herhangi bir sınavda başarılı olmak imkânsız, kimse farkında değil. Belki farkındalar ama işlerine gelmiyor. Çünkü bu sisteme, bilgili kişiden çok, asgari ücretle çalışacak “amale” lazım. Eğitim kimsenin umurunda değil?

2 Mart 2012 Cuma

Atatürk Müzesine " Sera Naylonlu önlem"

Aşağıdaki fotoğrafta, Nazilli basma fabrikasının müdüriyet binasını görüyorsunuz. Binanın çatısında kırmızı daire içine aldığım ve iyice dikkat çekmesi için oklarla gösterdiğim beyazlığın ne olduğunu tahmin etmenizi istesem cevabınız ne olurdu?Aklınıza ilk gelenin “kar” olduğunu tahmin ediyorum. Evet, uzun zaman sonra Nazilli bu yıl kar ile hasretini giderdi ama karlar iki gün içinde eriyip yok oldu gitti.

Başka ne olabilir diye sorup sizi uğraştırmadan cevabı vereyim. “Sera naylonu”

FOTOĞRAFI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN.

Sera naylonunun çatıya neden serildiğini anlamak için çok zeki olmaya gerek yok. Naylonun tam altındaki oda Sümerbank zamanından kalma Atatürk müzesinin olduğu oda. Muhtemelen çatı akıyor bina “Sit korumasında “ olduğu için müdahale edilemediğinden böyle uyduruk bir önlem alınmış.

Nazilli Sümerbank kapanalı 10 yıl kadar oluyor.10 yılda Atatürk müzesinin yeşil halısı rutubetten çürüdü kaldırıldı. Duvarlardaki yağlıboyalar marul yaprağı gibi katman katman kabarmış. İçerde saklanan eşyalar, kataloglar, albümler, şeref ve hatıra defterlerinin ne durumda olduğunu bilmiyoruz.


Fabrikanın başka bölümlerinin de, Atatürk müzesinden farklı olduğunu sanmıyorum. Yıllardır defalarca yazmamıza rağmen Gıdı gıdı hala yağmurun, güneşin altında korunmasız duruyor. Bisiklet garajının yarısı çökmüş öyle duruyor. Kısacası fabrikanın her tarafı dökülüyor.


Yöneticilere, yetkililere her duyurduğumuzda sevindirici cevaplar alıyoruz ama nedense bir türlü müspet bir gelişme olmuyor.


SİT alanı nedir?

“Bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması gerekli olan, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır…”

Ya hu bu nasıl korumadır. 2012 yılında sera naylonu ile müze korumak kadar çağdışı ve komik bir çözüm olabilir mi?

Bu işlerle ilgilenen kurum hangi kurum ise (Muhtemelen Anıtlar Yüksek Kurulu) bir an önce karar versin, ne yapılacaksa bir an önce yapılsın. Tamirat ve bakımların aslına uygun olarak yapılması için Adnan Menderes Üniversitesi, Nazilli belediyesi, Nazilli Kaymakamlığı, Aydın milletvekillerimiz üzerlerine düşen görevleri yapsınlar.

Hürriyet caddesinden Sümerpark’a, Bozdoğan’a doğru geçen herkesin hemen gözüne çarpan ve 2012 Türkiye’sine yakışmayan bu duruma bir çözüm bulunsun.

Fabrikaya sahip çıkmadık,hiç olmazsa anılarına sahip çıkalım. Bu durum Nazilliye yakışmıyor.

İlgililere ve Nazilli’yi idare edenlere duyrulur. İlhan ÖDEN



22 Şubat 2012 Çarşamba

NazillLİfe Dergisinde yerimizi aldık.

2008 yılından beri sanal alemde Sümerbank bayrağını dalgalandırma gayretlerimiz yavaş yavaş meyvelerini vermeye başladı. İnternet sitelerinin kaynak göstererek alıntılarıyla başlayan fark edilmemiz, ulusal ve yerel basında haber niteliğinde çıkan yazılarla devam etti.
Nazilli yaşamından kesitler aktarma amacıyla yayına başlayan NazilliLİfe dergisinin ilk sayısında Nazilli Sümerbank’a tam 3 sayfa yer ayırdı. Bloğumuzda daha önce yayınlanan röportaj ve anı yazılarım derginin 9. ve 30–31. sayfalarında yayınlandı.



NazilliLİfe dergisinin 9. Sayfasında Nazilli Basma Fabrikasının inşaatında ustalık yapan 100 yaşındaki Galip İNÇ ile yaptığımız röportaj yer aldı.

30 ve 31. Sayfalarda ise Nazilli basma fabrikasının göz bebeği Fabrika Bahçesi’ni anlattığım anı yazısı yayınlandı.

NazilliLife dergisi yayın hayatına devam ettiği sürece, Nazilli Sümerbank olarak bize ayrılan sayfalardan, Sümerbanklı büyüklerimizin,çalışma arkadaşlarımızın anılarını canlandırmaya, fabrikamız ile tanışmamış genç kardeşlerimize fabrikamızı anlatmaya ve Nazilli Basma fabrikasını Nazilli gündeminde tutmaya gayret edeceğiz.Selamlar,Sevgiler…
İlhan ÖDEN