NAZİLLİ SÜMERSPOR & FENERBAHÇE
5 Nisan 2025 Cumartesi
NAZİLLİ SÜMERSPOR & FENERBAHÇE
3 Kasım 2020 Salı
BİR PROFESYONEL FUTBOLCUNUN GÖZÜYLE NAZİLLİ SÜMERBANK VE SÜMERSPOR.
Fabrika futbol sahası iki
yüz metre kadar içeride. Biraz yürüyeceğiz... Önümüzde adeta cam gibi
düzgün beton bir yol. Böylesi büyük şehirlerde bile yok. Karşıda bir hastane,
şaşırıyoruz. Gürültüyle çalışan makinelerin arasından geçeceğimizi zannederken,
kendimizi her tarafı güller, çiçekler, yemyeşil yaban mersinleri ve büyük çam
ağaçları arasında adeta minik bir cennette buluyoruz.
Maç yine karşılıklı pozisyonlarla
dengeli bir şekilde devam ediyor. Artık son dakikalar yaklaştı. Sümerspor tek
farkla önde... Maç böyle bitecek diye düşünürken tartışmalı bir penaltı oldu.
Gole çevirdik. Maç berabere bitti. Burada hakemler centilmenlik gereği, misafir
takımlara biraz esneklik yaparlarmış.
Sonuçtan iki takım da memnun bir şekilde ve seyircilerin alkışları
arasında soyunma odasına gittik. Banyodaki dev termosifonun gövdesi kor gibi
kıpkırmızı olmuş. İki takım değil, dört takım daha gelip yıkansa yetecek kadar
sıcak su var.
Duşumuzu aldık, giyindik bizi fabrikanın
tabldotuna götürdüler, Sümerspor'lu yöneticiler ve sporcularla birlikte bir
yemek yedik. Yemekleri fabrikanın aşçıları yapıyormuş, Menü de, mercimek
çorbası, dalyan köfte ve künarlı, kuş üzümlü pilav var. Daha önce dalyan köfte
hiç yememiştim, tadı damağımda kaldı.
Sonra fabrikanın bahçesine geçtik,
fabrikanın orkestrası, alçak beton bir sahnede caz parçaları çalıyordu.
Dikkatimi çekti gündüz bizimle maç yapan Sümerspor'lu sporculardan biri
orkestrada piyano çalıyordu, çok şaşırdım.
Yöneticiler ve Sümerspor’lu sporcularla
sohbet ettik. Fabrikada hafif işlerde çalıştıklarını, ortamdan ve ücretlerinden
memnun olduklarını söylediler. Biz de çoğu profesyonel kulüpte böyle bir
ortamın olmadığından bahsettik. Çay, kahve ve dondurma ikram ettiler. Gecenin
sonunda terli formalarımızı, havlu ve çoraplarımızı yıkanmak üzere fabrika
çamaşırhanesine bıraktık. Bizi fabrikanın karşısındaki misafirhaneye
götürdüler. Demir somyalı, bembeyaz nevresimleri olan iki yataklı küçük odalara
dağılıp yattık. Nazilli'ye gelirken hiç düşünmediğimiz, bir Avrupa ülkesinde
bile göremeyeceğimiz şekilde ağırlanmıştık.
Ertesi sabah fabrika müdürü takımımızı
makamında kabul etti, bizleri onurlandıran bir konuşma yapıp
teşekkür etti. Müdür Bey’e memnuniyetimizi belirtik.
Misafirperverlikleri için teşekkür ettik. Bize yine fabrika lokalinde kahvaltı
ikram ettiler. Çamaşırhanede yıkanıp ütülenmiş malzemelerimizi teslim aldık.
Otobüsümüze doğru ilerlerken, kafamızda
getirdiğimiz "Küçük kasaba " imajından eser kalmamıştı. Nazilli'de
beklemediğimiz kadar iyi ağırlanmış, beklemediğimiz kadar güçlü ve büyük bir
kulüple maç yapmıştık. Daha sonra o gün bize karşı oynayan oyunculardan
birkaçı Beşiktaş, Galatasaray, Altay, Göztepe, Fenerbahçe gibi büyük profesyonel
takımlara transfer olup milli takım seviyesine kadar yükseldiler.
Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN
15 Mart 2015 Pazar
SÜMERSPORDAN DÜNYA ŞAMPİYONLUĞUNA
Sümerspordan, Dünya şampiyonluğuna uzanan eldivenler.
NOT : Bu yazıda büyük ölçüde aşağıdaki blog sayfasından kaynak olarak yararlanılmıştır.
http://dinyakoskrampon.blogspot.com.tr/2014/12/seyfi-talay-buyuk-kaleci-buyuk-insan.html
27 Ağustos 2011 Cumartesi
Sümerspor Aydın Cezaevinde.
Nazilli Basma Fabrikasını, sadece pamuklu bez dokuyan basit bir fabrika olarak görmemek gerektiğini,fabrikanın bölgeye ilk başta ekonomik olmak üzere, sosyal, kültürel ve sağlık yönünden büyük katkılar yaptığını başka yazılarla defalarca anlatmaya çalıştım.
Bu yazımda fabrikanın spor kulübü Nazilli Sümerspor’un da sıradan bir spor kulübü olarak görülmemesi gerektiğini eski bir fotoğraftan yola çıkarak anlatmaya çalışacağım.
Yukarıdaki fotoğraf 1985–86 yıllarında Aydın eski cezaevinde çekildi, aralarında benimde olduğum Nazilli Sümerspor voleybol takımını, mahkûmlar ve gardiyanlarla birlikte cezaevi içerisinde gösteriyor.
O yıllarda Nazilli Sümerspor voleybol takımı Aydın voleybol camiasının gözbebeğiydi, namaglûp hatta rakiplerine set bile vermeden Aydın şampiyonu oluyor. Aydın ilini bölge şampiyonalarında temsil ediyordu.
Aydın cezaevi ise o zamanlar henüz şehir merkezindeki eski binasında,çevresi 10 metreye ulaşan duvarlarla çevrili,12 Eylül sonrası ağır suçlarla yargılanan siyasi mahkûmların özellikle toplandığı namlı bir cezaeviydi.
İşte böyle karışık,herkesin birbirinden çekindiği bir dönemde Nazilli Sümerspor üslendiği sosyal misyon gereği, Aydın cezaevindeki mahkûmlarla voleybol oynamak için Aydın cezaevindeydi.
Soyunma odamızdan maçın yapılacağı alana kadar abartısız 4–5 kilitli demir kapıdan geçtik. Cezaevi avlusunda büyük bir kalabalık toplanmıştı. Dostluk havası içinde güzel bir maç oldu.
Bizim için sonuç hiç önemli değildi mahkûm kardeşlerimizde gördüğümüz oyun disiplini ve fedakârca kurtarışlar yapmak için gösterdikleri insanüstü gayret dikkatimizi çekmişti.
O gün, Aydın cezaevindeki mahkûm kardeşlerimiz için özel bir gün oldu. Bizim için de güzel bir gündü. Çeşitli sebeplerle cezaevine düşmüş mahkûm kardeşlerimizin çaylarını içip misafirleri olmuştuk.
Yeri geldiğinde hep yazıyorum Sümerspor bizim için Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş gibi büyük bir kulüptü bütün Sümerbank çocuklarının gönlünde bir gün Sümerspor da forma giymek yatar diye. İşte Aydın cezaevinden ayrılırken mahkum kardeşlerimizin gönlünde,Nazilli Sümerspor'un yukarıda isimlerini saydığım kulüpler kadar büyüdüğünü hissettim.
Nazilli Sümerspor kulübünün hapishane ziyaretleri anlattığım bu maçla sınırlı değil, oynadığım ve atmosferi yaşadığım için o maçı yazdım.
Sporcu büyüklerimizden duyduğuma göre Nazilli Sümerspor tarihinde böyle cezaevi ziyaretleri birkaç defa daha olmuş. Bu maçlarda oynayan ağabeylerimiz var.
Defalarca Aydın Şampiyonu olmuş Nazilli Sümerspor voleybol takımı olarak davet edildiğimiz her yere gittik. "Biz spor salonlarının cilalı parke zeminlerinde oynarız" demedik, bazen beton, bazen toprak, bazen taşlı, eğri büğrü zeminli köy sahalarında bile oynadık. Bazı rakiplerimiz tarla sulamaktan geldi, bazıları pamuk toplamaktan. Nazilli çevresinde voleybol oynanan her ilçeye, kasabaya, her köye gittik. Maçlarımızı yaptık, çaylarımızı içtik misafirleri olduk, gönüllerine Sümerbank sevgisinden minik bir parça koyduk.
Bunları anlatıyorum ki. "Devlet bez dokumaz" diyen işgüzarlar bu fabrikalarda sadece bez dokunmadığını bilsin,öğrensin.
Sevgiyle kalın..
İlhan ÖDEN
16 Haziran 2011 Perşembe
NAZİLLİ SÜMERSPOR – 2 GALATASARAY-3
NAZİLLİ SÜMERSPOR – GALATASARAY
Yer: Nazilli Basma Fabrikası Futbol sahası.
Tarih: 24 Eylül 1953 - Öğleden sonra
Maç günü fabrika’nın 1000 kişi kapasiteli futbol sahası, maçı izlemek için çevreden gelen kadınlı erkekli seyircilerle tıklım tıklım doludur. Maç başlar ve ilk yarı Galatasaray’ın 2 – 1 üstünlüğüyle sona erer. İkinci yarıya İyi başlayan Nazilli Sümerspor, beraberliği sağlar fakat Galatasaray bir gol daha atarak maçı 2- 3 kazanır.

.jpg)







