24 Şubat 2026 Salı

DONDURMA KAYMAK…


Seyyar dondurmacılar çocukluk günlerimizin en renkli figürleriydi. Nazilli’nin öğle sıcağının bastırdığı saatlerde ortaya çıkar, dondurmaları bitene kadar sokak sokak dolaşırlardı.

Gözümüz yolda, kulağımız ezberlediğimiz o sesteydi:

"Dondurmaaa… Kaymaak!.."

Annemizden parayı alana kadar içimizi bir telaş kaplardı. Ya hızlıca geçip giderse… Ya yetişemezsek…

Yaz biter, havalar serinlerdi. Dondurma mevsimi kapanınca üç tekerlekli arabalar küçük bir operasyonla Şamişi arabasına dönüşürdü.

Bu kez akşamüstleri yollarını gözlerdik.

Sümerbank lojmanlarının kadrolu dondurmacısı vardı: “Hoca” lakaplı, çelimsiz, kasketli, ellili yaşlarda bir amca. Çırpı bacaklarıyla o arabayı akşama kadar yorulmadan sürerdi. Dondurması da güzeldi ama asıl meşhur olan, kendi yaptığı bol fıstıklı, ballı Şam tatlısıydı.

Biz ona “Şambali” derdik. Başka yerde pek duymadım ama bizim dilmizde adı oydu.

Paylaşmayı bilirdik. Arkadaşımızın parası yoksa, şambaliyi spatulaya benzeyen o aletiyle ortadan ikiye böldürür, baklava dilimi gibi pay ederdik. Kenarları güzel kızarmış kısmı bana daha lezzetli gelirdi. O çıtır tat hâlâ damağımdadır.

Sonra bir gün seyyar dondurmacılara yasak geldi. Sokaklardan o ses çekildi. Dondurma artık vitrinde satılır oldu. Şamişi devam etti ama o sokakların heyecanı kayboldu.

Hoca amca da yıllar önce aramızdan ayrıldı.

Şimdi yaz sıcağında biri “Dondurmaaa kaymaak!..” diye bağırsa, belki biz yine kapıya koşarız.

Bu vesileyle Hoca amcaya bir rahmet okuyalım.

Bazı insanlar küçücük arabalarla koca bir çocukluğu taşır.

Sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder