Sümerbank etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sümerbank etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Temmuz 2020 Çarşamba
31 Mayıs 2020 Pazar
ÇÖPÇÜLER...
Küçükken,büyüyünce ne olacaksın? Diye sorduklarında "Çöpçü" olacağım derdim. İkide bir sorarlar. Ben çöpçü olacağım dedikçe , hoşlarına gider kahkahalarla gülerlerdi. Onlar öylesine söylediğimi zannediyorlardı ama ben gerçekten kafaya koymuştum çöpçü olmayı...
Bu kararı verdiğimde 5 yaşlarındaydım.
Lojmanlarda oturuyorduk. Arka sıra apartmanların kanala bakan tarafında sıra halinde dikilmiş büyük dut ağaçları vardı. Sokakları süpüren çöpçüler mola verdiklerinde o dut ağaçlarının gölgesine uzanır,sigara içer,sohbet ederlerdi.
Ya çok sık mola veriyorlardı ya da molaları çok uzun sürüyordu ki. Bende böyle bir izlenim bırakmışlar...
O zaman kesin karar vermiştim. Çöpçü olacaktım. Biraz çalışıp sonra akşama kadar dut ağaçlarının altında yatacaktım.
Maalesef şartlar hayalimdeki mesleği yapmamı engelledi. Çöpçü olamadım,dut ağaçlarının altında doya doya yatamadım...
Ya çok sık mola veriyorlardı ya da molaları çok uzun sürüyordu ki. Bende böyle bir izlenim bırakmışlar...
O zaman kesin karar vermiştim. Çöpçü olacaktım. Biraz çalışıp sonra akşama kadar dut ağaçlarının altında yatacaktım.
Maalesef şartlar hayalimdeki mesleği yapmamı engelledi. Çöpçü olamadım,dut ağaçlarının altında doya doya yatamadım...
İşte böyle...
Keşke lojmanlar yıkılmasa, ağaçları kesilmeseydi.Belki arada bir yine dutların altına oturup, gözlerimizi kapatıp, o mutlu,kaygısız çocukluk günlerimize kadar uzana bilirdik. Sevgiyle kalın. İlhan Öden.
Keşke lojmanlar yıkılmasa, ağaçları kesilmeseydi.Belki arada bir yine dutların altına oturup, gözlerimizi kapatıp, o mutlu,kaygısız çocukluk günlerimize kadar uzana bilirdik. Sevgiyle kalın. İlhan Öden.
10 Aralık 2018 Pazartesi
LİYAKAT ÖNEMLİ
Atatürk,Nazilli Basma Fabrikasına çok önem veriyordu onun için 9 Ekim 1937 Cumartesi günü fabrikamızı açmak için Nazilli'ye gelirken,başbakan,bakanlar,genelkurmay başkanı ve komutanlar dahil pek çok kişiyi beraberinde getirmişti.
Genç cumhuriyetin en önemli eserlerinden biri olan Nazilli basma fabrikasının açılış töreni ve fabrikanın tanıtımının hem ülke çapında hem de dünyaya en iyi şekilde yansıtılması Atatürk için çok daha önemliydi.
Yanındakilerin çoğu fark etmese de Atatürk'ün yanında belki de diğerlerinden önemli iki kişi daha vardı. Türkiye'nin ilk foto muhabiri 1 numaralı basın kartı sahibi Ferit İbrahim ve Türk sinemasının önemli isimlerinden Kenan Erginsoy.
Yukarıdaki fotoğrafta Atatürk'ü fabrikamızın müdüriyet binası merdivenlerinde görülüyor. Yanda fesli olan kişi açılış törenini baştan sona filme alan Kenan Enginsoy (Reşid Kenan) , arkasında, fotoğrafları çeken Ferit İbrahim var.
Ferit İbrahim işini en iyi şekilde yapmaya çalışan Atatürk'ün güvendiği ve pek çok özel fotoğrafını çektirdiği,çalışırken iki gözlüğü üst üste takacak kadar titiz çalışan iyi bir fotoğrafçıydı.
Kenan Erginsoy'ise ilk Türk filmcilerinden biridir. 1. Dünya savaşı sırasında Almanya'da çektiği filmlerle dikkati çekmiş, teknolojiyi yakından takip eden, Atatürk'ün bilgisine güvendiği yetenekli biriydi. Hatta Atatürk'ün bozulan bir radyo'yu "Yapsa yapsa bunu Kenan yapar" diyerek gönderdiği ve radyosunun Erginsoy tarafından tamir edildiği hatıralarından bilinir.
Mekanları cennet olsun. İLHAN ÖDEN
8 Aralık 2016 Perşembe
Nazilli Manşet Gazetesi İLHAN ÖDEN röpörtajı.
Nazilli’nin tanınmış yüzleriyle yaptığımız röportaj serimize 1933 yılında kurulan Sümerbank’ın eski çalışanlarından 58 yaşındaki İlhan Öden ile devam ediyoruz.
Yağmur Aşık/ Aydın Haber Ajansı/ NAZİLLİ- İlhan Öden 58 yaşında bir Sümerbank emeklisi. Fabrikanın Yardım sandığı,dokuma makine bakım ve işletme muhasebe servislerinde toplam 25 yıl çalışan Öden, doğduğu günden beri Sümerbanklı. 1958 yılında Sümerbank lojmanlarında, Sümerbank çalışanı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözünü açan Öden, yine fabrikanın okullarında okumuş. Sümerbank’ın Nazilli’ye kazandırdığı bütün güzelliklerden yararlanmış.Çocuklarını da Sümerbanktan kazandığı parayla okutmuş.
“ŞEFİM BANA ÇAY GETİRİRDİ”
“Hep Sümerbank’ın çevresinde yaşadım. İyi ki de yaşamışım diyorum. Sümerbank, her türlü sosyal hakkının olduğu, emeğinin karşılığını aldığın, kimseden karşısında eğilip bükülmeden ekmeğini kazandığın, eğitim, sağlık imkanlarının sağlandığı bir yerdi” diyen İlhan Öden Sümerbank ile geçen yıllarını özlemle anıyor.
“Şu an bile başarılması mümkün olmayan şeyleri Sümerbank yaptı. Sümerbanklıların arasında özel bir hiyerarşi, saygı sevgi vardı. Amirim, müdürüm benim arkadaşım gibiydi. Şefim işlerin yoğun olduğu zamanlar yardımcı olmak için bana çay bile getirirdi, başka kurumlarda böyle örnekleri görmek imkansızdır. Biz de aynı şekilde amirlerimiz çalışırken elimizden geldiğince yardımcı olmaya gayret ederdik. Böyle güzel bir çalışma ortamımız vardı. ağabey kardeş gibi bağlı ama disiplinle çalışırdık.
HERKESİN HAYALİ ‘SÜMERSPOR’
“O yıllarda en büyük hayalimiz bir gün Sümerspor forması giymekti” diyen İlhan Öden; Sümerspor’da voleybol oynadığı zamanları anlattı.
“Sürekli Nazilli Sümerspor'un antrenmanlarını takip ederdik. Bir gün biz de orada top oynar mıyız diye geçerdi herkesin aklından. O yıllarda Sümerspor’da olmak, Fenerbahçe’de Beşiktaş’ta oynamak gibiydi. Sümersporda çok iyi futbolcular vardı.Bende Sümerspor'un futbol,voleybol ve basketbol takımlarında oynadım. Voleybolda çok başarılı oldum. Birçok kez de Aydın şampiyonu olduk”
CUMHURİYET’İN EN BÜYÜK PROJESİ
Sümerbank’ın Cumhuriyet’in en büyük projelerinden birisi olduğunu vurgulayan İlhan Öden, bunun unutulmaması için gönüllü olarak başlattığı ve bugün geniş kitlelere ulaşan Sümerbank tarihi ile ilgili çalışmalarıyla ilgili olarak şunları söylüyor:
“İlk başlarda işin bu denli takdir göreceğini ve geniş bir kitleye ulaşacağını pek fark edemedim. Zaman içerisinde işler daha güzelleşince, insanlardan takdir görmeye başlayınca bu alanda Türkiye’de yazılmış ne varsa onları topladım ve okudum. İnsanın kendini geliştirmesi çok önemli. Nazilli’de yaşayan yaşlı Sümerbanklılarla görüştüm. Daha sonra evlerden fotoğraf ve belgeleri toplamaya başladım. Sümerbank’ı araştırırken Nazilli’nin çok eski fotoğraflarına ve tarihine de ulaşmaya başladım. Nazilli Sümerbank’ta sosyal hayat nasıldı, eğitim sistemi nasıldı, çalışma hayatı nasıldı bunları anlattım.”
SOSYAL MEDYANIN GÜCÜ ÇOK FAZLA
Sümerbank ile ilgili çalışmalarının Türkiye çapında bilimsel, akademik boyutta çalışma yapan insanların da ilgisini çektiğini belirten Sümerbank emeklisi İlhan Öden; eski müdürlerinin kendisini takip etmesinden ve hafızaları tazelemiş olmaktan gurur duyuyor.
İlhan Öden: “2008 yılında bu paylaşımları yapmaya başladım. İlk başlarda Sümerbank’la ilgili anılarımı paylaşmak için bir blog oluşturdum. Sosyal medyanın gücü çok fazla. Zaman içerisinde bu paylaşımlara çok fazla erişim oldu. Aileleri Sümerbank’ta çalışmış çocukların ilgilileri de çok fazla. Çünkü insanlar merak ediyor. İşin güzel tarafı, Nazilli Sümerbank’ta müdürlük yapmış, benim sayfamı takip eden birçok insan var. Sümerbank’ta çalışmış vefat eden arkadaşlarımızın,yaşayan Sümerbank'lıların şu anki fotoğraflarını da paylaşıp hatırlatıyoruz. Böylece hafızaları tazelemiş oluyoruz.”
“DON KİŞOT”
Yaptığı işi ünlü roman kahramanı Don Kişot’un yaptığına benzetiyor İlhan Öden:
“Hiçbir zaman Sümerbank paylaşımları yaptığım sosyal medya hesaplarımda çok fazla takipçim olsun diye düşünmedim. Az olsun öz olsun kaliteli olsun diye düşündüm. Her gün bir basamak diye diye Nazilli ve Sümerbank’la ilgili en bilgili insanlardan biri oldum. Yaptığımız iş biraz da Don Kişot’luk gibi bir şey. Herkesin bir şeyleri unutturmaya çalıştığı bir dönemde biz biraz daha yaşatmaya çalıştık. Sümerbank’ı Atatürk’ü sevenler dışında da kimseden destek vermiyor. Günden güne de Sümerbank’ı bilen,Sümerbankta çalışan büyüklerimiz azalıyor. Zamana karşı bir yarış var. Sümerbank sayfalarında fotoğrafları görenler beni arayıp kendilerinde de fotoğraf olduğunu söylüyor. Gidip onlardan fotoğrafları alıyorum. Bir kısmı gerçekten çok kıymetli,Sümerbank’ın pek bilinmeyen yönlerini gösteren fotoğraflar. O yıllarda Sümerbank sağlığı bozulan çalışanlar için çeşitli yerlerde kamplar kurmuş ve sağlıklarına kavuşmalarını sağlamış. Bu pek rastlanan bir şey değil. Bu tarz fotoğrafları kategorilere ayırıp arşivliyorum. Arşivimde yaklaşık 5 bin adet Nazilli Sümerbank ile ilgili fotoğraf var.”
“SÜMERBANK SAYESİNDE NAZİLLİ UZUN ÖMÜRLÜ”
İlhan Öden “Eğer Sümerbank olmasaydı bugün Nazilli 40-50 bin nüfuslu küçük bir kasaba olurdu” diyor ve ekliyor “Şu an insanlar bu memlekette uzun yaşıyorsa Sümerbank sayesinde.”
“Nazilli’yi Nazilli yapan Sümerbank’tır. O yılların nüfus kayıtlarına bakıldığında Sümerbank’ın kurulduğu yıllarda Nazilli şehir ve tesis olarak Denizli’den çok daha iyi durumda olduğu görülür. Şu an insanlar bu memlekette uzun ömürlüyse Sümerbank sayesinde. 1937’de Nazilli’de hastane yokken ilk defa Sümerbank Nazilli’ye hastane yapmış. 10 adet doktoru ve 50 tane yatağı varmış. Diş ünitesi, doğumhanesi ve ameliyathanesi olan bir hastane… Bunlar hep kazanç.”
“1948’DE NAZİLLİ’DE OPERA”
Sümerbank sayesinde Nazilli’de sosyal hayatın son derece canlı olduğunu ifade eden İlhan Öden, o yıllarda Nazilli Basma Fabrikasından devlet tiyatrolarına yükselip gitmiş sanatçılar olduğunu da anlatıyor.
“1948’de Nazilli’de Sümerbank çalışanları opera sergilemiş. O yıllardan bu yana bir daha ne Aydın’da ne de Nazilli’de opera yok. İnsanlar o yıllarda bunları başlatmış fakat şimdi yapılmıyor. Haftada 2 3 kere sinemaya gönderiyorlardı. İnsanın ufku genişliyor. Sümerbank’ı kaybettikten sonra çok şey kaybettik…”
“SÜMERBANK MÜZESİ OLMALI”
Nazilli Basma fabrikasının kapatılmasının ardından Nazilli’de işsizlik sorunu ortaya çıktığını ifade eden Öden; “Fabrika ilk açıldığında 4 bin kişi çalışıyormuş. Fakat fabrikanın 4 bin kişiye ihtiyacı olduğu için değil. İstihdam sağlamak insanlara eğitim vermek için. Burada eğitilen insanlarla daha sonra açılacak olan yeni fabrikaların alt yapısı oluşturuldu. Benim çalıştığım dönemde yaklaşık 1800 kişi çalışıyordu. Ben emekli oluncaya kadar bin kişi kaldık. Sümerbank işçileri bugün bir öğretmenin aldığı maaş kadar ücret alıyordu. Bugünkü parayla ayda 5 milyon lira Sümerbank sayesinde Nazilli’ye giriyordu. Fakat Sümerbank’ın kapatılması kaçınılmazdı. Bugün bu teknoloji ile Sümerbank’ın bin kişi çalıştırıp para kazanması mümkün değil. Ama en azından Nazilliye 67 yıl katkı sağlamış bir fabrikanın Sümerbank Müzesi olarak yaşatılması.” gerekiyor.
14 Mart 2016 Pazartesi
YERLİ MALLARI HAFTASI ve SÜMERBANK
YERLİ MALLAR haftasına önderlik eden SÜMERBANK'ın kampanyalarından derlediğim nostaljik afişler ve diğer materyallerden oluşturduğum kolleksiyonu sunuyorum.
VİDEO
Atatürk'ün öğretileri ve ilkelerinden her gün biraz daha uzaklaşırken, unutturma çalışmalarına karşı, unutmamak için gayret ediyoruz.
YERLİ MALLARI HAFTASI ve SÜMERBANK
YERLİ MALLARI HAFTASI ve SÜMERBANK
Bildiğiniz gibi 12 aralık tarihini içeren hafta Tutum ve Yerli malları haftası olarak kutlanır.
Eskiden kişilere,parasını,eşyalarını,zaman ve sağlıklarını, korumak öğretilir.Şimdiki gibi tüketim toplumunun parçası olmak özendirilmezdi.Sadece kendimize ait olan şeyleri değil,ülkemizin doğal kaynaklarını,suyu,elektriği,okul eşyalarını özenle kullanmak öğretilirdi.
Eskiden kişilere,parasını,eşyalarını,zaman ve sağlıklarını, korumak öğretilir.Şimdiki gibi tüketim toplumunun parçası olmak özendirilmezdi.Sadece kendimize ait olan şeyleri değil,ülkemizin doğal kaynaklarını,suyu,elektriği,okul eşyalarını özenle kullanmak öğretilirdi.

Atatürk 1923 yılında İzmir İktisat Kongresini topladı. Bu kongrede yurdun bağımsızlığının korunması, yerli mallar üretilmesi ve kullanılması kararlaştırıldı. Dönemin başbakanı İsmet İnönü 12 Aralık 1929 tarihinde T.B.M.M.’de bir konuşma yaptı. Konuşmasında ulusal ekonomi, yerli malı ve tutumlu olma konularını anlattı.

Cumhuriyetin ilk 10 yıllık döneminde temelleri atılan kendi kendine yeter bir toplum olmadaki çabalar maalesef artık terkedilmiş gibi görünüyor.Sanki çok zengin bir ülkeymişiz gibi tüketim çılgınlığı teşvik ediliyor.Cumhuriyet kazanımları birer birer yitiriliyor.
Televizyonlarda, 'Şunu al ekonomi canlansın' gibi reklamlarla,vatandaş tüketime zorlanıyor, özelleştirme adı altında ülkenin tüm değerli tesisleri yabancılara satılırken, tohumda,ilaçta,kısaca her sektörde yabancılara bağımlılığımız giderek artıyor.
Dış borçlar,alınan İMF kredileri ödenmez boyutlara ulaşıp ülkemizin bağımsızlığını tehlikeye düşürüyor.
Maalesef Atatürk'ün 'Ekonomisi bağımsız olmayan ülke bağımsız değildir' ilkesine aykırı ne varsa süratle yapılmaya devam ediliyor. İşsizlik,yoksulluk yüzünden toplumda,bireyler arasında huzursuzluk,umutsuzluk ve mutsuzluk sonucu intihar ve depresyon gibi psikolojik sorunlar giderek artıyor.
Kaynakları iyi değerlendiren ülkeler parasını yatırımlar yapmak için kullanır vatandaşlarına daha iyi hizmet götürür,başka devletlere avuç açmaz,bağımsızlığını tehlikeye düşürmez.
Günümüzde küresel ekonomik kriz etkisiyle çok zor durumda olan türk sanayisini,kirizden çıkarmanın yolu "yerli malı" kullanmaktır. Yerli üreticilerin yok olması dışardan gelen malın yüksek fiyatla satılmasını,tersinin ise yabancı üreticileri,rekabet gereği kaliteli üretim ve düşük fiyat politikası uygulamaya zorlayacağını unutmayalım.
Ülkemizi yönetenllerin,hemen uygulanan mirasyedi ekonomik politikalardan vazgeçmesi, ekonomimizi daha az dışa bağımlı hale getirecek tedbirleri alması ve yeni nesillere kaynaklarımızın daha iyi kullanılması alışkanlıklarının kazandırılması dileğimle.
İlhan ÖDEN
13 Ağustos 2014 Çarşamba
Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası Camii.
Yazılarımı takip edenlerin mutlaka dikkatini çekmiştir Sümerbankı anlatırken "para kazanmaktan çok,bulunduğu yöreye her konuda öncülük yapan ve daima mükemmeliyet arayan bir kurum" olarak anlatıyorum. Tabi ki bunu söylerken şahit olduğum ya da Sümerbank konusunu araştırırken rasladığım verilere,bilgilere dayanarak söylüyorum.
Örneğin fabrikamızı kuran rus mühendislerden İvan Komzin daha sonra dünyanın en büyük baraj projesi olan Nil nehri üzerindeki Asuhan baraj projesinin başına geçiyor yine fabrikamızın mimarı Nikolaev yaşadığı dönemin bu tip büyük projelerde en başarılı rus mimarı olarak ödül kazanıyor.Almanya ve başka ülkelerde yeni fabrikalar inşa ediyor. Fabrikamız Türkiyenin ilk basma fabrikası,makinalar o dönemin en modern makinaları.Nazilli'ye ilk hastaneyi Sümerbank yapıyor. Futbol sahası yapıldığı dönemde ülkenin en iyi futbol sahası olarak kabul ediliyor.Yine o dönemde Nazilli de henüz yapılmayan eskrim,tenis,golf,boks gibi sporları, özel radyo ve özel gazete gibi belki en büyük şehirlerinin bile tanışmadığı güzelliklere öncülük ediyor...
Nazillide televizyon yayınları başlar başlamaz ilk televizyon basma fabrikasında,Renkli televizyon yayınları başlar başlamaz renkli televizyon aynen fabrikada,uydu yayınları henüz yaygın değilken balo salonu çatısına 5 metrelik çanak anten kurup dünya televizyonlarını çalışanlarına izleten Nazilli Sümerbank...
FOTOLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERLERİNE TIKLAYIN.
NAZİLLİ SÜMERBANK CAMİİ
Daha anlatmakla bitmeyecek öyle çok şey var ki. Hangisini anlatayım bilemiyorum.En iyisi lafı daha fazla uzatmadan şimdi anlatmayı düşündüğüm konuya getireyim.
Fabrika açılmış mükemmel çalışıyor,cevresinde çalışanlarının ve ailelerinin her ihtiyacını karşılayacak tesisler yapılmış ama henuz fabrikamızın bir camisi yok.Hemen kollar sıvanıyor öyle bir cami yapılsın ki Sümerbank'ın şanına yakışsın.
Mimar ALİ VASFİ EGELİ'nin biyografisi.
O dönem Türkiye'sinin ,Türk klasik mimarisine en sadık ve bu tür yapıların yapımı ve restorasyonu konusunda en uzman mimarı olan İstanbul vakıflar başmimarı Ali Vasfi EGELİ'ye ulaşılıyor.1954 yılında camimizin temeli atılıyor.
Kubbe süslemesi "İhlas Suresi"
Fetih Sûresi'nin ilk ayeti cami kuşak yazısı
Bugün bile Nazilli'nin diğer camilerine hiç benzemediği hemen fark edilen,mimari,süsleme,ahşap ve demir işçiliği gibi her bakımdan çok farklı ve güzel Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası camisi 1957 yılında Sümerbanklıların ve çevrede oturan Nazilli halkının hizmetine sunuluyor.
(Bakara Sûresi, 149.ayet) mihrap yazısı.
Osman (R.A.) Ciharyâr-ı Güzîn yazılarından.
Nazilli Sümerbank çalışanlarının rızasıyla maaşlarından kesilen küçük aidatlar ve fabrikamızın her ünitesine gösterdiği titizlik ve bakımla 2002 yıllına kadar sıkıntısız bir dönem geçiren camimiz bu yıldan sonra yine Sümerbank mensubu arkadaşların önderliğinde giderek azalan cami cemaattinden toplanan yardımlarla hizmete halen devam ediyor.
Dernek Başkanı Abdullah DÜLGER (atkı aktarma ustası)
Camimizin marangoz H.Yılmaz tarafından yapılan maketi.
Umarım daha uzun yıllar Nazilli Basma fabrikasının adını taşıyan son yapı olarak varlığını sürdürmeye devam edecek.
Sümerbank camii inşaat bilgilerini içeren künye levhası.
Bu vesileyle camimizin yapımına ve ayakta kalmasına katkı yapan tüm Sümerbank mensuplarının ahirete intikal etmiş olanlarını saygıyla ve duayla,yaşayanları hayırla yad edelim. Sevgiyle kalın. İlhan Öden
Etiketler:
nazilli,
Sümer camii,
Sümerbank,
sümerbankcamii
26 Kasım 2013 Salı
SÜMER YARDIMSEVERLER DERNEĞİ.
Nazilli Sümerbank basma fabrikasının aslında bir buzdağının sadece görünen yüzü olduğunu, fabrikalar kapatılırken gözardı edilen sosyal katkının neredeyse fabrika üretiminden daha önemli olduğunu bu sayfalarda defalarca anlattım.
Aşağı Nazilli'de çürümeye terkedilenin sadece eski bir basma fabrikası olmadığını, her yönüyle örnek alınması gereken ve %100 hayata aktarımı başarılmış muhteşem bir sosyal proje olduğunu elime belge geçtikçe paylaşıp gelecek nesillere anlatmaya devam edeceğim.
Daha önceki yazılarımda fabrikamızın diğer sosyal birimlerini, üretim dışı hizmetlerini,katkılarını anlattım.
Bu yazımda size fakir ve ihtiyacı olan vatandaşlara yardım amacıyla fabrika önderliğinde kurulan Nazilli Sümer Yardımseverler derneğini anlatacağım.
FOTOLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN.
Dernek başkanı fabrika müd. H. Toker'in eşi Fütuat hanımdır.
Derneğin 1949 yılı faaliyetlerinin dağılımı şöyledir.
YAPILAN YARDIMLAR.
126 aileye yakacak (kömür) yardımı.
80 aileye gıda yardımı (Un.vs.)
30 öğrencinin giyim ve okul masraflarının karşılanması.
Önceki yıllardan devam eden "Daimi yardımlar"
38 kişiye bir defaya mahsus nakit para yardımı.
10 hastaya tedavi ve ilaç yardımı.
İhtiyacı olanlara yemek yardımı.
155 bayana dikiş kursu hizmetinin finansmanı.
Dernek faaliyetlerinde toplam. 4527.23 lira harcanmış ayrıca dikiş kursunu bitirenlerden 55 bayana dikiş temin ederek sürekli gelir sağlayacak iş bulunmuştur.
Nazilli Basma fabrikası ve diğer Sümerbank fabrikaları kaliteli ucuz sanayi malları üretiminin yanısıra,İnsana ve bulunduğu bölgeye hizmete öncelik vermiş, çok para kazanmak hedefinde hiç bir zaman olmamıştır.
Fabrikaların "Para kazanmadığı , devletin sırtına kambur olduğu" gerekçesi ve karalama kampanyalarıyla kapatıldığını düşününce aslında bu kurumlara ne kadar büyük haksızlık yapıldığı bu örneklerle daha iyi anlaşılmıyor mu?
Nazilli Basma fabrikası 10 yıldan fazla bir süre ülkenin tek basma fabrikası olarak çalıştı. Adeta "Altın yumurtlayan tavuk" gibiydi. Kazandığı paralarla fabrikaya yatırım yapılsaydı Nazilli basma fabrikası avrupanın en büyük tekstil fabrikalarından biri olmaz mıydı? Sevgiyle kalın İlhan ÖDEN
Kaynak : L'ILLUSTRATION de L'ORİENT dergisinin 1950 yılında yayınlanan "özel sayısı"
12 Ağustos 2013 Pazartesi
Seksenlerin sonu,direniş yılları,başarı ve infaz.
Bu ay sizlerle Sümerbank'ın yok edilmeye karşı direndiği, kampanyalar, yenilikler ile Dünya bankası ve İMF 'in dayattığı serbest piyasa ekonomisini (liberal ekonomi) yerleştirmeye çalışan iktidarlarun ayak oyunları ve engellemelerine rağmen ayakta kalmayı başardığı 1988-89 yıllarının reklam videolarını paylaşacağım..
BAHAR KAMPANYASI
ANNELER GÜNÜ
ERKEK GİYİM
GENÇ GİYİM
İNDİRİMLİ SATIŞ KAMPANYASI
Yukarıda da belirttiğim gibi bu dönemde Sümerbank dinamik,çalışkan ve akıllı yöneticilerle özel sektöre sunulan imkanlara rağmen tekrar Türkiye ekonomisinin zirvesine çıkmayı başardı.Nato ihaleleri,ihracat bağlantıları ve özellikle mağazacılıkta yapılan atılımlar. Türkiye pastasını kendi aralarında bölüşmek isteyen "Liboş" hortumcuların işine gelmedi.Onlara göre başa çıkamadıkları Sümerbank mutlaka yok edilmeli özel sektörün önü açılmalıydı.Gereken her şey yapıldı.Vatandaşın parası kaliteli ucuz üretim yapan Sümerbank yerine Sistemin beslendiği tüketimi teşvik eden kaynakların hizmetine sunuldu.Bunların kimler olduğunu gayet iyi biliyorsunuz.Bilmeyenler 1990 öncesi küçük işletmeler iken şimdilerde holding olmuş özellikle hazır giyim,tekstil ve ayakkabı firmalarının geçmişine baksınlar. Çoğunluğunun mazisinde Sümerbanklıların "asla helal etmeyecekleri" hakları vardır.
Etiketler:
ayakkabı,
hazır giyim,
konfeksiyon,
liboş,
mağazacılık,
Sümerbank
16 Mayıs 2013 Perşembe
NAZİLLİ SÜMERBANK yazın Mezar Taşıma...
Fabrikamız 2002 yılında kapatılıp,Aydın Adnan Menderes Üniversitesine devredildi.Yapılacak başka bir şey yokmuş gibi ilk iş olarak fabrikamızın giriş kapısındaki "Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası" yazısı sökülüp yerine ADÜ Sümer kampüsü yazısı yazıldı.Üniversitenin kendi adını kapıya yazmasına kimse karşı çıkmaz ama Atatürk'ün açmak için Nazilliye kadar geldiği,Nazilli ekonomisini yıllarca ayakta tutan,19000 Nazilli'linin ekmek parası kazandığı,şehrimizin güzelliği ve büyüklüğü ile pek çok vilayetten daha iyi durumda olmasına katkı sağlamış,Venezuella da bile örnek alınıp benzeri yapılmış fabrikamızın bir plaketlede olsa isminin kapıda yazması gerekmez mi?
Bir insan bile vefat ettiğinde gömülüp baş ucundaki mezar taşına ismi yazılırken , Nazilli Basma fabrikasının ambarları, tuvaletlerini bile SİT alanı ilan edip korumaya alınırken "ismini" korumak neden kimsenin aklına gelmez?
Nazilli geçmişinde önemli yeri olan "Nazilli Basmaları" markasıyla tüm yurtta hatta dünyada Nazilli ismini duyuran bu büyük kuruluşa hiç mi vefa borcumuz yok.
Sümerbank lojmanlarında doğmuş büyümüş,evine ekmek götürmüş bir Sümerbank mensubu Nazilli'li olarak Nazilli Basma Fabrikası isminin bu kadar kolay unutulmasını kabul etmiyorum.
Gönlüm nizamiye kapısına,uygun büyüklükte yazılmasından yana. Bu mümkün olmazsa Hürriyet caddesinin fabrika müdüriyet binasının karşısına gelecek ve iki taraftan da yoldan geçenlerin rahatça okuyabilecekleri,trafik akışına zarar vermeyecek yükseklikte ve büyüklükte bir pano hazırlanıp yerleştirilmesinden yana.
Nazilli geçmişinde önemli yeri olan "Nazilli Basmaları" markasıyla tüm yurtta hatta dünyada Nazilli ismini duyuran bu büyük kuruluşa hiç mi vefa borcumuz yok.
Sümerbank lojmanlarında doğmuş büyümüş,evine ekmek götürmüş bir Sümerbank mensubu Nazilli'li olarak Nazilli Basma Fabrikası isminin bu kadar kolay unutulmasını kabul etmiyorum.
Gönlüm nizamiye kapısına,uygun büyüklükte yazılmasından yana. Bu mümkün olmazsa Hürriyet caddesinin fabrika müdüriyet binasının karşısına gelecek ve iki taraftan da yoldan geçenlerin rahatça okuyabilecekleri,trafik akışına zarar vermeyecek yükseklikte ve büyüklükte bir pano hazırlanıp yerleştirilmesinden yana.
FOTOĞRAFI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Şekli örnek olması için ve sığdırmak için basitçe çizdim.Eğer sesimi duyup çağrımı olumlu bulurlarsa Nazilli'mizi yönetenler nasıl yapılacağına karar verirler.
Umarım yazımı sayın belediye başkanımız Haluk Alıcık bir dilekçe olarak kabul eder. Nazilli şehitlerinin isimlerini, parklara,düğün salonlarına,pazar yerlerine vererek gösterdiği vefa örneğini Nazilliye yaptığı katkıların saymakla bitmeyecek bu tarihi kuruma da gösterir.Yazımı kendisine ulaştırmaya çalışacağım.Bu konuda kendisine benden daha , yakın boğazından Sümerbank ekmeği geçmiş , yüreğinde Sümerbank sevgisi taşıyan tüm duyarlı arkadaşlardan yardım bekliyorum.
Umarım yazımı sayın belediye başkanımız Haluk Alıcık bir dilekçe olarak kabul eder. Nazilli şehitlerinin isimlerini, parklara,düğün salonlarına,pazar yerlerine vererek gösterdiği vefa örneğini Nazilliye yaptığı katkıların saymakla bitmeyecek bu tarihi kuruma da gösterir.Yazımı kendisine ulaştırmaya çalışacağım.Bu konuda kendisine benden daha , yakın boğazından Sümerbank ekmeği geçmiş , yüreğinde Sümerbank sevgisi taşıyan tüm duyarlı arkadaşlardan yardım bekliyorum.
Cumhuriyet döneminin en önemli projelerinden biri olan Tarihi değere ve öneme sahip Nazilli Basma fabrikası bu kadar kolay unutulmamalı. Sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN
Not: Aşağıya fabrikamızla aynı dönemlerde yapılıp,aynı dönemlerde kapanan Kayseri Sümerbank fabrikasının nizamiye kapısının fotoğrafını koyuyorum.
13 Kasım 2012 Salı
KAYSERİ'nin GÜL'ü var,NAZİLLİ'nin neyi var?
İnternette ve yazılı basında gördüğümüze göre Kayseri'de güzel şeyler oluyor.Cumhuriyetin ilk yıllarında Sovyetler Birliği ile yapılan ikili anlaşmalar ile Nazilli Basma Fabrikasıyla birlikte Turkstroy firması tarafından yapılan Kayseri Bez Fabrikası uzun bir bekleme süreci sonrasında uluslararası mimarlık festivalinde ödül kazanan bir proje ile Abdullah Gül Üniversitesine dönüştürülüyor.
Kayseri'nin il olması,Cumhurbaşkanının Kayserili olması üstelik yeni üniversiteye cumhurbaşkanının adının verilmiş olması sayın Abdullah Gül'ün şimdiki iktidara yakın bir siyasi geçmişten gelmesi üniversitenin önünü açıyor.Bir zamanlar babasının çalıştığı fabrikanın, adını taşıyan bir üniversiteye dönüşmesiyle ilgili çalışmaları cumhurbaşkanı yakından takip ediyor.
Bizim fabrikamızda,fabrikanın kapandığı dönemden beri Nazilli Belediyesi tarafından yapılan birkaç derslik, tarihi önemi olmayan eski ambarların anfiye dönüştürülmesi ve Pamuk depolarından yapılan öğrenci kafeteryası dışında pek bir yatırım yapılmadığı gibi zaman zaman ziyaretine gittiğim Kampüs Müdürü Ertuğrul Acartürk 'ten öğrendiğim kadarıyla mevcut binaların bakımı ve akan çatı onarımları bile yapılamıyor.
Yıllardır Nazilli fabrikasında böyle bir çalışmanın yapılmasını engelleyen " SİT " yasası Kayseri de nasıl aşıldı bilmiyorum.
Nazilli Basma Fabrikası işletme binaları bu onarımların yapılmaması nedeniyle hergün biraz daha çürürken, Kayseri Fabrikasının tarihi binalarının böyle güzel bir proje ile yeniden kullanıma kazandırılması eski bir Nazilli Sümerbanklı olarak içimi burkuyor.
Kulağıma gelen söylentilere göre Aydın'ın "Büyükşehir" olmasıyla Nazilli'nin tamamen bitecek olan il olma hayalleri " SÜMER ÜNİVERSİTESİ " hediyesiyle tamir edilmeye çalışılacakmış. ADÜ tarafından "Nasıl olsa Nazilli bizden ayrılacak" diye Nazilli'ye yatırım yapılmadığı söyleniyor.
Kayseri'nin il olması,Cumhurbaşkanının Kayserili olması üstelik yeni üniversiteye cumhurbaşkanının adının verilmiş olması sayın Abdullah Gül'ün şimdiki iktidara yakın bir siyasi geçmişten gelmesi üniversitenin önünü açıyor.Bir zamanlar babasının çalıştığı fabrikanın, adını taşıyan bir üniversiteye dönüşmesiyle ilgili çalışmaları cumhurbaşkanı yakından takip ediyor.
Bizim fabrikamızda,fabrikanın kapandığı dönemden beri Nazilli Belediyesi tarafından yapılan birkaç derslik, tarihi önemi olmayan eski ambarların anfiye dönüştürülmesi ve Pamuk depolarından yapılan öğrenci kafeteryası dışında pek bir yatırım yapılmadığı gibi zaman zaman ziyaretine gittiğim Kampüs Müdürü Ertuğrul Acartürk 'ten öğrendiğim kadarıyla mevcut binaların bakımı ve akan çatı onarımları bile yapılamıyor.
Yıllardır Nazilli fabrikasında böyle bir çalışmanın yapılmasını engelleyen " SİT " yasası Kayseri de nasıl aşıldı bilmiyorum.
Nazilli Basma Fabrikası işletme binaları bu onarımların yapılmaması nedeniyle hergün biraz daha çürürken, Kayseri Fabrikasının tarihi binalarının böyle güzel bir proje ile yeniden kullanıma kazandırılması eski bir Nazilli Sümerbanklı olarak içimi burkuyor.
Kulağıma gelen söylentilere göre Aydın'ın "Büyükşehir" olmasıyla Nazilli'nin tamamen bitecek olan il olma hayalleri " SÜMER ÜNİVERSİTESİ " hediyesiyle tamir edilmeye çalışılacakmış. ADÜ tarafından "Nasıl olsa Nazilli bizden ayrılacak" diye Nazilli'ye yatırım yapılmadığı söyleniyor.
Önceki öğretim yılında eski çocuk yuvası binasına yapılan öğretim görevlilerinin odalarına takılan klimalar yerlerinden sökülüp, İsabeyli de ki fakülteye götürülmüş.
Her gün fabrika çevresinde yürüyüş yapan bir Sümerbanklı olarak fabrikanın açık olduğu dönemlerde görmediğim bu küçük hesaplar gözümden kaçmıyor.
Aydın'a tirilyonlar harcayıp modern bir üniversite kampüsü yapan ADÜ. Nazilli'ye neden 10-15 klima almıyor?
Desen arşivini hazırlayan komisyonun çalışmaları sonuçsuz kaldı. Nazilli Basma Fabrikası Tekstil Müzesi projesi bir yıldır neden bekliyor?
Nazilli Sümer kampüsünde geçen 10 yıla yakın süre içerisinde neden herhangi bir 4 yıllık fakülte ve yüksek okul açılmıyor?
Bu sorular söylentileri doğruluyor.
Şimdi tam zamanı önümüzde yerel seçimler var.Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerek.Madem İl olma hayallerimiz tamamen sona erecek bunun bedelini sadece Sümer Üniversitesi değil her konuda istemek Nazilli'nin en doğal hakkıdır.Nazilli halkı da bu hakkına mutlaka sahip çıkmalıdır. İlhan ÖDEN
Kayseri'deki Sümerbank Fabrikası'nı Abdullah Gül Üniversitesi Yerleşkesi'ne dönüştürecek proje, Dünya Mimarlık Festivali'nde birincilik ödülü aldı
Cumhuriyet
döneminin en büyük sanayi tesisleri arasında yer alan Kayseri'deki
Sümerbank Fabrikası'nı Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) Yerleşkesi'ne
dönüştürecek proje, Dünya Mimarlık Festivali'nde ''eğitim yapıları''
kategorisinde birincilik ödülü aldı.
Projeyi hazırlayan mimarlık firması EAA-Emre Arolat Architects'ten yapılan açıklamaya göre, Singapur'da beşincisi düzenlenen Dünya Mimarlık Festivali, dünyanın dört bir yanından binlerce mimar ve projeyi bir araya getirdi. Dünyanın en önemli mimarlık etkinliklerinden biri olarak kabul edilen festivalde, Abdullah Gül Üniversitesi Yerleşkesi Projesi de ''eğitim yapıları'' kategorisinde yarıştı.
Projede, eski yapıların yeni bir mastır plan çerçevesinde, mimari özelliklere uygun ve uyum içerisinde değerlendirilmesini göz önünde bulunduran jüri, projede kullanılan grafik ve planların ''çok zarif mimari bir dili ortaya çıkardığı''na karar verdi. Jüri, ''eğitim yapıları'' kategorisinde fabrikanın atıl tesislerini üniversiteye dönüştürecek projeyi birinciliğe layık gördü.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, haziran ayında gittiği Kayseri'de, adını taşıyan üniversitenin Sümer Kampüsü'ndeki bilgilendirme toplantısına katılmış ve dönüşüm projesi kapsamındaki binaları gezmişti.
Toplantıda dönüşüm projesine ilişkin bilgi veren mimar Emre Arolat, Kayseri'deki kentsel, kültürel ve tarihsel verileri, ekonomik ve sosyolojik çevreyi göz önünde tutarak bir proje hazırladıklarını, eskime ve yaşanmışlık değeri olan binaları, değerlerini yok etmeden bugünkü hayatın içine katabilmeyi amaçladıklarını anlatmıştı.
Dönüşüm projesi tamamlandığında, AGÜ Sümer Kampüsü toplam 320 bin metrekare alan içinde 85 bin metrekarelik kapalı kullanım mekanına sahip olacak.Üniversitenin ilk öğrencilerinin, 2013-2014 akademik yılında fabrikanın eski depolarından dönüştürülen dersliklerde ders başı yapması planlanıyor.
Projeyi hazırlayan mimarlık firması EAA-Emre Arolat Architects'ten yapılan açıklamaya göre, Singapur'da beşincisi düzenlenen Dünya Mimarlık Festivali, dünyanın dört bir yanından binlerce mimar ve projeyi bir araya getirdi. Dünyanın en önemli mimarlık etkinliklerinden biri olarak kabul edilen festivalde, Abdullah Gül Üniversitesi Yerleşkesi Projesi de ''eğitim yapıları'' kategorisinde yarıştı.
Projede, eski yapıların yeni bir mastır plan çerçevesinde, mimari özelliklere uygun ve uyum içerisinde değerlendirilmesini göz önünde bulunduran jüri, projede kullanılan grafik ve planların ''çok zarif mimari bir dili ortaya çıkardığı''na karar verdi. Jüri, ''eğitim yapıları'' kategorisinde fabrikanın atıl tesislerini üniversiteye dönüştürecek projeyi birinciliğe layık gördü.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, haziran ayında gittiği Kayseri'de, adını taşıyan üniversitenin Sümer Kampüsü'ndeki bilgilendirme toplantısına katılmış ve dönüşüm projesi kapsamındaki binaları gezmişti.
Toplantıda dönüşüm projesine ilişkin bilgi veren mimar Emre Arolat, Kayseri'deki kentsel, kültürel ve tarihsel verileri, ekonomik ve sosyolojik çevreyi göz önünde tutarak bir proje hazırladıklarını, eskime ve yaşanmışlık değeri olan binaları, değerlerini yok etmeden bugünkü hayatın içine katabilmeyi amaçladıklarını anlatmıştı.
Dönüşüm projesi tamamlandığında, AGÜ Sümer Kampüsü toplam 320 bin metrekare alan içinde 85 bin metrekarelik kapalı kullanım mekanına sahip olacak.Üniversitenin ilk öğrencilerinin, 2013-2014 akademik yılında fabrikanın eski depolarından dönüştürülen dersliklerde ders başı yapması planlanıyor.
7 Ekim 2012 Pazar
ATATÜRK, NAZİLLİ BASMA FABRİKASINI AÇIYOR.
NAZİLLİ BASMA FABRİKASI AÇILIŞ TÖRENİ
9 Ekim 1937 Pazar günü,Ulu önder Atatürk'ün, Nazilli'ye gelerek açılışını yaptığı,Nazilli Basma Fabrikasının açılış töreninde çekilen orjinal fotoğraflardan yaptığım özel bir video.
