Başka başlıklarda Nazilli Basma Fabrikasını anlatırken kreş konusuna da zaman zaman değinmiştim. Fakat kreş konusu Sümerbank’ anlatırken üç-beş kelimeyle geçiştirilecek kadar basit bir konu değil. Onun için elime de güzel fotoğraflar geçmişken bu yazımda sizlere Nazilli Sümerbank kreşini anlatmaya çalışacağım. (Fotoğraflar için Neşe İyigör Arslan hanıma çok teşekkür ederim)
Annem ,evlendikten sonra fabrika da çalışmadığı için ben hiç kreşte kalmadım ama 1-2 günlüğüne de olsa kreşte kalmayı çok isterdim.”İlhan,kreşte kalmamış bize neyi anlatacak” dediğinizi duyar gibiyim.Ben kreşte kalmadım ama arkadaşlarımdan bazıları,amcam, ablamın, arkadaşlarımın çocukları yuvada kaldılar.Anneannem kreşte çalışmış.. Belki benden daha iyi anlatacak kişiler de vardır ama bu konuyu bilmeyenlere benim anlatacaklarım bile fazlasıyla yetecektir bundan eminim..
Nazilli Sümerbanklılar kreş kelimesini pek kullanmazdı. Bizim için orası çocuk yuvası hatta sadece "yuva" idi. Annesi fabrikada çalışan çocuklar fabrikanın yuvasında kalırlardı. Sümerbank bünyesindeki başka fabrikalarda da benzer yuvalar vardı ama Sümerbank dışındaki işyerlerinde böyle yuvalar olduğunu sanmıyorum.
Büyüklerimden duyduğuma göre fabrikanın ilk çocuk yuvası, Sümer ilkokulunda açılmış, sonra, fabrika nizamiye kapısının sol tarafında, sonradan personel servisi olarak kullanılan uzun binaya geçilmiş daha sonra da fabrika içine Kreş binasının yapılmasıyla hizmete kendi binasında devam edilmiş. Bu binanın yapıldığı dönemi hatırlamıyorum fakat kreş çocuklarının oynadığı oyun parkındaki dönen zincirli salıncağın, Misafirhane önündeki boş alanda durduğu aklımda kalmış. Sonradan bu oyuncaklar yeni kreş binasının fabrika alanı içindeki bahçesine taşındı.Sanırım bu kadar yuva tarihi açıklaması yeterli ,şimdi birazda Sümerbank yuvalarının benzer kreşlerde olmayan asıl özellikleri anlatayım.
Büyüklerimden duyduğuma göre fabrikanın ilk çocuk yuvası, Sümer ilkokulunda açılmış, sonra, fabrika nizamiye kapısının sol tarafında, sonradan personel servisi olarak kullanılan uzun binaya geçilmiş daha sonra da fabrika içine Kreş binasının yapılmasıyla hizmete kendi binasında devam edilmiş. Bu binanın yapıldığı dönemi hatırlamıyorum fakat kreş çocuklarının oynadığı oyun parkındaki dönen zincirli salıncağın, Misafirhane önündeki boş alanda durduğu aklımda kalmış. Sonradan bu oyuncaklar yeni kreş binasının fabrika alanı içindeki bahçesine taşındı.Sanırım bu kadar yuva tarihi açıklaması yeterli ,şimdi birazda Sümerbank yuvalarının benzer kreşlerde olmayan asıl özellikleri anlatayım.
FOTOĞRAFLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
En önemli özelliklerden biri çocukların yuvaya kabul yaş sınırının olmamasıydı. Doğumdan sonraki yasal 3 aylık doğum iznini kullanan anne, işbaşı yaptığında bebeği hemen yuvaya kabul ediliyordu. 3 aylık bebekler okul çağına kadar yuvada kalabiliyor hatta bazı özel durumlarda okul çağındaki çocukların bile ailesi soruna çözüm buluncaya kadar yuvada kalmasına izin veriliyordu.
Bebeği yuvada kalan anneler mesai saatleri içinde 2 kere bebeklerini emzirmek için yuvaya geliyor bunun dışında çocukların her türlü bakımı Sümerbank'ın kadrolu çocuk bakıcıları tarafından yapılıyordu.
Emzirme dönemini geçmiş daha büyük çocuklara, yuvada kaldıkları saatlerde kahvaltı, süt, meyve suyu gibi gıdalar Sümerbank tarafından bedelsiz veriliyor ayrıca kreşte kalan çocuklara fabrika yemekhanesinden ücretsiz yemek de veriliyordu.
Bebeği yuvada kalan anneler mesai saatleri içinde 2 kere bebeklerini emzirmek için yuvaya geliyor bunun dışında çocukların her türlü bakımı Sümerbank'ın kadrolu çocuk bakıcıları tarafından yapılıyordu.
Emzirme dönemini geçmiş daha büyük çocuklara, yuvada kaldıkları saatlerde kahvaltı, süt, meyve suyu gibi gıdalar Sümerbank tarafından bedelsiz veriliyor ayrıca kreşte kalan çocuklara fabrika yemekhanesinden ücretsiz yemek de veriliyordu.
FOTOĞRAFLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Yuvada herhangi bir sağlık problemini önlemek için sürekli kadrolu kreş doktoru ve hemşirelerden oluşan bir sağlık ekibi bulunuyordu. Kreş çocuklarına olanaklar ölçüsünde her türlü ilaç ve tedavi ücretsiz sağlanıyor. Gerekli durumlarda fabrika hastanesine sevk ediliyordu. Koruyucu aşılama yine Sümerbank tarafından kreşte ve lojmanlarda kalan tüm çocuklara ücretsiz uygulanıyordu.
Küçük çocukların altlarına bağlanan bezler,giydikleri pijamalar bile Sümerbank tarafından ücretsiz veriliyor, gerekli temizlik işleri kadrolu çocuk bakıcıları tarafından yapılıyor. Çocukların düzenli uyumaları yine bakıcılar tarafından sağlanıyordu.
Küçük çocukların altlarına bağlanan bezler,giydikleri pijamalar bile Sümerbank tarafından ücretsiz veriliyor, gerekli temizlik işleri kadrolu çocuk bakıcıları tarafından yapılıyor. Çocukların düzenli uyumaları yine bakıcılar tarafından sağlanıyordu.
FOTOĞRAFLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
FOTOĞRAFLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Bu hizmetler için çalışanlardan hiçbir ücret talep edilmiyor. Tüm giderler Sümerbank tarafından karşılanıp üretim maliyetine yansıtılıyordu.
FOTOĞRAFLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
FOTOĞRAFLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Verdikleri hizmet karşılığında annelerin neredeyse kazançlarının yarısından fazlasını bu kurumlar ya da özel bakıcılar alıyorlar. Üstelik annenin çocuğunu istediği zaman görebilme şansı da yok.
FOTOĞRAFLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Sümerbank'ı çağdışı olmakla suçlayanlara soruyorum. Bundan 50 yıl önce anneler ve çocukları ayırmadan istedikleri zaman birbirlerini görebilecek şekilde hizmet veren böyle sosyal fabrikalar mı çağdışı?
Yoksa bunu idrak edemeyen ve her şeyi para olarak gören, çalışanları,köle veya makine gibi kullanan liboşlar mı çağdışı?
Sümerbank onların zihniyeti gibi "her şeyi paraya dönüştüren" bir kurum olsaydı şimdi Türkiye’nin en, dünyanın sayılı zengin şirketlerinden biri olurdu.
Ama herhalde kapandıktan 10 yıl sonra bile hakkında böyle güzel şeyler yazılan, kurucularına hayır duaları yapılan bir kurum olamazdı.
Sümerbankların bu yönlerini bilmeyip,Nazilli basma fabrikasını sadece "bez" dokuyan sıradan bir fabrika zanneden ve her şeyi babalar gibi satmayı meziyet belleyenler..
İzlemeye ve şaşırmaya devam edin.
İlhan ÖDEN
Yoksa bunu idrak edemeyen ve her şeyi para olarak gören, çalışanları,köle veya makine gibi kullanan liboşlar mı çağdışı?
Sümerbank onların zihniyeti gibi "her şeyi paraya dönüştüren" bir kurum olsaydı şimdi Türkiye’nin en, dünyanın sayılı zengin şirketlerinden biri olurdu.
Ama herhalde kapandıktan 10 yıl sonra bile hakkında böyle güzel şeyler yazılan, kurucularına hayır duaları yapılan bir kurum olamazdı.
Sümerbankların bu yönlerini bilmeyip,Nazilli basma fabrikasını sadece "bez" dokuyan sıradan bir fabrika zanneden ve her şeyi babalar gibi satmayı meziyet belleyenler..
İzlemeye ve şaşırmaya devam edin.
İlhan ÖDEN


















