29 Aralık 2013 Pazar

Yeni yılda,yeni umutlar.

Nazilli Sümerbank adına vaatlerle  başlayan ama olumlu hiçbir şey yapılmayan koca bir yılı daha bitti.

Nazilli Sümerbank müzesi projesi  beklemede.


Nazilli Basma fabrikası adının tekrar yazılmasıyla ilgili paylaşımlarımızı görüp "ilgileneceğim" sözünü veren belediye başkanımız Haluk Alıcık'dan henüz olumlu bir haber alamadık.
 

Aydın İl genel meclisinin karar alıp  bütçe ayırdığı "Gıdı gıdı trenini kurtarma" projesi "fos çıktı".

Fabrikamızın tüm binaları çürüyor,dökülüyor daha önceki yıllarda yapılan ufak tefek tamiratlar da artık yapılmaz oldu.

Atatürk'ün Nazilli'ye gelişi ve Nazilli basma fabrikasını açma yıldönümü törenlerine her yıl katılan "çok güvendiğimiz  politikacılar" bu yıl başka ziyaretlere katılmayı tercih ettiler.

Özellikle yerel basının yazacak bir şeyler bulamadığında ortaya salladığı "Nazilli basma fabrikası yeniden açılacak" ,"Gıdı gıdı treni tekrar çalışacak" haberleri bile artık görülmez oldu.
 
2013 yılı Nazilli Sümerbank "hatırasını koruma" adına kötü bir yıldı.

Öyle ki, yetkililerin ilgisizliği karşısında , tasarladığım Nazilli Sümerbankla ilgili bazı güzel projeleri bile sizlerle paylaşma arzum kalmadı.

Nazilli nüfusunun yarısının boğazından  Sümerbank ekmeği geçmiştir. Bu insanların "anılara sahip çıkılması ve Atanın mirasının unutulmaması" dışında hiç bir beklentileri yok.


İnşallah 2014 bu yıl kadar kötü olmaz.
Umarım yeni yıl yeni umutlar,Nazilli Sümerbanklıların istekleriyle  ilgilenecek duyarlı kişiler ve şartlar getirir. 

Sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN

26 Kasım 2013 Salı

SÜMER YARDIMSEVERLER DERNEĞİ.

Nazilli Sümerbank basma fabrikasının aslında bir buzdağının sadece görünen yüzü olduğunu, fabrikalar kapatılırken gözardı edilen sosyal katkının  neredeyse fabrika üretiminden daha önemli olduğunu bu sayfalarda defalarca anlattım.

Aşağı Nazilli'de çürümeye terkedilenin sadece  eski  bir basma fabrikası olmadığını, her yönüyle örnek alınması gereken  ve  %100 hayata aktarımı başarılmış muhteşem bir sosyal proje olduğunu  elime belge geçtikçe  paylaşıp gelecek nesillere anlatmaya devam edeceğim.

Daha önceki yazılarımda fabrikamızın diğer sosyal birimlerini, üretim dışı hizmetlerini,katkılarını anlattım. 

Bu yazımda size fakir ve ihtiyacı olan vatandaşlara yardım amacıyla fabrika önderliğinde kurulan Nazilli Sümer Yardımseverler derneğini anlatacağım. 

 FOTOLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN.
Dernek başkanı fabrika müd. H. Toker'in eşi Fütuat hanımdır.

Derneğin 1949 yılı faaliyetlerinin dağılımı şöyledir.
YAPILAN YARDIMLAR.
126 aileye yakacak (kömür) yardımı.
80 aileye gıda yardımı (Un.vs.)
30 öğrencinin giyim ve okul masraflarının karşılanması.
Önceki yıllardan devam eden "Daimi yardımlar"
38 kişiye bir defaya mahsus nakit para yardımı.
10 hastaya tedavi ve ilaç yardımı.
İhtiyacı olanlara yemek yardımı.
155 bayana dikiş kursu hizmetinin finansmanı.


Dernek faaliyetlerinde toplam. 4527.23 lira harcanmış ayrıca dikiş kursunu bitirenlerden 55 bayana dikiş temin ederek sürekli gelir sağlayacak iş bulunmuştur.

Nazilli Basma fabrikası ve diğer Sümerbank fabrikaları kaliteli ucuz sanayi malları üretiminin yanısıra,İnsana ve bulunduğu bölgeye hizmete öncelik vermiş, çok para kazanmak hedefinde hiç bir zaman olmamıştır.


Fabrikaların "Para kazanmadığı , devletin sırtına kambur olduğu" gerekçesi ve karalama kampanyalarıyla kapatıldığını düşününce aslında bu kurumlara ne kadar büyük haksızlık yapıldığı bu örneklerle daha iyi anlaşılmıyor mu?

Nazilli Basma fabrikası 10 yıldan fazla bir süre ülkenin tek basma fabrikası olarak çalıştı. Adeta "Altın yumurtlayan tavuk" gibiydi. Kazandığı paralarla fabrikaya yatırım yapılsaydı Nazilli basma fabrikası avrupanın en büyük tekstil fabrikalarından biri olmaz mıydı? Sevgiyle kalın İlhan ÖDEN

Kaynak : L'ILLUSTRATION de L'ORİENT dergisinin 1950 yılında yayınlanan  "özel sayısı"

25 Ekim 2013 Cuma

Atatürk bizim en büyüğümüzdür.bizim bütünümüzdür.

Bu ay sizlere uzun zamandır  hazırlıklarını yaptığım yurdumuzun çeşitli yörelerinde çekilmiş  cumhuriyet coşkusunu yansıtan ve şimdiye kadar paylaşılmamış tarihi değeri olan fotoğraflardan hazırladığım bir video sunuyorum.

"ATATÜRK BİZİM EN BÜYÜĞÜMÜZDÜR,BİZİM BÜTÜNÜMÜZDÜR."
VİDEO

Yazıma başlık olarak ve videonun sonunda Atatürk'ün Nazilli basma fabrikasını açmak üzere Nazilli'ye geldiğinde şehirde ve fabrika balo salonuna asılan başka yerlerde görmediğim, kayıtlarda raslamadığım pankartlardaki Nazilli'ye özgü olduğunu düşündüğüm sloganı kullandım. Umarım beğenirsiniz. İlhan ÖDEN

7 Ekim 2013 Pazartesi

Kahveci Bilal ağa'ya var da bize yoh mu?


Bir 9 ekim daha geliyor.Yine 9 Ekim sabahı Nazilli protokolu istasyon meydanında toplanıp,her kutlanışında heyecanından biraz daha kaybeden,Atatürk'ün Nazilli'ye gelişinin 76. yılı ve Sümerbank Basma Fabrikasının hizmete açılışı kutlayacak.

Atatürk heykeline konulan çelenkten sonra istasyon binası yanında protokolden birilerinin 'adet yerini bulsun' misali günün anlam ve önemine binaen yapacağı konuşma ve öğrencilerin folklor gösterileriyle bitecek törenden sonra protokol 76. kez  incelemelerinde bulunmak üzeren eski Sümerbank Nazilli Basma fabrikasındaki Atatürk müzesini ziyaret edecek...

Sonra herkes görevini yapmanın huzuruyla işlerinin başına dönecek.Gelecek  9 Ekim gününe kadar Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası  kimsenin aklına bile gelmeyecek.

Belki de bir kaç yıl sonra 'şimdilik yapılan' bu minik tören bile angaryadan sayılıp yapılmaz olacak.

65 yıl Nazilli yi doyurmuş,bugün Türkiye'nin pekçok vilayetinden daha gelişmiş bir kent olmasına katkı yapmış, Nazilli Basma fabrikasının böyle kolayca unutulması biz Sümerbanklılar ve yüreğinde Sümerbank sevgisi taşıyan Nazilliler dışında kimseyi rahatsız etmiyor.

Sık sık misyonunu başarıyla tamamladığı ve artık bayrağı özel sektöre devretmesi gerektiği için kapatıldığı söylenen ,ülke sanayisinin temelini oluşturmuş bu fabrikalar madem misyonunu başarıyla tamamladı neden  bu kadar vefasızca unutuluyor?

Nazilli Basma fabrikası kapatıldı.Bir daha açılması ve çalışması mümkün değil.Makinaları çalındı, kalanlar çürümede,binalar bakımsızlıktan viran olmakta. Bunları bu sayfalarda defalarca yazdım.

Devlet veya belediye yardımı olmadan Adnan Menderes üniversitesinin fabrikayı koruma imkanı yok.
 

Bunca yıl fabrika için hiçbir şey yapılamamasından bunu kolayca anlayabiliyoruz fakat Nazilli halkı olarak bu fabrikaya vefa borcumuz var.

Çok şey istemiyoruz Fabrikanın sosyal alanlarının düzenlenmesi ve biz Sümerbanklıların zaman zaman ziyeretine izin verilmesi. (Gıdı gıdı treninin bakımı için il genel meclisinin girişimlerinin sonuçlanmasını merakla bekliyoruz)

Fabrika salonunun restore edilip kültür merkezi olarak Nazillinin hizmetine açılması...

En önemlisi 2 yıldır rafa kaldırılan NAZİLLİ  BASMA FABRİKASI TEKSTİL MÜZESİ projesinin tamamlanması.

Bu konuda Nazilli Ticaret odası başkanlığı sırasında özellikle komisyon çalışanlarının yemek problemini çözen,komisyonu ziyaret ederek çalışmaları yakından ilzleyen ve Nazilli Basmasının marka haline getirilmesi gerektiğini sık sık gündeme getiren  Nazilli Sümerbank ekmeğiyle büyümüs Aydın milletvekili Ali Gültekin Kılınç olmak üzere...

Yine Komisyon üyelerinin soğukta ve olumsuz şartlarda çalışmalarına gönlü razı gelmeyip elektirikli ısıtıcılar göndererek komisyon üyelerinin problemlerini çözen,morallerin en bozuk olduğu günlerde yanlarında olduğunu hissettirerek destek olan Nazilli belediye başkanı sayın Haluk Alıcık ve...

Geçen yıl fabrika alanında düzenlediğimiz toplantıya davetimizi kırmayıp teşrif ederek yaptığı konuşmada Fabrikamızın çalıştığı dönemlerdeki hizmetlerini ve önemini vurgulayan,emektar Sümerbanklılarla yakından ilgilenen Nazilli Kaymakamı Sayın Mehmet Okur'un yardımlarını bekliyoruz.

Aşağıya Aydın Ticaret Odası tarafından Kültür Evi haline getirilen Kahveci Bilal ağa konağı 'nda Nazilli Sümerbank basma ve ekipmanlarının sergilendiği bölümün fotoğraflarını koyuyorum.



Gördüğünüz gibi Nazilli Sümerbank basma fabrikasının ürünlerinden birkaç parçayla bile ne kadar güzel bir köşe oluşturulmuş.


Nazilli Basma fabrikasından götürülüp sergilenen bir kaç desen kartelası ve gravür malzemesiyle bile böyle güzel bir sergi oluşturuyorsa,fabrikada atılı duran tarihi makina ,techizat ve zengin desen arşiviyle ortaya çıkacak Nazilli Basma fabrikası Tekstil müzesinin muhteşem güzelliğini ve Nazilliye kazandıracağı kültür zenginliğini düşüne biliyor musunuz?

Başka yerlerde kıytırık objelerle açılan dandik müzelerin yanında Nazillinin elindeki bu zenginliği kullanamaması ne kadar büyük bir kayıp,ne kadar büyük ayıp.

Bu eserleri üreten Sümerbank çalışanlarının ve sergilemeye hazırlayan ADÜ. Sanat Tarihi hocalarından Mükerrem Kürüm ve ekibinin emeklerinin paylaşılma zamanı gelmedi mi?