23 Eylül 2012 Pazar
Ayakkabıları parçalanan mühendis. İvan KOMZİN
Nazilli Basma Fabrikası.,Atatürk ve genç cumhuriyetin en önem verdiği projelerden biriydi. Atatürk bu proje ile en başından beri bizzat ilgilenmiş, konuyu yakından ve gerektiğinde müdahaleler ederek takip etmiştir. Yine bu projeler için devletin tüm imkânları seferber edilmiş ülkenin en iyi mühendisleri, bilim adamları görevlendirilmiş, en başarılı gençler, öğrenciler, projelerin başarısı için Rusya ve Türkiye de açılan okullara, kurslara gönderilmiştir. Başarıda payı olan kişiler devlet yönetimi içerisinde daha üst düzey görevlerle ödüllendirilmişlerdir.
Örnek vermek gerekirse o dönemin Sümerbank genel müdürü Nurullah Esat Sümer. Daha
sonra İMF de Türkiye temsilciliği, milletvekilliği, senatör, daha sonra devlet
ve maliye bakanlığı yapmıştır.
Ortak projenin SCCP. tarafı da Türkiye gibi projenin başarısına çok önem vermiş
ülkenin en değerli, bilgili, istikbal vaat eden teknisyenlerini, bilim adamlarını,
mühendislerini ve eğitmenlerini Türkiye’ye göndermiş fabrika binalarının inşasını,
makina parklarının kurulmasını, çalışacak elemanların yetiştirilmesini fabrika
arazi seçiminden başlayan fabrikaların verimli çalışması sağlanıncaya
kadarki dönemde fabrika alanlarında kalarak yakından takip etmişlerdir.
Bu uzmanlardan Kayseri ve Nazilli fabrikası projelerini çizen o dönemin en başarılı Rus mimarı İvan Sergeyeviç Nikolaev ile ilgili paylaşımımı eserlerinden örnek vererek bu sayfalarda daha önce yapmıştım.O yazım, şimdiye kadar Türkiye’de konuyla ilgili yazılmış ilk yazıydı.
http://sumerbank.blogspot.com/2010/10/fabrika-yapan-adam.html
http://sumerbank.blogspot.com/2010/10/fabrika-yapan-adam.html
Bu yazımda da Kayseri ve Nazilli Fabrikalarının mekanik sistemlerinin ve
fabrikaların üretime geçme çalışmalarının başındaki Rus uzman İvan Komzin ‘den
bahsedeceğim.
İvan KOMZİN
Komzin ile ilgili ilk paylaşım, 12 Mayıs 2012 tarihinde Aydınlık gazetesinde sayın
Mehmet Perinçek tarafından, ülkesine gönderdiği mektuplar üzerinden yapıldı. O mektuplarda Komzin,Atatürk ile diyaloglarını anlatılıyor. Sayın Perinçek'in yazısını bu paylaşımımın sonuna ekleyeceğim. Dilerseniz oradan okuyabilirsiniz.
Ben bugün sizlere İvan Komzin’i kısaca tanıtıp, fabrikamızın açılış töreni ve
açılış balosu sırasında çekilen fotoğraflara giren (bu güne kadar kimsenin fark edemediği) İvan Komzin’i göstereceğim.
FOTOĞRAFLARI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Açılış balosunda fabrika müdürü Fazlı Turga ve İvan Komzin
İvan Komzin 29 Haziran 1905 tarihinde Rusya’nın Vasilyevo köyünde doğmuş bir
halk çocuğudur. 1926 yılında mühendislik eğitimini tamamladı ,Almanya'ya yüksek
eğitime gönderildi. Türkiye de görevlendirildiğinde görevi büyük bir sevinçle kabul etti,Projelerin başarılı olmasında çok büyük pay sahibi olması sebebiyle Rusya ya dönüşünde “Ağır inşaat makineleri halk komiserliğine atandı (1938). Daha sonra ülkesinde Volga hidroelektrik santralı inşaatında görevlendirildi. 1941 yılında askeri mühendis olarak orduya katıldı.Tümgeneral rütbesine kadar yükseldi.
1959 yılında Mısır da Nil nehri üzerine yapılan Asuhan barajını inşa eden organizasyonun başına getirilmesi Komzin‘in ne kadar önemli bir uzman mühendis,
Nazilli ve Kayseri fabrikalarının ne kadar önemli projeler olduğunu gösteren başka bir örnektir.
FOTOĞRAFLARDA ATATÜRK ve İVAN KOMZİN
Görevini masa başından değil bizzat araziye giderek yapmayı tercih eden ve çok
yürümesi sebebiyle 47 numara ayakkabılarını iki haftada parçalanacak derecede
eskiten Komzin için mahkûmların özel ayakkabı hazırlamaları onun çalışkanlığını gösteren en güzel örnektir.
Mısır'dan "Mavi Nil", Rusya’dan en yüksek nişanları alan, İvan Komzin 1983 yılında Moskova da hayata veda etti. Rusya da bir parka heykeli dikildi.
Bu büyük uzman mühendis ve örnek insanı saygıyla anıyoruz. Sayın Mehmet Perinçek‘in İvan Komzin’in mektuplarını ve Atatürk ile ilgili anılarını anlattığı yazısını aşağıdan okuyabilirsiniz. Muhabbetle kalın. lhan ÖDEN
Bayrağını kendi fabrikanda dikmek! 23 Nisan’la 19 Mayıs’ın ortasındayız. Bu günlerin simgelediği ulusal egemenlik ve bağımsızlığın olmazsa olmazı milli bir ekonomi inşa etmekti. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, bu hedefin en önemli adımı oldu. Sümerbank Kayseri ve Nazilli tekstil fabrikaları, bu plan çerçevesinde SSCB’den alınan krediyle ve Sovyet uzmanlarının içinde bulunduğu çalışma sonucunda kuruldu. Bu çalışmada yer alan önemli isimlerden biri de Rus mühendis İ. V. Komzin’di. Sovyet devleti adına yurtdışında birçok projede görev yapan Komzin’in anıları 1973 yılında Moskova’da basılır. (İ. V. Komzin, Ya Veryu V Meçtu, İzdatelstvo Politiçeskoy Literatur ı, Moskva, 1973) Komzin, anılarında Türkiye günlerine ve fotoğraflarına da yer verir. Komzin, Türkiye’ye görevlendirilmesini sevinçle karşılamıştır. Artık masa başında çok oturmayacaktır. Rus mühendis, kendine has bu ülkede birçok ilginç şey gördüğünü ifade eder.
“Büyük devlet bilgeliği gösteren Atatürk!”
Ama aklında en fazla kalan anısı, Almanya’da Hitler’in iktidara geldiği, Japonya ve İtalya’da faşistlerin Naziler gibi Sovyet karşıtlığını ateşlediği gergin uluslararası ortamda büyük devlet bilgeliği gösteren Mustafa Kemal Atatürk’le buluşmasıdır. Rus uzmanın ifadesiyle Atatürk, o zor günlerde SSCB’yle dostluk ilişkilerini ısrarla desteklemiştir.
Ankara’ya geldiğinin ertesi günü Atatürk, Sovyet Büyükelçiliği aracılığıyla tanışmak ve görüşmek için Komzin’i Çankaya’ya davet eder. Komzin, karşısında düşünceli ve dikkatli bakışları olan ellili yaşlarda bir adam bulur. Atatürk’ün ilk sözleri şöyle olur: “Bu fabrikaların yapımına büyük önem veriyoruz. Kayseri ve Nazilli’de inşa edileceklerin Türkiye ekonomisine iyi tesir edeceğine ve kendi milli kadrolarımızı yaratacağına inanmak istiyorum.” Sovyet uzman da buna benzer bir bakış açısını dile getirir ve sözlerini rakamlarla destekler. Bütün meseleleri görüştükten sonra Atatürk, Komzin’i elini sıkarak uğurlar, bütün inşaatçılara en iyi dileklerini iletmesini rica eder ve ekler:
Ivan Komzin Togliatti-Russia
Bu büyük uzman mühendis ve örnek insanı saygıyla anıyoruz. Sayın Mehmet Perinçek‘in İvan Komzin’in mektuplarını ve Atatürk ile ilgili anılarını anlattığı yazısını aşağıdan okuyabilirsiniz. Muhabbetle kalın. lhan ÖDEN
----------------------------------------------------------------------------------------
Sovyet mühendisin anılarında Atatürk!
Bayrağını kendi fabrikanda dikmek! 23 Nisan’la 19 Mayıs’ın ortasındayız. Bu günlerin simgelediği ulusal egemenlik ve bağımsızlığın olmazsa olmazı milli bir ekonomi inşa etmekti. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, bu hedefin en önemli adımı oldu. Sümerbank Kayseri ve Nazilli tekstil fabrikaları, bu plan çerçevesinde SSCB’den alınan krediyle ve Sovyet uzmanlarının içinde bulunduğu çalışma sonucunda kuruldu. Bu çalışmada yer alan önemli isimlerden biri de Rus mühendis İ. V. Komzin’di. Sovyet devleti adına yurtdışında birçok projede görev yapan Komzin’in anıları 1973 yılında Moskova’da basılır. (İ. V. Komzin, Ya Veryu V Meçtu, İzdatelstvo Politiçeskoy Literatur ı, Moskva, 1973) Komzin, anılarında Türkiye günlerine ve fotoğraflarına da yer verir. Komzin, Türkiye’ye görevlendirilmesini sevinçle karşılamıştır. Artık masa başında çok oturmayacaktır. Rus mühendis, kendine has bu ülkede birçok ilginç şey gördüğünü ifade eder.
“Büyük devlet bilgeliği gösteren Atatürk!”
Ama aklında en fazla kalan anısı, Almanya’da Hitler’in iktidara geldiği, Japonya ve İtalya’da faşistlerin Naziler gibi Sovyet karşıtlığını ateşlediği gergin uluslararası ortamda büyük devlet bilgeliği gösteren Mustafa Kemal Atatürk’le buluşmasıdır. Rus uzmanın ifadesiyle Atatürk, o zor günlerde SSCB’yle dostluk ilişkilerini ısrarla desteklemiştir.
İvan Komzin fabrika inşaatında.
Ankara’ya geldiğinin ertesi günü Atatürk, Sovyet Büyükelçiliği aracılığıyla tanışmak ve görüşmek için Komzin’i Çankaya’ya davet eder. Komzin, karşısında düşünceli ve dikkatli bakışları olan ellili yaşlarda bir adam bulur. Atatürk’ün ilk sözleri şöyle olur: “Bu fabrikaların yapımına büyük önem veriyoruz. Kayseri ve Nazilli’de inşa edileceklerin Türkiye ekonomisine iyi tesir edeceğine ve kendi milli kadrolarımızı yaratacağına inanmak istiyorum.” Sovyet uzman da buna benzer bir bakış açısını dile getirir ve sözlerini rakamlarla destekler. Bütün meseleleri görüştükten sonra Atatürk, Komzin’i elini sıkarak uğurlar, bütün inşaatçılara en iyi dileklerini iletmesini rica eder ve ekler:
“İnşaatla ilgili iyi haberleri bekleyeceğim...”
“Hiçbir teknik sırrımız yoktu!”
Komzin, anılarında Rus ve Türklerin ortak çalışmasının başından son güne kadar çok dostça geçtiğini, ilişkilerin ise en samimi şekle dönüştüğünü ifade eder:
“Türk meslektaşlarımızdan sakladığımız hiçbir teknik sırrımız yoktu. Her birinin başarısına bütün içtenliğimizle sevinerek açık kalplilikle onlara bilgi ve tecrübelerimizi aktardık.”
Çalışmalar sırasında karşılaşılan en önemli engel dil sorunu olmuştur. Sovyet uzmanların, monte edilirken makinelerin nasıl kullanılacağı ve tamir edileceği hakkında bilgiler vermesinde tercümanlar yeterli olmaz. Bunun üzerine özellikle teknik terimleri kapsayan bir Türkçe-Rusça sözlük hazırlarlar. Komzin, bu sözlüğün kendilerine çok zaman kazandırdığını belirtir. Ruslar ve Türkler, bu sözlüğü hemen benimsemişlerdir.
Komzin’in ifadesiyle inşaat ilerledikçe binlerce Türk, artık kalifiye işçi, usta ve tekniker olmuştur. Türk uzmanları yetiştiren Rus mühendis, onları gayretle ve inatla öğrenen, sade ve çok çalışkan insanlar olarak hatırlamaktadır.
“İzmir’i bırakıp geldim!”
Komzin, buna dair bir anısını da aktarır. Nazilli’deki fabrikanın üretime geçmesinden kısa bir süre önce atölyelerden birini teftiş ederken birden yanına kısa boylu, zayıf biri gelir.
“- Basit bir işçiye bir iki dakika ayırabilir misiniz, beyefendi (son kelimeyi kiril harfleriyle Türkçe yazmıştır.-MP)?
- Lütfen, buyurun... Bir ricanız veya sorunuz mu var?
- Hayır, hayır beyefendi. Sadece mutluluğumu dile getirmek istedim. Ne de olsa yakında fabrika çal ışmaya başlıyor. Biz Türkler için bu, gerçek bir bayram!
Ve birçokları için yeni, ilginç bir yaşam. Benim için de. Nazilli’de tekstil fabrikasının yapıldığını öğrenir öğrenmez düşünmeden postacılığı ve dedelerimin, atalarımın yaşadığı İzmir’i bıraktım. Başlarda kazı işçisi, hamal olarak çalıştım. Geçti gitti. Çok daha önemli olan şimdi kendimi nasıl hissettiğim...”
Bu sözlerinin ardından işçinin gözleri neşeyle parlar ve gururla elindeki kâğıdı Komzin’e gösterir. Kâğıt, Selim Cevat’ın tesviyeci uzmanlığını aldığına dair sertifikadır. Sonra şöyle devam eder:
“Bunun için her şeyden önce siz Ruslara teşekkür etmem lazım. Öğretmenim iyiydi. Yoldaş (kiril harfleriyle Türkçe yazılmıştır-MP) Kurilov bana kardeşi gibi davrandı.”
Selim Cevat, sohbet esnasında tercümana sözlerini eksiksiz bire bir çevirmesini ister edasıyla bakmıştır. İşçinin son sorusu ise Kemal Paşa’nın açılışa geleceğinin doğru olup olmadığıdır. Komzin, Atatürk’ün davet edildiğini ama gelmesinin kesinlik kazanmadığını bildiğinden yuvarlak bir cevap verir:
“Umuyoruz. Ama her halükarda bu söylenti temelsiz değil.” İşçinin esmer yüzü, gülümsemeyle kaplanır.
Atatürk’e verilen albüm!
Açılıştan birkaç gün önce Atatürk’ün geleceği haberi ulaşır. Fabrikanın müdürü Fazlı Bey, aralarında Komzin’in de olduğu mühendis grubuna karşılama töreniyle ilgili fikirlerini sorar. Birçok öneri yapılır. Ancak bir tanesi herkes tarafından benimsenir. Fabrikanın üreteceği ve üretmeye başladığı kumaşlardan bir albüm hazırlanacaktır. Kumaşlar, müdürün masasının üzerinde durmaktadır. Mühendislerden biri, “Cumhurreisin bu gökkuşağına bakmak hoşuna gidecektir” der.
Bunun üzerine sanatçılara danışılarak 17 çeşit kumaştan oluşan maroken ciltli milli motiflerle süslenmiş Türkçe ve Rusça hitap yazısıyla bir albüm hazırlanır. Atatürk’e verilecek bu hediye bir gecede yetiştirilir.
Atatürk’ün sessiz konuşması!
Tören günü (9 Ekim 1937) binlerce kişi toplanır. Komzin’in anlatımıyla kalabalık hep bir ağızdan “Atatürk” diye slogan atmaktadır. Fabrikanın stadında yapılan törendeki ilk konuşmayı Fazlı Bey yapar. Albümü Celal Bayar’ ın eliyle Atatürk’e verirler. Atatürk, yavaş yavaş sayfalarını çevirmiş ve kumaşları dikkatlice incelemiştir. Beğendiği yüz ifadesinden anlaşılmaktadır.
Daha sonra Atatürk, ayağa kalkar ve sayfalar ı teker teker kalabalığa gösterir. Kalabal ık, coşkuyla Atatürk’ün her hareketini izlemektedir. Atatürk, son sayfaya geldiğinde bayrak rengi kumaşı dudaklarına götürür. Bunun üzerine büyük bir alkış kopmuş ve bağırışlar duyulmuştur.
Komzin, Atatürk’ün böylece tek kelime söylemeden kalabalığı coşturan parlak bir konuşma yaptığını ifade eder. Komzin’e göre Atatürk, sanki bu hareketiyle Türkiye’nin artık kendi bayrağını kendi toprağında yetişen pamuğuyla kendi fabrikasında kendi dikeceğini ifade etmiştir.
Not: Komzin, yaklaşık 40 sene sonra kitabında bu anısını aktarırken karıştırarak Nazilli yerine Kayseri yazmıştır. Atatürk’ün katıldığı açılış Nazilli fabrikasındaki törendir. Komzin’in anılarını bu hatayı düzelterek aktardık.
Atatürk’ü şaşırtan dokuma tezgâhı!
Nazilli fabrikasının açılışı, Sovyetler’in resmi yazışmalarına da yansımıştır. Tekstil fabrikalarının inşaatı için kurulan “Turkstroy” isimli Sovyet kuruluşunun başmühendis yardımcısı, SSCB’nin Türkiye’deki maslahatgüzarına konuyla ilgili 14 Ekim 1937 tarihli bir mektup göndermiştir. Nazilli’den yazılan mektubun aslı, Dışişleri Bakanlığı’nın arşivi olan Rusya Federasyonu Dış Politika Arşivi’nde (AVPRF) fond 194, liste 16, klasör 9, dosya 20, yaprak 15-17 numaralarıyla saklanmaktadır.
Mektupta anlatıldığına göre Komzin’in bahsettiği mitingden ve işçilerin geçit töreninden sonra Sovyet yetkililer Atatürk’e takdim edilmiştir. Atatürk, hepsinin elini sıkarak Sovyet kolektifine teşekkürlerini iletmelerini ister.
Daha sonra işbaşına çağıran uzun bir siren sesi duyulur. Atatürk, bakanlarıyla birlikte altın bir anahtarla fabrikayı açar. Sovyet yetkilinin ifadesiyle Atatürk ve bakanlar, memnun bir şekilde fabrikadaki makinelerin nasıl çalıştığının ayrıntılarıyla ilgilenirler. İsmet İnönü ise SSCB’de bu makineleri üreten fabrikaları ve daha önceden gördüğü Kayseri fabrikasındaki makinelerle Nazilli’dekilerin farkını sormuştur.
Atatürk de fabrikayı gezdikten sonra birçok soru yöneltmiş, coşkusunu ve şaşkınlığını dile getirmiştir. Atatürk’ü ve bakanları özellikle otomatik dokuma tezgâhı hayrete düşürmüştür. Atatürk, fabrikadan çıkarken İsmet İnönü’yü durdurup kulağına doğru “Mükemmel. Büyük fabrika. Mükemmel makineler. Kayseri’deki de böyle mi?” diye sorar. İnönü, “Evet. Gidip Kayseri fabrikasını da görelim” cevabını verir.
Atatürk, fabrikanın farklı bölümlerini de gezdikten sonra Sovyet yetkililere tekrar teşekkür eder. Yorulduğu gözlenen Atatürk, ardından arabasına binip trenine gider.
Sovyet mühendis, fabrikanın Atatürk ve bakanlar üzerinde çok büyük etki yarattığını belirterek mektubuna son verir.
Mehmet PERİNÇEK - 12 Mayıs 2012 - Aydınlık
27 Ağustos 2011 Cumartesi
Sümerspor Aydın Cezaevinde.
Hemen endişelenmeyin, Nazilli Sümerspor kulübünün "şike" soruşturması ile ilgili bir bağlantısı yok.Başlık daha ilginç olsun diye öyle yazdım.
Nazilli Basma Fabrikasını, sadece pamuklu bez dokuyan basit bir fabrika olarak görmemek gerektiğini,fabrikanın bölgeye ilk başta ekonomik olmak üzere, sosyal, kültürel ve sağlık yönünden büyük katkılar yaptığını başka yazılarla defalarca anlatmaya çalıştım.
Bu yazımda fabrikanın spor kulübü Nazilli Sümerspor’un da sıradan bir spor kulübü olarak görülmemesi gerektiğini eski bir fotoğraftan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım.
Nazilli Basma Fabrikasını, sadece pamuklu bez dokuyan basit bir fabrika olarak görmemek gerektiğini,fabrikanın bölgeye ilk başta ekonomik olmak üzere, sosyal, kültürel ve sağlık yönünden büyük katkılar yaptığını başka yazılarla defalarca anlatmaya çalıştım.
Bu yazımda fabrikanın spor kulübü Nazilli Sümerspor’un da sıradan bir spor kulübü olarak görülmemesi gerektiğini eski bir fotoğraftan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım.
FOTOĞRAFI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Yukarıdaki fotoğraf 1985–86 yıllarında Aydın eski cezaevinde çekildi, aralarında benimde olduğum Nazilli Sümerspor voleybol takımını, mahkûmlar ve gardiyanlarla birlikte cezaevi içerisinde gösteriyor.
O yıllarda Nazilli Sümerspor voleybol takımı Aydın voleybol camiasının gözbebeğiydi, namaglûp hatta rakiplerine set bile vermeden Aydın şampiyonu oluyor. Aydın ilini bölge şampiyonalarında temsil ediyordu.
Aydın cezaevi ise o zamanlar henüz şehir merkezindeki eski binasında,çevresi 10 metreye ulaşan duvarlarla çevrili,12 Eylül sonrası ağır suçlarla yargılanan siyasi mahkûmların özellikle toplandığı namlı bir cezaeviydi.
İşte böyle karışık,herkesin birbirinden çekindiği bir dönemde Nazilli Sümerspor üslendiği sosyal misyon gereği, Aydın cezaevindeki mahkûmlarla voleybol oynamak için Aydın cezaevindeydi.
Soyunma odamızdan maçın yapılacağı alana kadar abartısız 4–5 kilitli demir kapıdan geçtik. Cezaevi avlusunda büyük bir kalabalık toplanmıştı. Dostluk havası içinde güzel bir maç oldu.
Bizim için sonuç hiç önemli değildi mahkûm kardeşlerimizde gördüğümüz oyun disiplini ve fedakârca kurtarışlar yapmak için gösterdikleri insanüstü gayret dikkatimizi çekmişti.
O gün, Aydın cezaevindeki mahkûm kardeşlerimiz için özel bir gün oldu. Bizim için de güzel bir gündü. Çeşitli sebeplerle cezaevine düşmüş mahkûm kardeşlerimizin çaylarını içip misafirleri olmuştuk.
Yeri geldiğinde hep yazıyorum Sümerspor bizim için Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş gibi büyük bir kulüptü bütün Sümerbank çocuklarının gönlünde bir gün Sümerspor da forma giymek yatar diye. İşte Aydın cezaevinden ayrılırken mahkum kardeşlerimizin gönlünde,Nazilli Sümerspor'un yukarıda isimlerini saydığım kulüpler kadar büyüdüğünü hissettim.
Nazilli Sümerspor kulübünün hapishane ziyaretleri anlattığım bu maçla sınırlı değil, oynadığım ve atmosferi yaşadığım için o maçı yazdım.
Sporcu büyüklerimizden duyduğuma göre Nazilli Sümerspor tarihinde böyle cezaevi ziyaretleri birkaç defa daha olmuş. Bu maçlarda oynayan ağabeylerimiz var.
FOTOĞRAFI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Defalarca Aydın Şampiyonu olmuş Nazilli Sümerspor voleybol takımı olarak davet edildiğimiz her yere gittik. "Biz spor salonlarının cilalı parke zeminlerinde oynarız" demedik, bazen beton, bazen toprak, bazen taşlı, eğri büğrü zeminli köy sahalarında bile oynadık. Bazı rakiplerimiz tarla sulamaktan geldi, bazıları pamuk toplamaktan. Nazilli çevresinde voleybol oynanan her ilçeye, kasabaya, her köye gittik. Maçlarımızı yaptık, çaylarımızı içtik misafirleri olduk, gönüllerine Sümerbank sevgisinden minik bir parça koyduk.
Bunları anlatıyorum ki. "Devlet bez dokumaz" diyen işgüzarlar bu fabrikalarda sadece bez dokunmadığını bilsin,öğrensin.
Sevgiyle kalın..
İlhan ÖDEN
16 Haziran 2011 Perşembe
NAZİLLİ SÜMERSPOR – 2 GALATASARAY-3
NAZİLLİ SÜMERSPOR – GALATASARAY
Yer: Nazilli Basma Fabrikası Futbol sahası.
Tarih: 24 Eylül 1953 - Öğleden sonra
Maç günü fabrika’nın 1000 kişi kapasiteli futbol sahası, maçı izlemek için çevreden gelen kadınlı erkekli seyircilerle tıklım tıklım doludur. Maç başlar ve ilk yarı Galatasaray’ın 2 – 1 üstünlüğüyle sona erer. İkinci yarıya İyi başlayan Nazilli Sümerspor, beraberliği sağlar fakat Galatasaray bir gol daha atarak maçı 2- 3 kazanır.
Fotoğraf : Atakan AKBAY
Maçta Galatasaray’ın gollerini Suat MAMAT, Kadri AYTAÇ ve Reha EKEN atar. Sümerspor’un gollerini ise, Cahit GÖKALP ve Süleyman ÇALİŞKAN atar.
Bu maçta Nazilli Sümerspor’un oynadığı futbolu beğenen Galatasaraylı yöneticiler, Sümerspor teknik direktörü, eski Galatasaraylı futbolcu Musa SEZER ‘e transfer teklif ederler. 1953-1954 sezonunda Galatasaray futbol takımına Musa SEZER teknik direktörlük yapar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.png)











%2Bmihrap%2Byaz%C4%B1s%C4%B1..jpg)
%2BCihary%C3%A2r-%C4%B1%2BG%C3%BCz%C3%AEn%2Byaz%C4%B1lar%C4%B1ndan.jpg)





















