16 Ocak 2010 Cumartesi

TAVUK MU , YUMURTA MI ?

"Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar?" sorusu hepimize birçok kez sorulmuştur. Kesin bir cevabı olmayan bu soruya bazı kişiler "tavuk yumurtadan",başkaları ise "yumurta tavuktan çıkar " cevabı verirler.

Bu paradoksal soruyu Nazilli ve Sümerbank'a uyarlıyarak sorduğumuzda ise cevap, yumurta-tavuk sorusu kadar karmaşık değildir.

Bu sorunun tek cevabı vardır.

Nazilli,Sümerbank Basma Fabrikası sayesinde Nazilli olmuştur.
Öyleki,geçmişteki siyasi ve idari engellemeler olmasa ,bugün olduğu yerden çok daha ileride olacağı da kesindir.


1935 yılının elektriksiz,yolsuz,hastanesiz Pazarköy'ü.Sümerbank Basma fabrikasının açılmasıyla nüfus bakımından geride olduğu Aydın'ı 1945 de,Denizli vilayetini ise 1950 sayımında geçmeyi başarmış,İzmir'den sonra bölgenin en gelişmiş yerleşim merkezi haline gelmiştir.

Herkesin bildiği sanat,sağlık,spor,yol,okul gibi asli görevi olmayan dallarda Nazilliye katkıları saymakla bitmez.Bu detayları bloğumda yazdığım diğer makalelerde yeterince paylaştığım için burada tekrarlamaya gerek yok.

Lafı uzatmadan,asıl anlatmak istediğim konuya geleyim.

Kulağımıza gelen söylentilere göre...

"Sümerbank'ın Nazilli için önemsiz ve Nazilli vizyonunda yeri olmayan küçük bir detay" olduğu yönünde açıklamalar yapılıyormuş.

Bunu duyunca doğal olarak her Sümerbanklı gibi benimde yüreğim burkuldu.

Atatürk ve genç cumhuriyetin 25 ayda yapıp çalıştırmayı başardığı fabrikanın yenisini yapmayı bırakın,30 senedir organize sanayi bölgesinin alt yapısını bile bitiremedik.

Sümerbank'ı küçümsemeden önce iyi düşünmek gerek.

Nazillinin çok güvendiğiniz ekonomik gücü nedir?

UĞUR firması ve birkaç küçük işletmeyi saymazsak geriye ne kalır?

Üç ay emekli maaşları verilmese Nazilli'nin hali ne olur?

Eğlence yerleri,turistik tesisler, parası olan insanların gidebileceği yerler.Asgari ücretle çalışan işçiler ve asgari ücret kadar maaş alan emekliler buralara gidemezler.Zaten mevcut olanlara bile gidemiyorlar.

Nazilli yakınına yeni ve büyük bir hastahane inşaa edileceği yönünde güzel haberler var.

Ama Nazilli halkının hastaneden daha çok,üretime yönelik yatırımlara ve işe ihtiyacı var.

Sümerbank kapanıncaya kadar her sayımda artan nüfus,fabrika kapandıktan sonra önce yerinde saymaya,sonra geriye doğru gitmeye başladı.

Sümerbank kapandıktan sonra Nazilli nüfusunun azalması,Nazilli için Basma fabrikasının öneminin göstergesi değilse,neyin göstergesidir?

Sümerbank'ı vizyondan çıkaranların,vizyona acil olarak karın doyuracak yeni projeler koyması gerekiyor.

Fabrika kapandı,artık bir daha bu haliyle çalıştırılamayacağını biliyoruz,bizim beklentimiz Sümerbank sayesinde Nazillinin idari koltuklarına oturanlardan biraz daha vefalı,duyarlı ve saygılı davranmaları.

Fabrikanın kapanmaması için birşey yapamadık bari hatıralarına sahip çıkalım.Bu büyük mirastan elimizde kalan birkaç parçayı kurtaralım,koruyalım,yaşatalım.

En azından bu yöndeki gayretlere destek olalım.
Muhabbetle...


İlhan ÖDEN
(Bu yazı,Sn. Haluk Alıcık'a yönelik yazılmamıştır.)






13 Aralık 2009 Pazar

SÜMERBANK'ın BACALARINA NE OLDU ?

1937 yılında Atatürk tarafından açılışı yapılan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikasının Nazillinin her köşesinden ve çevresindeki köylerden,ilçelerden bile görülen yaklaşık 50 metre uzunluğunda ve 2 metre çapındaki muhteşem bacaları artık görülmüyor.

Nazilli basma fabrikası kapatılırken fabrikanın makinaları, binaları,donanımı ve araçları Adnan Menderes Üniversitesine teslim edildi.

Sümerbank fabrikayı üniversiteye bırakırken hiçbir makine ve techizata dokunmadan bıraktı.Fabrikaya kilit vuruldu işçiler otobüslere bindirilip o anda henüz kapanmamış olan Bursa Merinos ve Bergama fabrikalarına gönderildi.

Bunun böyle olduğunu,Tayfun Talipoğlu'nun hazırladığı Nazilli Sümerbank konusunun işlendiği "Bamteli" programını izleyenler bilir.

O programda fabrikanın son müdürü Kamuran İzer,Tayfun Talipoğlu'nun sorularını yanıtlarken."Makinaların bakımlarını yaptırdığını ve şu anda bile fabrikanın çalışabileceğini" söylüyordu.

VİDEO

Bamteli programı fabrika kapandıktan 1 yıl sonra çekildiğine göre demekki o anda fabrikadaki her şey gibi bacalarda yerli yerinde duruyordu.

Peki ne oldu da bu uzaydan bile görülen dev bacalar birden bire kayboldu?

Şöyle neler olabileceğine dair bir fikir jimnastiği yapalım.

1-Doğal bir afet sonucunda bacalar devrilmiş olabilir.
Bacalar 1991-92 yıllarında yeni saclardan fabrika içinde inşaa edilip değiştirildi, yıkılması imkansız. Böyle olsa bile bacaların enkazının fabrika içinde olması gerekir.

2-İhale ile satılmış ,bizim haberimiz olmaya bilir.
(böyle ise bir açıklama yapılır)

3- Bacalar çalınmış olabilir.
En korkunç olan bu. Eğer böyle bir olay gerçekleşmiş ise...
Nazilli şehrinin ve sorumlu kişilerin isimlerinin tarihe geçmesi,"Minareyi çalan kılıfını bulur" Atasözünün "Fabrika bacalarını çalan,yasal boşluk bulup,kurtulur" olarak değiştirilmesi ve çifte bacayla kırılan rekorun tescil edilip,Guinnes rekorlar kitabına alınması gerekmektedir.

Artık bu rekor Eyfel (Eiffel) kulesi Paris'ten çalınıncaya kadar elimizde kalır.


Bacalar gittikten sonra fabrikanın ve kampüsün etrafı,güvenlik görevlileri ve kameralı sistemlerle donatıldı.

Türk'ün aklı başına iş işten geçtikten sonra gelir.Keşke bu işlem fabrika Adü.ye teslim edilir edilmez yapılsaydı.En azından bacaların akibeti meçhul olmazdı.


Nazilli'nin siluetinin en önemli sembolleri olan Sümerbank Basma Fabrikasının bacaları,Nazilli'yi sembolize eden arma ve logolarda yukarıdaki gibi kullanılıyordu,bacalar artık olmadığına göre logolarında yukarıdaki gibi değiştirilmesi gerekir diye düşünerek bir deneme yaptım.

İnşallah böyle değildir,biri bu konuda açıklama yapar bizleri aydınlatır.

Atatürk'ün mirasına sahip çıkamamanın utancı yetmezmiş gibi, fabrikasının 50 metrelik dev bacalarını çaldıran şehir ve üniversite olarak tarihe geçmenin utancı...

Bu utancı ne Nazilli ne de ADÜ. kaldırabilir.

İlhan ÖDEN

4 Aralık 2009 Cuma

BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ ?









TURKCELL Genel Müdürü Süreyya CİLİV




Zonguldaklı Süreyya Ciliv, Sümerbank bursuyla ABD'de Harvard'ı bitirdi. Microsoft'da zirveye ulaştı, Turkcell'in başına geçti. Devleri geride bırakarak dünyanın en iyi yöneticisi seçildi
Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, teknolojinin Oscar'ı sayılan Dünya İletişim Ödülü'nü aldı. Londra'da düzenlenen 'Dünya İletişim Ödülleri-World Communication Awards 2009 (WCA)' töreninde 11 uluslararası şirketin yöneticisi arasından 'Yılın CEO'su' seçilen Ciliv, dünyada bu ödülü alan ilk teknoloji şirketi yöneticisi oldu. Ödül gecesinde konuşan Ciliv "Devlet bursuyla okumuş, yatılı okumuş, sonra da çok çalışmış bir Türk vatandaşı olarak, dünyada kendi konumuzda birinci olmaktan çok mutluluk, gurur duyuyorum" dedi.



İLK KUTLAMA BAŞBAKAN’DAN
Sümerbank bursuyla okuyarak dünyanın en prestijli üniversitelerinden Harvard'ı bitirdikten sonra Microsoft ve Turkcell'de yönetim kademesinin en tepesine çıkan Ciliv'i ilk kutlayan ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan oldu.



TÜBİTAK yarışması hayatını değiştirdi
Dünyanın en iyi teknoloji şirketi yöneticisi seçilen Süreyya Ciliv’in hayatında devlet kurumlarının önemli bir yeri var. 1958 yılında Zonguldak’ta dünyaya gelen Ciliv, Ankara Fen Lisesi’ni bitirdi. 1973’te TÜBİTAK’ın düzenlediği Matematik Yarışması’nda Türkiye üçüncüsü oldu. 1977’de aynı yarışmada Türkiye ikincisi olarak kazandığı Sümerbank bursuyla üniversite eğitimi almak üzere ABD’ye gitti. 1981’de Michigan Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği ve Endüstri Mühendisliği bölümlerini bitirdi. 1983 yılında ise Harvard Üniversitesi’nden MBA derecesini aldı. Profesyonel hayata ilk adımını Massachusetts eyaletindeki Metagraphics Company’de Yazılım Geliştirme Mühendisi olarak attı.



MICROSOFT’TA DA ÇALIŞTI
Daha sonra aynı şirkette Uluslararası Satış ve Pazarlama Direktörlüğü’ne terfi etti. Ciliv 1987’de ABD’de Novasoft Systems şirketini kurdu. Takip eden on yıl içinde bu şirkette Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı pozisyonlarında bulundu. Ciliv 1997’de dünyanın en büyük teknoloji şirketi Microsoft’un Türkiye Ülke Müdürü olarak döndü. 2000’de şirketin ABD’deki merkezine atanan Ciliv, 2007 yılına kadar Microsoft Global Satış, Pazarlama ve Servisler Grubu’nda üst düzey yönetici olarak görevüstlendi. Ciliv, Ocak 2007’den bu yana Turkcell Genel Müdürü olarak çalışıyor.



STAR GAZETESİ

27 Kasım 2009 Cuma



22 Ekim 2009 Perşembe

SÜMERBANK marşı ve şiirleri.




SÜMERBANK MARŞI

Yurdumda yeniliğin ilk adımını attın,
Emeğine göz nuru, alın teri kattın. 
Ata'nın hız verdiği, ulu çınar dalısın,
Renginle deseninle sen, Mehmet'in malısın.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank’sın.

Eskişehir'de mine, İzmir’de tül duvaksın,
Erzincan'da karlı yol, Hereke’de bayraksın.
Beykoz'da kundurasın, Antalya’da mendilsin,
Malatya'da renklerle çiçeklenen bir dilsin.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank’sın.

Bursa'da yeşil büklüm, Yıldız’da mor çinimsin,
Yerli malım, öğüncüm, ürünüm, ekinimsin.
Erzurum'da bar başı, Aydın’da bir zeybeksin.
Kutilde gurbey yolu, Meltemde kelebeksin.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank’sın. 

Adana'da pamuksun, yiğit Maraş'ta telsin.
Her mevsimde baştasın, her bedende güzelsin.
Bir tatlı gülücüktür, Nazilli’de basmalar, 
Goblende meyve verir hevenk hevenk asmalar.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank’sın.

Kayseri'de yücesin, Erciyes gibi başın,
Koynunda yağlık oldun, efelerin, dadaşın.
Elif bacıda fistan, Zeynep’te incir dalsın,
Bazı bir renk gölüsün, gelincik kadar aksın.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank’sın.

Şehirde ucuzluksun, köyde umut kuşusun,
Gülüzar'da güllü şalvar, terli yüzde puşusun.
Saymakla bitmez gücün, her yerde, her an varsın,
Adım başına adın, sen de yurdum kadarsın.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank'sın.

Mehmet ERGÖNÜL (Cumhuriyetin 50. yılında Sümerbank 1973) 

SÜMERBANK

Edirne’den Kars’a kadar,
Bütün yurtta eserin var. 
Sana koşar tüm insanlar,
Bir sevgisin sen Sümerbank.

Emeğiyle üretenler,
Sevgi ile tüketenler,
Sende birleşti gönüller,
Bir sevgisin sen Sümerbank.

Kumaşınla, keteninle, 
Halı, kilim, sateninle,
Mutluluk bulduk seninle, 
Bir sevgisin sen Sümerbank. 

 Altmış yılı buldu yaşın, 
Tandır ekmeğin, aşın,
Atatürk attı temel taşın,
Bir sevgisin sen Sümerbank.

Ahmet Yılmaz’ın 1992 yılında düzenlenen Sümerbank sevgisi temalı şiir yarışmasında para ödülü kazanan şiiri.

 ELVEDA EY GÜZEL SÜMERBANK’IM. 

Yirmi yedi senedir uğrunda ömür verdim 
Artık sana elveda ey güzel Sümerbank'ım. 
Vazifemi bitirdim helalleşmeye geldim, 
Artık sana elveda ey güzel Sümerbank'ım
.
Saçlarımda yoktu ak, yüzümde yoktu çizgi, 
Seni bana bağlattı tükenmeyen bir sevgi. 
İçimden gelen sesler her zaman şöyle der ki, 
Artık sana elveda ey güzel Sümerbank'ım. 

Malım gibi çalıştım her iş benimdir dedim. 
Verdiğin paralarla çoluk çocuk besledim. 
Büyüttüm iki evlat vatanımı süsledim, 
Artık sana elveda ey güzel Sümerbank'ım. 

Bir ömür geçti Sümerbank'ın yolunda, 
Yaz'ının sıcağında kış'ının soğuğunda. 
Derken vazifemi bitirdim ömrümün en sonunda, 
Artık sana elveda ey güzel Sümerbank'ım.

Mahmut İDİKUT (Nazilli Basma Fabrikası mamul ambar işçisi) Sümerbank aylık dergi Ocak 1975

 MARANGOZ AHMET USTA 

Akşam buraya karanlık iner. 
Bir sövgü gibi çirkef sularıyla, farelerle, elleri ayakları kirli, 
Sidik kokusu keskin, sağlıksız çocuklarıyla. 
Durmadan yanmış yağda soğan kavurur kadınlar... 
Ben çirkinlikleri sokmam evime. 
Çekerim Sümer'in çiçekli perdesini her bir fakirliğin üzerine. 
Karım makinesi olmadığı için ince ince dikmiştir tüm büzgülerimizi. 
Perdede, minder kenarlarında, kızların entarilerinde... 
Kızlarımın gecelikleri Sümer'dir. Bol renkli, bol büzgülü. 
Yıkanıp geceliklerini giydiler mi, melek gibi olurlar... 
Kimseye bir zararımız yok. 
Ben şen adamım. 
Çekerim Sümer'in çiçekli perdesini dünyanın üzerine, 
Oturur, namusumla kazandığım ekmeğimi yerim çocuklarımla. 

 Yazar: Nezihe Meriç.

SÜMERBANK 

Türkiye’de gayet güzel kurulmuş. 
Bir yarım asırdır yaşın Sümerbank. 
Yapıların Şahane örülmüş. 
Uğurlu, kademli taşın Sümerbank. 

Gece, gündüz çalışırsın yetmezsin. 
Dünyalar durdukça, durur batmazsın. 
Örgün, aslın gibi hile katmazsın. 
Her zaman sağlamdır işin Sümerbank. 

Reklamını köşe Bucak takarsın. 
Her sergide A gruba çıkarsın. 
Memuruna, işçine aynı gözle bakarsın. 
Tükenmez ekmeğin, aşın Sümerbank. 

Sanayide ilk kurulmuş derneğin. 
Birçok dala karışmıştır parmağın. 
Avrupa’ya ışık tutar örneğin. 
Alışın, verişin peşin Sümerbank. 

Deli Hazım hisle vasfetti metin. 
Sende parmağı var mutlak kudretin. 
Yayıldı cihana nam ve şöhretin. 
Semalara çıkar başın Sümerbank. 

 Çukurovalı Âşık Deli Hazım. 
 Şiiri yazan ozan’ın adı "Deli Hazım" ama Sümerbank'ı yok edenlerden daha akıllı olduğu aşikâr.

9 Ekim 2009 Cuma

NAZİLLİ SÜMERBANK AÇILIŞ TÖRENİ

VİDEO

NAZİLLİ BASMA FAB. AÇILIŞ TÖRENİ (9 .Ekim.1937)

VİDEO

NAZİLLİ SÜMERBANK TANITIM FİLMİ (1937)

Bugün 9 ekim 2009 ulu önder Atatürk’ün Nazilli’ye gelerek elleriyle açılışını yaptığı cumhuriyetin büyük eseri Sümerbank Basma Kombinasının 72 . açılış yıldönümü.

Atamızın bize emanet ettiği bu büyük kuruluşa ve diğer emanetlerine sahip çıkamadık.Birbirimize düşüp,bu günlerin gelmesini sabırla bekleyen Türkiye’yi mandacı ve dışa bağımlı hale getirecek liberal ekonomist siyasetçilere gereği gibi karşı duramadık.

Artık kaybettiğimiz değerlerin ötesinde cumhuriyetimizi, bağımsızlığımızı ve asıl önemlisi vatanımızı kaybetme noktasına doğru hızla ilerliyoruz.Maziye bakıp ağlama ve mazeret arama zamanı çoktan geçti.

Artık,ne zaman ?

Sistemli bir şekilde eserlerini yok ederek Atatürk’ü ve yeniliklerini unutturmaya çalışan zihniyetin oyunlarını seyretmekten vazgeçeceğiz.

Ne zaman ?

20 yıldır hiçbir siyaset üretmeden koltuk muhafaza memuru gibi çalışan politikacıların zincirlerinden kurtulacağız.Daha ne kadar sağcılık,solculuk morfiniyle uyuyup memleketimizin,demokratik kuruluşların,milli değerlerin uçup gidişini "öküz'ün trene baktığı" gibi seyredeceğiz?

Ne zaman ? Aklımız başımıza gelecek ?

İlhan ÖDEN

18 Eylül 2009 Cuma

TEŞEKKÜRLER Sayın Haluk ALICIK


Nazilli belediye başkanı Haluk ALICIK Nazilli'li şehitlerimizin isimlerini park,cadde ve bulvarlara vererek yeni bir uygulama başlattı.Her Nazilli'li gibi bende bu geç kalmış uygulamaya gönülden destek verip,Sayın Haluk ALICIK'ı vefakar davranışından dolayı kutluyorum.


Şehitlerimizin isimlerinin çeşitli yerlere verilmesinin Sümerbank ve Atatürk konulu bu site ile ne bağlantısı olabilir diye düşünebilirsiniz.Ben konuya herzamanki gibi kendi penceremden bakıp sizlere çocukluk anılarımda özel yerleri olan iki sümerbank kökenli şehidimizi elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım.



FOTOĞRAFI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN


Erdal DOYRAN
O yıllarda ailem Sümerbank Vazife evlerinin 186 sokak 23 Numaralı lojmanında oturuyordu,tam karşımızdaki 22 numaralı lojmanda ise Sümerbank dokuma ustalarından Mustafa DOYRAN ve ailesi oturmaktaydı.Anne Mürüvvet hanım, Gülser,Erdal,Erol ve Ali ailenin diğer fertleriydi. Gülser abla ilkokul öğretmeniydi,Erdal abi ise havacı astsubay.Yaşça daha küçük olan Erol ve Ali kardeşler ise öğrenciydi.Aileyi kısaca tanıdıktan sonra fazla uzatmadan sizlere hatırladığım kadarıyla Erdal abiyi anlatmak istiyorum.

20 yaşlarında orta boylu fazla konuşmayan, yürürken başını yerden kaldırmayan, temiz ve iyi giyinmeye dikkat eden oldukça yakışıklı bir gençti.Bazen sokakta top oynarken bize katılır o sıralarda 8-10 yaşlarında olduğumuz için ayağından topu alabilmek için çırpınırdık.

Sonra birgün malum haber geldi Erdal abi şehit olmuştu,o zamana kadar şehit olmanın ne olduğu konusunda fazla bilgim yoktu.Herkes perişan oldu ailesi,arka arkaya gelen ölümler ve başka olaylar sebebiyle bir daha toparlanamadı.Sanırım şu anda sadece Birsen abla hayatta kaldı.

Tatil dönüşü şimdiki evimin önündeki küçük parkta Erdal DOYRAN parkı tabelasını görünce içimi hüzün dolu değişik duygular kapladı.Çocukluk günlerimde evimin 10 metre karşısında oturan Erdal abi ile 38 yıl sonra yine karşı komşu olmuştuk.

Şimdi sizlere şehitlerimizi hiç olmazsa ismen yaşatmak için başlatılan ve uygulanan fakat bu uygulamadan Nazilli şehit listesinde ismi olmadığı için yararlanamayacağını sandığım,yine bizimle aynı sokakta oturup Erdal abiden bir yıl sonra aynı kaderi paylaşıp şehit olan başka bir komşumdan dahsedeceğim.



FOTOĞRAFI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

http://www.tayyareci.com/hvsehitleri/cilt3-1966-98/1970-1973/110.htm


Muammer AKGÜN

Nazilli Sümerbank Basma fabrikasının mekanik atölye,takımhane ustası Selahattin AKGÜN'ün iki oğlu vardı. büyüğü Muammer, küçüğünün ismi Basri idi.

Sizlere Pilot teğmen Muammer abiyi hatırladığım kadarıyla anlatayım. Orta boylu,annesi,babası ve kardeşi beyaz tenli olmasına rağmen onlara nispeten,daha esmer,kendine güveni açıkça görülen,rahat,yakışıklı,modern bir gençti.

Beyaz tenli,renkli gözlü,kızılımsı kahverengi saçlı çok güzel bir nişanlısı vardı. Nazilliye geldiklerinde tüfeklerini omuzlarına alıp birlikte ava gittiklerini ve kemerlerinde 4-5 ördekle döndüklerini hatırlıyorum.

Evleri yine 186 sokak ile Sümerbank fırınının yanından gelen yolun kesiştiği noktadan 20 metre içerde bizim eve 30 metre kadar uzaklıktaydı.Aşağı yukarı tahminen şimdiki Sümerpark alanındaki yüzme havuzlu düğün bahçesinin giriş kapısının olduğu yerdeydi.

1972 yılında onunda şehadet haberi gelince havacılığın ne kadar tehlikeli ve cesaret isteyen bir meslek olduğunu daha iyi anladım.Muammer abi herhalde ailesi oralı olduğu için İzmir'e defn edildi.

Belediye web sayfasında Nazilli şehitleri listesinde ismini görmeyince herhalde sebep budur diye düşündüm.

Sayın belediye başkanımız Haluk Alıcık'a başlattığı bu güzel uygulamadan yararlanamayan vatan için canını vermekten çekinmemiş ama gözden kaçmış şehitlerimizin varlığını hatırlatma görevininde bizlere düştüğünü düşünerek paylaşıyorum.
Muhabbetle...


Sayın başkanım uygun bir yere Şehit Pilot teğmen Muammer AKGÜN ismi olabilirmi,ne dersiniz?


İlhan ÖDEN 18.8.2009 NAZİLLİ

15 Temmuz 2009 Çarşamba

NAZİLLİ BASMALARI



VİDEO

http://www.youtube.com/watch?v=lkCJN7mif10



1937 yılında Atatürk'ün Nazilliye gelerek kendi elleriyle açılışını yaptığı,2002 yılında dayatılan İMF politikaları sebebiyle kapatılan,Sümerbank Nazilli Basma Müessesesi anısına,fabrika ürünlerinden derlediğim özgün Nazilli basması desenlerinden oluşan belgesel nitelikli video kaydını paylaşıyorum.Başka desenlere ulaştığımda inşallah onlarıda video haline getirip paylaşacağım.

Aşağıdaki linkte videoyu daha büyük boyut ve daha yüksek çözünürlükte izleyebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=lkCJN7mif10