ilhan Öden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilhan Öden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2020 Pazar

BİLİN İSTEDİM...

BİLİN İSTEDİM
Bu arkadaşın adı Hristodoulos Onguras 1941 yılında Yunanistanın Samos (Sisam) adasından Nazilli Basma fabrikasında çalışmaya gelmiş.

Bunun gibi kadın-erkek-çocuk çok sayıda farklı ülkelerden gelen başka yabancı işçiler de var. Şimdi bırakın elin yabancısının Nazilli'ye gelip çalışmasını, Nazilli'nin gençleri bile çalışmak için başka şehirlere gidiyor.

Hristodoulos Onguras 'ın fabrika sicil kaydı.

27 Mayıs 2019 Pazartesi

NAZİLLİ SÜMERBANK RADYOSU 2

Fabrika açıldığında Nazilli'ye pek çok yenilik getirmiş. Bunlardan biri de Nazilli Sümerbank radyosuymuş. O dönemde radyo yayınları henüz ülke genelinde bile dinlenemiyorken, fabrikamızın içinde sürekli yayın yapan bir radyo varmış. Radyo genelde müzik yayını yaparmış, arada duyurular anonslar yapılırmış. Radyonun Ekrem Dilsiz (Dilsizoğlu) adında bir spikeri ve yöneticisi varmış. Ekrem Dilsiz aynı zamanda mizah yeteneği olan şovmen biriymiş. Aralarda çeşitli fıkralar anlatır, taklitler yaparmış. Radyo yayınları ülke genelinde dinlenilmeye başlanınca çıkartılan "Radyo-Telsiz Kanunu" ile özel yayın yapan radyolara yasak gelmiş. Nazilli Sümerbank radyosu da böylelikle tarihe karışıp unutulmuş gitmiş Çalıştığımız dönemde Nazilli Sümerbank hakkında çok bilgimiz yoktu ama radyomuzun rahmetli spikeri Ekrem Dilsiz'i ve ailesini az da olsa tanıma şansım oldu.


 1983 yılı Haziran ayında fabrikaya giriş yaptım. O yıllarda sıkı denetim vardı, fabrikaya, radyo, gazete, fotoğraf makinesi sokmak yasaktı. 1985 yıllarına kadar bu böyle devam etti. 1980 darbesinin arkasından Sıkıyönetim sonrası, sivil yönetimin gelmesiyle ülke genelindeki normalleşmenin, fabrikamıza da yansımaları oldu.


 Özel televizyonlar, radyo istasyonları açılmaya başlandı. Ülkede böyle gelişmeler yaşanır ve geçmişte yaşanan Nazilli Sümerbank radyosu hikayesi hakkında da pek bilgim yok iken,1990 yılında fabrika içinde bir lambalı, bir transistörlü hurda radyo ve bir uyduruk mikrofonla 250 metre çapında bir alana yayın yapabilen minik bir radyo sistemi kurdum. Sistem Dokuma Makine Bakım Daire Ustası Nevzat Çiftçi'nin ofisinde kuruluydu İlk defa yazıyorum,böyle bir sistemden fabrika müdürünün ve üst yönetiminin haberi yoktu. Makine bakım şefi rahmetli Salih Yıldız, Makine bakım teknisyeni rahmetli Hasan Demirhan,sonradan Salih Bey'in yerine atanan yeni şefimiz Mehmet Ağaçhan ve aşağıdaki fotoğraftaki, Dok. Makine bakım personeli arkadaşlarımız dışında bilen yoktu. 
Dokuma Makine bakım Personeli

Peki kurduğum bu ilkel minik radyo ne işe yarıyordu? Ne amaçla kullanıyorduk?İlk Nazilli Sümerbank radyosu gibi tüm fabrikayı kapsamasa da, lokal olarak ondan çok da farklı amaçla kullanmadık. Öğle aralarında, çay molalarında, müzik yayınları yapıyorduk, harici telefonu gelen arkadaşları çağırıp, duyuru anonsları yapıyorduk. En çok da müdürlerin kontrol amaçlı baskın ziyaretleri olduğunda daire ustamızın "Müdür geliyor, herkes makinasının başına gitsin" gibi direktiflerini anında duyurma konusunda çok işimize yarıyordu.

Fabrikada çalıştığım süreçte gerçekleştirdiğim, açılır kapanırken farelerin yukarı aşağı koştuğu,şifresini bilmeyenin açamadığı kapılar ve buna benzer başka "Zihni Sinir" projelerimde oldu.
Onları da başka yazılarda anlatırım inşallah... Sevgiyle kalın. İlhan Öden








13 Mayıs 2018 Pazar

Eski dostum Okaliptüs.

Okaliptüs Ağacı.

Ağaçtan dost,arkadaş olur mu?
Sizi bilmem ama benim için fabrika alanındaki her ağaç kadim bir dost gibidir. Bugün size eski dostum Okaliptüs ağacının,Nazilli Sümerbank hikayesini anlatacağım.

Daha önceki  yazılarımda bahsetmiştim. Fabrikanın yapıldığı alan sulak,bataklık bir alan imiş. O yıllarda Sıtma hastalığı Nazilli'ye kabus gibi çökmüş, Basma fabrikası hastane hekimleri seferber olmuş hastalıkla mücadele ediyor ama bir türlü hastalığın üstesinden gelemiyorlarmış.

Su fabrika için çok gerekli ama derin su kaynaklarına zarar vermeden yüzeydeki  fazla suyu da bir şekilde yok etmek gerek.

Düşünmüşler taşınmışlar...
Kökleri çok derine inmeyen,zemindeki suyu çabucak emecek ve kullanacak bir ağaç türü olan Okaliptüs ağaçları dikmeye karar vermişler.

Dikilen Okaliptüsler kısa zamanda büyümüş,boyları 30-40 metreyi aşmış. Fabrika alanındaki yüzey suyu çekilmiş,sivri sineklerin yumurtladıkları göletler kaybolmuş. Ayrıca Okoliptüs ağaçlarının yaprak kokusunun da sivri sinekleri kaçırma özelliği varmış...

Bir yandan fabrika hastanesinin personelinin gayretleri,diğer taraftan Okaliptüsler sıtma hastalığını Nazilli gündeminden çıkarmışlar.

Çocukluğumuzda Sümerbank Camisi çevresinde,fabrika içindeki futbol sahasının Gıdıgıdı istasyonu tarafında, U apartmanların önünde, Barakalar ile U apartmanlar arasında, şimdiki Sümer futbol sahası çevresinde,önceden ön ve arka sıra apartmanların arasındaki yolda (sonradan kesilip Çam dikildi) ve Gıdı gıdı treni demiryolunun her iki tarafında dev Okaliptüsler vardı. Öyle ki,Gıdı gıdı treni  fabrikadaki istasyondan ,yukarı istasyona kadar sanki ağaç dallarından yapılmış yeşil bir tünel içinde gider,yukarıdan bakıldığında hiç görünmeden ilerlerdi.

Ağaçlar aynı zamanda Türkiye'nin o zamanki en önemli sanayii tesislerinden biri olan fabrikamızın ve demiryolu bağlantısının kamuflajı görevi de yapıyordu.

Fabrika bahçivanları belirli aralıklarla Okoliptüs ağaçlarının aşırı büyüyen dallarını keserdi. Dallar kesilmediği zaman şiddetli fırtınalarda kırılır düşen dallar fabrika dışında yaşayan vatandaşlar tarafından kapışılırdı. Böyle bir zamanda düşen büyük bir dal altında kalan bir kız çocuğunun hayatını kaybettiğini hatırlıyorum.

Fabrika kapanma sürecine girince, önce demiryolu çevresindeki yüzlerce Okaliptüs dipten kesildi,kökleri vatandaşlar tarafından yakacak yapmak için çıkarılarak yok edildi. Arkasından Sümer camisi çevresindeki dev okaliptüsler de kesildi. Sümerpark alanında birkaç ağaç ve futbol sahası çevresindeki Okaliptüsler hala kalanlardan. Sanırım fabrika içinde de 10 kadar Okaliptüs yaşamaya devam ediyor.

Bugün size eski dostlarımdan Okaliptüslerin hikayesini anlattım. Başka bir zaman,Bahçedeki Hurmaların, İtfaiyenin yanındaki kırmızı ekşi Eriklerin,Temerküz Atölyesinin önündeki Yumuşak Ekmek Ayvalarının,Elektrik bakımın yıkılmış çardağından yere düşmüş asmanın üzümlerinin,Banyo binasının arkasındaki küçük Can Eriğinin ve Kaynakhanenin önündeki Karadutların, Fıstıklarını yere döküp bize tek tek toplatan Koca Çam ağaçlarının hikayelerini anlatırım. Bu günlük bu kadar. Sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN

8 Aralık 2016 Perşembe

Nazilli Manşet Gazetesi İLHAN ÖDEN röpörtajı.


Sümerbank Müze Olmalı!

Nazilli’nin tanınmış yüzleriyle yaptığımız röportaj serimize 1933 yılında kurulan Sümerbank’ın eski çalışanlarından 58 yaşındaki İlhan Öden ile devam ediyoruz.

Yağmur Aşık/ Aydın Haber Ajansı/ NAZİLLİ- İlhan Öden 58 yaşında bir Sümerbank emeklisi. Fabrikanın Yardım sandığı,dokuma makine bakım ve işletme muhasebe servislerinde toplam 25 yıl çalışan Öden, doğduğu günden beri Sümerbanklı. 1958 yılında Sümerbank lojmanlarında, Sümerbank çalışanı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözünü açan Öden, yine fabrikanın okullarında okumuş. Sümerbank’ın Nazilli’ye kazandırdığı bütün güzelliklerden yararlanmış.Çocuklarını da Sümerbanktan kazandığı parayla okutmuş.
“ŞEFİM BANA ÇAY GETİRİRDİ”
“Hep Sümerbank’ın çevresinde yaşadım. İyi ki de yaşamışım diyorum. Sümerbank, her türlü sosyal hakkının olduğu, emeğinin karşılığını aldığın, kimseden karşısında eğilip bükülmeden ekmeğini kazandığın, eğitim, sağlık imkanlarının sağlandığı bir yerdi” diyen İlhan Öden Sümerbank ile geçen yıllarını özlemle anıyor.
“Şu an bile başarılması mümkün olmayan şeyleri Sümerbank yaptı. Sümerbanklıların arasında özel bir hiyerarşi, saygı sevgi vardı. Amirim, müdürüm benim arkadaşım gibiydi. Şefim işlerin yoğun olduğu zamanlar yardımcı olmak için bana çay bile getirirdi, başka kurumlarda böyle örnekleri görmek imkansızdır. Biz de aynı şekilde amirlerimiz çalışırken elimizden geldiğince yardımcı olmaya  gayret ederdik. Böyle güzel bir çalışma ortamımız vardı. ağabey kardeş gibi bağlı ama disiplinle çalışırdık.
HERKESİN HAYALİ ‘SÜMERSPOR’
“O yıllarda en büyük hayalimiz bir gün Sümerspor forması giymekti” diyen İlhan Öden; Sümerspor’da voleybol oynadığı zamanları anlattı.
“Sürekli Nazilli Sümerspor'un antrenmanlarını takip ederdik.  Bir gün biz de orada top oynar mıyız diye geçerdi herkesin aklından. O yıllarda Sümerspor’da olmak, Fenerbahçe’de Beşiktaş’ta oynamak gibiydi. Sümersporda çok iyi futbolcular vardı.Bende Sümerspor'un futbol,voleybol ve basketbol takımlarında oynadım. Voleybolda çok başarılı oldum. Birçok kez de Aydın şampiyonu olduk”

CUMHURİYET’İN EN BÜYÜK PROJESİ
Sümerbank’ın Cumhuriyet’in en büyük projelerinden birisi olduğunu vurgulayan İlhan Öden, bunun unutulmaması için gönüllü olarak başlattığı ve bugün geniş kitlelere ulaşan Sümerbank tarihi ile ilgili çalışmalarıyla ilgili olarak şunları söylüyor:
“İlk başlarda işin bu denli takdir göreceğini ve geniş bir kitleye ulaşacağını pek fark edemedim. Zaman içerisinde işler daha güzelleşince, insanlardan takdir görmeye başlayınca bu alanda Türkiye’de yazılmış ne varsa onları topladım ve okudum. İnsanın kendini geliştirmesi çok önemli. Nazilli’de yaşayan yaşlı Sümerbanklılarla görüştüm. Daha sonra evlerden fotoğraf ve belgeleri toplamaya başladım. Sümerbank’ı araştırırken Nazilli’nin çok eski fotoğraflarına ve tarihine de ulaşmaya başladım. Nazilli Sümerbank’ta sosyal hayat nasıldı, eğitim sistemi nasıldı, çalışma hayatı nasıldı bunları anlattım.”
SOSYAL MEDYANIN GÜCÜ ÇOK FAZLA
Sümerbank ile ilgili çalışmalarının Türkiye çapında bilimsel, akademik boyutta çalışma yapan insanların da ilgisini çektiğini belirten Sümerbank emeklisi İlhan Öden; eski müdürlerinin kendisini takip etmesinden ve hafızaları tazelemiş olmaktan gurur duyuyor.
İlhan Öden: “2008 yılında bu paylaşımları yapmaya başladım. İlk başlarda Sümerbank’la ilgili anılarımı paylaşmak için bir blog oluşturdum. Sosyal medyanın gücü çok fazla. Zaman içerisinde bu paylaşımlara çok fazla erişim oldu. Aileleri Sümerbank’ta çalışmış çocukların ilgilileri de çok fazla. Çünkü insanlar merak ediyor. İşin güzel tarafı, Nazilli Sümerbank’ta müdürlük yapmış, benim sayfamı takip eden birçok insan var.  Sümerbank’ta çalışmış vefat eden arkadaşlarımızın,yaşayan Sümerbank'lıların şu anki fotoğraflarını da paylaşıp hatırlatıyoruz. Böylece hafızaları tazelemiş oluyoruz.”

