11 Mayıs 2026 Pazartesi

🎭 SÜMER TİYATROSU

 

🎭 SÜMER TİYATROSU & KEŞANLI ALİ DESTANI

1972 yılının ilk aylarında, Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası çalışanları ve yakınlarından oluşan “SÜMER” amatör tiyatro grubu kuruldu. Hedefleri büyüktü: Türk tiyatrosunun başyapıtlarından, büyük usta Haldun Taner’in kaleme aldığı Keşanlı Ali Destanı’nı sahnelemek.
Tiyatro grubuna her türlü destek ve organizasyon kolaylığı dönemin basmahane müdürü Cafer Nasuhbeyoğlu tarafından sağlandı. Oyunun sahneye konulması, dekorların hazırlanması, kostümlerin temini ve sahne aksesuarları ise Basma-Gravür servisinden İlhan Duyal Bey’in gayretiyle karşılandı.
Çalışmalar, oyuncuların mesai saatleri dışında kalan istirahat zamanlarında yürütülüyordu. Vardiya düzeni nedeniyle çoğu zaman uykusuz, yorgun ve bitkin olmalarına rağmen; hastalık, uykusuzluk ve yorgunluk gibi engellere aldırmadan, büyük bir özveri ve disiplinle provalar tamamlandı. SÜMER tiyatro grubu, dinlenme saatlerinden severek ayırdıkları zamanlarda bu çalışmayı adeta bir gönül işi olarak sürdürdü.


Gruptaki bazı kişiler tiyatroya yabancı değildi. Okul yıllarında çeşitli oyunlarda rol almış olanlar, daha önce sahne deneyimi yaşamamış arkadaşlarına rehberlik ediyor; replik ezberinden sahne duruşuna kadar her ayrıntıda destek oluyorlardı.
8 Temmuz 1972 günü, Nazilli Sümerbank yazlık sinemasında oturulacak tek bir boş sandalye dahi yoktu. Dekorlar, soyunma odaları ve organizasyon kusursuzdu. Oyun, amatör bir ruhla fakat profesyonel bir ciddiyet ve performansla, en küçük bir hata olmadan tamamlandı. Yazlık sinemayı dolduran protokol, misafirler ve Sümerbank mensupları oyuncuları dakikalarca ayakta alkışladı.
O günlerde 14 yaşında bir izleyici olarak, daha önce Nazilli Sümerbank salonlarında birçok profesyonel tiyatro topluluğunu izlemiş olmamıza rağmen, bu oyunun bizde bıraktığı etki çok daha derin oldu.
Sümer tiyatrosu ertesi gün aynı yerde bir temsil daha verdi. Ardından Sümerbank Manisa Fabrikası ve Kuşadası Sümerbank Kampı’nda birkaç temsil daha gerçekleştirildi.

Ne yazık ki 1973–74 yıllarında televizyonun hayatımıza girmesi ve sinema sektöründeki değişim rüzgârı, bu tür güzel çalışmaların devamını zorlaştırdı. Kısa süre sonra Sümerbank’ın yazlık ve kışlık sinemaları da faaliyetlerini durdurdu.
Bu hatıra, Sümerbank’ın yalnızca üretim yapan bir fabrika olmadığını; çevresine kültür, sanat ve sosyal hayat kazandıran bir yaşam alanı olduğunu gösteren kıymetli bir tanıklıktır.
Çocukluk yıllarımdan kalan böyle güzel anılarımı sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.Elimden geldiğince Sümerbank'ın sadece bir fabrika olmadığını,çevresine neler kazadırdığını "Sümerbank'ı tarihten sildik", "Devlet bez dokumaz" diyenlerin aslında halkı nelerden mahrum ettiklerini anlatmaya devam edeceğim.
Sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder