10 Aralık 2018 Pazartesi

LİYAKAT ÖNEMLİ


Atatürk,Nazilli Basma Fabrikasına çok önem veriyordu onun için 9 Ekim 1937 Cumartesi günü fabrikamızı açmak için Nazilli'ye gelirken,başbakan,bakanlar,genelkurmay başkanı ve komutanlar dahil pek çok kişiyi beraberinde getirmişti.

Genç cumhuriyetin en önemli eserlerinden biri olan Nazilli basma fabrikasının açılış töreni ve fabrikanın tanıtımının hem ülke çapında hem de dünyaya en iyi şekilde yansıtılması Atatürk için çok daha önemliydi.

Yanındakilerin çoğu fark etmese de Atatürk'ün yanında belki de diğerlerinden önemli iki kişi daha vardı. Türkiye'nin ilk foto muhabiri 1 numaralı basın kartı sahibi Ferit İbrahim ve Türk sinemasının önemli isimlerinden Kenan Erginsoy.

Yukarıdaki fotoğrafta Atatürk'ü fabrikamızın müdüriyet binası merdivenlerinde görülüyor. Yanda fesli olan kişi açılış törenini baştan sona filme alan Kenan Enginsoy (Reşid Kenan) , arkasında, fotoğrafları çeken Ferit İbrahim var. 

Ferit İbrahim işini en iyi şekilde yapmaya çalışan Atatürk'ün güvendiği ve pek çok özel fotoğrafını çektirdiği,çalışırken iki gözlüğü üst üste takacak kadar titiz çalışan iyi bir fotoğrafçıydı.

Kenan Erginsoy'ise ilk Türk filmcilerinden biridir. 1. Dünya savaşı sırasında Almanya'da çektiği filmlerle dikkati çekmiş, teknolojiyi yakından takip eden, Atatürk'ün bilgisine güvendiği yetenekli biriydi. Hatta Atatürk'ün bozulan bir radyo'yu "Yapsa yapsa bunu Kenan yapar" diyerek gönderdiği ve  radyosunun Erginsoy tarafından tamir edildiği hatıralarından bilinir.

Evet. Bugün açılış günü ile ilgili paylaştığımız fotoğraf ve video görüntüsü olarak elimizde ne varsa bunları en başta bu iki ustayı özellikle yanında getiren Atatürk'e,sonra, sanatlarını en iyi şekilde icra edip 1937 şartlarında başarılı çekimler yapan Ferit İbrahim ve Kenan Erginsoy ustalara borçluyuz. Ülkemiz ve dünya basınında bugün bile ilgiyle izlenen  mükemmel belgeler bırakmışlar.
Mekanları cennet olsun. İLHAN ÖDEN

2 Aralık 2018 Pazar

UNUTULMADIĞINI BİLMEK.

UNUTULMADIĞINI BİLMEK.
Tarih 18 Mart 2015. Nazilli Sümerbank Facebook sayfasında gelen mesajlara bakıyordum.
Bir genç kız sayfamızdaki Nazilli Basma Fabrikası çalışanları albümünde paylaşmam için dedesinin fotoğrafını gönderdi. Fotoğrafın altına doğru bir açıklama yazabilmek için kendisinden dedesinin adını rica ettim.
Kısa bir süre sonra cevap geldi:
“Şevket Atay.”
Hemen fabrika işçi kayıtlarına baktım.
Baba adı: Atıf.
1932 Manisa doğumlu.
1955 yılında fabrikamızın İplik Ünitesi’nde çalışmaya başlamış.
Bu bilgileri fotoğrafın altına ekleyip paylaştım.


Birkaç dakika sonra telefonuma bir mesaj daha düştü:
“İnanır mısınız? Dedem şu anda ağlıyor.”
Aradan geçen bunca yıl…
Unutulduklarını, artık kimsenin onları hatırlamadığını düşünen Şevket amca… İsmi yazıldıktan birkaç dakika sonra fabrika kayıtlarındaki bilgiler karşısına çıkınca çok duygulanmış, gözyaşlarına hâkim olamamış...
O mesajı okurken ben de duygulandım. Gözlerim doldu.
Demek ki insanın hayatta en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, hatırlanmakmış. Emek verdiği yer tarafından, adıyla, tarihiyle, geçmişiyle anılmak…
Küçücük bir bilgi, birkaç satır kayıt, adının doğru yazılması bile, bir insanın kalbine dokunmaya yetiyormuş.
Yaptığım işin Sümerbank çalışanları, çocukları ve hatta torunları için ne kadar önemli olduğunu, gönüllü olarak üstlendiğim bu görevi layıkıyla yapmam gerektiğini daha iyi kavradım.
Olayın üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçmiş. Sevket amcam ve Ayşe teyze yaşıyorlar mı? Bilmiyorum. Eğer yaşıyorlarsa sağlıklı, huzurlu ömürler dilerim. Vefat etmişlersede, nurlar içinde uyusunlar, mekanları Cennet olur inşallah. Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN.