31 Ağustos 2023 Perşembe

Bir Nazilli Basması hikâyesi.

 


Nazilli pazarına giden köylü, Pazar işlerini tamamladıktan sonra burada oturan kızlarını ziyarete gider, eve döndüğünde karısı kızlarını sorar. Adam iç geçirerek anlatmaya başlar.

-Eeee! Hanım, büyük kıza uğradım. Bahçede sebzelerini çapalıyordu. Yağmurlar çok yağar da sebzeler yetişirse, kocası en güllüsünden Nazilli basması alacakmış.
Sonra küçük kıza uğradım. Kocasıyla birlikte Tuğla ocağında Tuğla döküyorlardı. Yağmur yağmazsa, kocası en güllüsünden Nazilli basması alacakmış.

Anlayacağın bizim kızların işi Allaha kalmış. Birisi en güllüsünden Nazilli Basması giyecek ama hangisi bilemiyorum. Kalın sağlıcakla...

27 Ağustos 2023 Pazar

FABRİKA FIRINI ve HÜSEYİN AMCA.




Bu sayfalarda ne zaman fabrika fırınından bahsetsem, herkesin aklına gelen ilk kişi fırınındaki Hüseyin amcadır. Rahmetlinin fabrika kaydında , Ahmet oğlu, 1301 doğumlu , Hüseyin Sezgin 1943 yılında işe başladığı yazılı. Kendisi, fabrikadan sağlık sebebiyle tazminatlı çıkış yapıp, Yardım sandığının yanında uzun yıllar manavlık yapan rahmetli Cemal Arıkan'ın kayınpederiydi.
Hüseyin amca sinirli bir adamdı, azarlamadığı Sümerbank çocuğu yok gibidir. Aslında, Hüseyin Sezgin amcanın aksiliği biraz da bizden kaynaklanıyordu.
Özellikle Pazar günleri fırının önünde sıcak ekmek almaya gelen çocuklarla doluyordu, ekmek çıkıncaya kadar fırının önü her türlü oyunun oynandığı adeta bayramyeri gibiydi.
Orada kartlarda yazılı okuduğu isimleri duyurmak, sağa-sola koşuşturan çocukları susturmak, nizamı sağlamak da rahmetliye düşüyordu. Yaşananların hepsini yazsak, üstüne fırının yanında akan kanalın üzerinden atlatken içine düşenleri, kanalın okaliptüs ağacından tahta köprüsünü, Sırayla üzerinden atladığımız siyah çöp varilini, fırın penceresi önünde üzerine kırlangıç gibi tünediğimiz demir boruyu, fırından yeni çıkan ekmekleri, kollarımız yana yana evlere götürürken, bir yandan ucundan koparıp, farkına varmadan yarısına kadar yediğimizi, o ekmeklerin 50 yıl sonra bile hala damağımızda kalan tadını anlatsam...
Bunlara rahmetli Kemal amcanın siyah sepetli motosikleti ve daha sonra onu satıp yeni aldığı, her gün silip pırıl pırıl yaptığı kırmızı Voswosunu, fırının uzun bacasındaki leylekleri de eklesem eminim bir kitap olur.
Kitabın baş kahramanı da, uzun boylu, vücuduna oranla küçük kafalı, çakmak çakmak bakıp, 50 yıl sonra bile hala yüreğimizi titreten renkli gözleriyle bakan rahmetli Hüseyin amca olurdu. Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN

14 Ekim 2022 Cuma

NAZİLLİ GEÇLERİ BU KIYAĞIMI UNUTMAYIN !

 

NAZİLLİ BASMASI

Bakın bu bir Nazilli Basması. Bilmezsiniz ama bir zamanlar Nazilli çevresinde yetişen pamuklar toplanır, Nazilli basma fabrikasında dokunur, bu basmalar basılırdı. Nazilli'nin bilinen ilk markasıydı. Ben size bir parçasını göstereyim. Kafanızda fikir oluşsun. Bir gün soran olursa "25 YAŞIMA GELDİM AMA HİÇ NAZİLLİ BASMASI GÖRMEDİM" deyip de mahcup olmayın. Aslında bu basmalardan oluşan, 15 yıl önce sergilenmeye hazırlanmış mükemmel bir arşiv var ama sanırım görmeniz için biraz daha olgunlaşmanızı bekliyorlar.

Üniversitenin yapmaya, ekonomik gücü yok. Muhtemelen niyeti de yok. Neredeyse 15 yıl oldu. Nazilli kültürünün önemli bir parçasını daha fazla elinde tutmaya da hakkı yok. Belki üniversite de yükümlülükten kurtulmak ister. Bu kültür mirasına sahip çıkacak merci, Nazilli halkı adına Nazilli Belediyesi'dir.

Gerekirse dava açılır, hukuk mücadelesi yapılır. Ya, Nazilli Sümerbank müzesi bir an önce açılır, ya da arşiv oradan alınır. İlhan Öden

10 Ekim 2022 Pazartesi

BU KUYU "PİS KUYU"

8 Ekim 2022 tarihinde Nazilli Belediyesi tiyatro salonundaki Sümerbank konulu panel sonunda yapılan soru-cevap bölümünde,  Nazilli Sümerbank'la yakından ilgilenen M. Selim Türe isimli izleyici arkadaşımız Fabrikamızın arıtma sistemiyle ilgili bir soru sordu. Beklediğimiz bir soru değildi. Panelin sonu yaklaştığı için detaylara girmeden basitçe cevaplamaya çalıştım ama bu çevre konusuna önem veren araştırmacılar için blok sayfamda detaylarıyla anlatmaya karar verdim.


Fabrikamızın çok gelişmiş kanal alt yapısı vardı. Sadece kanalların sağlıklı çalışmasıyla görevli bir kanal ekibi yıl boyunca tıkanan, çöken sorunlu kanalların tamiri ve bakımıyla ilgilenirdi. Fabrikamızın bağırsak sistemini oluşturan bu kanallar adeta bir örümcek ağı gibi büyük küçük her üniteye bağlıydı. Bu kanal ağı, fabrikamızın Güney-Batı köşesindeki yüksek güvenlik kulübesinin hemen önündeki "Pis Kuyu" ismiyle anılan büyük çukura dökülürdü.



PİS KUYU İNŞAATI

Fotoğrafta görüldüğü gibi atıkların bekletilip, çökertildiği bu kuyunun yapımına fabrika inşaatıyla aynı anda başlanmış, üretim sırasında oluşabilecek kirliliği engellemek için projeye basit bir arıtma tesisi eklenmiş. Ülkede henüz çevre bilinci gelişmemiş, yasalarda böyle bir tesis yapma zorunluluğu olmadığı günlerde bile Sümerbank üzerine düşeni yapmaya gayret göstermiş.

1985 yıllarından sonra toplumda gelişmeye başlayan çevre bilinci ve sanayi işletmelerine arıtma tesisi yapılması doğrultusunda çıkarılan kanunlar gereği, yasalara bağlılık konusunda öncülük yapan bir kamu kurumu  olan Nazilli Basma fabrikasını daha kapsamlı bir arıtma tesisi yapma yolunda harekete geçirdi. 

Geliştirilen proje, önceden buhar sisteminde kullanılıp oksijen kaybeden çürük suları geri kazanmak için yararlanılan fıskiyeli kullanım dışı eski büyük havuzların çökertme havuzuna dönüştürülmesiyle başladı.



İnşa edilen diğer gerekli bölümlerle  fabrikanın kimyasal atıklarını ve iç lojmanların atık sularını temizlemek amacıyla. o sırada faaliyeti durdurulan Gıdı gıdı treni personelinden bazı çalışanlar arıtma tesisinde görevlendirilerek sistem faaliyete geçirildi. Çevre bakanlığından onay aldı.


Fabrikanın kapatılıp üniversiteye devri sonrasında fabrikanın açık olduğu dönemlerdeki gibi kanal bakımı yapılamadığından  yaklaşık 10 yıl kadar sonra ağaç kökleri tarafından tıkanan, kazılarda hasar gören eski kanal ve arıtma sistemi kullanılamaz hale geldi.

 Sanırım şimdilerde üniversitede, fabrika dönemindeki kadar yoğun atık olmadığından, Nazilli belediyesinin kanalizasyon sistemine doğrudan bağlanarak atık sularını boşaltıyor.

Böylelikle bloğumuzda eksik olan bir bölümü öğrenip, tamamlamış olduk.
Soruyu soran M. Selim Türe arkadaşıma da teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın. İlhan Öden.

31 Aralık 2021 Cuma

FABRİKADA YILBAŞI AĞAÇLARI.

Fabrikada Atatürk anıtının olduğu çiçekli adada, biri müdüriyet binasının sağ tarafındaki köşede diğeri yoklama kapısına bakan ilan panosu yanında iki Yılbaşı ağacı vardı. Kim dikti bilmiyorum ama ilginç ağaçlardı. Yapraklarının sararıp döküldüğü her şeyin bittiği anda tam yılbaşı günü, sanki yeniden doğuşu simgeler gibi muhteşem kokulu harika çiçekler açan nadir ağaçlardı. Bir kaç yıl öncesine kadar ağaçlar yerlerinde sağlıklı bir şekilde duruyorlardı. Sanırım o alana bakan görevli arkadaşlar bu ağaçları tanımadıkları için kesmişler. Kökleri hala duruyordu ama yeniden patlarlar mı bilmem.
Aynı alandaki yaban mersinleri ve ateş dikenleri de kaybolmuş.Yetersiz personel ile koca bir alana bakmak zor ama böyle özel ağaçları korumak lazım değil mi?

10 Ekim 2021 Pazar

ATATÜRK'ÜN HEDİYESİYDİ,KORUYAMADIK.

 5 Mayıs 1919 tarihinde Yunan ordusu İzmir'e çıkıyor.
Atatürk, Yunan birliklerinin ilerlemesini engellemek için silahlı bir güç oluşturmak üzere Celal Bayar'ı Nazilli'ye gönderiyor.
Celal Bayar, Osmanlı meclisinde de görev yapan Müderris Hacı Süleyman efendi üzerinden o zamana kadar eşkıyalık yapan zeybek çetelerini vatan müdafaasına davet ediyor.
Hacı Süleyman efendi öz oğlunu Demirci Mehmet efeye rehin göndererek, güvenini kazanıp, ikna ediyor, Demirci Mehmet efe ve bölgedeki diğer zeybek çeteleriyle, Nazilli'de Kuvva-i Milliye'nin çekirdeği oluşturuluyor. Nazilli işgale uğrasa da, zeybekler verilen görevi başarıp, düşmanı durduruyor, Nazilli'den öteye geçirmiyor. Kuvva- i Milliye Umum Kumandanı Demirci Mehmet efe ve kızanları ayrıca Düzce ve Konya isyanlarını da başarıyla bastırıyor. Kısaca anlattığım bu sürece, Celal Bayar genellikle Nazilli'de kalarak ve Ankara hükûmeti ile diyaloğu sağlayarak şahitlik ediyor.

Celal Bayar-Demirci Mehmet Efe 

Serbest fırka olayları sırasında Celal Bayan Nazilli'ye geliyor, nabız yoklaması yapıyor. Nazillililer, "Pamuğumuzu işleyemiyoruz, bir fabrika olsa da işlesek" gibi şikayetlerde bulunuyorlar. Celal Bayar "Fabrikayı kendiniz kurabilir misiniz? diye soruyor. Cevap, "kuramayız" şeklinde oluyor.. "Yabancı birileri gelip burada fabrika kurar mı?" diyerek devam ediyor. Tabi ki bu da büsbütün imkansız görülüyor. Bunun üzerine Celal Bayar "Devlet bir gün gelir, Nazilli'ye gelir, pamuklarınızı alır ve işler. Bunun adına devletçilik derler" diyerek cevap veriyor.

25 Ağustos 1935 tarihinde Nazilli Basma fabrikasının temelini atma törenindeki konuşmasında aynı diyaloğu tekrarlayıp. "Bu kadar çabuk olacağını ben bile tahmin etmemiştim" diyor.

Yukarıda yazdıklarımdan; Atatürk'ün milli mücadeleye katkısı ve bastırılan isyanlara teşekkür olarak Nazilli'ye bir hediye vermek istemesi ve hediyenin Celal Bayar'ın yönlendirmesiyle "Pamuk işleyen bir fabrika" olmasının kararlaştırdığı sonucunu çıkarıyorum. 

Bunu birkaç söyleşimde ifade ettiğimde hep  "Destekleyecek belgen var mı?"  sorusuyla karşılaştım. 
Fabrika yapılacak alanları belirlemek için kurulan, Sovyet uzmanlardan oluşan " Orlof heyeti" Nazilli için olumsuz rapor vermişti. Basına yansıyan fabrika adayı yerler arasında Nazilli'nin adı geçmiyordu. 

 "Şahsi bir düşünce ve inat ile Türk ve Rus uzmanların "Bu tesisat burada kurulamaz" raporlarına rağmen, Basma Fabrikasının Nazilli'de yapılmasına karar verebilecek tek otorite kimdi? Çok zeki olmaya ve düşünmeye gerek yok. Cevap tabi ki Atatürk.

Atatürk inisiyatif kullanmış, Hediyesini bizzat eliyle vermek için hasta olmasına rağmen Nazilli'ye kadar gelmişti.

Bu sefer "Belgesi var mı?" diyenlere, gösterecek bir belgem var. Hem de; "Devlet arşivleri genel müdürlüğü-Cumhuriyet arşivinden"  Aşağıda orijinal belgenin fotoğrafını paylaşıyorum.  Karar sizin. Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN




18 Eylül 2021 Cumartesi

SÜMERBANK LOGOMUZU ÇALMIŞLAR.

 

ÜZÜLSEK Mİ YOKSA SEVİNSEK Mİ BİLEMEDİM?

Rahmetli Mehmet Ali Kağıtçı tarafından tasarlanıp çizilen Sümerbank'ın anahtar şeklindeki logosunu almış kullanıyorlar. Fabrikalarımız, banka şubelerimiz, mağazalarımız, gayrimenkullerimiz gitti. Çalınmadık bir logomuz kalmıştı onu da çalmışlar.

Maliye bakanı Kemal Unakıtan böbürlene, böbürlene 'Sümerbank'ı bitirdik, yakında tarihten siliniyor. Elinde bir şey kalmadığı gibi ismini de kaldırıyoruz' demişti...Logomuzu hesaba katmamış anlaşılan .Biz kullanamasak da birileri hala kullanmaya devam ediyor.


İşte böyle, Kemal Bey, sen çoktan tarihten silindin gittin, biz olmasak adını anan yok. Gerçi biz de seni pek hayırla anmıyoruz ama yine de haberin olsun.