4 Nisan 2018 Çarşamba
Kayseri Sümerbank Açılış töreni,İşçilerin resmi geçit ve spor gösterileri.1935
2 Mart 2018 Cuma
ÖZLEDİK,HEM DE ÇOK ÖZLEDİK.
ÖZLEDİK
Fabrikanın her bölümünün kendine özgü bir kokusu ya da sesi vardı.
Basmahane asit ve boya, santral kömür, beyazlatma klor ve arap sabunu, haşıl nişasta, katlama kumaş kokardı.
Kaynakhanede asetilen ve yanan elektrotlardan çıkan duman, marangozhanede mis gibi çam havası, temerküz atölyesinde gürgen kokardı.
Mekanik atölyenin kapısından girince ahşap zemini kurtlardan korumak için dökülen mazot ve yağların kokusuna karışan, makinelerin kesici aletlerini soğutan sıvıların kokusuyla karşılaşırdık.
Bazı yerler güzel, bazı yerlerde de "Bu adamlar burada nasıl çalışıyor" dedirtecek kadar, rahatsız edici ağır kokular vardı...
İnanırmısınız. o kokular hala burnumuzda, o sesler hala kulaklarımızda...
Ama, biz kokunun iyisini de kötüsünü de, tozunu, gürültüsünü de, her şeyini...
Özledik hem de çok özledik. İLHAN ÖDEN
Fabrikanın her bölümünün kendine özgü bir kokusu ya da sesi vardı.
Basmahane asit ve boya, santral kömür, beyazlatma klor ve arap sabunu, haşıl nişasta, katlama kumaş kokardı.
Kaynakhanede asetilen ve yanan elektrotlardan çıkan duman, marangozhanede mis gibi çam havası, temerküz atölyesinde gürgen kokardı.
Mekanik atölyenin kapısından girince ahşap zemini kurtlardan korumak için dökülen mazot ve yağların kokusuna karışan, makinelerin kesici aletlerini soğutan sıvıların kokusuyla karşılaşırdık.
Bazı yerler güzel, bazı yerlerde de "Bu adamlar burada nasıl çalışıyor" dedirtecek kadar, rahatsız edici ağır kokular vardı...
İnanırmısınız. o kokular hala burnumuzda, o sesler hala kulaklarımızda...
Ama, biz kokunun iyisini de kötüsünü de, tozunu, gürültüsünü de, her şeyini...
Özledik hem de çok özledik. İLHAN ÖDEN
4 Şubat 2018 Pazar
Yine bir ilk,yine bir Nazilli Sümerbanklı.
Fabrikamızın desinatörlerinden Müzeyyen Nalbantoğlu bir kurum çalışanı olarak tanıtılan Türkiyenin ilk tasarımcı olarak kayıtlara geçmiş.
Detaylar aşağıdaki bağlantıda
5 Ocak 2018 Cuma
NAZİLLİ SÜMERBANK'TAN PROFESÖRLÜĞE.
NURETTİN YELKEN
SÜMERBANK'TAN PROFESÖRLÜĞE
SÜMERBANK'TAN PROFESÖRLÜĞE
Nurettin Yelken 1918’de Denizli’nin Çal Kazasında doğmuştur. Esnaf bir ailenin çocuğu olduğu biliniyor. İlk ve orta okulu bitirdikten sonra,babasını küçük yaşta kaybettiği için önce devlet demir yollarında çalışıyor. Sonra da uzun süre görev yapacağı Nazilli Sümerbank’ta muhasebeci olarak çalışmaya başlıyor.
Nurettin Yelken Nazilli Sümerbank Salonunda
Nazilli Basma Fabrikası’nda 1939 – 1952 yılları arasında muhasebeci olarak çalıştıktan sonra,tahsilini tamamlamak arzusunu belirterek İzmir Basma Fabrikası muhasebeciliğine tayin ediliyor.
Bu arada Serazer hanım ile evlenmiş ve çocukları Çiçek (1940), İpek (1944),Bülent (1947) dünyaya gelmiştir (Mimar Bülent Yelken 2000 yılında vefat etmiştir) . Onların da tahsili söz konusudur. İzmir’deki basma fabrikası Sümerbank’ın büyük sanayi kuruluşlarından birisidir. Bu fabrikanın bulunduğu yer bugün İzmir’de Basmane olarak anılmaktadır.
Ailesiyle
Sümerbank tekdüzen bir hesap planı uygulamaktadır, maliyet muhasebesine önem vermektedir. Nurettin Yelken bu büyük fabrikanın muhasebe sorumluluğunu yürütürken, 1954 yılında İzmir Ticaret Lisesi’ni dışardan bitirir. Ve İzmir Yüksek İktisat ve Ticaret Okulu’na 1954-55 ders yılında kaydını yaptırır, 1957 yılında okulu bitirir.
Bir ara Sümerbank İzmir Şubesi müdürlüğünü yapar. Prof. Yelken için 1962 yılı dönüm noktasıdır. Çünkü hocaları Prof.Şükrü Erlaçin ve Prof. Ali Haydar Erişkin kendisine öğretim görevliliği teklif ederler.
Gazete Kupürleri
Ve öğretim görevliliğine başladıktan bir süre sonra doktorasını verir (1967), iki yıl sonra da doçent olur (1969). Dr. Nurettin Yelken İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde 1973 yılında profesörlüğe yükseltilir. Prof. Yelken, 1930’larda Atatürk’ün başlattığı sanayileşme hamlesindeki İktisadi Devlet Teşekkülleri içinde muhasebe ve özellikle maliyet muhasebesi açısından özel bir yeri olan Sümerbank’ın tekstil tesislerinde 1939’dan emekli olduğu -1967 yılına kadar 28 yıl sorumlu muhasebeci olarak çalışanlardan akademik yaşantıya geçen az sayıda akademisyenden birisidir.
Cumhuriyetin kendi muhasebe düşüncesini yaratma çabalarını yaşamıştır. Akademik yaşantıya geçince ilk kitaplarının maliyet muhasebesi, yönetim muhasebesi olması tesadüf değildir. Akademisyenlikten emekli olduğu 1985 yılına kadar binlerce öğrencisi olmuştur. Prof. Dr. Nurettin Yelken, 2002’de İzmir’de vefat etmiştir.
Bu bilgiler İzmir Yeniasır gazetesinin 23 Mart 1969 tarihli Bu Hafta adını taşıyan ekinden ve Kızı İpek Eraltay’ın evinde 26 Mayıs 2016 tarihinde İpek hanım ile yapılan söyleşide alınmıştır.
40 yaşından sonra eğitime devam edip profesör olmak kolay değil. Bunu başarmış bir Nazilli Sümerbank'lının olduğunu biliyordum. Sayfa arkadaşımız Serpil Özen dayısının bu özelliğinden bahsetmişti. İki hafta önce yine sayfa arkadaşlarımdan Nurettin Yelken'in öğrencisi olmuş Levent Ersoy ağabeyden detayları öğrenince yeni yılın ilk blog yazısını. Neredeyse imkansızı başaran bu büyük Sümerbanklıya ayırdım. Mekanın cennet olsun Prof. Nurettin Yelken.
8 Aralık 2017 Cuma
KULAKTAN,KULAĞA BİLGİ KİRLİLİĞİ.
Sosyal medyada ve basılı yayınlarda fabrikamızla ilgili yazılar sık sık yer almaya devam ediyor. Fabrikamızdan övgüyle bahis edilmesi Sümerbank'lılar olarak bizleri mutlu etmekte. Lakin paylaşımlar giderek saçma sapan boyutlara doğru gitmeye başladı . Yazıları hazırlayanlar çocukken oynadığımız "Kulaktan,kulağa oyunu" gibi okuduklarını,duyduklarını yarım yamalak anlatırken kafalarına göre ilaveler yapıyor,olmayan şeyleri varmış gibi yazıyor,anlatıyorlar. Onlar saçmaladıkça yazdıkları yanlış bilgiler çığ gibi yeni yanlışlar üzerinde yuvarlanıp büyüyerek fabrikamızın gerçeklerinden ve İnandırıcılıktan uzaklaşarak yanlış boyutlara doğru gidiyor.
Onlarca İnternet sitesinde aynen paylaşılan saçmalıklardan biri aşağıda görülen "fabrika korosu" konusunun anlatıldığı bölüm.
Evet fabrika korosu var ama "Yemek arasında dünya klasiklerinden okumak" Koro elemanları işini gücünü bırakıp toplanıyor,yemek yiyen işçilere dünya klasiklerinden eserler okuyor.böyle saçma bir şey olabilir mi?
Peki doğrusu ne?
Peki doğrusu ne?
Sorunun cevabı.Fabrikanın korosu var.Zaman zaman fabrika çalışanlarına, çevredeki il ve ilçelere gidip konserler veriyor.
Peki "Dünya klasikleri" konusu ne?
Fabrikanın içinde kütüphane var. Kütüphanede dünya klasikleri ve güncel kitaplar, mesleki literatürden yayınlar var, çalışanlar yemek istirahatlerinde, kütüphaneden istedikleri eserleri alıp okuyorlar.
Bir başka konu fabrikanın futbol sahasının "Türkiye'nin ilk alttan ısıtmalı futbol sahası" olduğu.
Fabrikanın içinde kütüphane var. Kütüphanede dünya klasikleri ve güncel kitaplar, mesleki literatürden yayınlar var, çalışanlar yemek istirahatlerinde, kütüphaneden istedikleri eserleri alıp okuyorlar.
Bir başka konu fabrikanın futbol sahasının "Türkiye'nin ilk alttan ısıtmalı futbol sahası" olduğu.
Bu da yanlış. Nazilli Sümerbank futbol sahası hiçbir zaman alttan,üstten,sağdan,soldan "Isıtmalı" olmadı.
Peki doğrusu ne?
Doğrusu futbol sahamızın zeminin altında 70 santim kalınlığında fabrika santralında yakılan kömürlerin "Cüruf" dediğimiz küllerinden geçirgen bir tabaka oluşturulmuş. Böylelikle ne kadar yağmur yağarsa yağsın zeminde su birikmesi ve çamurlaşma olması önlenmiş. (Aynı sistemi fabrika içindeki voleybol sahamızı yaparken biz de uyguladık.Gayet iyi sonuçlar aldık.)
Başka bir yanlış da "Atatürk'ün Gıdı Gıdı trenine bindiği" konusu.
Bu da doğru değil,Atatürk'ün fabrikamıza gelişini gösteren o gün çekilmiş film kayıtları var. Atatürk'ü getiren tren "Otoray" tabir edilen ve Atatürk için İzmir'den gönderilen özel bir tren. Bu konuyu o gün çekilen görüntü ve yazılan gazete haberleriyle belgeleriyle açıkladığım müstakil bir yazım var. Atatürk'ü Gıdı gıdı'ya bindirelim mi? İsteyenler soldaki mavi yazıya tıklayarak oradan detaylarıyla görerek okuyabilir.
Peki bunu kimler yapıyor?
Hemen herkes yapıyor,aralarında güvenilir yazarlar,yayın kuruluşları,hatta akademisyenler bile var. Belgeleri önlerine koyduğumuz halde yazdıklarında israr edenler de var.
Peki bu hataları nasıl yapıyorlar?
Araştırmacı,sorgulayıcı olmadıklarından,İnternet'ten sağdan soldan buldukları yazıları,bilgileri doğruluğunu kontrol gereği duymadan kesip yapıştırarak adeta bir birini deviren domino taşları gibi yanlış bilgileri yayıyor,hurafeler oluşturuyorlar. Üstelik iyi bir iş yaptıklarını zannederek yıllarca temizlenmeyecek bilgi kirliliği oluşturuyorlar.
Tabi ki işlerini hakkıyla yapan değerli hocalarımız da var yazımı onları ayrı tutarak paylaşıyorum. Belki onlar yukarıdaki bilgi kirliliğini yayanlar kadar ünvanlı ve popüler değiller ama onların biz Nazilli Sümerbank'ı yaşayarak öğrenenlerin gönlündeki yerleri çok farklı. Onları sevgiyle,saygıyla selamlıyorum. İlhan ÖDEN
28 Ekim 2017 Cumartesi
Mehmet Perinçek

Sovyet mühendisin anılarında Atatürk!
Bayrağını kendi fabrikanda dikmek!
Bayrağını kendi fabrikanda dikmek!
23 Nisan’la 19 Mayıs’ın ortasındayız. Bu günlerin simgelediği ulusal egemenlik ve bağımsızlığın olmazsa olmazı milli bir ekonomi inşa etmekti. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, bu hedefin en önemli adımı oldu. Sümerbank Kayseri ve Nazilli tekstil fabrikaları, bu plan çerçevesinde SSCB’den alınan krediyle ve Sovyet uzmanlarının içinde bulunduğu çalışma sonucunda kuruldu.
Bu çalışmada yer alan önemli isimlerden biri de Rus mühendis İ. V. Komzin’di. Sovyet devleti adına yurtdışında birçok projede görev yapan Komzin’in anıları 1973 yılında Moskova’da basılır. (İ. V. Komzin, Ya Veryu V Meçtu, İzdatelstvo Politiçeskoy Literatur ı, Moskva, 1973) Komzin, anılarında Türkiye günlerine ve fotoğraflarına da yer verir.
Komzin, Türkiye’ye görevlendirilmesini sevinçle karşılamıştır. Artık masa başında çok oturmayacaktır. Rus mühendis, kendine has bu ülkede birçok ilginç şey gördüğünü ifade eder.
Bu çalışmada yer alan önemli isimlerden biri de Rus mühendis İ. V. Komzin’di. Sovyet devleti adına yurtdışında birçok projede görev yapan Komzin’in anıları 1973 yılında Moskova’da basılır. (İ. V. Komzin, Ya Veryu V Meçtu, İzdatelstvo Politiçeskoy Literatur ı, Moskva, 1973) Komzin, anılarında Türkiye günlerine ve fotoğraflarına da yer verir.
Komzin, Türkiye’ye görevlendirilmesini sevinçle karşılamıştır. Artık masa başında çok oturmayacaktır. Rus mühendis, kendine has bu ülkede birçok ilginç şey gördüğünü ifade eder.
“Büyük devlet bilgeliği gösteren Atatürk!”Ama aklında en fazla kalan anısı, Almanya’da Hitler’in iktidara geldiği, Japonya ve İtalya’da faşistlerin Naziler gibi Sovyet karşıtlığını ateşlediği gergin uluslararası ortamda büyük devlet bilgeliği gösteren Mustafa Kemal Atatürk’le buluşmasıdır. Rus uzmanın ifadesiyle Atatürk, o zor günlerde SSCB’yle dostluk ilişkilerini ısrarla desteklemiştir.
Ankara’ya geldiğinin ertesi günü Atatürk, Sovyet Büyükelçiliği aracılığıyla tanışmak ve görüşmek için Komzin’i Çankaya’ya davet eder. Komzin, karşısında düşünceli ve dikkatli bakışları olan ellili yaşlarda bir adam bulur. Atatürk’ün ilk sözleri şöyle olur:
“Bu fabrikaların yapımına büyük önem veriyoruz. Kayseri ve Nazilli’de inşa edileceklerin Türkiye ekonomisine iyi tesir edeceğine ve kendi milli kadrolarımızı yaratacağına inanmak istiyorum.”
Sovyet uzman da buna benzer bir bakış açısını dile getirir ve sözlerini rakamlarla destekler. Bütün meseleleri görüştükten sonra Atatürk, Komzin’i elini sıkarak uğurlar, bütün inşaatçılara en iyi dileklerini iletmesini rica eder ve ekler:
“İnşaatla ilgili iyi haberleri bekleyeceğim...”
“Hiçbir teknik sırrımız yoktu!”
Komzin, anılarında Rus ve Türklerin ortak çalışmasının başından son güne kadar çok dostça geçtiğini, ilişkilerin ise en samimi şekle dönüştüğünü ifade eder:
“Türk meslektaşlarımızdan sakladığımız hiçbir teknik sırrımız yoktu. Her birinin başarısına bütün içtenliğimizle sevinerek açık kalplilikle onlara bilgi ve tecrübelerimizi aktardık.”
Çalışmalar sırasında karşılaşılan en önemli engel dil sorunu olmuştur. Sovyet uzmanların, monte edilirken makinelerin nasıl kullanılacağı ve tamir edileceği hakkında bilgiler vermesinde tercümanlar yeterli olmaz. Bunun üzerine özellikle teknik terimleri kapsayan bir Türkçe-Rusça sözlük hazırlarlar. Komzin, bu sözlüğün kendilerine çok zaman kazandırdığını belirtir. Ruslar ve Türkler, bu sözlüğü hemen benimsemişlerdir.
Komzin’in ifadesiyle inşaat ilerledikçe binlerce Türk, artık kalifiye işçi, usta ve tekniker olmuştur. Türk uzmanları yetiştiren Rus mühendis, onları gayretle ve inatla öğrenen, sade ve çok çalışkan insanlar olarak hatırlamaktadır.

“İzmir’i bırakıp geldim!”
Komzin, buna dair bir anısını da aktarır. Nazilli’deki fabrikanın üretime geçmesinden kısa bir süre önce atölyelerden birini teftiş ederken birden yanına kısa boylu, zayıf biri gelir.
“- Basit bir işçiye bir iki dakika ayırabilir misiniz, beyefendi (son kelimeyi kiril harfleriyle Türkçe yazmıştır.-MP)?
- Lütfen, buyurun... Bir ricanız veya sorunuz mu var?
- Hayır, hayır beyefendi. Sadece mutluluğumu dile getirmek istedim. Ne de olsa yakında fabrika çal ışmaya başlıyor. Biz Türkler için bu, gerçek bir bayram!
Ve birçokları için yeni, ilginç bir yaşam. Benim için de. Nazilli’de tekstil fabrikasının yapıldığını öğrenir öğrenmez düşünmeden postacılığı ve dedelerimin, atalarımın yaşadığı İzmir’i bıraktım. Başlarda kazı işçisi, hamal olarak çalıştım. Geçti gitti. Çok daha önemli olan şimdi kendimi nasıl hissettiğim...”
Bu sözlerinin ardından işçinin gözleri neşeyle parlar ve gururla elindeki kâğıdı Komzin’e gösterir. Kâğıt, Selim Cevat’ın tesviyeci uzmanlığını aldığına dair sertifikadır. Sonra şöyle devam eder:
“Bunun için her şeyden önce siz Ruslara teşekkür etmem lazım. Öğretmenim iyiydi. Yoldaş (kiril harfleriyle Türkçe yazılmıştır-MP) Kurilov bana kardeşi gibi davrandı.”
Selim Cevat, sohbet esnasında tercümana sözlerini eksiksiz bire bir çevirmesini ister edasıyla bakmıştır. İşçinin son sorusu ise Kemal Paşa’nın açılışa geleceğinin doğru olup olmadığıdır. Komzin, Atatürk’ün davet edildiğini ama gelmesinin kesinlik kazanmadığını bildiğinden yuvarlak bir cevap verir:
“Umuyoruz. Ama her halükarda bu söylenti temelsiz değil.” İşçinin esmer yüzü, gülümsemeyle kaplanır.
Atatürk’e verilen albüm!
Açılıştan birkaç gün önce Atatürk’ün geleceği haberi ulaşır. Fabrikanın müdürü Fazlı Bey, aralarında Komzin’in de olduğu mühendis grubuna karşılama töreniyle ilgili fikirlerini sorar. Birçok öneri yapılır. Ancak bir tanesi herkes tarafından benimsenir. Fabrikanın üreteceği ve üretmeye başladığı kumaşlardan bir albüm hazırlanacaktır. Kumaşlar, müdürün masasının üzerinde durmaktadır. Mühendislerden biri, “Cumhurreisin bu gökkuşağına bakmak hoşuna gidecektir” der.
Bunun üzerine sanatçılara danışılarak 17 çeşit kumaştan oluşan maroken ciltli milli motiflerle süslenmiş Türkçe ve Rusça hitap yazısıyla bir albüm hazırlanır. Atatürk’e verilecek bu hediye bir gecede yetiştirilir.
Atatürk’ün sessiz konuşması!
Tören günü (9 Ekim 1937) binlerce kişi toplanır. Komzin’in anlatımıyla kalabalık hep bir ağızdan “Atatürk” diye slogan atmaktadır. Fabrikanın stadında yapılan törendeki ilk konuşmayı Fazlı Bey yapar. Albümü Celal Bayar’ ın eliyle Atatürk’e verirler. Atatürk, yavaş yavaş sayfalarını çevirmiş ve kumaşları dikkatlice incelemiştir. Beğendiği yüz ifadesinden anlaşılmaktadır.
Daha sonra Atatürk, ayağa kalkar ve sayfalar ı teker teker kalabalığa gösterir. Kalabal ık, coşkuyla Atatürk’ün her hareketini izlemektedir. Atatürk, son sayfaya geldiğinde bayrak rengi kumaşı dudaklarına götürür. Bunun üzerine büyük bir alkış kopmuş ve bağı- rışlar duyulmuştur.
Komzin, Atatürk’ün böylece tek kelime söylemeden kalabalığı coşturan parlak bir konuşma yaptığını ifade eder. Komzin’e göre Atatürk, sanki bu hareketiyle Türkiye’nin artık kendi bayrağını kendi toprağında yetişen pamuğuyla kendi fabrikasında kendi dikeceğini ifade etmiştir.
Not: Komzin, yaklaşık 40 sene sonra kitabında bu anısını aktarırken karıştırarak Nazilli yerine Kayseri yazmıştır. Atatürk’ün katıldığı açılış Nazilli fabrikasındaki törendir. Komzin’in anılarını bu hatayı düzelterek aktardık.
Komzin, buna dair bir anısını da aktarır. Nazilli’deki fabrikanın üretime geçmesinden kısa bir süre önce atölyelerden birini teftiş ederken birden yanına kısa boylu, zayıf biri gelir.
“- Basit bir işçiye bir iki dakika ayırabilir misiniz, beyefendi (son kelimeyi kiril harfleriyle Türkçe yazmıştır.-MP)?
- Lütfen, buyurun... Bir ricanız veya sorunuz mu var?
- Hayır, hayır beyefendi. Sadece mutluluğumu dile getirmek istedim. Ne de olsa yakında fabrika çal ışmaya başlıyor. Biz Türkler için bu, gerçek bir bayram!
Ve birçokları için yeni, ilginç bir yaşam. Benim için de. Nazilli’de tekstil fabrikasının yapıldığını öğrenir öğrenmez düşünmeden postacılığı ve dedelerimin, atalarımın yaşadığı İzmir’i bıraktım. Başlarda kazı işçisi, hamal olarak çalıştım. Geçti gitti. Çok daha önemli olan şimdi kendimi nasıl hissettiğim...”
Bu sözlerinin ardından işçinin gözleri neşeyle parlar ve gururla elindeki kâğıdı Komzin’e gösterir. Kâğıt, Selim Cevat’ın tesviyeci uzmanlığını aldığına dair sertifikadır. Sonra şöyle devam eder:
“Bunun için her şeyden önce siz Ruslara teşekkür etmem lazım. Öğretmenim iyiydi. Yoldaş (kiril harfleriyle Türkçe yazılmıştır-MP) Kurilov bana kardeşi gibi davrandı.”
Selim Cevat, sohbet esnasında tercümana sözlerini eksiksiz bire bir çevirmesini ister edasıyla bakmıştır. İşçinin son sorusu ise Kemal Paşa’nın açılışa geleceğinin doğru olup olmadığıdır. Komzin, Atatürk’ün davet edildiğini ama gelmesinin kesinlik kazanmadığını bildiğinden yuvarlak bir cevap verir:
“Umuyoruz. Ama her halükarda bu söylenti temelsiz değil.” İşçinin esmer yüzü, gülümsemeyle kaplanır.
Atatürk’e verilen albüm!
Açılıştan birkaç gün önce Atatürk’ün geleceği haberi ulaşır. Fabrikanın müdürü Fazlı Bey, aralarında Komzin’in de olduğu mühendis grubuna karşılama töreniyle ilgili fikirlerini sorar. Birçok öneri yapılır. Ancak bir tanesi herkes tarafından benimsenir. Fabrikanın üreteceği ve üretmeye başladığı kumaşlardan bir albüm hazırlanacaktır. Kumaşlar, müdürün masasının üzerinde durmaktadır. Mühendislerden biri, “Cumhurreisin bu gökkuşağına bakmak hoşuna gidecektir” der.
Bunun üzerine sanatçılara danışılarak 17 çeşit kumaştan oluşan maroken ciltli milli motiflerle süslenmiş Türkçe ve Rusça hitap yazısıyla bir albüm hazırlanır. Atatürk’e verilecek bu hediye bir gecede yetiştirilir.
Atatürk’ün sessiz konuşması!
Tören günü (9 Ekim 1937) binlerce kişi toplanır. Komzin’in anlatımıyla kalabalık hep bir ağızdan “Atatürk” diye slogan atmaktadır. Fabrikanın stadında yapılan törendeki ilk konuşmayı Fazlı Bey yapar. Albümü Celal Bayar’ ın eliyle Atatürk’e verirler. Atatürk, yavaş yavaş sayfalarını çevirmiş ve kumaşları dikkatlice incelemiştir. Beğendiği yüz ifadesinden anlaşılmaktadır.
Daha sonra Atatürk, ayağa kalkar ve sayfalar ı teker teker kalabalığa gösterir. Kalabal ık, coşkuyla Atatürk’ün her hareketini izlemektedir. Atatürk, son sayfaya geldiğinde bayrak rengi kumaşı dudaklarına götürür. Bunun üzerine büyük bir alkış kopmuş ve bağı- rışlar duyulmuştur.
Komzin, Atatürk’ün böylece tek kelime söylemeden kalabalığı coşturan parlak bir konuşma yaptığını ifade eder. Komzin’e göre Atatürk, sanki bu hareketiyle Türkiye’nin artık kendi bayrağını kendi toprağında yetişen pamuğuyla kendi fabrikasında kendi dikeceğini ifade etmiştir.
Not: Komzin, yaklaşık 40 sene sonra kitabında bu anısını aktarırken karıştırarak Nazilli yerine Kayseri yazmıştır. Atatürk’ün katıldığı açılış Nazilli fabrikasındaki törendir. Komzin’in anılarını bu hatayı düzelterek aktardık.

Atatürk’ü şaşırtan dokuma tezgâhı!
Nazilli fabrikasının açılışı, Sovyetler’in resmi yazışmalarına da yansımıştır. Tekstil fabrikalarının inşaatı için kurulan “Turkstroy” isimli Sovyet kuruluşunun başmühendis yardımcısı, SSCB’nin Türkiye’deki maslahatgüzarına konuyla ilgili 14 Ekim 1937 tarihli bir mektup göndermiştir. Nazilli’den yazılan mektubun aslı, Dışişleri Bakanlığı’nın arşivi olan Rusya Federasyonu Dış Politika Arşivi’nde (AVPRF) fond 194, liste 16, klasör 9, dosya 20, yaprak 15-17 numaralarıyla saklanmaktadır.
Mektupta anlatıldığına göre Komzin’in bahsettiği mitingden ve işçilerin geçit töreninden sonra Sovyet yetkililer Atatürk’e takdim edilmiştir. Atatürk, hepsinin elini sıkarak Sovyet kolektifine teşekkürlerini iletmelerini ister.
Daha sonra işbaşına çağıran uzun bir siren sesi duyulur. Atatürk, bakanlarıyla birlikte altın bir anahtarla fabrikayı açar. Sovyet yetkilinin ifadesiyle Atatürk ve bakanlar, memnun bir şekilde fabrikadaki makinelerin nasıl çalıştığının ayrıntılarıyla ilgilenirler. İsmet İnönü ise SSCB’de bu makineleri üreten fabrikaları ve daha önceden gördüğü Kayseri fabrikasındaki makinelerle Nazilli’dekilerin farkını sormuştur.
Atatürk de fabrikayı gezdikten sonra birçok soru yöneltmiş, coşkusunu ve şaşkınlığını dile getirmiştir. Atatürk’ü ve bakanları özellikle otomatik dokuma tezgâhı hayrete düşürmüştür. Atatürk, fabrikadan çıkarken İsmet İnönü’yü durdurup kulağına doğru “Mükemmel. Büyük fabrika. Mükemmel makineler. Kayseri’deki de böyle mi?” diye sorar. İnönü, “Evet. Gidip Kayseri fabrikasını da görelim” cevabını verir.
Atatürk, fabrikanın farklı bölümlerini de gezdikten sonra Sovyet yetkililere tekrar teşekkür eder. Yorulduğu gözlenen Atatürk, ardından arabasına binip trenine gider.
Sovyet mühendis, fabrikanın Atatürk ve bakanlar üzerinde çok büyük etki yarattığını belirterek mektubuna son verir.
Mehmet PERİNÇEK - 12 Mayıs 2012 - Aydınlık
1 No’lu Cezaevi B-2 Silivri
Nazilli fabrikasının açılışı, Sovyetler’in resmi yazışmalarına da yansımıştır. Tekstil fabrikalarının inşaatı için kurulan “Turkstroy” isimli Sovyet kuruluşunun başmühendis yardımcısı, SSCB’nin Türkiye’deki maslahatgüzarına konuyla ilgili 14 Ekim 1937 tarihli bir mektup göndermiştir. Nazilli’den yazılan mektubun aslı, Dışişleri Bakanlığı’nın arşivi olan Rusya Federasyonu Dış Politika Arşivi’nde (AVPRF) fond 194, liste 16, klasör 9, dosya 20, yaprak 15-17 numaralarıyla saklanmaktadır.
Mektupta anlatıldığına göre Komzin’in bahsettiği mitingden ve işçilerin geçit töreninden sonra Sovyet yetkililer Atatürk’e takdim edilmiştir. Atatürk, hepsinin elini sıkarak Sovyet kolektifine teşekkürlerini iletmelerini ister.
Daha sonra işbaşına çağıran uzun bir siren sesi duyulur. Atatürk, bakanlarıyla birlikte altın bir anahtarla fabrikayı açar. Sovyet yetkilinin ifadesiyle Atatürk ve bakanlar, memnun bir şekilde fabrikadaki makinelerin nasıl çalıştığının ayrıntılarıyla ilgilenirler. İsmet İnönü ise SSCB’de bu makineleri üreten fabrikaları ve daha önceden gördüğü Kayseri fabrikasındaki makinelerle Nazilli’dekilerin farkını sormuştur.
Atatürk de fabrikayı gezdikten sonra birçok soru yöneltmiş, coşkusunu ve şaşkınlığını dile getirmiştir. Atatürk’ü ve bakanları özellikle otomatik dokuma tezgâhı hayrete düşürmüştür. Atatürk, fabrikadan çıkarken İsmet İnönü’yü durdurup kulağına doğru “Mükemmel. Büyük fabrika. Mükemmel makineler. Kayseri’deki de böyle mi?” diye sorar. İnönü, “Evet. Gidip Kayseri fabrikasını da görelim” cevabını verir.
Atatürk, fabrikanın farklı bölümlerini de gezdikten sonra Sovyet yetkililere tekrar teşekkür eder. Yorulduğu gözlenen Atatürk, ardından arabasına binip trenine gider.
Sovyet mühendis, fabrikanın Atatürk ve bakanlar üzerinde çok büyük etki yarattığını belirterek mektubuna son verir.
Mehmet PERİNÇEK - 12 Mayıs 2012 - Aydınlık
1 No’lu Cezaevi B-2 Silivri
21 Ekim 2017 Cumartesi
Herkese Sümerbank'ın koynunda bir yer vardı.
Nazilli Sümerbank Bekar Pavyonu
Bu binada 1970 yıllarına kadar fabrikamızda çalışan bekar erkekler cüz'i bir ücret ödeyerek ikamet ederlerdi. Sümerbank'ı yapanlar her şeyi düşündükleri gibi bekar erkek çalışanlarını da düşünmüşler. Binada Sosyal hizmetlere bağlı elemanlar çalışır işçilerin kişisel çamaşırları, çarşaf,nevresim gibi binanın çamaşırları yıkanır ve temizlik işleriyle ilgilenirlerdi.
Nazilli Sümerbank İşçi Lojmanları.
Büyük-Orta ve Küçük tip olmak üzere üç ayrı büyüklükte kısımlara göre adil bir şekilde tahsis edilmiş.İşçilerin kıdem ve statülerine göre belirlenip dağıtılan, bahçeli müstakil lojmanlardı.
Nazilli Sümerbank İdareci Memur lojmanları
Bu lojmanlar fabrika alanı içerisinde bulunur,fabrikamızın üst düzey yöneticilerine tahsis edilirdi.Fabrika müdürü için özel yapılmış ayrı bir Müdür Lojmanı vardı. Kaloriferli daha bakımlı binalardı.
Nazilli Sümerbank Memur lojmanları
Bu lojmanlar fabrika dışında yer alır fabrika ofislerinde çalışan daha alt kademedeki memurlara tahsis edilirdi. Binalara ek olarak hane sayısı kadar bölümü olan yakacak koymak üzere yapılmış ek bir bina bulunurdu. Yine bu binalar gibi ağırlıkla bu düzey memurların oturduğu U apartmanlar denilen lojmanlar vardı.
Nazilli Sümerbank Misafirhanesi
Bu binada fabrikamızı ziyarete gelen misafirler,Nazilliye tayin olan Sümerbank mensubu olmayan memurlar, sporcu kafileleri geçici olarak misafir edilirdi.
Görüldüğü gibi Nazilli Basma fabrikası,toplamda 500 kadar Lojmanı,sosyal tesisleri,spor alanlarıyla,cami, okul,kasap,berber,manav,gazete bayi,PTT şubesi ve sinemasıyla Anadolu'nun pek çok yerleşim biriminden daha gelişmiş durumdaydı. Kısacası Herkese Sümerbank'ın koynunda barınacak bir yer vardı. Muhabbetle kalın. İlhan ÖDEN
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













