Adnan menderes üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adnan menderes üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2013 Pazartesi

Kahveci Bilal ağa'ya var da bize yoh mu?


Bir 9 ekim daha geliyor.Yine 9 Ekim sabahı Nazilli protokolu istasyon meydanında toplanıp,her kutlanışında heyecanından biraz daha kaybeden,Atatürk'ün Nazilli'ye gelişinin 76. yılı ve Sümerbank Basma Fabrikasının hizmete açılışı kutlayacak.

Atatürk heykeline konulan çelenkten sonra istasyon binası yanında protokolden birilerinin 'adet yerini bulsun' misali günün anlam ve önemine binaen yapacağı konuşma ve öğrencilerin folklor gösterileriyle bitecek törenden sonra protokol 76. kez  incelemelerinde bulunmak üzeren eski Sümerbank Nazilli Basma fabrikasındaki Atatürk müzesini ziyaret edecek...

Sonra herkes görevini yapmanın huzuruyla işlerinin başına dönecek.Gelecek  9 Ekim gününe kadar Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası  kimsenin aklına bile gelmeyecek.

Belki de bir kaç yıl sonra 'şimdilik yapılan' bu minik tören bile angaryadan sayılıp yapılmaz olacak.

65 yıl Nazilli yi doyurmuş,bugün Türkiye'nin pekçok vilayetinden daha gelişmiş bir kent olmasına katkı yapmış, Nazilli Basma fabrikasının böyle kolayca unutulması biz Sümerbanklılar ve yüreğinde Sümerbank sevgisi taşıyan Nazilliler dışında kimseyi rahatsız etmiyor.

Sık sık misyonunu başarıyla tamamladığı ve artık bayrağı özel sektöre devretmesi gerektiği için kapatıldığı söylenen ,ülke sanayisinin temelini oluşturmuş bu fabrikalar madem misyonunu başarıyla tamamladı neden  bu kadar vefasızca unutuluyor?

Nazilli Basma fabrikası kapatıldı.Bir daha açılması ve çalışması mümkün değil.Makinaları çalındı, kalanlar çürümede,binalar bakımsızlıktan viran olmakta. Bunları bu sayfalarda defalarca yazdım.

Devlet veya belediye yardımı olmadan Adnan Menderes üniversitesinin fabrikayı koruma imkanı yok.
 

Bunca yıl fabrika için hiçbir şey yapılamamasından bunu kolayca anlayabiliyoruz fakat Nazilli halkı olarak bu fabrikaya vefa borcumuz var.

Çok şey istemiyoruz Fabrikanın sosyal alanlarının düzenlenmesi ve biz Sümerbanklıların zaman zaman ziyeretine izin verilmesi. (Gıdı gıdı treninin bakımı için il genel meclisinin girişimlerinin sonuçlanmasını merakla bekliyoruz)

Fabrika salonunun restore edilip kültür merkezi olarak Nazillinin hizmetine açılması...

En önemlisi 2 yıldır rafa kaldırılan NAZİLLİ  BASMA FABRİKASI TEKSTİL MÜZESİ projesinin tamamlanması.

Bu konuda Nazilli Ticaret odası başkanlığı sırasında özellikle komisyon çalışanlarının yemek problemini çözen,komisyonu ziyaret ederek çalışmaları yakından ilzleyen ve Nazilli Basmasının marka haline getirilmesi gerektiğini sık sık gündeme getiren  Nazilli Sümerbank ekmeğiyle büyümüs Aydın milletvekili Ali Gültekin Kılınç olmak üzere...

Yine Komisyon üyelerinin soğukta ve olumsuz şartlarda çalışmalarına gönlü razı gelmeyip elektirikli ısıtıcılar göndererek komisyon üyelerinin problemlerini çözen,morallerin en bozuk olduğu günlerde yanlarında olduğunu hissettirerek destek olan Nazilli belediye başkanı sayın Haluk Alıcık ve...

Geçen yıl fabrika alanında düzenlediğimiz toplantıya davetimizi kırmayıp teşrif ederek yaptığı konuşmada Fabrikamızın çalıştığı dönemlerdeki hizmetlerini ve önemini vurgulayan,emektar Sümerbanklılarla yakından ilgilenen Nazilli Kaymakamı Sayın Mehmet Okur'un yardımlarını bekliyoruz.

Aşağıya Aydın Ticaret Odası tarafından Kültür Evi haline getirilen Kahveci Bilal ağa konağı 'nda Nazilli Sümerbank basma ve ekipmanlarının sergilendiği bölümün fotoğraflarını koyuyorum.



Gördüğünüz gibi Nazilli Sümerbank basma fabrikasının ürünlerinden birkaç parçayla bile ne kadar güzel bir köşe oluşturulmuş.


Nazilli Basma fabrikasından götürülüp sergilenen bir kaç desen kartelası ve gravür malzemesiyle bile böyle güzel bir sergi oluşturuyorsa,fabrikada atılı duran tarihi makina ,techizat ve zengin desen arşiviyle ortaya çıkacak Nazilli Basma fabrikası Tekstil müzesinin muhteşem güzelliğini ve Nazilliye kazandıracağı kültür zenginliğini düşüne biliyor musunuz?

Başka yerlerde kıytırık objelerle açılan dandik müzelerin yanında Nazillinin elindeki bu zenginliği kullanamaması ne kadar büyük bir kayıp,ne kadar büyük ayıp.

Bu eserleri üreten Sümerbank çalışanlarının ve sergilemeye hazırlayan ADÜ. Sanat Tarihi hocalarından Mükerrem Kürüm ve ekibinin emeklerinin paylaşılma zamanı gelmedi mi?

ADÜ. iki yıl binlerce lira ödenek ayırıp gerçekleştirdiği projeyi hayata geçirmek için ne bekliyor?
Sorun her zaman olduğu gibi para ise Nazillide,Aydın da olduğu gibi projeyi gerçekleştiren ticaret odası  ya da başka kuruluşlar yok mu? Nazilli Belediyesi ,kaymakamlık bu zenginliğe sahip çıkmayacak mı?

Başta Aydın  milletvekili sayın Ali Gültekin Kılınç,Nazilli Belediye başkanı sayın Haluk Alıcık ve Nazilli Kaymakamı sayın Mehmet Okur olmak üzere Nazilli'yi temsil eden ve yöneten tüm yetkililerden bu konuda yardım bekliyoruz.

Umarım bir daha ki 9 Ekim günü Nazilli protokolunun Basma fabrikası ziyaret ve inceleme programında Nazilli Basma fabrikası Tekstil müzesi de olur. Sevgiyle kalın.  İlhan ÖDEN


13 Kasım 2012 Salı

KAYSERİ'nin GÜL'ü var,NAZİLLİ'nin neyi var?

İnternette ve yazılı basında gördüğümüze göre Kayseri'de güzel şeyler oluyor.Cumhuriyetin ilk yıllarında Sovyetler Birliği ile yapılan ikili anlaşmalar ile Nazilli Basma Fabrikasıyla birlikte Turkstroy firması tarafından yapılan Kayseri Bez Fabrikası uzun bir bekleme süreci sonrasında uluslararası mimarlık festivalinde ödül kazanan bir proje ile Abdullah Gül Üniversitesine dönüştürülüyor.

Kayseri'nin il olması,Cumhurbaşkanının Kayserili olması üstelik yeni üniversiteye cumhurbaşkanının adının verilmiş olması sayın Abdullah Gül'ün şimdiki iktidara yakın bir siyasi geçmişten gelmesi üniversitenin önünü açıyor.Bir zamanlar babasının çalıştığı fabrikanın, adını taşıyan bir üniversiteye dönüşmesiyle ilgili çalışmaları cumhurbaşkanı yakından takip ediyor.

Bizim fabrikamızda,fabrikanın kapandığı dönemden beri Nazilli Belediyesi tarafından yapılan birkaç derslik, tarihi önemi olmayan eski ambarların anfiye dönüştürülmesi ve Pamuk depolarından yapılan öğrenci kafeteryası dışında pek bir yatırım yapılmadığı gibi zaman zaman  ziyaretine gittiğim Kampüs Müdürü Ertuğrul Acartürk 'ten öğrendiğim kadarıyla mevcut binaların bakımı ve akan çatı onarımları bile yapılamıyor.

Yıllardır Nazilli fabrikasında böyle bir çalışmanın yapılmasını engelleyen " SİT " yasası Kayseri de nasıl aşıldı bilmiyorum.

Nazilli Basma Fabrikası işletme binaları bu onarımların yapılmaması nedeniyle hergün biraz daha çürürken, Kayseri Fabrikasının tarihi binalarının böyle güzel bir proje ile yeniden kullanıma kazandırılması eski bir Nazilli Sümerbanklı olarak içimi burkuyor.

Kulağıma gelen söylentilere göre Aydın'ın "Büyükşehir" olmasıyla Nazilli'nin tamamen bitecek olan il olma hayalleri " SÜMER ÜNİVERSİTESİ " hediyesiyle tamir edilmeye çalışılacakmış. ADÜ tarafından "Nasıl olsa Nazilli bizden ayrılacak" diye Nazilli'ye yatırım yapılmadığı söyleniyor.

Önceki öğretim yılında eski çocuk yuvası binasına yapılan öğretim görevlilerinin odalarına takılan klimalar yerlerinden sökülüp, İsabeyli de ki fakülteye götürülmüş.

Her gün fabrika çevresinde yürüyüş yapan bir Sümerbanklı olarak fabrikanın açık olduğu dönemlerde görmediğim bu küçük hesaplar gözümden kaçmıyor.

Aydın'a tirilyonlar harcayıp modern bir üniversite kampüsü yapan ADÜ. Nazilli'ye neden 10-15 klima almıyor?

Desen arşivini hazırlayan komisyonun çalışmaları sonuçsuz kaldı. Nazilli Basma Fabrikası Tekstil Müzesi projesi bir yıldır neden bekliyor?

Nazilli Sümer kampüsünde geçen 10 yıla yakın süre içerisinde neden herhangi bir 4 yıllık fakülte ve yüksek okul açılmıyor?

Bu sorular söylentileri doğruluyor.

Sümer Üniversitesi,Nazilli'nin kırılacak il olma hayallerine ilaç olur mu bilmem ama Nazilli'yi yöneten mülki amirlerimizi,Nazilli siyasetçilerini , Bursa Merinos Müzesi , Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi örneklerini dikkate alarak,Nazilli Basma Fabrikasının her geçen gün biraz daha yıpranan binalarını kurtaracak projeler üretmeye davet ediyorum.

Şimdi tam zamanı önümüzde yerel seçimler var.Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerek.Madem İl olma hayallerimiz tamamen sona erecek bunun bedelini sadece Sümer Üniversitesi değil her konuda istemek Nazilli'nin en doğal hakkıdır.Nazilli halkı da bu hakkına mutlaka sahip çıkmalıdır.   İlhan ÖDEN

KAYSERİ HABER GAZETESİNİN HABERİ

Kayseri'deki Sümerbank Fabrikası'nı Abdullah Gül Üniversitesi Yerleşkesi'ne dönüştürecek proje, Dünya Mimarlık Festivali'nde birincilik ödülü aldı 

Cumhuriyet döneminin en büyük sanayi tesisleri arasında yer alan Kayseri'deki Sümerbank Fabrikası'nı Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) Yerleşkesi'ne dönüştürecek proje, Dünya Mimarlık Festivali'nde ''eğitim yapıları'' kategorisinde birincilik ödülü aldı.
Projeyi hazırlayan mimarlık firması EAA-Emre Arolat Architects'ten yapılan açıklamaya göre, Singapur'da beşincisi düzenlenen Dünya Mimarlık Festivali, dünyanın dört bir yanından binlerce mimar ve projeyi bir araya getirdi. Dünyanın en önemli mimarlık etkinliklerinden biri olarak kabul edilen festivalde, Abdullah Gül Üniversitesi Yerleşkesi Projesi de ''eğitim yapıları'' kategorisinde yarıştı.
Projede, eski yapıların yeni bir mastır plan çerçevesinde, mimari özelliklere uygun ve uyum içerisinde değerlendirilmesini göz önünde bulunduran jüri, projede kullanılan grafik ve planların ''çok zarif mimari bir dili ortaya çıkardığı''na karar verdi. Jüri, ''eğitim yapıları'' kategorisinde fabrikanın atıl tesislerini üniversiteye dönüştürecek projeyi birinciliğe layık gördü.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, haziran ayında gittiği Kayseri'de, adını taşıyan üniversitenin Sümer Kampüsü'ndeki bilgilendirme toplantısına katılmış ve dönüşüm projesi kapsamındaki binaları gezmişti.
Toplantıda dönüşüm projesine ilişkin bilgi veren mimar Emre Arolat, Kayseri'deki kentsel, kültürel ve tarihsel verileri, ekonomik ve sosyolojik çevreyi göz önünde tutarak bir proje hazırladıklarını, eskime ve yaşanmışlık değeri olan binaları, değerlerini yok etmeden bugünkü hayatın içine katabilmeyi amaçladıklarını anlatmıştı.
Dönüşüm projesi tamamlandığında, AGÜ Sümer Kampüsü toplam 320 bin metrekare alan içinde 85 bin metrekarelik kapalı kullanım mekanına sahip olacak.Üniversitenin ilk öğrencilerinin, 2013-2014 akademik yılında fabrikanın eski depolarından dönüştürülen dersliklerde ders başı yapması planlanıyor.

Kayseri Haber sitesinden 14 Kasım,2012

2 Mart 2012 Cuma

Atatürk Müzesine " Sera Naylonlu önlem"

Aşağıdaki fotoğrafta, Nazilli basma fabrikasının müdüriyet binasını görüyorsunuz. Binanın çatısında kırmızı daire içine aldığım ve iyice dikkat çekmesi için oklarla gösterdiğim beyazlığın ne olduğunu tahmin etmenizi istesem cevabınız ne olurdu?Aklınıza ilk gelenin “kar” olduğunu tahmin ediyorum. Evet, uzun zaman sonra Nazilli bu yıl kar ile hasretini giderdi ama karlar iki gün içinde eriyip yok oldu gitti.

Başka ne olabilir diye sorup sizi uğraştırmadan cevabı vereyim. “Sera naylonu”

FOTOĞRAFI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN.

Sera naylonunun çatıya neden serildiğini anlamak için çok zeki olmaya gerek yok. Naylonun tam altındaki oda Sümerbank zamanından kalma Atatürk müzesinin olduğu oda. Muhtemelen çatı akıyor bina “Sit korumasında “ olduğu için müdahale edilemediğinden böyle uyduruk bir önlem alınmış.

Nazilli Sümerbank kapanalı 10 yıl kadar oluyor.10 yılda Atatürk müzesinin yeşil halısı rutubetten çürüdü kaldırıldı. Duvarlardaki yağlıboyalar marul yaprağı gibi katman katman kabarmış. İçerde saklanan eşyalar, kataloglar, albümler, şeref ve hatıra defterlerinin ne durumda olduğunu bilmiyoruz.


Fabrikanın başka bölümlerinin de, Atatürk müzesinden farklı olduğunu sanmıyorum. Yıllardır defalarca yazmamıza rağmen Gıdı gıdı hala yağmurun, güneşin altında korunmasız duruyor. Bisiklet garajının yarısı çökmüş öyle duruyor. Kısacası fabrikanın her tarafı dökülüyor.


Yöneticilere, yetkililere her duyurduğumuzda sevindirici cevaplar alıyoruz ama nedense bir türlü müspet bir gelişme olmuyor.


SİT alanı nedir?

“Bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması gerekli olan, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır…”

Ya hu bu nasıl korumadır. 2012 yılında sera naylonu ile müze korumak kadar çağdışı ve komik bir çözüm olabilir mi?

Bu işlerle ilgilenen kurum hangi kurum ise (Muhtemelen Anıtlar Yüksek Kurulu) bir an önce karar versin, ne yapılacaksa bir an önce yapılsın. Tamirat ve bakımların aslına uygun olarak yapılması için Adnan Menderes Üniversitesi, Nazilli belediyesi, Nazilli Kaymakamlığı, Aydın milletvekillerimiz üzerlerine düşen görevleri yapsınlar.

Hürriyet caddesinden Sümerpark’a, Bozdoğan’a doğru geçen herkesin hemen gözüne çarpan ve 2012 Türkiye’sine yakışmayan bu duruma bir çözüm bulunsun.

Fabrikaya sahip çıkmadık,hiç olmazsa anılarına sahip çıkalım. Bu durum Nazilliye yakışmıyor.

İlgililere ve Nazilli’yi idare edenlere duyrulur. İlhan ÖDEN



11 Ekim 2010 Pazartesi

GIDI GIDI PERSONELİ.

Şimdiye kadar pekçok defa Gıdı gıdı ile ilgili yazılar, fotoğraflar,videolar paylaştım. Blogumda en çok ilgi gören paylaşımlar da Gıdı gıdı ile ilgili bu paylaşımlar oldu. Dergilerde, gazetelerde,internet sitelerinde blogumdan alıntılar yapıldı,Gıdı gıdı roportajları yapılıp dergilerde paylaşıldı.Şimdi de bildiğiniz gibi Gıdı gıdı'nın "baş rol" oynadığı ve daha senaryo aşamasındayken bile 1. lik ödülüyle buluşan bir belgesel film çekiliyor.

Süleyman ÖZPINAR ve Mustafa ÇAKIR

Gıdı gıdıyı tekrar çalıştırmayı başaran eski Sümerbank'lılara teşekkürler

Filmde Atatürk,Nazilli ve Sümerbank Basma Fabrikası , fabrikanın Nazilliye kazandırdıkları, Fabrikanın kapanmasıyla Nazilli'de ne gibi değişiklikler olduğu,Gıdıgıdı üzerinden anlatılacak.

Yönetmenimiz Yasin Ali TÜRKERİ, konuyu en ince detaylarıyla anlatma çabasıya,izleyicileri sıkmadan,rakamlara,istatistiklere boğmadan,artık bir daha çalışması imkansız derecede ağır hasar görmüş fabrikamızın kapanma sebepleri vs. gibi şimdiye kadar defalarca işlenmiş konulara fazla girmeden ve özellikle daha önce gazete,kitap veya başka yayınlarda görüşlerini anlatmamış, herkesin bildiğinden farklı şeyler söyleyebilecek,iyi veya kötü anılarını paylaşacak Atatürkçü, çalışkan,aydın,cumhuriyet çocuklarından oluşan,Gıdı gıdı yolcularıyla seferine çıktı bile..

FOTOĞRAFLARI DAHA BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN


Yasin Ali TÜRKERİ Sisam adasında

Yunan adalarından başlayıp,Rusya steplerine kadar sürecek uzun yolculukta Gıdı gıdı'nın baş makinisti Yasin Ali TÜRKERİ olacak.İstediği yerde duracak,istediği yerde kalkacak.Bizler de "Katarın seyri esnasında sahanlıklarda dolaşmadan", "pencereden dışarı cıgara izmariti atmadan" baş makiniste yardımcı olmaya çalışacağız.

Başta da belirttiğimiz gibi şimdiye kadar Gıdı gıdı'dan çok bahsettik.Ama Gıdı gıdı'cılardan pek bahsetmedik.Kimdir bu çocukların gözünde fabrika müdüründen bile havalı,Sümerbank toplu sözleşmelerine özel maddeler koyduran,yağmur-çamur, gece-gündüz,sıcak-soğuk demeden seferleri aksatmamak için çalışan,başkalarını trenle taşıyıp,son seferden sonra evlerine yaya veya bisikletle dönen özverili insanlar.

GIDI GIDI PERSONELİ

Rıdvan,İsa,Osman,Sos.Hiz.Şefi Bahattin bey,Mehmet,İbrahim,Fikri,
Kemal,Hüseyin,Ali Turan,Necati,İbrahim

Bu gün size belgeselde bize heyecanla Gıdı gıdılı günlerini anlatan baş makinist Hüseyin amcadan başlayıp,kısaca Gıdı gıdı'cıları tanıtıp,isimlerini,fotoğraflarını paylaşacağım.

Tabii ki bildiğim kadarıyla ..

İleride yeni bilgiler,fotoğraflar bana ulaşırsa onlarıda severek ilave edeceğimi belirtip. "Hayatta olanları saygıyla ,Hakkın rahmetine kavuşmuşları rahmetle anarak" ,Gıdı gıdı personelini anlatmaya başlıyorum.

Hüseyin KARASOY (Baş makinist)
1929 Yılında Isparta'da doğdu,köyünde ailesini geçindirecek kadar toprağı olmayan çiftçi bir ailenin çocuğuydu.Askerlik dönüşü Nazilli'ye yaptığı akraba ziyareti sırasında,iş yerinden çıkan Sümerbank işçilerinin düzgün ve temiz giyimleri ilgisini çekti,meraklı bakışlarla bu kişilerin kimler olduğunu sorup,Sümerbank işçileri olduğunu öğrendiği anda kararını vermişti. O da mutlaka Sümerbank işçisi olmalıydı.

Daha sonra Nazilli belediye başkanı olan Enver Yetkiner vasıtasıyla 1955 yılında fabrika atölyesin de işe başladı.1970 yılına kadar atölyede çalıştı.Sağlık sebebiyle atölyede çalışamaz raporu verildiğinde,soyal hizmetlere bağlı Gıdı gıdı kadrosunda boşluk olduğunu öğrenip müracaat etti . Dilekçesi kabul edildi.

Kadir,İbrahim,Hüseyin,Durmuş
Osman,Selahattin,Mustafa 1975 yılı

Görevinde başarılı olmak için çok çalıştı,Nazilli D.D.Y de açılan Makinist sınavına girdi,onunla birlikte sınava giren 5 D.D.Y makinist adayıyla birlikte imtihan edildi.İçlerinde makinist olma başarısını bir tek Hüseyin Karasoy gösterdi.

Zamanla Gıdı gıdı baş makinisti oldu.O zamana kadar yapılmamış yeniliklere,düşünülmemiş ayrıntılara imzasını attı. İlk iş olarak Gıdı gıdı'nın alt bakımını yapabilmek için raylar arasına inilecek şekilde 8 metrelik çalışma kanalı ,istasyonda olmayan tuvalet ve banyo ilavelerini yaptırdı.1981 yılında emekli oldu.


Hüseyin KARASOY'un yaptırdığı TCDD ve Sümerbank birleşik arması.

Hüseyin amcam,Başta Atatürk olmak üzere Nazilli fabrikasının açılmasına vesile olanları şükranla ve rahmetle anıyor. "Onların sayesinde çocuklarımın hepsini okuttum,üniversite mezunu aydın kişiler olarak yetiştirdim" diyor.Fabrikanın kapatılmasına karar verenler hakkında ise pek iyi şeyler düşünmüyor. Benden söylemesi...

İlhan ÖDEN


1 Mayıs 2010 Cumartesi

GIDIGIDI (Yeni video)



VİDEO


Daha önce paylaştığım "Siz Gıdıgıdı'yı bilirmisiniz" başlıklı yazıma eklemek için yeni hazırladığım fotoğraflardan oluşan video çalışmamı,daha sonra asıl yerine taşımak üzere paylaşıyorum.


Videoda kullandığım motor ve korna sesi Gıdıgıdı'nın orjinal sesleridir.Yaklaşık 2o yıldır Gıdıgıdı'nın makina ve korna sesi duyulmaz olmuştu.Hem görsel,hem de işitsel olarak anılarınızı canlandırmak istedim.Sanırım güzel bir paylaşım oldu..


Belki hatırlarsınız,Gıdıgıdı treninin 2 adet dizel makinası vardı,biri çalışırken diğeri,herhangi bir arıza olduğunda servis aracı görevini aksatmadan yapmak için daima hazır durumda beklerdi.


Videoda görüntülerini izlediğiniz makina,bakımdan geçmiş iyi durumda olan makina.Diğeri ve bazı vagonlar çok kötü durumda,fabrika alanı içinde atıl durumda bekliyorlar.Elimde fotoğrafları var ama şimdilik paylaşmak istemiyorum.

Nedenine gelince,Adnan Menderes Üniversitesi kaynaklarından aldığım duyumlara göre kötü durumdaki makina ve vagonlarda restore edilecekmiş. Hatta yedek makina restorasyon işleminden sonra eski fabrika,şimdiki üniversite nizamiye kapısından giren öğrenci ve ziyaretçileri karşılayacak şekilde anakapı ve sinama salonu arasındaki Atatürk büstünün olduğu çiçekli alana yerleştirilerek anıtsal bir görünüm kazandırılacakmış.

Tabiki bunlar şimdilik proje aşamasında,özellikle Nazilli belediyesinin maddi desteği gerekiyor. Bu işlemlerin sonucu olumlu olursa Gıdıgıdı'nın gelecek nesillere ulaşması sağlanmış, yedek makina ve vagonlar çürüme durumundan kurtulmuş olacak.Bu sebeple şimdilik kötü durumlarını paylaşmak istemiyorum.İnşallah restorasyondan sonra mukayese için kullanırız.

imkanları zorlayarak sizlere yaklaşık 25 yıl sonra Gıdıgıdı'nın sesini ve meşhur düdüğünü sanal ortamda da olsa,tekrar duyurdum.Benim elimden bu kadarı geliyor.İnşallah çalışmalar sonuç verir Gıdıgıdı tekrar çalışır duruma getirilip koruma altına alınır.Nazilli halkı,özellikle genç ve çocuklar Gıdıgıdı'nın gerçek sesini duyarlar.

Yetkililerden çok önemli bir ricam var,2005 yılında restore edilen,Gıdıgıdı tren ve vagonları sürekli açık havada kaldığından,yağmur ve güneş etkisiyle tekrar bakıma ihtiyaç duyar hale gelmiş.Masraflar ağır ve uzman kişilerin emeğine ihtiyaç duyuluyor. Oysa,trenler üstü sac yada etermit malzeme ile kapalı basit bir çatı altına alınsa çok daha korunaklı ve az masraflı olacak.

İnşallah belediyemiz her konuda olduğu gibi bu konuda da ADÜ'ye yardımcı olur.Sevgiyle kalın...

İlhan ÖDEN

Gıdıgıdı anılarımı paylaştığım bölümün linki aşağıda,bakmak isterseniz tıklayın.
http://sumerbank.blogspot.com/2009/02/siz-gidigidiy-bilirmisiniz.html