“DON KİŞOT”
Yaptığı işi ünlü roman kahramanı Don Kişot’un yaptığına benzetiyor İlhan Öden:
“Hiçbir zaman Sümerbank paylaşımları yaptığım sosyal medya hesaplarımda çok fazla takipçim olsun diye düşünmedim. Az olsun öz olsun kaliteli olsun diye düşündüm. Her gün bir basamak diye diye Nazilli ve Sümerbank’la ilgili en bilgili insanlardan biri oldum. Yaptığımız iş biraz da Don Kişot’luk gibi bir şey. Herkesin bir şeyleri unutturmaya çalıştığı bir dönemde biz biraz daha yaşatmaya çalıştık. Sümerbank’ı Atatürk’ü sevenler dışında da kimseden destek vermiyor. Günden güne de Sümerbank’ı bilen,Sümerbankta çalışan büyüklerimiz azalıyor. Zamana karşı bir yarış var. Sümerbank sayfalarında fotoğrafları görenler beni arayıp kendilerinde de fotoğraf olduğunu söylüyor. Gidip onlardan fotoğrafları alıyorum. Bir kısmı gerçekten çok kıymetli,Sümerbank’ın pek bilinmeyen yönlerini gösteren fotoğraflar. O yıllarda Sümerbank sağlığı bozulan çalışanlar için çeşitli yerlerde kamplar kurmuş ve  sağlıklarına kavuşmalarını sağlamış. Bu pek rastlanan bir şey değil. Bu tarz fotoğrafları kategorilere ayırıp arşivliyorum. Arşivimde yaklaşık 5 bin adet Nazilli Sümerbank ile ilgili fotoğraf var.”
“SÜMERBANK SAYESİNDE NAZİLLİ UZUN ÖMÜRLÜ”
İlhan Öden “Eğer Sümerbank olmasaydı bugün Nazilli 40-50 bin nüfuslu küçük bir kasaba olurdu” diyor ve ekliyor “Şu an insanlar bu memlekette uzun yaşıyorsa Sümerbank sayesinde.”
“Nazilli’yi Nazilli yapan Sümerbank’tır. O yılların nüfus kayıtlarına bakıldığında Sümerbank’ın kurulduğu yıllarda Nazilli şehir ve tesis olarak Denizli’den çok daha iyi durumda olduğu görülür.  Şu an insanlar bu memlekette uzun ömürlüyse Sümerbank sayesinde. 1937’de Nazilli’de hastane yokken ilk defa Sümerbank Nazilli’ye hastane yapmış. 10 adet doktoru ve 50 tane yatağı varmış. Diş ünitesi, doğumhanesi ve ameliyathanesi olan bir hastane… Bunlar hep kazanç.”
“1948’DE NAZİLLİ’DE OPERA”
Sümerbank sayesinde Nazilli’de sosyal hayatın son derece canlı olduğunu ifade eden İlhan Öden, o yıllarda Nazilli Basma Fabrikasından devlet tiyatrolarına yükselip gitmiş sanatçılar olduğunu da anlatıyor.
“1948’de Nazilli’de Sümerbank çalışanları opera sergilemiş. O yıllardan bu yana bir daha ne Aydın’da ne de Nazilli’de opera yok. İnsanlar o yıllarda bunları başlatmış fakat şimdi yapılmıyor. Haftada 2 3 kere sinemaya gönderiyorlardı. İnsanın ufku genişliyor. Sümerbank’ı kaybettikten sonra çok şey kaybettik…”

“SÜMERBANK MÜZESİ OLMALI”
Nazilli Basma fabrikasının kapatılmasının ardından Nazilli’de işsizlik sorunu ortaya çıktığını ifade eden Öden; “Fabrika ilk açıldığında 4 bin kişi çalışıyormuş. Fakat fabrikanın 4 bin kişiye ihtiyacı olduğu için değil. İstihdam sağlamak insanlara eğitim vermek için. Burada eğitilen insanlarla daha sonra açılacak olan yeni fabrikaların alt yapısı oluşturuldu. Benim çalıştığım dönemde yaklaşık 1800 kişi çalışıyordu. Ben emekli oluncaya kadar bin kişi kaldık. Sümerbank işçileri bugün bir öğretmenin aldığı maaş kadar ücret alıyordu. Bugünkü parayla ayda 5 milyon lira Sümerbank sayesinde Nazilli’ye giriyordu. Fakat Sümerbank’ın kapatılması kaçınılmazdı. Bugün bu teknoloji ile Sümerbank’ın bin kişi çalıştırıp para kazanması mümkün değil. Ama en azından Nazilliye 67 yıl katkı sağlamış bir fabrikanın Sümerbank Müzesi olarak yaşatılması.” gerekiyor.

30 Ocak 2015 Cuma

"Su nerede,fabrika orada" (Orlof heyeti)

Bu yazımda sizlere İzmir İktisat kongresinde alınan kararlar doğrultusunda Türk-Sovyet ortaklığıyla  kurulacak fabrikaların nerelere yapılacağı konusunda  araştırmalar yapmak üzere  Profosör Orlof başkanlığında kurulan heyeti anlatacağım.

Proje,tüm kaynaklarını Balkan ve Cihan savaşlarında yitiren genç cumhuriyetin diriliş projesidir.Bu konuda en yakın desteği ,8 milyon dolar faizsiz kredi ,her türlü ekipman ve teknik yardımla Sovyetler birliği verir.

1932 yılında Sovyet Proje Tröst Müdürü Prof. Orlof Başkanlığı’nda bir heyet Türkiye’ye gelir ve Türk uzmanlarla birlikte hangi fabrikanın hangi şehirde kurulacağı kararlarının verilmesi için tüm ülkeyi dolaşır. Orlof heyeti raporunu tamamlar ve Türkiye birinci beş yıllık kalkınma planını uygulamaya koyar.
FOTOĞRAFLARIN ÜZERİNE TIKLAYIP BÜYÜTEBİLİRSİNİZ.

Genç Türkiye cumhuriyeti, Sovyetlerden alınan kredi ve teknik destekle sanayisinin çekirdeğini oluşturacak fabrikaları kurar, yaralarını sarma ve yeniden diriliş için önemli adımlar atar.


Heyet,raporu hazırlamak için çıktığı yurt gezisinde ,önerilen Nazilli'ye de uğrar.Su kaynakları, çevredeki kömür yatakları, arazi yapısının pamuk üretimine uygunluğu,demiryolu ulaşımı gibi faktörleri değerlendirir,fabrikanın şehir merkezine yapılması için yapılan politik baskılara rağmen  "Su nerede,fabrika orada" diyerek . Nazilli basma fabrikasının bugün olduğu yerde yapılmasına karar verir.

YUKARIDA SOVYET MÜHENDİSLERİN ÇİZDİĞİ 1933 NAZİLLİ KROKİSİ

Ne yazık ki Atatürkle başlayan Milli Sanayiyi kurma ve kendi ayakları üzerinde durma hamlesi , planlı ve devletci politikalar daha sonraki hükümetlerin  Amerikan merkezli liberal ekonomik sistemi benimsemesi sonucunda terkedilir.
Tamamlansa ülkemizi düyanın güçlü ülkeleri arasına sokacak bu hamle ilk yıllardaki hedef ve heyecanı yitirince,uygulanan popülist ve günü kurtarma politikaları sonucu işlevini kaybeder.

Cumhuriyetin gözde kuruluşları, siyasi kararlarla giderek amacından uzaklaştırılarak sıradan fabrikalar haline dönüştürülür. 1990 sonrası dünyada esen özelleştirme rüzgarları sonrasında,
İMF baskısıyla,kazanımları ve kayıplar gözetilmeksizin birer birer kapatılıp arazilerine üretimden  yoksun farklı amaçlı okul,park,AVM gibi merkezler açılır..

Böylece Türkiye yakaladığı dünya ekonomisi ve politikalarında elini güçlü tutacak tam bağımsızlık fırsatını yeterince değerlendiremeden kaçırmış olur.  İlhan ÖDEN.

23 Ocak 2014 Perşembe

UYUYAN DEV GIDI GIDI


Kapatılması üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen, Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası,tarihi özellikleri, hikayeleri, yapısı ve çalışanlarıyla,görsel ve yazılı basının ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Yayın hayatına yeni başlayan Nazilli Plus dergisi de başta ekonomik olmak üzere sağlık, kültürel, eğitim, spor ve sosyal manada Nazilli'mize unutulmaz katkılar yapan,fabrikamıza sayfalarını açtı.

Nazilli plus dergisi bundan sonraki sayılarında da Nazilli basma fabrikasının farklı yönlerini anlatmaya devam edecek. Bizde fabrikamızın doğru ve iyi anlatılması için yazı,fotoğraf ve belgelerle elimizden geldiğince destek olmaya devam edeceğiz.

1920 yıllarının Pazarköy kasabasını Türkiye'nin en güzel,en sağlıklı ve en gelişmiş ilçelerinden biri olan Nazilli şehri haline gelmesinde çok payı olan Atatürk'ün emaneti fabrikamızın unutulmaması için sayfalarını sonuna kadar açarak vefa ve sorumluluk yönünden teşekkürü hak eden Nazilli plus dergisi Genel yayın yönetmeni. Yazı işleri müdürü Şenol Babacan'a tüm Nazilli Sümerbank camiası olarak teşekkür ederiz.Sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN.

 FOTOĞRAFLARA TIKLAYARAK BÜYÜTÜP DERGİYİ  OKUYABİLİRSİNİZ.