9 Mart 2026 Pazartesi

KUŞADASI SÜMERBANK KAMPI

 

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası yalnızca basma üreten bir tesis değildi.
Çalışanlarının hayatına dokunan, onların sağlığını, sosyal hayatını ve hatta tatilini düşünen bir kurumdu..
Aslında her şey sağlık için başlamıştı.
Yıllar önce, çalışma şartlarına rağmen sağlık sorunu yaşayan işçiler için yaylalarda kurulan çadır kampları vardı. Temiz hava, iyi beslenme ve dinlenme ile işçilerin toparlanması amaçlanıyordu. Karacasu ve Buldan yaylalarında kurulan bu kamplar, Sümerbank’ın çalışanlarına verdiği değerin en somut örneklerinden biriydi.
Zamanla bu anlayış değişti.
Kuşadası’nda, o yıllarda bataklık sayılan Karaova mevkiinde geniş bir arazi satın alındı. Arazi, tarıma ve kullanıma elverişli bir arazi değildi.
Hemen yanındaki Antik çağdan kalma Roma hamamından kaynayan, kükürtlü ve ılık sular arazinin ortasında kollara ayrılarak denize dökülüyordu. Açılan kanal ile aslında şifalı olan bu su ve çamuru çevreye yayılmadan denize yönlendirilip, arazi kurutulması sağlandı.
İlk başlarda yine sağlık ve dinlenme amaçlı, çadırlar, doğal malzemelerden, çardak tipi küçük kulübeler, daha büyük ama yine doğal malzemelerden basit yapılarla kamplar kuruldu...
Önceki kamplardaki sistem aynen devam ediyor, kamptaki işlerin çoğunluğu Sümerbank araç, gereç desteğiyle, kampçılar tarafından yapılıyordu.
Çevrede henüz turizme yönelik yapılaşma başlamamıştı, kampçılar bazı ihtiyaçlarını yakındaki, sonradan Ömer Camping'e dönüşecek olan, Ömer Ağa'nın çiftliğinden alıyorlardı.
Ama Sümerbank insanı çalışkandı.Nazilli fabrikasının bahçıvanları, ustaları, işçileri el birliğiyle o boş araziyi zamanla çok başka bir yere dönüştürdü.
Ağaçlar dikildi.
Yollar açıldı.
Kulübeler çoğaldı.
Daha sonra derme çatma kulübeler, arazinin doğal yapısına uygun tek katlı küçük binalara dönüştü.
Antik Roma hamamının, yaralara ve cilt hastalıklarına karşı etkili şifalı sularıyla doldurulan havuzlar yapıldı.
Kamp hayatı oldukça hareketliydi. Kuşadasına, çevredeki tarihi alanlara geziler düzenlenirdi. Plaj, yüzme havuzu, spor alanları, çocuklar için oyun alanları... Hepsi onlar içindi.
Hem tatil yapıyor hem de, pişecek yemeklerin malzemelerinin hazırlanmasına yardım ediyorlardı. Kısacası disiplinli düzenin bir parçasıydılar.
Zamanla, bostanların,şeftali bahçelerinin arasından, Kuşadası'nın, Kalamaki'ye doğru uzanan sahiline turizmin kapılarını ilk açan, modern tesislerden biri olan Sümerbank tatil köyü ortaya çıktı.
Başlangıçta sadece Nazilli Sümerbank çalışanları ve ailelerinin yararlandığı bu kamp, zamanla, tek katlı minik prefabrik konutlarla ülkenin dört bir yanındaki Sümerbank çalışanlarına açıldı.
Artık, kampın güvenlği, aşçılar, kampın, elektrik, su tesisatı tamirat ve bakımı gibi tüm ihtiyaçları, genelde Nazilli basma fabrikasından ihtiyaç olduğunda diğer Sümerbank fabrikalarından gelip, periyodik olarak değişen personel tarafından yapılıyordu.
Gazinolarda garsonluk, çaycılık, meydancılık gibi işlerde çalıştırılacak gençler bile özellikle Sümerbanklı ailelerin çocuklarından seçiliyor, yasaların gerektirdiği sigorta ve eleman çalıştırmayla ilgili resmi işlemler derhal başlatılıyordu.
Sümerbank sayesinde, kampta çalışan bu gençler erken yaşta sigortalı işe girmenin avantajlarından yıllar sonra çok faydalandılar.
Sümerbank kampı kullandığı sürece çevreye zarar vermemeye ve gereksiz yapılaşma yapmamaya özellikle dikkat etti.
Binalar bile çok fonksiyonlu kullanıyordu. Kışın depo olarak kullanılan bina yazın disko oluyordu...
Deniz kıyısında,palmiye ve çam ağaçlarının gölgesinde kurulu, cennetten bir köşe gibi çimlenip, çiçeklendirilmiş bakımlı alanla donatılmış, bu kamp; o yıllarda birçok Sümerbanklı için belki de hayatlarında gördükleri ilk tatil yeriydi.
Ama her güzel hikâyenin sonu gibi bunun da sonu geldi. Sümerbank kapatılınca kampın kaderi de değişti.
Tesis Aydın İl Özel İdaresine devredildi. Satış süreci başladığında Sümerbank çalışanlarının vakfı ve Teksi Sendikası kampı satın almak için girişimde bulundu. Ancak bu girişimler dikkate bile alınmadı.
Önceki yıllarda kampın bir bölümünün işleten, Diana Turizm şirketi, ihleyle tesisin tamamını satın aldı.
Orası artık Ephesia Resort Hotel olarak faaliyet gösteriyor.
Belki hala deniz aynı, sahil aynı, güneş ve rüzgâr aynı…
Ama oranın hafızasında hâlâ Sümerbank çalışanlarının anıları, çocukların kahkahaları ve gazinoda akşam serinliğinde yapılan sohbetler var.
O günleri yaşayan sümerbanklılar için,Kuşadası Sümerbank Kampı, sıradan bir tatil yeri değil…
Kendileriyle her şeyini cömertçe paylaşan büyük bir kuruma duyulan saygının ve minnetin, çok gerilerde kalan, hatırasıydı...
Bu vesileyle kampın yapımında, toprağında, fidanında, yemeğinde, emeğinde hizmeti olup rahmete intikal edenleri rahmetle analım.
Sevgiyle kalın… İLHAN ÖDEN
ÖNEMLİ NOT: Kuşadası sümerbank kampı tüm Sümerbanklıların yararlandığı, kamp dönemleri dışında, fabrika, banka ve mağaza şubelerinin personelleri için düzenlenen eğitim seminerlerine de ev sahipliği yapan bir tesis olmasına rağmen, masraflarının tamamı Nazilli Basma fabrikasına bilanço ediliyordu.
Belki işçi kampları döneminden gelen bir uygulamanın devamı olduğu için, genel müdürlükçe böyle düşünülmüş olabilir ama özelleştirme sürecinde Nazilli Basma Fabrikasının "Zarar eder" görünmesinde bu otuz yıllık kamp masraflarının ağır yükünün etkisi olmadı mı?
Kamp, Diana turizme kiraya verildiğinde kira geliri Nazilli basma fabrikasına mı verilmişti ?
Ne fark eder, bir cepten öbür cebe sonuçta aynı yere gidiyor diyeceksiniz ama diğer fabrikalardan pek fatkı olmamasına rağmen. Nazilli fabrikasının "sürekli zarar eden bir işletme" gibi gösterilmesinin belki de sebebi buydu. "Madem gelirler merkeze , giderler de herkese olmalıydı" Bu adaletsizliği yazmasam da olmazdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder