
Ailemin hemen hepsi Nazilli Sümerbank’ta çalıştı. Ben de lojmanlarda doğdum; çocukluğum, gençliğim, hayatımın en güzel günleri oralarda geçti. Fabrikanın sunduğu tüm imkânlardan faydalandım. Sonra çalışma hayatı derken ömrümün neredeyse tamamı fabrikanın içinde ya da çevresinde geçti.
Öylesine benimsemiş, öylesine sahiplenmiştim ki, söz fabrikadan açıldığında farkında olmadan “bizim fabrika” demeye başlamıştım. Evde konuşurken de aynı ifadeyi kullanıyordum.
Gerçi hâlâ da öyleyim ya…
Sabah giyinip kuşanıp işe gider, iş çıkışı duşumuzu alır, pırıl pırıl tertemiz eve dönerdik. Yirmi dört saat sınırsız sıcak su vardı; bazen günde iki kez bile yıkandığımız olurdu.Hal böyle olunca, ilkokul birinci sınıfa giden oğlum fabrikayı gerçekten bizim sanmaya başlamış.
Bir gün öğretmeni sınıftaki çocuklara sırayla babalarının ne iş yaptığını soruyormuş. Sıra bizim oğlana gelince, ne bilsin çocuk, gururla: “Benim babam fabrikatör” demiş.
Öğretmeni Emine Baştürk’tü; bizim gibi Sümerbank lojmanlarında büyümüş ablalarımızdandı. Ailemizi de yakından tanır, kim olduğumuzu gayet iyi bilirdi.
Biraz gülmüşler…
Sonra olay bizim kulağımıza da geldi. Biz de güldük. Aklımıza geldikçe hâlâ gülüyoruz.
Eminim Sümerbank çalışanlarının çoğu da benim gibidir. Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder