Fabrikanın Küçük Misafirleri
Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası çevresinde oluşan yaşam, adeta küçük bir şehir düzeni gibiydi.
Lojmanları, sineması, spor sahaları, sağlık birimleri ve kreşiyle fabrika; çalışanlarının sadece emeğini değil, hayatını da paylaşan bir kurumdu.
Bu yaşamın en sevimli ve en sıcak köşelerinden biri ise Sümerbank kreşiydi.
Ülkemizde kadınların fabrikalarda çalışma hayatına katılmaları ilk kez Sümerbankla başlamıştı. Çok sayıda kadın çalışan olunca da, annelerin çocuklarını düşünmeden daha verimli çalışmaları için fabrikalarda kreş ihtiyacı doğmuştu.
Bakmayın "kreş" yazdığıma, Sümerbank için çocukların bakıldığı bu yerleri adı "yuva" idi.
1975 yıllarına kadar fabrikada kreş kelimesi hiç kullanılmazdı. Sümerbanklılar için çocuklarını bıraktıkları yerin adı "Çocuk yuvasıydı"
Resmi yazışmalarda bile ismi böyle geçerdi.
Annelerin doğum sonrası "süt izinleri" bitince çocuklar yuvada kalmaya başlardı. Anneler de bebeklerinin güvenli bir yerde olduğunu bilmenin rahatlığıyla işlerinin başına geçerlerdi.
Kreş odalarında bakıcı hanımlar bebekleri kendi çocukları gibi kucaklarına alır, besler, uyutur ve temizlerdi. Arada, ağlayan bir bebeğin sesi, o sessiz düzeni kısa süreliğine bozar ama hemen ardından yeniden sakinlik hâkim olurdu.
Bazı bakıcı hanımların çocukları da yuvada kalır anneleriyle aynı ortamda büyürlerdi. Yuvada bakıcı hanımlardan başka kadrolu hemşireler, öğretmenler de vardı. Onların çocukları da diğer çocuklarla aynı ortamda ve şartlarda büyüdüler. Diğer çocuklara göre biraz daha şanslıydılar.
Fabrikanın ilk dönemlerinde kreş, nizamiye kapısının, sonradan personel servisi olan sol tarafındaki tek katlı uzun bölümündeydi. Rahmetli annenannem Fatma Germeli o binada bakıcı olarak çalışmıştı. Revir ve sağlık birimleri de nizamiyenin diğer yanında sonradan tahakkuk servisi olarak kullanılan tarafındaydı.
Annem ben doğmadan işten ayrılmış, yuvada hiç kalmadım ama verem ve diğer aşılarımı orada olduğumu hatırlıyorum. Bugün ana sağlık kurumlarında yapılan aşıları o zamanlar Sümerbank fabrikası sağlıkçıları yapıyordu.
Çocukların tahteravalli, minik dönme dolap ve merdivenli kaydıraklarından oluşan oyun alanları fabrikanın dışında, sonradan yıkılan gazete bayii Kaptan amcanın kulübesinin hemen arkasındaydı. Kreş çocukları oyun saati geldiğinde, bakıcılar eşliğinde çam ağaçlarının altındaki bu oyun alanında oynarlar, tekrar fabrika alanındaki kreşe dönerler, kreş çocukları gidince oyuncaklar bize kalırdı.
Sonradan fabrika içine modern bir kreş binası yapıldı. Revir ve kreş aynı çatı altında buluşmuştu. Kaptan amcanın kulübesinin arkasındaki oyun aletleride yerinden sökülüp, yeni binanın bahçesine monte edilmişti. Yakın zamana kadar oradaydılar hala oradalar mı? Bilmiyorum.
Önceki yazılarımda bahsetmiştim, yazımı ilk kez okuyanlar için bir kez daha kısaca yazayım. Revir ve kreşin aynı binada olması, herhangi bir acil durumda fabrika hekimi ve hemşirelerin anında müdahalesi için önemliydi.
Annelerinin süt izni bitip, fabrikada çalışmaya başladığı anda kundakta kreşe alınan çocuklar, kıyafet giymeye başladıklarında, kreşe geldiklerinde üzerlerindeki kıyafetleri çıkarılır, Nazilli basma fabrikasının kumaşlarından özel olarak dikilen kıyafetler giydirilirdi. Çocukların, mama, ilaç, yemek hatta bebeklerin bezleri bile Sümerbank tarafından bedelsiz verilirdi.Çocuklar annelerinin işten çıkış saatinde üzerlerindeki Sümerbank kıyafetleri çıkarılır kreşe geldikleri kıyafetleri giydirilir annelerine teslim edilirlerdi. Çocuklar okula başlayıncaya kadar fabrika kreşinde hem bakılıyor hem de eğitiliyorlardı. Süt çocuklarının anneleri, molalarda çalıştıkları kısımlardan bebeklerinin yanına gelip emzirebiliyorlardı.
Bebeklikten çıkıp biraz büyüyen çocuklar bakıcılar nezaretinde yaş gruplarına uygun oyuncaklarla oynuyor, daha büyük çocuklar öğretmen eşliğinde ana sınıfı gibi eğitim çalışmalarına başlıyorlardı.
Bir kere yuva çocuklarının fabrikadaki yıl sonu etkinliklerini annemle birlikte izlemiştim. Şiirler okuyup,müsamere gibi küçük temsiller yaptıklarını hatırlıyorum.
23 Nisan çocuk bayramlarının şehir stadyumunda yapılan kutlamalarına okulların dışında sadece Sümerbank kreş çocukları katılır, ilk sırada tören geçitini Sümerbank çocukları yaparlardı. Fabrika araçlarıyla stadyuma götürülen çocuklar, tören sonunda tekrar fabrika araçlarıyla kreşe dönerlerdi.
1990 yıllarına kadar kreşte bir hekim,iki hemşire,bir sağlık peroneli, bir öğretmen ve üç ayrı vardiyada çalışan çok sayıda bakıcı vardı.
4-5 yaşlarına gelen çocuklar ise kreşin küçük oyun alanında birbirleriyle tanışıp, konuşmayı, paylaşmayı ve sosyalleşmeyi öğrenir, doğum günlerini bile kreşte kutlarlardı. Sonradan anlaşmalı hekim sayısı ikiye çıkarıldı.
Dokuma tezgahlarının ritmik ninnisiyle uyuyup, annesine sinmiş, emek, pamuk ve kumaş kokularını içine çekerek büyüyen çocuklar farkına varmadan, Sümerbank'ın bir parçası olurlardı. Sümerbank için çocuklar en az çalışan anneleri ve babaları kadar değerliydi.
O günlerden geriye sadece birkaç fotoğraf, birkaç anı ve anlatılan hikâyeler kaldı ama o fotoğraflara baktığımda bebekliğine şahit olduğum çocukların, bugün onları hatırladığım yaşlarda çocuklara sahip, cumhuriyeti, ülkesini seven bireyler olduklarını, yüreklerinde Sümerbank sevgisinden kırıntılar taşıdıklarını biliyorum. Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder