Bu yazımda sizlere, yaklaşık seksen yıl önce fabrikamızın iplik ünitesinde yaşanan üzücü bir olaydan ve bu olayla, yıllar sonra karşılaştığım açıklaması güç bir benzerlikten söz edeceğim.
Faden Kutlu…
Abdullah kızı, 1340 Yalvaç doğumlu. 1938 yılında fabrikamızın iplik ünitesinde çalışmaya başlamış, genç ve güzel bir kadın.
Paylaşılan nişan fotoğraflarından öğrendiğimize göre 1944 yılında, fabrikanın enerji santralinde çalışan Noman Sıtkı Gençoğlu ile hayatını birleştirir.
Noman Bey, sıradan bir işçi değildir; fabrikanın çeşitli sosyal faaliyetlerinde yer alan önemli isimlerden biridir. Fabrika orkestrasında bateri, bandoda davul çalan, boksör, sportmen, hayat dolu, yakışıklı bir gençtir...
Arşivimde o günlerden kalan fotoğrafları var. Hikâyelerinde de hüzün...
1945 ile 1950 yılları arasında, Faden Hanım iş yerinde korkunç bir iş kazası geçirir.
Saçının bir bölümünü, derisiyle birlikte bobin makinasına kaptırır. O günlerin ağır şartlarında yaşanan, sadece bir kaza değil, ihmalleri de gözler önüne seren acı bir hadisedir.
Olay, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ne kadar ulaşır. İnönü, Faden Hanım’ın tedavisini üstlenir. Kendisine protez saç da yaptırır.
Faden Hanım’ın 1944 tarihli nişan fotoğrafında saçlarının yerinde olması ve İnönü’nün 1938-1950 yıllarında cumhurbaşkanlığı yaptığını göz önüne aldığımızda, bu üzücü kazanın 1945-50 yılları arasında yaşandığı anlıyoruz.
Bu acı olaydan sonra tüm Sümerbank fabrikalarında önemli bir karar alınır. Hareketli makinelerde çalışan kadınlar için saç bağlama zorunluluğu getirilir.
Basit bir uyarı gibi görünen “SAÇLARINI BAĞLA” levhasının arkasında, işte böyle hüzünlü bir hikâye vardır...
Benim için asıl şaşırtıcı olan, bu olaydan yıllar sonra karşılaştığım bu olayla bağlantılı başka bir durumdur.
1995’lı yıllarda, AQAP sertifikası almak için fabrika alanında düzenlemeler yapılırken. Fabrika desinatörleri tarafından çizildiğini düşündüğüm bir uyarı levhası kadınların yoğun olarak çalıştığı, İplik ünitesi duvarlarına çakıldı. Herkesin önünden görüp geçtiği o levha aslında benim de pek dikkatimi çekmemişti.
Ta ki , Faden Hanım’ın torunlarının gönderdiği bir fotoğrafını sayfamda paylaştığım 2013 yılına kadar.
Olayı; Amcam Halil Öden'in Faden Kutlu Gençoğlu teyzemizin fotoğrafına yaptığı yorumdan öğrendim...
O anda, fabrika duvarında çakılı levha gözümün önüne geldi, bir benzerlik olduğu hemen farkettim. İlk fırsatta fabrikaya gidip o levhanın fotoğrafını çekmeliydim...
Gıdı gıdı belgeseli çekimleri sırasında aradığım fırsatı bulup, İplik ünitesi duvarındaki levhanın fotoğrafını çektim.
Hafızam beni yanıltmamıştı. Faden Hanım’ın fotoğrafı ile duvara çakılı levhadaki kadın resmi bakış açıları bile neredeyse birebir aynıydı.
Oysa, levhayı çizen desinatörlerin, Faden Hanım’ı tanıması mümkün değildi. Aradan yaklaşık 50 yıl geçmiş, fabrikada bu olayı hatırlayan, hikayeyi bilen kimse kalmamıştı.
Fotoğraf ile levhayı yan yana koyduğumda şaşkınlığım daha da katlandı.
Acaba, tesadüf müydü?
Bilinçaltının bir oyunu mu?
Yoksa geçmişin, unutulmak istenmeyen bir hatırasının duvarlara yansıması mı?
Açıklayamadığım, olağanüstü bir durum...
Siz ne dersiniz? Faden teyzemiz ve eşi Noman Bey yıllar önce vefat etmişler. Hikayelerinin bir bölümünü paylaşarak anmış olduk. Mekanları Cennet olur inşallah.
Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN
Not: Sizin de fabrika ve Sümerbank'la ilgili böyle anılarınız ya da aile büyüklerinizden duyduğunuz anlatılmaya değer, yaşanmış ilginç anılar varsa, detayları bana yazın. Hikayeleştirip paylaşalım.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder