15 Mart 2026 Pazar

ON PARMAKTA ON MARİFET

 


ABBAS RAHMİ AYTUĞ

Abbas amcanın lakabı “Çapraz”dı.
Öyle benimsenmişti ki, çoğu kişi soyadını bilmez; ondan söz ederken herkes “Abbas Çapraz” derdi.
Abbas amca müzisyendi.
İyi kemanı çalardı. Yaz gecelerinde oturdukları Sümer İlkokulu’nun güneydoğu köşesindeki lojmanın arka tarafında, bizim “antre” dediğimiz alçak balkonda saatlerce keman çalardı.
Hele biraz çakırkeyif ve efkârlıysa… Kemanının sesi geceye başka bir hüzün katardı.
Biz Sümerbank çocukları saklambaç oyununu yarıda bırakır, bahçe çitinin kenarına sessizce sokulur, onu dinlerdik. Kemanın ince, içli sesi geceye karışırdı.
Abbas amca karikatüristti, ressamdı.
Basma desenlerinin çizildiği Basma Gravür dairesinde çalışırdı. Fabrikanın “Gıdı Gıdı” adlı gazetesinde yayımlanan karikatürleri, basma balolarının neşesi olurdu.
Abbas amca dekoratördü.
Sümerspor tiyatro grubunun fabrika salonunda sahnelediği oyunların dekorlarını hazırlardı. Ama onun dekoratörlüğü bununla da bitmezdi; milli bayramlarda fabrikanın araçlarını rengârenk basmalarla süslemek de onun işiydi.
Abbas amca yazardı.
1948 yılında Nazilli’de yayımlanan Mihrak Gazetesi'nde “Hatırladığım Kadın” adlı romanı tefrika halinde yayımlanmıştı.
Abbas amca antrenördü.
Sümerspor Boks takımının boksörlerini o çalıştırırdı.
Rahmetli, eskilerin dediği gibi “on parmakta on marifet” bir insandı.
Belki de bizim bilmediğimiz daha nice yetenekleri vardı…
Basma Fabrikası açıldığında, işte böyle seçkin ve yetenekli insanlar yurdun dört bir yanından gelip, Nazilli'ye yerleşmişlerdi.
İsimleri pek bilinmese de onlar, sporla, sanatla, kültürle Nazilli’yi aydınlatan birer "isimsiz kahraman" dılar.
Şimdi anlıyorum ki;
Nazilli, bu isimsiz kahramanlara çok şey borçlu. Nurlar içinde yatsınlar.
Sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder