8 Mayıs 2026 Cuma

SALATALIKÇILAR (Geçmiş zaman notları)

SEYYAR SALATALIKÇILAR

Çocukluğumuzun kavurucu yaz günlerinde sokak aralarında dolaşan seyyar satıcıların kendine has bir yeri vardı. Kimi dondurma satar, kimi kar helvası… Ama bir de salatalıkçılar vardı ki, hem serinletir hem susuzluğu giderirdi.


1970’li yıllardan önce satılan salatalıklar, bugünküler gibi bir karış boyunda değildi. Neredeyse 35–40 santimetre uzunluğunda, iri mi iri salatalıklar olurdu. Satıcı, muşamba kaplı arabasına özenle dizdiği salatalıkların üzerine ara sıra su döker, onları hem serin tutar hem de canlı gösterirdi. Salatalık soyulmaya başladığında etrafa yayılan o taze koku, daha ilk anda insanın içini ferahlatırdı.

Almak isteyen olunca satıcı, elindeki bıçakla salatalığı ustalıkla soyar, ardından uzunlamasına artı (+) şeklinde yarar, içine tuz serper ve müşteriye uzatırdı. O tuzlu, sulu, katır kutur ses çıkaran salatalığı oracıkta yemek, yaz sıcağında bulunmaz bir nimetti.

Elbette her salatalık tatlı çıkmazdı. Bazıları acı olur yenmezdi ama oldukça çok alıcısı olurdu. Satıcı hemen başka bir salatalık soyar acı çıkanla değiştirirdi.

Bugünden bakınca insan şaşırıyor. O zamanlar hijyen konusuna bugünkü kadar dikkat edilmezdi. Satıcının eldivensiz elleri, sokağın tozu, arabanın üstü… Bunların hiçbiri müşterinin umurunda olmazdı. Hatta o yıllarda ameliyata giren doktorların bile tek kullanımlık steril eldiveni zor bulduğu düşünülürse, bu durum pek de yadırganmaz.

Sokaklarda bu salatalıkçıları en son 1985’li yıllarda gördüğümü hatırlıyorum. Belki sonrasında da satan olmuştur, ama ben rastlamadım. Bugün aynı şekilde satılsa, doğrusu ben alıp yemem. Alan olur mu, bilmem. Çünkü artık serinlemek için çok daha farklı ve hijyenik seçenekler var.

Yine de bunları yazmak gerek. Bilmeyen gençler öğrensin ki, bir zamanlar yaz sıcağında serinliğin ve ferahlığın adresi, sokak aralarında dolaşan bir seyyar salatalık arabasıydı.

Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder