25 Ekim 2013 Cuma

Atatürk bizim en büyüğümüzdür.bizim bütünümüzdür.

Bu ay sizlere uzun zamandır  hazırlıklarını yaptığım yurdumuzun çeşitli yörelerinde çekilmiş  cumhuriyet coşkusunu yansıtan ve şimdiye kadar paylaşılmamış tarihi değeri olan fotoğraflardan hazırladığım bir video sunuyorum.

"ATATÜRK BİZİM EN BÜYÜĞÜMÜZDÜR,BİZİM BÜTÜNÜMÜZDÜR."
VİDEO

Yazıma başlık olarak ve videonun sonunda Atatürk'ün Nazilli basma fabrikasını açmak üzere Nazilli'ye geldiğinde şehirde ve fabrika balo salonuna asılan başka yerlerde görmediğim, kayıtlarda raslamadığım pankartlardaki Nazilli'ye özgü olduğunu düşündüğüm sloganı kullandım. Umarım beğenirsiniz. İlhan ÖDEN

7 Ekim 2013 Pazartesi

Kahveci Bilal ağa'ya var da bize yoh mu?


Bir 9 ekim daha geliyor.Yine 9 Ekim sabahı Nazilli protokolu istasyon meydanında toplanıp,her kutlanışında heyecanından biraz daha kaybeden,Atatürk'ün Nazilli'ye gelişinin 76. yılı ve Sümerbank Basma Fabrikasının hizmete açılışı kutlayacak.

Atatürk heykeline konulan çelenkten sonra istasyon binası yanında protokolden birilerinin 'adet yerini bulsun' misali günün anlam ve önemine binaen yapacağı konuşma ve öğrencilerin folklor gösterileriyle bitecek törenden sonra protokol 76. kez  incelemelerinde bulunmak üzeren eski Sümerbank Nazilli Basma fabrikasındaki Atatürk müzesini ziyaret edecek...

Sonra herkes görevini yapmanın huzuruyla işlerinin başına dönecek.Gelecek  9 Ekim gününe kadar Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası  kimsenin aklına bile gelmeyecek.

Belki de bir kaç yıl sonra 'şimdilik yapılan' bu minik tören bile angaryadan sayılıp yapılmaz olacak.

65 yıl Nazilli yi doyurmuş,bugün Türkiye'nin pekçok vilayetinden daha gelişmiş bir kent olmasına katkı yapmış, Nazilli Basma fabrikasının böyle kolayca unutulması biz Sümerbanklılar ve yüreğinde Sümerbank sevgisi taşıyan Nazilliler dışında kimseyi rahatsız etmiyor.

Sık sık misyonunu başarıyla tamamladığı ve artık bayrağı özel sektöre devretmesi gerektiği için kapatıldığı söylenen ,ülke sanayisinin temelini oluşturmuş bu fabrikalar madem misyonunu başarıyla tamamladı neden  bu kadar vefasızca unutuluyor?

Nazilli Basma fabrikası kapatıldı.Bir daha açılması ve çalışması mümkün değil.Makinaları çalındı, kalanlar çürümede,binalar bakımsızlıktan viran olmakta. Bunları bu sayfalarda defalarca yazdım.

Devlet veya belediye yardımı olmadan Adnan Menderes üniversitesinin fabrikayı koruma imkanı yok.
 

Bunca yıl fabrika için hiçbir şey yapılamamasından bunu kolayca anlayabiliyoruz fakat Nazilli halkı olarak bu fabrikaya vefa borcumuz var.

Çok şey istemiyoruz Fabrikanın sosyal alanlarının düzenlenmesi ve biz Sümerbanklıların zaman zaman ziyeretine izin verilmesi. (Gıdı gıdı treninin bakımı için il genel meclisinin girişimlerinin sonuçlanmasını merakla bekliyoruz)

Fabrika salonunun restore edilip kültür merkezi olarak Nazillinin hizmetine açılması...

En önemlisi 2 yıldır rafa kaldırılan NAZİLLİ  BASMA FABRİKASI TEKSTİL MÜZESİ projesinin tamamlanması.

Bu konuda Nazilli Ticaret odası başkanlığı sırasında özellikle komisyon çalışanlarının yemek problemini çözen,komisyonu ziyaret ederek çalışmaları yakından ilzleyen ve Nazilli Basmasının marka haline getirilmesi gerektiğini sık sık gündeme getiren  Nazilli Sümerbank ekmeğiyle büyümüs Aydın milletvekili Ali Gültekin Kılınç olmak üzere...

Yine Komisyon üyelerinin soğukta ve olumsuz şartlarda çalışmalarına gönlü razı gelmeyip elektirikli ısıtıcılar göndererek komisyon üyelerinin problemlerini çözen,morallerin en bozuk olduğu günlerde yanlarında olduğunu hissettirerek destek olan Nazilli belediye başkanı sayın Haluk Alıcık ve...

Geçen yıl fabrika alanında düzenlediğimiz toplantıya davetimizi kırmayıp teşrif ederek yaptığı konuşmada Fabrikamızın çalıştığı dönemlerdeki hizmetlerini ve önemini vurgulayan,emektar Sümerbanklılarla yakından ilgilenen Nazilli Kaymakamı Sayın Mehmet Okur'un yardımlarını bekliyoruz.

Aşağıya Aydın Ticaret Odası tarafından Kültür Evi haline getirilen Kahveci Bilal ağa konağı 'nda Nazilli Sümerbank basma ve ekipmanlarının sergilendiği bölümün fotoğraflarını koyuyorum.



Gördüğünüz gibi Nazilli Sümerbank basma fabrikasının ürünlerinden birkaç parçayla bile ne kadar güzel bir köşe oluşturulmuş.


Nazilli Basma fabrikasından götürülüp sergilenen bir kaç desen kartelası ve gravür malzemesiyle bile böyle güzel bir sergi oluşturuyorsa,fabrikada atılı duran tarihi makina ,techizat ve zengin desen arşiviyle ortaya çıkacak Nazilli Basma fabrikası Tekstil müzesinin muhteşem güzelliğini ve Nazilliye kazandıracağı kültür zenginliğini düşüne biliyor musunuz?

Başka yerlerde kıytırık objelerle açılan dandik müzelerin yanında Nazillinin elindeki bu zenginliği kullanamaması ne kadar büyük bir kayıp,ne kadar büyük ayıp.

Bu eserleri üreten Sümerbank çalışanlarının ve sergilemeye hazırlayan ADÜ. Sanat Tarihi hocalarından Mükerrem Kürüm ve ekibinin emeklerinin paylaşılma zamanı gelmedi mi?

ADÜ. iki yıl binlerce lira ödenek ayırıp gerçekleştirdiği projeyi hayata geçirmek için ne bekliyor?
Sorun her zaman olduğu gibi para ise Nazillide,Aydın da olduğu gibi projeyi gerçekleştiren ticaret odası  ya da başka kuruluşlar yok mu? Nazilli Belediyesi ,kaymakamlık bu zenginliğe sahip çıkmayacak mı?

Başta Aydın  milletvekili sayın Ali Gültekin Kılınç,Nazilli Belediye başkanı sayın Haluk Alıcık ve Nazilli Kaymakamı sayın Mehmet Okur olmak üzere Nazilli'yi temsil eden ve yöneten tüm yetkililerden bu konuda yardım bekliyoruz.

Umarım bir daha ki 9 Ekim günü Nazilli protokolunun Basma fabrikası ziyaret ve inceleme programında Nazilli Basma fabrikası Tekstil müzesi de olur. Sevgiyle kalın.  İlhan ÖDEN


12 Ağustos 2013 Pazartesi

Seksenlerin sonu,direniş yılları,başarı ve infaz.

Bu ay sizlerle Sümerbank'ın yok edilmeye karşı direndiği, kampanyalar, yenilikler ile Dünya bankası ve İMF 'in dayattığı serbest piyasa ekonomisini (liberal ekonomi) yerleştirmeye çalışan iktidarlarun ayak oyunları ve engellemelerine rağmen  ayakta kalmayı başardığı 1988-89 yıllarının reklam videolarını  paylaşacağım..

BAHAR KAMPANYASI

ANNELER GÜNÜ


ERKEK GİYİM


GENÇ GİYİM


 İNDİRİMLİ SATIŞ KAMPANYASI


Yukarıda da belirttiğim gibi bu dönemde Sümerbank dinamik,çalışkan ve akıllı yöneticilerle özel sektöre sunulan imkanlara rağmen  tekrar Türkiye ekonomisinin zirvesine çıkmayı başardı.Nato ihaleleri,ihracat bağlantıları ve özellikle mağazacılıkta yapılan atılımlar. Türkiye pastasını kendi aralarında bölüşmek isteyen  "Liboş" hortumcuların işine gelmedi.Onlara göre başa çıkamadıkları Sümerbank mutlaka yok edilmeli özel sektörün önü açılmalıydı.Gereken her şey yapıldı.Vatandaşın parası kaliteli ucuz üretim yapan Sümerbank yerine Sistemin beslendiği  tüketimi teşvik eden kaynakların  hizmetine sunuldu.Bunların kimler olduğunu gayet iyi biliyorsunuz.Bilmeyenler 1990 öncesi küçük işletmeler iken şimdilerde holding olmuş özellikle hazır giyim,tekstil ve ayakkabı firmalarının geçmişine baksınlar. Çoğunluğunun mazisinde Sümerbanklıların "asla helal etmeyecekleri" hakları vardır.


14 Temmuz 2013 Pazar

80. Kuruluş Yılında SÜMERBANK'sız TÜRKİYE

Geçtiğimiz 11 Temmuz Sümerbank'ın 80 'inci kuruluş yıl dönümüydü.Yeni kurulan cumhuriyetin sanayileşme sürecinde büyük görevler üstlenen,ülkenin ihtiyaç duyduğu her alanda hizmet verecek,istihdam ve kalkınma sağlayacak yatırımlar yapan Sümerbank  "Sanayide Devlet" politikasını en güzel şekilde uygulayarak Türk sanayisinin kurulmasında en önemli görevleri başarıyla yerne getirdi.Osmanlı döneminden kalma dört işletmeyle başlayan süreçte,yurt çapında elliden fazla fabrika ,yüzlerce banka şubesi ve beşyüzden fazla mağaza ile ülkenin  en ücra köşelerine ulaşıp açtığı eğitim kurumları, kurslar,spor kulüpleri,sinema, tiyatro ve hastane gibi kurumlarla sosyal hayatın gelişmesine katkı yaptı.
Bu süreç 24 Ocak kararları olarak bilinen ve Dışa açılma-Serbest piyasa ekonomisine geçiş liberal politikaları benimseyen siyasetçilerin iktidar oldukları döneme kadar başarıyla devam etti,kasıtlı yanlış politikalarla zarar ettirilip kapatılmalarına zemin hazırlamak amacıyla özellikle görevlendirilen yöneticilerin çabalarıyla istenen sonuc sağlandı.

Peki, Sümerbank neden kapatılmak isteniyordu?
Sümerbank,banka-üretim ve satış üçgeniyle her dalda lider güçlü bir kurumdu.Bankasıyla finansman sağlıyor. Fabrikalarında ürettiği sağlam ve kaliteli ürünleri yurt sathına yayılmış mağazalarında halka aracısız ve kredili satışlarla ulaştırıyordu.

Bu şartlarda özel sektörün Sümerbank karşısında başarı şansı yoktu.Üstelik aracısız bir sistem olduğu için haksız kazanç elde eden alıp-satıcılar,nakliyeciler gibi sistemden nemalanan gruplarında barınmasına fırsat vermiyordu.


Öte yandan,Türkiye pazarı büyük dünya şirketlerinin ağzını sulandırıyordu. Sözde Ermeni soykırımı,Kıbrıs ve Avrupa birliğine alma kozlarını kullanarak baskı altına aldıkları Türk politikacılarını İMF,Dünya bankası gibi kurumlardan kredi kullandırıp  giderek daha çok borçlandırarak her istediklerini kolayca yaptırdılar.

Bu baskılar sonucunda "özelleştirme" denilen aslında birkaç çok karlı kurum dışında pekçok kamu kuruluşunun yok olmasıyla sonuçlanan sürece girildi.Özel sektör ve dünya şirketlerinin önünün açılması sağlandı.

Bugün ülkemiz birkaç büyük yerli holdingin ve dünya kapitalist sermayesinin işgali ve sömürgesi konumundadır. Üretimsiz,ihracatının 4-5 katı ithalat yapan,Limanlarını, bankalarını, petrol işletmelerini,dereleri,madenleri kısaca para eden her şeyini sata sata  idare eden bir duruma geldi.
 
İMF ye borcumuz bitmiş ama başka kurumlara,ülkelere olan dış borcumuz rekor seviyede...
Borç miktarı arttıkça daha çok dışa bağımlı hale geliyoruz. Yabancılar daha çok iç işlerimize karışıyor.Suriye konusu, demokratik açılım konusu gibi hayati konularda ulusça istemediğimiz şeyleri zorla yapmak zorunda kalıyoruz.

Kişisel bazda da durum pek farklı değil hemen hepimizin bankalara borçları var,kredi kartı kullanımı ve tüketim teşvik ediliyor hepimiz hergün biraz daha borçlanıyor,biraz daha bağımlı hale geliyoruz.
 
Sümerbank bitti,küçük işletmeler bitti,bakkal,tüccar ve eczacıları zor günler bekliyor.Artık  herşey büyük mağazalarda ,AVM lerde satılacak.Paralar kapital sahiplerinde toplanacak.Paralar toplandıkça güçlenen kapitalistler kendilerine hizmet edecek,zorluk çıkarmıyacak politikacıları seçtirmek için sistemi zorlayacaklar.

Aşağıya iki tablo koydum birinci tabloda 1981 yılı itibariyle ülke çapındaki elli civarında çok dalda üretim yapan Sümerbank Fabrikaları gösteriliyor.

İkinci Tabloda ise pirinçten,gaz yağına kadar vatandaşın ihtiyacı olan herşeyi rahatça ve uygun fiyata satın alabildiği yurt geneline yayılmış 500 civarı mağazanın gösterildiği tablo var.
  KAPATILAN SÜMERBANK FABRİKALARI

  KAPATILAN SÜMERBANK MAĞAZALARI
  FOTOĞRAFLARI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

Şimdi bu fabrikalar ve mağazalar yok.Bunların boşalttığı alanların kimler tarafından doldurulduğunu, mağaza zincirlerinin sahiplerini siz benden daha iyi biliyorsunuz.Eskiden devletin kasasına giden ya da yatırıma dönüşen paraların şimdi kimlerin cebine gittiği de malum.
 

Açılışından 80 yıl sonra Sümerbank'ı anarken ,kuruluşuna vesile olan başta büyük Atatürk ve arkadaşları olmak üzere Sümerbank camiasına hizmet etmiş,emek vermiş herkesi saygıyla yad ederim. Sevgiyle kalın.. İlhan ÖDEN


26 Haziran 2013 Çarşamba

İki madde & "Sümerbank Çocukları."

Yeri geldikçe,Sümerbank çalışanlarının çocuklarını anlatırken "Sümerbank çocukları" ibaresi kullanıyordum.Tabi ki bu ibare rastgele kullanılandığım bir ifade değildi.Geçmişte fabrikamızın çalıştığı dönemlerde gördüğüm uygulamalara dayanarak kullanıyordum.


Gıdıgıdı belgeseli çekimleri için geçtiğimiz hafta Nazilli Basma fabrikasına gittiğimizde bir köşeye atılmış 1966-68 yıllarına ait "toplu iş sözleşmesi" kitapçığı buldum.O kitapçıkta şimdiye kadar "Sümerbank çocuğu" ibaresinin ne kadar yerinde kullanıldığımı gösteren belge niteliğindeki pasajları görünce buraya aktarıp herkese göstermek istedim.


Daha önceki bazı yazılarımızda Sümerbank kreşlerini  ya da bizim kullandığımız tabirle "Yuva" yı birkaç kere  anlatmıştım.Bu sebeple detaylara girmeden iki madde üzerine dikkat çekerek yoğunlaşmak istiyorum.Bu maddeleri aşağıdaki fotoğrafta kırmızı çerçeve içine alarak belirttim.

Birinci madde çocukların kreş masraflarıyla ilgili.
Merak ediyorum halen Türkiyede çalışanlarının çocuklarının bakımını ücretsiz yapan,yemek, mama,giysi, çocukbezi ve ilaç gibi masraflarını üstlenen bir kurum var mıdır?

Dikkatinizi çekmek istediğim ikinci madde;
Halen Türkiye'de,eşi ölmüş erkek çalışanın çocuğunun bakımını ücretsiz üstlenen herhangi bir kurum var mıdır?
FOTOĞRAFIN ÜZERİNE TIKLAYARAK BÜYÜTEBİLİRSİNİZ.

Bu sözleşme kitabı 1966-68 yıllarına ait.Muhtemelen daha önceki kitapçıklarda da aynı maddeler mevcuttur. Ellerine fırsat geçtikçe Sümerbank'ı yerden yere vuran,köhne ve zarar eden bir kurum olarak karalamaya çalışan,Sümerbankın sosyal yönünü göremeyen " gafil insanlar" heyetine bu iki sorumun cevaplarını vermeye davet ediyorum.
 
Bu kitapçıkta başka başka konularda,çalışan lehine iş hayatımızda bir daha asla göremeyeceğimiz   pek çok konu var.

Maalesef 1968 yılına göre bugün iş hayatımız çok çok gerilerde. Geçmişte çalışanlar lehine "Kazanılmış hak" kabul edilen pek çok hak bu kurumlar kapatılarak yok edilmiş, unutturulmuştur.  Çalışandan yana olan denge,işveren lehine korkunç düzeyde bozulmuştur.

Sanırım bu yazımla, herşeyi paraya çevirmeye çalışan,kapitalist köle tücarlarının böyle "sosyal fabrikaları" neden bir an önce yok edip hafızalardan silmeye çalıştıklarını biraz olsun anlatabilmişimdir.  Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN

16 Mayıs 2013 Perşembe

NAZİLLİ SÜMERBANK yazın Mezar Taşıma...

Fabrikamız 2002 yılında kapatılıp,Aydın Adnan Menderes Üniversitesine devredildi.Yapılacak başka bir şey yokmuş gibi ilk iş olarak fabrikamızın giriş kapısındaki "Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası" yazısı sökülüp yerine ADÜ Sümer kampüsü yazısı yazıldı.Üniversitenin kendi adını kapıya yazmasına kimse karşı çıkmaz ama Atatürk'ün açmak için Nazilliye kadar geldiği,Nazilli ekonomisini yıllarca ayakta tutan,19000 Nazilli'linin ekmek parası kazandığı,şehrimizin güzelliği ve büyüklüğü ile pek çok vilayetten daha iyi durumda olmasına katkı sağlamış,Venezuella da bile örnek alınıp benzeri yapılmış fabrikamızın bir plaketlede olsa isminin kapıda yazması gerekmez mi?

 
Bir insan bile vefat ettiğinde gömülüp baş ucundaki mezar taşına ismi yazılırken , Nazilli Basma fabrikasının ambarları, tuvaletlerini bile SİT alanı ilan edip korumaya alınırken "ismini" korumak neden kimsenin aklına gelmez?

Nazilli geçmişinde önemli yeri olan "Nazilli Basmaları" markasıyla tüm yurtta hatta dünyada Nazilli ismini duyuran bu büyük kuruluşa hiç mi vefa borcumuz yok.


Sümerbank lojmanlarında doğmuş büyümüş,evine ekmek götürmüş bir Sümerbank mensubu Nazilli'li olarak Nazilli Basma Fabrikası isminin bu kadar kolay unutulmasını kabul etmiyorum.

Gönlüm nizamiye kapısına,uygun büyüklükte yazılmasından yana. Bu mümkün olmazsa Hürriyet caddesinin  fabrika müdüriyet binasının karşısına gelecek ve iki taraftan da yoldan geçenlerin rahatça okuyabilecekleri,trafik akışına zarar vermeyecek yükseklikte ve büyüklükte bir pano hazırlanıp yerleştirilmesinden yana.
FOTOĞRAFI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Şekli  örnek olması için ve sığdırmak için basitçe çizdim.Eğer sesimi duyup çağrımı olumlu bulurlarsa Nazilli'mizi yönetenler nasıl yapılacağına karar verirler.

Umarım yazımı sayın belediye başkanımız Haluk Alıcık bir dilekçe olarak kabul eder. Nazilli şehitlerinin isimlerini, parklara,düğün salonlarına,pazar yerlerine vererek gösterdiği vefa örneğini Nazilliye yaptığı katkıların saymakla bitmeyecek bu tarihi kuruma da gösterir.Yazımı kendisine ulaştırmaya çalışacağım.Bu konuda kendisine benden daha , yakın boğazından Sümerbank ekmeği geçmiş , yüreğinde Sümerbank sevgisi taşıyan tüm duyarlı arkadaşlardan yardım bekliyorum.
 
Cumhuriyet döneminin en önemli projelerinden biri olan Tarihi değere ve öneme sahip Nazilli Basma fabrikası bu kadar kolay unutulmamalı. Sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN

Not: Aşağıya fabrikamızla aynı dönemlerde yapılıp,aynı dönemlerde kapanan Kayseri Sümerbank fabrikasının nizamiye kapısının fotoğrafını koyuyorum.


Kayseri Sümerbank Fabrikası bugün AGÜ olarak (Abdullah Gül Üniversitesi) Türkiyenin en iyi üniversitesi olma yolunda ilerliyor. ve görüldüğü gibi hala Sümerbank logosu anahtarlar fabrika kapısı üzerinde duruyor.  Bizim adımız,logolarımız niye kaldırıldı ?

18 Nisan 2013 Perşembe

SÜMERBANK'ın TADI BAŞKA....

2008 yılından beri her yazımda Sümerbank'ın başka bir güzelliğini anlatmaya çalışıyorum. Bu yazımda da size Sümerbank yemeklerini anlatacağım.Sümerbank yemeklerini yememiş arkadaşlar "Alt tarafı fabrika mutfağı,ne var anlatılacak? " diye düşünebilir. Aşağıya eklediğim yemek ve kahvaltı listelerini görünce düşüncelerinizin değişeceğini tahmin ediyorum. Eklediğim listelerin özelleştirme sürecine girmiş Sümerbank'ın sıkıntılı dönemlerinin listelerini olduğunu da özellikle belirteyim.

Aşağıdaki listeler işçi yemekhanesinde çalışanlara ücretsiz verilecek yemeklerin listesidir. Aynı yemekler memurlara, misafirlere ve akşam tabldot yemek isteyen mensuplara ücret karşılığında verilirdi.Sümerbanka ait dinlenme tesisleri ve tüm Sümerbank fabrikalarında benzer menüler aynı şartlarla ve kaliteyle mensuplara ve misafirlere sunulurdu.

Bir Nazilli Sümerbank mensubu olarak öncelikle Nazilli Sümerbank'ın mutfağını size anlatacağım ama sporcu olmam sebebiyle Nazilli Sümerspor Voleybol takımıyla Türkiye şampiyonaları için pek çok defa başka Sümerbank fabrikalarında bir haftaya yakın sürelerle misafir olduğumu ve oralarda da aynı kalitede ve benzer yemekler yediğimi özellikle belirteyim.

Pek çok Nazilli Sümerbank çocuğu gibi bende 8-9 yaşlarımda ramazan dolayısıyla fabrika mutfağıyla tanıştım.Ramazanda oruç tutacak işçiler öğle yemeklerini oruç sebebiyle yiyemedikleri için isterlerse yemeklerini akşam saatlerinde alırlar ya da yine isterlerse yemek yemez parasını alırlardı. Babalarımız genellikle birinci seçeneği seçtikleri için akşam saatlerinde sefertasıyla fabrika yemekhanesine gidip yemekleri almak bizim görevimiz olurdu.Komşu çocuklarıyla birkaç kişilik küçük gruplar halinde yemekhaneye giderdik.Pek çok Nazilli Sümerbank çocuğunun hatıralarında iz bırakan güzel bir uygulamaydı. 1970 sonrasında bu uygulamadan vazgeçilsede özellikle Ramazan aylarında özel menü uygulamaları fabrika kapanıncaya kadar devam etti.


FOTOĞRAFLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
 

Aşçıbaşı Mustafa ARSLAN ve memur Necdet TOKA
 
İlk işçi yemekhanesi fabrikamızın meşhur sinema salonunun altında sonradan sığınak,konfeksiyon atölyesi gibi farklı işler için kullanılan salondu. Daha merdivenli giriş kapısına geldiğimizde güzel yemek kokularının cazibesine kapılırdık.Önce Nazilli Sümerbank fırınında pişmiş yuvarlak somun ekmeğimizi posta pulu gibi özel basılmış minik "fiş" ile alıdık sonra ekmek fişine benzeyen başka bir fiş ile yemek penceresi önünde sıraya girer iltiması engellemek amacıyla sadece birbirimizin belden aşağısını görebildiğimiz alçak pencerenin arkasından uzanan ellerdeki kepçelerin sefertaslarına koyduğu yemeklere bakardık.

 Çoğu zaman bu yemekleri evde pişen yemeklere pek benzetemezdik. Kare şeklinde kağıt paket  içinde pişirilmiş bezelye,et gibi malzemeler görünen acayip kebaplar,adını duyup evde piştiğini görmediğimiz kadınbudu köfteler,yanında patates püreli dana rosto,kuş üzümlü pirinç pilavı,içi yumurtalı dalyan köfte,tas kebabı,çam fıstıklı helvalar,tulumba tatlıları ve buna benzer başka bilmediğimiz, görmediğimiz yemekleri çoğumuz orada tanıdık.Bir türlü düzgün şekilde üstüste dizmeyi beceremediğimiz sefertaslarıyla sularını akıta akıta evlerimize taşıdık.

KAHVALTI  LİSTESİNİ BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

Sümerbank her yönüyle öncü ve disiplinli bir kurumdu ve çalışanlarına çok önem verir her konuda olduğu gibi yemek konusunda da herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için hassasiyet gösterirdi.Buna fabrikada çalışmaya başladığımız zaman yakından şahit olduk.Fabrika yemek listesi aralarında fabrika doktoru ve Sendika temsilcisinin de olduğu bir komsyon tarafından asgari kalori değerleri dikkate alınarak hazırlanıyor. Listedeki yemeklerin malzemeleri günlük ve taze olarak ticaret servisi mubayaa memurları tarafından piyasadan temin ediliyor. Fabrikanın usta aşçıları tarafından yemeğe dönüştürüldükten sonra bir camekan içerisinde önce fabrika doktoru sonra Fabrika müdürüne sunuluyor,onay alındıktan sonra servis ediliyordu. Aynı yemek fabrika kreşindeki çocuklara,stajyer öğrencilere ve misafirlere de ücretsiz veriliyordu.Her işçi grubu kendisine ayrılan saatlerde topluca yemeklerini yemek için yemekhaneye gelir yine birbirlerini görmedikleri alçak pencereli tezgahlardan yemek fişlerini verip yemeklerini alırlardı. Fişi olmayan yada doymayanlar için ilave yemek vermede fazla zorluk çıkarılmasa da sistem ve disiplin dengesi bozulmadan hizmet verilirdi.

ASIL YEMEK LİSTESİNİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

Listelerdeki yemekleri gördünüz.Bir de buna fabrikamızın maharetli aşçılarının ustalığı da eklendiğinde tadına doyulmaz Sümerbank yemekleri ortaya çıkıyordu.Kuşkusuz pek çok usta aşçımız vardı ama asıl efsane ustalar Fabrikamızın Bolu'lu ustaları Mehmet Ali ARSLAN ve o emekli olduktan sonra yerine geçen kardeşi Mustafa ARSLAN kardeşlerdi. Mehmet Ali ve Mustafa Arslan kardeşlerin yemeklerini Sümerbank'ın Kuşadası kampında kalan diğer Sümerbank fabrikaları, mağaza ve banka mensupları da beğenerek yemişlerdir. Çalıştıkları dönem boyunca her yaz Sümerbank kampının değişmez aşçıbaşıları bu ustalardı. Kendilerinden sonra gelen diğer Sümerbank aşçıları bu ustaların yanında bulaşıkçılıktan başlayarak yetenekleri doğrultusunda usta çırak ilişkisi içinde kademe kademe yükselerek yetişen gençlerdi.

FOTOĞRAFI BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Aşçıbaşı Mustafa Arslan ve yardımcıları Sümerbank Kampında.

Fabrikamız özelleştirme sürecinde sistemde bozulmalar ve personel yetersizliğinden doğan aksamalar oldu emekli olan ustaların yerine yeni aşçılar alınmasına izin verilmediği için başka kısımlarda çalışan aşçılıkla alakası olmayan işçilerin görevlendirilmesiyle kalite giderek düştü.Aslına bu düşüş sadece yemekhanede değil fabrikamızın tüm kısımlarında yaşanıyordu. Her yönüyle mükemmel işleyen sisteme birileri çomak sokmuştu. Neyse o konuları başka başlıklarda detaylarıyla anlattım tekrar etmeyelim.Kısaca söylersek fabrika çalıştığı sürece yemek disiplini çalışanların özverisiyle aksamalar olsa da devam etti...

İşte böyle...
Nazilli Basma fabrikası Müzik,eğitim,spor,sağlık, çalışma disiplini yaygınlaşması, sosyal faaliyetlerde ve sayamadığım pek çok konuda olduğu gibi "Yemek Kültürü" ile de bölgesine katkı yapmıştır.Basit gibi görülse de bu katkıya ilk yıllarda toplu yemek yeme adabı ve dikkat edilmesi gereken temizlik kurallarının öğretimi ve dengeli beslenme gibi katkılarıda eklersek,küçümsenecek katkılar değildir.

Sümerbankta çalışsın veya çalışmasın özel günlerde halka açılan Nazilli Sümerbank mutfağından yemek yemiş belli bir yaş sınırı üstündeki Nazilli'lilerin hafızalarında Nazilli basma fabrikası yemeklerinin özel bir yeri vardır. Eminim ki yurdumuzun çeşitli bölgelerindeki diğer Sümerbank fabrikalarında çalışan arkadaşlarımın da benzer anıları vardır.

Bu vesile ile fabrikamız yemekhanesinde çalışan ve hayatta olan arkadaşlarımıza sağlıklı uzun ömürler,ebediyete intikal eden başta aşçıbaşı Mehmet Ali Arslan olmak üzere diğer büyüklerimize Allahtan rahmet dilerim.

Bir daha ki yazımda Sümerbankın başka bir güzelliğini anlatmak dileğiyle, sevgiyle kalın. İlhan ÖDEN