18 Şubat 2026 Çarşamba

PODYE (Geçmiş zaman notları)

 


Biz siyah okul önlüğü giyen jenerasyondanız. O zamanlar okul önlüklerine "Podye" denirdi. İlkokulda siyah önlük beyaz yaka , ortaokul ve lisede şapka takmak hem erkek hem kız öğrencilere zorunluydu. 

İlkokul çantalarımız "Asker bavulu" gibiydi. Okula dair ne varsa her gün çantamızda taşırdık: tüm ders kitapları, defterler, atlas, pergel… Aklınıza gelen her şey. Ders programı vardı ama biz her ihtimale karşı hepsini yanımızda götürürdük. Öğretmen, "çıkarın" dediğinde herşey hazır olmalıydı. Bazen yağmur yağar, hava aşırı soğuk olursa, beden dersinde matematik ya da başka bir ders yapılabilirdi. 

Babalarımız, annelerimiz bizi “Eti senin, kemiği bizim” diyerek öğretmene emanet ederlerdi.  Ödev yapmaz ya da yaramazlık yapar, öğretmenden azar işitirsek annemize, babalarımıza sebebini anlatmaktansa susmayı tercih ederdik. Öğretmenimizi ailemize şikayet etmek aklımızın ucundan bile geçmezdi.

Çok çalışkan bir öğrenci değildim. Oyun oynamayı, top peşinde koşmayı daha çok severdim. Biraz da yaramazdım doğrusu… Ama hepimiz doya doya çocukluğumuzu yaşadık. Eğitim hayatım boyunca hiç sınıfta kalmadım. Tek teşekkürümü sanat okulu bitirirken aldım. O dönemde öyle şeyler yoktu. Başarılı ya da başarısız isek, öğretmenimiz karnenin sağ alt tarafına bir iki kelimeyle bir not yazardı. Okumayı söktüğümüzde önlüğümüzün sol göğsüne kırmızı kurtela takarlardı.

Benim için veli toplantılarında öğretmenlerimin “Zeki ama pek ders çalışmıyor.”  cümlesi adeta klasikleşmişti. Sevdiğim derslere odaklanır, sevmediklerime ise sınıfı geçecek kadar çalışırdım. Beden eğitimi dâhil tüm derslerde aynı kıyafeti, aynı ayakkabıları giyerdik.

İlkbaharda öğretmenlerimiz nezaretinde bir kaç sınıf birlikte kır gezilerine giderdik. Kibrit kutusuna tuz koyar, haşlanmış yumurta ve patates yerdik. Hemen her gün yediğimiz şeyler olsa bile, bize en zengin kahvaltılardan daha güzel gelirdi.

Ortaokul bitinceye kadar saçlar erkek öğrenciler 3 numara kabak tıraşı olurdu. Saç uzatmak için yaz tatilini beklerdik. Her hafta tırnak ve temizlik kontrolü yapılırdı. Yerli Malları Haftası ve diğer özel günler ayrı bir heyecandı. Topluca sinemaya gidilir, okula sihirbaz gelirdi.

Karneye notlar rakam olarak yazılmaz,  "Zayıf - Orta - İyi - Pekiyi" şeklinde yazılırdı. Tüm derslerimiz "pekiyi" olsa bile son sınıfta "okul bitirme sınavı" yapılırdı. İlkokulda, ortaokulda ve lise sonda o sınava girilirdi.

İşte böyle… Çocukların, yarıştırılmadığı, öğrenmeden sınıfların asla geçilemediği, herkesin eşit şansa sahip olduğu, derslerin yanında, tiyatro, müzik, folklör ve sportif çalışmalara önem verildiği, çeşitli sosyal kollarla öğrencileri hayata hazırlayan çalışmaların yapıldığı, eğitimde saygı ve disiplinin öncelikli olduğu çok güzel yıllardı.  

Benim yazacaklarım bu kadar,mutlaka eksik bıraktığım bazı şeyler olmuştur.. Onları da siz ilave edersiniz.

Bu vesileyle aramızdan ayrılan arkadaşlarımı ve öğretmenlerimi rahmetle anıyor, yaşayan öğretmenlerime ve arkadaşlarıma sağlıklı, uzun ömürler diliyorum. Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder