3 Mart 2025 Pazartesi

GİTMESEK DE , GÖRMESEK DE O CAMİ, BİZİM CAMİMİZDİR !

 Aydın Hedef Gazetesi Sümerbank Camisiyle ilgili bir haber hazırlıyormuş. Bana camimizle ilgili bazı sorular sordular. Soruları cevapladım.

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası Camii Sümerbank çalışanları olarak sizin için nasıl bir anlam ve önem taşıyor?

1958 yılında Sümerbank lojmanlarında doğmuşum. Camimiz ben doğduktan bir yıl sonra açılmış. Bu bakımdan camiyle tanışıklığımız, Sümerbank çalışanı olmadan çok önce başladı. Benim için camimiz fabrika kompleksi içindeki hastane, okul, kütüphane gibi diğer sosyal ünitelerden pek farklı değildi. Fabrikanın önemli bir bir parçasıydı. Rahmetli dedem Recep Öden,  Camide imam olmadığı zamanlar ve Ramazan ayında fabrikada çalıştıkları için Teravih namazı kılamayanlar için gece iş bitiminde camide Teravih namazı kıldırdığını biliyorum. Camiye erken tanışıklığımız sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. Camimiz yapıldığı dönemde tartışmasız Nazilli'nin en güzel camisiydi, bence  hala en güzellerinden biri.
NAZİLLİ SÜMERBANK CAMİSİNİN DETAYLI GÖRÜNTÜSÜ.

Kimse bizi zorlamasa da yaz tatilinde mahalleden arkadaşlarımızla camiye namaz surelerini ve Kuran-ı kerim öğrenmek için kursa giderdik. Kurs sırasında sık sık camimizi görmeye gelen ziyaretçiler olurdu, onların camimizin, mimarisini, renkli vitraylarını, kartonpiyerlerini, duvar motiflerini, hat levha ve ahşap kısımlarının işlemelerini hayranlıkla incelemelerini izler, sanki caminin sahibiymiş gibi gururlanırdık.

Dedem Rahmetli Recep Öden 
Sümerbank Camisi önünde, cami duvarları yeni örülmüş, sıvanmayı bekliyor.

Fabrika kapanmasına rağmen bugün hala caminin ibadete açık olması size neler hissettiriyor?

Fabrika kapatılıp üniversiteye devredildi, lojmanlar ve Okulumuz yıkıldı... Sümerbank adını taşıyan ne varsa hepsi tarihe karıştı. Bugün Sümerbank adını taşıyan tek yapı "Sümerbank Basma Fabrikası Camii" bu bakımdan biz Sümerbank çalışanları için çok önemli. Fabrikada 20 bin kişi çalışmış. Bunların büyük kısmı fabrikaya ait 480 adet  lojmanlarda oturdular, çocukları benim gibi dünyaya gözlerini burada açtılar. Zaman, zaman buralara gelip eski günleri yad ediyorlar. Gözleri Sümerbank'tan kalan izler arıyor. 
O zamanlar camimiz şimdiki gibi değildi. Cuma günleri, Ramazan aylarında, bayram sabahlarında camide namaz kılacak yer bulunmazdı. Cami bahçesine hasırlar serilir, cami içindekiler kadar dışarıda cemaat olurdu. Bugün hala Nazilli'nin başka mahallelerinde oturan Sümerbank'lılardan namaz kılmak için camiimize gelenler oluyor. 

Caminin yapım süreci ve bugünlere gelmesinde Sümerbank çalışanlarının büyük emeği olmasıyla ilgili neler düşünüyorsunuz? 

Zamanın Nazilli müftüsünün öncülüğüyle, fabrikamızın dokuma şefi rahmetli Mithat Ertana  başkanlığında başlayan süreç 1959 yılında camimizin tamamlanmasıyla sonuçlanmış. Büyük ölçüde fabrika çalışanlarının katkısıyla yapılan camimize dönemin başbakanı Adnan Menderes'te 50 bin lira yardımda bulunmuş. Fabrikanın açık olduğu süreçte istisnasız her Sümerbank çalışanının aylık maaşından küçük bir miktar cami için kesinti yapılırdı. Fabrika kapanıncaya kadar caminin, inşaat bakım, elektrik, su, marangozluk gibi işçilik ve bakım giderleri Nazilli Basma fabrikası tarafından bedelsiz karşılandı. Sümerbank kurumunun bir parçası olarak camisine gözü gibi baktı, çalışanlarında camide maddi ve manevi katkıları var. Herkes unutsa da yaşayan Sümerbank'lılar, vefat eden Sümerbank'lıların çocukları olarak. "GİTMESEK DE , GÖRMESEK DE O CAMİ, BİZİM CAMİMİZDİR"  diyoruz. İlhan Öden.



16 Şubat 2025 Pazar

NAZİLLİ SÜMERBANK LOJMANLARI.

 

İŞÇİ LOJMANLARI

Üç tip işçi lojmanı vardı. Büyük tip, Orta tip ve Küçük tip. Hepsinin içinde mutfak, banyo ve tuvalet vardı. Mutfaklarda mozaik tezgah, banyolarda bakır katı yakıtlı termosifon, tuvaletler alaturka ve sifon tertibatlıydı. Büyük tipler, iki oda, salon ve yazın oturmak için geniş bir antreden oluşuyordu. Yatak odalarında yüklük tabir edilen büyük dolap vardı. Orta tiplerde oda sayısı aynı olmakla beraber antre bulunmuyordu. Küçük tiplerde salon yoktu. Yapıldığı döneme göre modern ve sağlam yapılardı. 1970 yıllarına kadar lojmanların Elektrik ve su tesisat, sıva ve badana dahil her türlü bakımı fabrika tarafından yapılıyordu. Bunlardan ayrı fabrika ile aynı anda inşa edilen, apartman tipi, ahşap baraka ve sonradan lojmana çevrilen konutlarla beraber toplamda 480 adet lojman vardı. Apartman lojmanlar ve Yardım sandığı arkasındaki sıra evler memur kadrolarındaki çalışanlara tahsis edilmekle beraber işçilere tahsis edilmiş bazı lojmanlarda vardı. Bunlardan ayrı fabrika içinde müdür ve üst düzey idareciler için fabrika inşaatı sırasında yapılmış özel lojmanlar vardı.

17 Aralık 2024 Salı

Rahmetli "ÖĞLE UYKUSUNU ÇOK SEVERDİ"

 Rahmetli "ÖĞLE UYKUSUNU ÇOK SEVERDİ"

Fabrikamızda daimi gündüz çalışanlar için öğle yemeği arası 1 saatti. Bu 1 saatlik uzunca arayı bazı arkadaşlar işçi lokalinde çay, kahve içip sohbet ederek, bazıları lojmanlardaki evine giderek, fabrika içindeki voleybol sahalarında voleybol oynayarak ya da onları izleyerek bazı arkadaşlar da kuytu bir yerde öğle uykusu ile şekerleme yaparak değerlendirirdi.


Anlatacağım hikaye sıcak bir yaz günü fabrikamızın koyu gölgeli büyük çam ağaçlarının altındaki bankta uyuyan arkadaşımıza yapılan bir şakanın gerçek hikayesidir.
Dokumada çalışan bir arkadaşımız fabrikamızın lezzeti meşhur öğle yemeğini yemiş, fabrika bahçesinde çok sayıda bulunan dayanak yerinde büyük harflerle "SÜMERBANK" yazan banklardan birine uzanmış. Sabah erken kalkmanın verdiği rehavetle hemencecik derin bir uykuya dalıvermiş.
Muzip Nazilli Sümerbank çalışanları bu fırsatı kaçırır mı? Hemen dokuma salonunun her yerinde kolayca bulunan ıskarta ham bezlerden bol miktarda getirip derin uykudaki arkadaşı uyandırmadan yüzü dahil tüm vücudunu bembeyaz bezlerle yavaşça örtmüşler.
10-15 kişi toplanıp, bankın önünde sıra olmuşlar. Sesi gür bir arkadaş da bankın baş tarafında yerini almış. Biraz Arapçaya benzer şeyler mırıldandıktan sonra uyuyan arkadaşı uyandıracak kadar yüksek sesle. Sanki cenaze namazı kılınmışta imam sorar gibi "MERHUMU NASIL BİLİRDİNİZ" diye bağırmış.
Sözde cemaat 'da hep birlikte "İYİ BİLİRDİK", Sözde İmam tekrar "HAKKINIZI HELAL ETTİNİZ Mİ...",cemaat "HELAL OLSUN" diye hep beraber bağırmışlar.
Derin uykusundan bu seslerle, uyanıp gözünü açtığında kendini beyaz kefenler içinde bulan, korkudan kireç gibi bembeyaz ve şaşkın bir suratla, dili tutulmuş bir vaziyette yerinden doğrulan uykucu şakazede, arkadaşlarının kahkahaları ile kendine geldiğinde bir daha fabrikada öğle uykusu uyumamaya yemin etmiştir herhalde...
İşte böyle olur Sümerbank'lının şakası, temkinli olmak gerek vesselam...
İleride başka efsane fabrika şakalarıyla buluşmak dileğiyle, sevgiyle kalın. İlhan Öden

20 Ekim 2024 Pazar

Nazilli Sümerbank



Nazilli Sümerbank'ın sözleri ve müziği bana ait kısa müzikal hikayesi.

 

11 Haziran 2024 Salı

SİZ EKONOMA'YI BİLİR MİSİNİZ.

Büyük marketler 1980 yıllarında açıldı, kredi kartları da aşağı yukarı o tarihlerden sonra yoğun kullanılmaya başlandı. Nazilli Sümerbank'lıların Kooperatif, Süpermarket, kredi kullanmak, kardan pay almak gibi Sümerbank dışında yaşayan vatandaşların yıllar sonra tanışıp kullanmaya başladığı uygulamaları 1940 yıllarında tanıyıp aktif bir şekilde kullandıklarını söylesem inanır mısınız? İnanmakta tereddüt edenler vardır ama Sümerbank fabrikalarının çalıştığı dönemlere yetişen tüm Sümerbank'lılar "EKONOMA" adıyla faaliyete geçen sonradan isimleri Tüketim kooperatifine dönüşüp, fonksiyonları kısıtlanan bu kuruluşları gayet iyi bilirler.

Fabrikalara dolaylı olarak bağlı olan kooperatif benzeri bu kurumlar, kömürden, zeytin yağına, sabuna. Toplu iğneden, düdüklü tencereye, Isparta halısından, Gırgır süpürgesine, buzdolabına, çamaşır makinesine, televizyona, fırına, motosiklete, av tüfeğine... Okul malzemelerinden, kıyafete ve akla gelen her türlü gıda maddesine uzanan sınırsız bir ürün yelpazesine sahip kurumlardı.
Bunlar yetmezmiş gibi yukarıda bahsettiğim kısıtlamalar öncesi bazı bankacılık faaliyetlerine de sahiptiler. Üyelerine ölüm, düğün, sünnet gibi ihtiyaçlarını karşılamak içim çok düşük faizle kredi verir, taksitle satış yapar, yıl sonunda tüm bu faaliyetlerden kazandıkları paralardan, masraflar düşüldükten sonra elde edilen kardan pay verilirdi. 1980 yıllarından sonra bankacılık alanına giren faaliyetler durduruldu. Ekonoma'lar, Yardımlaşma sandıkları kapatılıp, "Tüketim kooperatifi" statüsünde yeniden kuruldu. Ben de o sırada Yardım sandığında çalışıyordum. Yeni kuruluşun kurucu üyelerinden biriydim. Bu dönemden sonra günümüz marketleri gibi çalışmaya devam edildi. Bu haliyle bile Sümerbank'lılar için paraları olmadığında ya da yetersiz olduğunda ihtiyaçlarını, maaşlarından belli oranlarda kesilen taksitlerle ödeme imkanı sunuyordu. Yardım sandığına karşı tüccarda, üreticide, imalatçı da sonsuz bir güven vardı. Halen faaliyette olan Kristal firmasının 2000 teneke 18 Kg Zeytin yağını, 10 kiloluk 1000 torba yeşil ve beyaz sabununu 2-3 günde sattığımız günleri bilirim. Örneğin firmalardan 6 taksitle alınan ürünler, çalışanlardan her ihtimal düşünülerek 4-5 ayda kesilir toplanan paralar 1 ay da kooperatif sermayesi olarak kullanılırdı. Sıradan ürünler kesinlikle alınıp satılmazdı. Mutfak eşyalarından o zamanların Karaoğlu, Karaca gibi seçkin markaların tencere takımları getirilir, herkes kendi ihtiyacı ya da kızının çeyizi için alır üç gün içinde bütün mallar satılırdı. "Yardım sandığı ölmüş eşek getirse satılır" diye espriler bile yapılırdı. Yardım sandığı faaliyetini fabrikanın kapandığı tarihe kadar yavaş yavaş azaltarak sürdürdü. Bugün Sümerbank'la birlikte tarih olup gitse de eminim yaşayan her Sümerbank'lının içinde, o döneme yetişen her Sümerbank çocuğunun anılarının baş köşesinde yeri vardır.

Biz Sümerbank'lılar, onurlu insanlarız, hatta başkalarına göre biraz "dik kafalıyız" kimseye saygısızlık etmeyiz ama kimseye de kolay kolay boyun eğmeyiz. Çalışanının borç istemesine, esnafa avuç açmasına engel olan satış mağazaları, banka şubeleri, ölüm yardımlaşma dernekleri, hastaneler, kamplar ve bu yazımda anlattığım EKONOMA gibi sosyal yapılarla destekli dünyada eşi benzeri az bulunan ve bizim böyle dik duruşumuzun arkasındaki en önemli etken olan Sümerbank'ın kurumsal yapısıdır. Tüm Sümerbank fabrikalarının olduğu yerlerde yukarıda saydığım yan kuruluşların çoğu vardı. Benzer şeyler mutlaka oralarda da yaşanmıştır. Ne mutlu bizlere böyle bir yapının parçasıyız. Umarım bir gün insanların köle gibi değil, insan gibi çalıştığı böyle kurumlar, yeniden yaygınlaşır. Ülkemin çok ihtiyacı var. İlhan ÖDEN.

6 Haziran 2024 Perşembe

EKMEK PULUNDAN SÜMERBANK FIRININA YOLCULUK.

 

1975 ve daha önceki yıllarda ekmeklerin altına hangi fırında pişirildiğini belirten pullar yapıştırılması zorunluydu. Bunun zannedildiği gibi reklamla falan alakası yoktu. O zamanlar özellikle ekmekte belediyelerin sıkı denetimi vardı. Sağlık şartlarına uygun pişirilmiş mi? İçinde yabancı madde var mı? En önemlisi belediye tarafından belirlenen ağırlıkta mı olduğu, zabıta memurları tarafından sık sık fırınlara baskın yapıp, kontrol edilirdi. Bakkallarda farklı fırınlardan gelip satılan ekmeklerde herhangi bir kusur görülür, vatandaşlardan şikayet gelirse ekmeğin arkasındaki pullardan hatalı fırın tespit edilir, hakkında işlem yapılırdı. Hala önemli ama o zamanlar en önemli gıda maddesi ekmekti.

Çoğunuz hatırlamazsınız ama Ramazan ayı geldiğinde ekmeklerin üzerine susam eklenirdi. Zamanla yapıştırılan pulların arkasındaki ekmeğin yenilmediği, ekmek israfına sebep olduğu, bazen de kağıtların yanlışlıkla yenildiği öne sürülerek, bu uygulamadan vazgeçildi. Bence yararlı bir uygulamaydı kaldırılması iyi olmadı sanki şimdi ekmek israfı önlendi mi?

Ekmek kalitesi o kadar düştü ki artık imkanı olanlar normal ekmek yemiyorlar. Fırınlardan mısır ekmeği, tam buğday, sarı buğday, ekşi maya, Çavdar ekmeği, Kara kılçık ekmekleri gibi özel unlardan yapılıp 30 lira civarında satılan ekmeklerden alıyor birkaç gün bayatlamadan kalan bu ekmeklerden alıp yiyorlar. Ben de bu ekmeklerden alıyorum ama birkaç kere alınca bıkıp, başka çeşidi deniyorum.

Ben Sümerbank çocuğuyum, Nazilli Sümerbank lojmanlarında doğdum, Sümerbank ekmeğiyle büyüdüm. Aslında tam aradığım şey çocukluğumdaki, fabrika fırından yeni çıkmış, fırından alp eve getirinceye kadar farkına varmadan yarısını yediğim sıcak ekmeğin burnumdaki kokusu ve tadı. Acaba sizler de benim gibi mi düşünüyorsunuz? Sümerbank çocukları. Sağlıcakla kalın. İLHAN ÖDEN