ADÜ. iki yıl binlerce lira ödenek ayırıp gerçekleştirdiği projeyi hayata geçirmek için ne bekliyor?
Sorun her zaman olduğu gibi para ise Nazillide,Aydın da olduğu gibi projeyi gerçekleştiren ticaret odası  ya da başka kuruluşlar yok mu? Nazilli Belediyesi ,kaymakamlık bu zenginliğe sahip çıkmayacak mı?

Başta Aydın  milletvekili sayın Ali Gültekin Kılınç,Nazilli Belediye başkanı sayın Haluk Alıcık ve Nazilli Kaymakamı sayın Mehmet Okur olmak üzere Nazilli'yi temsil eden ve yöneten tüm yetkililerden bu konuda yardım bekliyoruz.

Umarım bir daha ki 9 Ekim günü Nazilli protokolunun Basma fabrikası ziyaret ve inceleme programında Nazilli Basma fabrikası Tekstil müzesi de olur. Sevgiyle kalın.  İlhan ÖDEN


12 Ağustos 2013 Pazartesi

Seksenlerin sonu,direniş yılları,başarı ve infaz.

Bu ay sizlerle Sümerbank'ın yok edilmeye karşı direndiği, kampanyalar, yenilikler ile Dünya bankası ve İMF 'in dayattığı serbest piyasa ekonomisini (liberal ekonomi) yerleştirmeye çalışan iktidarlarun ayak oyunları ve engellemelerine rağmen  ayakta kalmayı başardığı 1988-89 yıllarının reklam videolarını  paylaşacağım..

BAHAR KAMPANYASI

ANNELER GÜNÜ


ERKEK GİYİM


GENÇ GİYİM


 İNDİRİMLİ SATIŞ KAMPANYASI


Yukarıda da belirttiğim gibi bu dönemde Sümerbank dinamik,çalışkan ve akıllı yöneticilerle özel sektöre sunulan imkanlara rağmen  tekrar Türkiye ekonomisinin zirvesine çıkmayı başardı.Nato ihaleleri,ihracat bağlantıları ve özellikle mağazacılıkta yapılan atılımlar. Türkiye pastasını kendi aralarında bölüşmek isteyen  "Liboş" hortumcuların işine gelmedi.Onlara göre başa çıkamadıkları Sümerbank mutlaka yok edilmeli özel sektörün önü açılmalıydı.Gereken her şey yapıldı.Vatandaşın parası kaliteli ucuz üretim yapan Sümerbank yerine Sistemin beslendiği  tüketimi teşvik eden kaynakların  hizmetine sunuldu.Bunların kimler olduğunu gayet iyi biliyorsunuz.Bilmeyenler 1990 öncesi küçük işletmeler iken şimdilerde holding olmuş özellikle hazır giyim,tekstil ve ayakkabı firmalarının geçmişine baksınlar. Çoğunluğunun mazisinde Sümerbanklıların "asla helal etmeyecekleri" hakları vardır.


14 Temmuz 2013 Pazar

80. Kuruluş Yılında SÜMERBANK'sız TÜRKİYE

Geçtiğimiz 11 Temmuz Sümerbank'ın 80 'inci kuruluş yıl dönümüydü.Yeni kurulan cumhuriyetin sanayileşme sürecinde büyük görevler üstlenen,ülkenin ihtiyaç duyduğu her alanda hizmet verecek,istihdam ve kalkınma sağlayacak yatırımlar yapan Sümerbank  "Sanayide Devlet" politikasını en güzel şekilde uygulayarak Türk sanayisinin kurulmasında en önemli görevleri başarıyla yerne getirdi.Osmanlı döneminden kalma dört işletmeyle başlayan süreçte,yurt çapında elliden fazla fabrika ,yüzlerce banka şubesi ve beşyüzden fazla mağaza ile ülkenin  en ücra köşelerine ulaşıp açtığı eğitim kurumları, kurslar,spor kulüpleri,sinema, tiyatro ve hastane gibi kurumlarla sosyal hayatın gelişmesine katkı yaptı.
Bu süreç 24 Ocak kararları olarak bilinen ve Dışa açılma-Serbest piyasa ekonomisine geçiş liberal politikaları benimseyen siyasetçilerin iktidar oldukları döneme kadar başarıyla devam etti,kasıtlı yanlış politikalarla zarar ettirilip kapatılmalarına zemin hazırlamak amacıyla özellikle görevlendirilen yöneticilerin çabalarıyla istenen sonuc sağlandı.

Peki, Sümerbank neden kapatılmak isteniyordu?
Sümerbank,banka-üretim ve satış üçgeniyle her dalda lider güçlü bir kurumdu.Bankasıyla finansman sağlıyor. Fabrikalarında ürettiği sağlam ve kaliteli ürünleri yurt sathına yayılmış mağazalarında halka aracısız ve kredili satışlarla ulaştırıyordu.

Bu şartlarda özel sektörün Sümerbank karşısında başarı şansı yoktu.Üstelik aracısız bir sistem olduğu için haksız kazanç elde eden alıp-satıcılar,nakliyeciler gibi sistemden nemalanan gruplarında barınmasına fırsat vermiyordu.


Öte yandan,Türkiye pazarı büyük dünya şirketlerinin ağzını sulandırıyordu. Sözde Ermeni soykırımı,Kıbrıs ve Avrupa birliğine alma kozlarını kullanarak baskı altına aldıkları Türk politikacılarını İMF,Dünya bankası gibi kurumlardan kredi kullandırıp  giderek daha çok borçlandırarak her istediklerini kolayca yaptırdılar.

Bu baskılar sonucunda "özelleştirme" denilen aslında birkaç çok karlı kurum dışında pekçok kamu kuruluşunun yok olmasıyla sonuçlanan sürece girildi.Özel sektör ve dünya şirketlerinin önünün açılması sağlandı.

Bugün ülkemiz birkaç büyük yerli holdingin ve dünya kapitalist sermayesinin işgali ve sömürgesi konumundadır. Üretimsiz,ihracatının 4-5 katı ithalat yapan,Limanlarını, bankalarını, petrol işletmelerini,dereleri,madenleri kısaca para eden her şeyini sata sata  idare eden bir duruma geldi.
 
İMF ye borcumuz bitmiş ama başka kurumlara,ülkelere olan dış borcumuz rekor seviyede...
Borç miktarı arttıkça daha çok dışa bağımlı hale geliyoruz. Yabancılar daha çok iç işlerimize karışıyor.Suriye konusu, demokratik açılım konusu gibi hayati konularda ulusça istemediğimiz şeyleri zorla yapmak zorunda kalıyoruz.

Kişisel bazda da durum pek farklı değil hemen hepimizin bankalara borçları var,kredi kartı kullanımı ve tüketim teşvik ediliyor hepimiz hergün biraz daha borçlanıyor,biraz daha bağımlı hale geliyoruz.
 
Sümerbank bitti,küçük işletmeler bitti,bakkal,tüccar ve eczacıları zor günler bekliyor.Artık  herşey büyük mağazalarda ,AVM lerde satılacak.Paralar kapital sahiplerinde toplanacak.Paralar toplandıkça güçlenen kapitalistler kendilerine hizmet edecek,zorluk çıkarmıyacak politikacıları seçtirmek için sistemi zorlayacaklar.

Aşağıya iki tablo koydum birinci tabloda 1981 yılı itibariyle ülke çapındaki elli civarında çok dalda üretim yapan Sümerbank Fabrikaları gösteriliyor.

İkinci Tabloda ise pirinçten,gaz yağına kadar vatandaşın ihtiyacı olan herşeyi rahatça ve uygun fiyata satın alabildiği yurt geneline yayılmış 500 civarı mağazanın gösterildiği tablo var.
  KAPATILAN SÜMERBANK FABRİKALARI

  KAPATILAN SÜMERBANK MAĞAZALARI
  FOTOĞRAFLARI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

Şimdi bu fabrikalar ve mağazalar yok.Bunların boşalttığı alanların kimler tarafından doldurulduğunu, mağaza zincirlerinin sahiplerini siz benden daha iyi biliyorsunuz.Eskiden devletin kasasına giden ya da yatırıma dönüşen paraların şimdi kimlerin cebine gittiği de malum.
 

Açılışından 80 yıl sonra Sümerbank'ı anarken ,kuruluşuna vesile olan başta büyük Atatürk ve arkadaşları olmak üzere Sümerbank camiasına hizmet etmiş,emek vermiş herkesi saygıyla yad ederim. Sevgiyle kalın.. İlhan ÖDEN


26 Haziran 2013 Çarşamba

İki madde & "Sümerbank Çocukları."

Yeri geldikçe,Sümerbank çalışanlarının çocuklarını anlatırken "Sümerbank çocukları" ibaresi kullanıyordum.Tabi ki bu ibare rastgele kullanılandığım bir ifade değildi.Geçmişte fabrikamızın çalıştığı dönemlerde gördüğüm uygulamalara dayanarak kullanıyordum.


Gıdıgıdı belgeseli çekimleri için geçtiğimiz hafta Nazilli Basma fabrikasına gittiğimizde bir köşeye atılmış 1966-68 yıllarına ait "toplu iş sözleşmesi" kitapçığı buldum.O kitapçıkta şimdiye kadar "Sümerbank çocuğu" ibaresinin ne kadar yerinde kullanıldığımı gösteren belge niteliğindeki pasajları görünce buraya aktarıp herkese göstermek istedim.


Daha önceki bazı yazılarımızda Sümerbank kreşlerini  ya da bizim kullandığımız tabirle "Yuva" yı birkaç kere  anlatmıştım.Bu sebeple detaylara girmeden iki madde üzerine dikkat çekerek yoğunlaşmak istiyorum.Bu maddeleri aşağıdaki fotoğrafta kırmızı çerçeve içine alarak belirttim.

Birinci madde çocukların kreş masraflarıyla ilgili.
Merak ediyorum halen Türkiyede çalışanlarının çocuklarının bakımını ücretsiz yapan,yemek, mama,giysi, çocukbezi ve ilaç gibi masraflarını üstlenen bir kurum var mıdır?

Dikkatinizi çekmek istediğim ikinci madde;
Halen Türkiye'de,eşi ölmüş erkek çalışanın çocuğunun bakımını ücretsiz üstlenen herhangi bir kurum var mıdır?
FOTOĞRAFIN ÜZERİNE TIKLAYARAK BÜYÜTEBİLİRSİNİZ.

Bu sözleşme kitabı 1966-68 yıllarına ait.Muhtemelen daha önceki kitapçıklarda da aynı maddeler mevcuttur. Ellerine fırsat geçtikçe Sümerbank'ı yerden yere vuran,köhne ve zarar eden bir kurum olarak karalamaya çalışan,Sümerbankın sosyal yönünü göremeyen " gafil insanlar" heyetine bu iki sorumun cevaplarını vermeye davet ediyorum.
 
Bu kitapçıkta başka başka konularda,çalışan lehine iş hayatımızda bir daha asla göremeyeceğimiz   pek çok konu var.

Maalesef 1968 yılına göre bugün iş hayatımız çok çok gerilerde. Geçmişte çalışanlar lehine "Kazanılmış hak" kabul edilen pek çok hak bu kurumlar kapatılarak yok edilmiş, unutturulmuştur.  Çalışandan yana olan denge,işveren lehine korkunç düzeyde bozulmuştur.

Sanırım bu yazımla, herşeyi paraya çevirmeye çalışan,kapitalist köle tücarlarının böyle "sosyal fabrikaları" neden bir an önce yok edip hafızalardan silmeye çalıştıklarını biraz olsun anlatabilmişimdir.  Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN