9.Ekim 1937 Nazilli Basma fabrikasının doğum günü...
Fabrikamızın açılış hikâyesini çoğunuz biliyorsunuz. Atatürk’ün açılış için Nazilli’ye gelişini yazdım; fotoğraflarla, videolarla süsledim.
Bugün ise size, fabrikanın çalıştığı yıllarda her 9 Ekim’de mutlaka yapılan ve artık sadece hatıralarda yaşayan, görkemli törenleri anlatmak istiyorum.
Törenin ilk bölümü, Nazilli Garı’nda başlardı. Nazilli protokolü, duyarlı vatandaşlar ve öğrenciler istasyonda toplanır; trenle geldiği varsayılan Atatürk’ü temsilen bir büst ve bayrak sembolik olarak karşılanırdı. Belediye başkanı, kaymakam ya da garnizon komutanı Atatürk’ü ve fabrikanın ülkeye katkılarını anlatan konuşmalar yapar; Zeybek ekipleri ve öğrenciler folklor gösterileri sunardı. İstasyon meydanındaki Atatürk büstüne çelenk konulmasıyla buradaki tören sona ererdi.
Sonra büst ve bayrak, belediye bandosu eşliğinde yürüyen kortej tarafından, garın biraz ötesindeki, Gıdıgıdı İstasyonu’na taşınırdı.
İşte törenin ikinci kısmı burada başlardı.
Nazilli protokolü ve töreni izlemek isteyen vatandaşlar, gelin gibi süslenmiş Gıdı gıdı’ya biner, Atatürk resimleri, bayraklar, flamalar ve rengârenk basmalarla donatılmış bu güzel tren, meşhur düdüğünü çala,çala Nazilli Basma Fabrikası’na doğru ilerlerdi...
Rayların, devlet karayoluyla kesiştiği yerde bariyerler kapanır, yolun iki yanında bekleyen otobüs ve otomobil yolcuları, resmi bayram olmadığı hâlde, neden böyle süslenmiş olduğunu anlayamadıkları trenin geçişini şaşkınlıkla izlerlerdi.
Bu sırada fabrika içinde başka bir hazırlık balardı. Sümerbanklılar, aileleri, öğrenciler ve Sümersporlu gençler, fabrikanın küçük istasyonundan, müdüriyet binasına uzanan, bayraklar ve Sümerbank flamalarıyla süslenmiş dar yolun iki tarafında sıralanır, Gıdıgıdı’yı beklerlerdi.
Tren durur, heyet iner, Atatürk büstü en önde, bando eşliğinde, müdüriyet binasına doğru yürüyerek, asıl törenin yapılacağı alana doğru, ilerlenirdi.
Dokuma, iplik, basmahane, atölye, Sümer İlkokulu ve Teksif’in çelenkleriyle çevrili Atatürk büstü önünde saygı duruşu yapılır; Fabrika müdürü ve yöneticiler günün anlam ve önemini anlatan konuşmalar yapardı. Ardından fabrika çalışanları şiirler okur, tören böylece sona ererdi.
Rahmetli babamın anlattığına göre, önceleri bu törenlerde marşları Sümerspor bando takımı çalarmış. Belediye bandosu kurulunca, fabrika bandosu dağıtılmış, enstrümanları Sanat Okulu’na verilmiş...
Bu törenlere çocukken, öğrenciyken, çalışırken defalarca katıldım.
En görkemlisi, Cumhuriyet’in 50. yılında yapılan törendi.
Nazilli Sanat Okulu öğrencisiydim. Öğretmenlerimiz bize 50. Yıl Marşı’nı ezberletmişti. O marşı söyleyerek yürümüş, alkışlanmıştık.
Kutlama töreni böyle biterdi...
Koskoca Nazilli Basma Fabrikası, doğum gününü kutlamaya gelen misafirlerine ikramda bulunmadan mı gönderecekti?
Neden hep bu menü seçilir, Atatürk’ün ziyaretiyle bağlantısı var mıdır, bilmiyorum.
Her yıl, tören sonrası mutlaka bu yemekler pişerdi.
Önce haşlanmış, sonra kızartılmış, hayvanın en güzel yerinden kesilmiş iri bir et parçası, kuş üzümlü, künarlı pilavın üstünde yatırılıp, servis edilirdi.
Misafirler ve Sümerbanklılar, Nazilli protokolüyle birlikte aynı masalarda oturur, herkes doyuncaya kadar yemek servisi devam ederdi...
Konuklardan yemekler için gelen övgüler, onları kendi evimizde ağırlamışız gibi göğsümüzü kabartırdı.
Aşçılarımız yaz aylarında, Kuşadası Sümerbank kampına götürülür; Dalyan köfte, Çiftlik kebabı, kadınbudu köfte gibi yemeklerle tatilcilere unutulmaz sofralar kurarlardı.
Yıllar geçti…
Gıdıgıdı seferden kaldırıldı. Tören coşkusu azaldı. Katılım düştü. Usta aşçılarımız emekli oldular. Yerlerine yenileri alınmadı. Dokumadan, iplikten gelen yemek konusunda bilgisi olmayan arkadaşlar ellerinden geldiğince ve iyi niyetle mutfağa destek olmaya çalıştılar...
Artık Ankara tava, mercimek çorbası, salata eskisi kadar lezzetli değildi.
Lop etler, kemikli, yağlıydı,
Pilav, kuş üzümsüz, künarsızdı,
Salatanın da tadı tuzu kalmamıştı...
Dünyaya örnek olmuş o fabrika, eli kolu bağlı, yorgun ve sahipsiz bırakılmıştı.
Yine de kapatılıncaya kadar, yemekhane kapılarını açıp Ankara Tava ikram etmeye devam etti...
Fabrika kapatıldı, artık o mutfakta Ankara Tava pişmiyor.
Zaten, fabrikasına sahip çıkmayan Nazilli'liler de, Nazilli'nin ilgisiz yöneticileri de...
Ankara Tava’yı hak etmiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder