TERZİ ABİDİN
1333 doğumlu Ereğli nüfusuna kayıtlı; Sadi oğlu Abidin Özüuygun…
Fabrikamızın mekanik atölye idare binasının altındaki terzihanenin baş terzisiydi.
Ama o, sıradan bir terzi değil, kumaşa hükmeden bir sanatkardı...
1963 ile 1972 yılları arasında Nazilli Sümerbank vazife evlerinin 186. sokağında komşuyduk.
Abidin amca… Eşi Neyir teyze… Oğulları Levent, Bülent ve en küçükleri Servet...
Hayatımın tam karşı penceresindeydiler.
Abidin amca, dedemin kadim dostu, babamın ise bilgisine, görgüsüne ve hayat tecrübesine güvendiği; zaman zaman danıştığı, saygı duyduğu bir insandı.
Onu herkesin tanımasını sağlayan şey ise bambaşka bir dünyaya aitmiş gibi görünen giyim tarzıydı.
Papyon kravatı, desenli yeleği, özenle ütülenmiş takım elbisesi…
Tozluklu, pırıl pırıl cilalı ayakkabıları…
Ve ağzından hiç eksik olmayan piposu…
Vazgeçilmezleriydi.
Sıradan olmak, ona göre değildi.
İnce, büyük tekerlekli antika bisikleti de tıpkı kendisi gibiydi; bakımlı, zarif ve dikkat çekici…
Bisiklet zinciri pantolonuna zarar vermesin diye sağ paçasına taktığı maşası bile incelik timsaliydi.
Küçük oğlu Servet için ilkokul müsameresine özel smokin diktiğini dün gibi hatırlıyorum.
O zamanlar Nazillide smokin dikebilecek başka terzi var mıydı?
Çocuk için özenerek dikilen o simokin, aslında babanın sanat göstergesiydi...
Yıllar boyunca bir kez olsun onu sıradan giyinmiş halde görmedim.
Emekli olduktan sonra çarşıda karşılaştığımızda bile, ilerlemiş yaşına rağmen aynı zarafeti, aynı özeni taşımaya devam ediyordu.
Tartışmasız Nazilli Sümerbank’ın…
Ve belki de tüm Nazilli’nin en iyi giyinen erkeğiydi.
Hayatı boyunca,
“Paris ekspresinden şimdi inmiş bir aristokrat gibi” yaşadı ve güzel izler bırakarak gitti...
Abidin amcaya ve Neyir teyzeye rahmet…
Çocuklarına sağlıklı, uzun ömürler diliyorum.
Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder