TÜRKİYE'Yİ ve SÜMERBANK'ı çok seviyorum.
4 Temmuz 2026 Cumartesi
SÜMERSPOR FUTBOL ANILARIM.
22 Haziran 2026 Pazartesi
GÜNDÖNDÜ
GÜNDÖNDÜ
20 Mayıs 2026 Çarşamba
NAZİLLİ SÜMERBANK MAHKEMESİ
FABRİKA İÇİ ADALET
(Osman Kalfa ile lojmanlarda yan yana oturduk. Mehmet Yelkovan ise yengemin babası olurdu. Mehmet Bayraktar Lojmanlardan tanıyorum Öğretmen Ertürk Bayraktar'ın babası) Hepsi de yıllar önce rahmetli oldular.
Hüseyin Akçın yazılı savunmasını okur ve sözlü olarak da kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini ifade eder.
Sanık lehine konuşan Muhlis Mete ise, Ali Şigay’ın sendikaya büyük emek verdiğini, onun kaybedilmesinin sendika için önemli bir eksiklik olacağını söyleyerek affedilmesi yönünde görüş bildirir.
Mahkeme kurulunda Ali Şigay’ın samimi olduğuna dair bir kanaat oluşsa da; çeşitli mazeretler ileri sürerek katılmayan sanık ve tanıkların da dinlenmesi gerektiği düşünülür ve duruşma, 26 Eylül 1948 Pazar günü saat 10.00’da yapılacak ikinci oturuma ertelenir.
Mahkemenin nasıl sonuçlandığını bilmiyorum.
Açıkçası sonucu benim için çok da önemli değil. Asıl önemli olan; insanların problemlerini kendi içlerinde, adil ve demokratik bir şekilde çözmeye çalışmaları.
Bu olay, NAZİLLİ SÜMERBANK tarihinin, başka bir özelliğini yansıttığı için paylaştım.
Nazilli Sümerbank'ın pek bilinmeyen, ilklerinden biri…
Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN
13 Mayıs 2026 Çarşamba
MİLLİ BAYRAMLAR (Geçmiş zaman notları)
MİLLİ BAYRAMLAR
Eski Nazilli’de milli bayramlar, bu günlerdeki gibi sadece takvimdeki resmî tatil günü değildi. O gün geldi mi, şehir bir başka uyanır, sabahın erken saatlerinden itibaren sokaklar, caddeler, meydanlar kalabalıklarla dolardı. Bayram, izlenen bir tören değil; hep birlikte yaşanan bir şenlik, paylaşılan coşkuydu.
Şehir stadyumu daha tören başlamadan tıklım tıklım dolar, tribünlerde yer bulamayanlar ayakta beklerdi. Stadyumda yer bulamayan kalabalık, belediye meydanına doğru uzanır, stadyumla belediye meydanını bağlayan caddenin iki tarafında, Nazillililerden oluşan bir insan duvarı yükselirdi. Alkışlar, marşlar ve dalgalanan bayraklar eşliğinde kortej ilerlerken, şehrin tamamı tek yürek olur, atardı.
Bu kalabalığın içinde gönüllü çocuklar, boyunlarında asılı Türk Hava Kurumu kumbaralarıyla dolaşır, kuruma yardım toplarlardı. Kumbaraya para atanların yakasına küçük kâğıt rozetler iğnelenirdi. O rozet, yalnızca bir teşekkür işareti değil; dayanışmanın, katkı sunmanın ve cumhuriyet kurumlarına saygının ve bağlılığın simgesiydi.
Bayram yerinde başka çocuklar da olurdu. Onlar ellerinde zor taşıdıkları toprak testilerle kalabalığın arasında dolaşır, susayanlara soğuk su satarak kendi harçlıklarını çıkarırlardı.
İlkokullar, Cumhuriyet bayramı ve 23 Nisan için bir hafta,10 gün önceden provalara, ortaokul ve liseler 19 Mayıs için aylar öncesinden hazırlıklara başlarlardı. Liselerin ve özellikle öğretmen okulunun insan kuleleri, ateş çemberinden atlama gösterileri, şimdi yazarken bile gözlerimde canlanıyor.
Belediye bandosu eşiliğinde şehri dolaşan fener alayı, coşkuyu geceye taşır, bayram şenliği tüm şehri kucaklar, tanıdık, tanımadık herkes aynı coşkunun parçası olurdu.
Milli bayramlar; bayraklar da asılmasa, bayram olduğunun bile farkında olmayacağımız, sıradan günlere dönüştü. Umarim çok geç olmadan, yitirdiğimiz değerlerin farkına varırız.
Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN
11 Mayıs 2026 Pazartesi
🎭 SÜMER TİYATROSU
🎭 SÜMER TİYATROSU & KEŞANLI ALİ DESTANI
9 Mayıs 2026 Cumartesi
BAHAR TEMİZLİĞİ (Sümerbank anıları)
Bahar Temizliği ve Lojman Hayatı
LOJMANLARDA BAHAR TEMİZLİĞİ
Yaz günleri yaklaşıp, havalar ısındığında… Nazilli’deki Sümerbank lojmanlarında gözle görülür bir hareketlilik başlardı. Kış boyunca ertelenen işler birer birer gün yüzüne çıkar; badana, boya ve kapsamlı temizlik hazırlıkları başlardı.1970’li yıllara kadar, lojmanlarda oturanların badana ve boya işleri Sümerbank tarafından karşılanırdı. Bunun için fabrika müdürlüğüne bir dilekçe verilirdi. Ardından İnşaat Bakım Şefliği’nden bir ustabaşı gelir, evin badana ihtiyacını kontrol ederdi. Eğer gerekli görülürse süreç hemen başlardı. Eşyalar evden çıkarılır, fabrikadan gelen ekip, tekerlekli tulumba ile lojmanın içini ve dışını bir günde boyardı.
Badana ve boya bittikten sonra, ev adeta baştan aşağı bir temizlikten geçerdi.Halılar çamaşır iplerine asılır, kalın sopalarla hiç toz kalmayıncaya karar dövülürdü.
Annelerimiz, lojman odalarının ahşap rabıta ile kaplı tabanlarını "kostikli su" ve şimdilerde unutulmuş bir temizlik aracı olan “tahta fırçası” ile ilk günkü renklerine dönesiye kadar fırçalardı.
Badana günü, eşyalar dışarıda olduğundan, boyalar kuruyana kadar bir günlüğüne lojman bahçesinde kurduğumuz cibinliklerde uyurduk. O gece, yıldızların altında uyumak, çocuk aklımızda adeta küçük bir kamp macerası gibiydi.
Temizlik tamamlanınca sıra, yıl boyunca kullanıla, kullanıla sertleşmiş, pamukla doldurulmuş yatak, yorgan ve minderleri güneşlendirmeye gelirdi. Eski yumuşaklıklarına kavuşmaları için sokaklarda "Pamuk atıcı geldi hanımlar, pamuk atıcı..." diye bağırarak dolaşan seyyar hallaçlara pamuklar attırılırdı.
Pamuk atıcı, lojmanın ya da bahçenin uygun bir yerine yayını kurar, elindeki tahta tokacı kulağa hoş gelen ritmik vuruşlarla işine başlardı.
Ortaya çıkan o tanıdık ses bütün mahelleyi dolanırdı: “Zap, zap, zap. bızzz… zap, zap,zap.”
Biz çocuklarda hallacın etrafında toplanır, havada uçuşarak adeta dans eden pamuk parçacıklarını hayranlıkla izlerdik.
Pamuk atıcı mahalleye bir kez geldi mi, mutlaka komşulardan da başka yeni müşteriler çıkar; günlerce lojman sokaklarında sadece iki notadan oluşan "yay ve tokmak senfonisi" yankılanırdı.
Bahar temizliklerinden, beynimin kıvrımlarında hala dolaşan, yazarken tekrar yaşadığım, çocukluk anılarımdan kalan kırıntılar, bunlar…
8 Mayıs 2026 Cuma
SALATALIKÇILAR (Geçmiş zaman notları)
SEYYAR SALATALIKÇILAR








