28 Mart 2010 Pazar

SÜMER Tiyatrosu iftiharla sunar..


Küçükleri severdi ,büyükleri sayardı,bir bayramdan bayrama, namaz da bilem kılardı .... (En sevdiğim replik)
Oyunun Özeti.Sineklidağ, büyük bir kentin eteklerinde yer alan, gecekondulardan oluşmuş, ezilen, yoksul insanların yaşadığı bir varoştur. Keşanlı Ali, Çamur İhsan’ı öldürmekten hapse düşmüştür ve hapisten bir kahraman olarak çıkagelir. Ali’nin iki dramı vardır: Birincisi, suçsuzdur; ikincisi, aşık olduğu Zilha, Çamur İhsan'ın yeğenidir ve ona düşmanca davranmaktadır. Muhtar seçilen Ali, Sineklidağ’da yeni bir düzen oluşturur ama yüreğiyle beyni arasında ciddi çatışma yaşamaktadır. Şef olarak toplumuna, insan olarak duyduğu aşka sorumludur.
Ali ‘Destan’ı kullanmaya karar vermiştir. Çünkü “Bu toplumda sessiz, sakin, efendi olursan her zaman dayak yer, ezilirsin. Ama terbiyesiz, güçlü, zalim, ne dediğini bilmeyen biri olursan, o zaman saygı görürsün”. Ali, hapiste bunu öğrenmiş ve yeni bir Ali’yi fark etmiştir.

FOTOĞRAFLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

NAZİLLİ SÜMER TİYATROSU
Nazilli Sümerbank çalışanlarından ve yakınlarından oluşan, SÜMER amatör tiyatro grubu,1972 yılı ilk aylarında kuruldu ve büyük usta Haldun Taner'in senaryosunu yazdığı Keşan'lı Ali destanı isimli oyunu sahnelemek üzere provalara başladı.Tiyatro grubuna her türlü destek, yardım ve organizasyon işlerini basmahane müdürü Cafer bey,oyunu sahneye koyma,dekor, kostüm gibi aksesuar desteği ise Basma-Gravür servisinden İlhan Duyal bey tarafından sağlandı.
FOTOĞRAFLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN
Sinekli dağdır burası,şehre tepeden bakar.Ama şehir uzakta masallardaki kadar... (Yine oyundan güzel bir replik.)
Çalışmalar oyuncuların mesai dışında kalan zamanlarında yapılıyordu.Yorgun ve çoğunlukla vardiya sebebiyle uykusuz olmalarına rağmen özveri ve disiplin içerisinde çalışmalara devam ettiler.
Bazıları tiyatroya yabancı değillerdi,okul yıllarında çeşitli oyunlarda rol aldıkları için daha önce böyle bir deneyim yaşamamış arkadaşlarına ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorlardı.

FOTOĞRAFI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

Oyunculardan hatırlayabildiklerim:
Keşanlı Ali - Timuçin BERAN,Zilha - Şükriye DİKEY,Komiser - Nurettin BOZTEPE (rahmetli Teyyare Nuri) , Pisi pisi - İlker OKATAN, Gazeteci çocuk - Tolga AKKAN (Genel Müdürlerimizden rahmetli Sunar AKKAN'ın oğlu), Temel - Uğur ÜNAL,Ahali - Tayfur ULU, Şerif abla - Nesrin TUĞRUL , Hafize - Yücel , Derviş dayı- İlker.

SÜMER tiyatro grubu çalışmalarını mesai dışında kalan istirahat sürelerinden severek ayırdıkları zamanlarda ,hastalık,vardiya sebebiyle uykusuzluk ve yorgunluk gibi engellere rağmen özveriyle tamamladı.

FOTOĞRAFI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

8.7.1972 günü Nazilli Sümerbank yazlık sinemasında oturulacak tek bir boş sandalye bile yoktu ,dekorlar,soyunma odaları organizasyon,mükemmeldi .Oyun en küçük bir hata,aksaklık olmadan amatör ruhla fakat profosyonel ciddiyet ve performansla tamamlandığında yazlık sinemayı dolduran protokol,misafir ve Sümerbank mensuplarınca dakikalarca ayakta alkışlandı.

FOTOĞRAFI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

Ben o sıralarda 14 yaşlarındaydım.Daha önce profesyonel tiyatro gruplarının sık sık uğradığı Nazilli Sümerbank salonlarında pek çok temsil izlemiştim ama ilk defa bir oyunun bu kadar etkisinde kalmıştım.

SÜMER tiyatrosu sanırım ertesi gün yine aynı yerde bir temsil daha yaptı,sonra Bergama Sümerbank ve Kuşadası Sümerbank kampında bir kaç temsil daha...

FOTOĞRAFI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN

Maalesef,1973-74 yıllarında Televizyonun hayatımıza girmesi ,bu gibi güzel çalışmaların devam etmesini engelledi.Zaten hemen akabinde sinema sektöründeki malum furya sebebiyle Sümerbank ,yazlık-kışlık sinemalarınında faaliyetine de son verildi.
...................................................................................
Çocukluk yıllarımdan kalan böyle güzel anılarımı sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.Elimden geldiğince Sümerbank'ın sadece bir fabrika olmadığını,çevresine neler kazadırdığını "Sümerbank'ı tarihten sildik", "Devlet bez dokumaz" diyenlerin aslında halkı nelerden mahrum ettiklerini anlatmaya devam edeceğim.Sevgiyle kalın..

İlhan ÖDEN

24 Şubat 2010 Çarşamba

Nazilli Basmaları -2-



VİDEO


Özgün Nazilli basmalarından derleyip hazırladığım 2. videoyu paylaşıyorum daha rahat görülmesi bakımından bir süre burada tutup sonra 1. videonun yanına taşımayı düşünüyorum.


Videonun daha iyi çözünürlükteki versiyonunu Facebook sayfamdan izleyebilirsiniz.



Videoda kullandığım fotoğafları burada da paylaşıyorum.

Fotoğraftakiler 1983-84 yıllarında Nazilli Sümerbank desen bürosu elemanları.İsmail Özdemir,Tülin Erçiçek ve İnci Beran.

Ayrıca elimde fotoğrafları olmadığı için paylaşamadığım Desen bürosu şef'i Celalettin ERÖGE,Nazilliden Bursa merinos Fabrikasına tayin olan Nejdet OGAN'ı da saygıyla anıyoruz.


Nejdet OGAN


11 Şubat 2010 Perşembe

Fotoğraflarla SÜMERBANK'ın kuruluş öyküsü.

.
Fotoğrafları orjinal boyutta görmek için üzerlerine tıklayınız.

Rusya ve Türkiye arasında dostluk ve kardeşlik Antlaşması’nın imzalama töreni. 16 Mart 1921, Moskova. Dostluk ve Kardeşlik anlaşmasıyla,Sovyet Rusya'nın Türkiye'ye yapacağı 10 milyon altın Ruble tutarındaki maddi yardım ile askeri malzeme yardımı konusunda mutabakat sağlanıyor. Sovyet resmi verilerine göre 1920 tarihli mutabakatlar uyarınca ve 16 Mart 1921 tarihli Antlaşması’nın gereği olarak 1920-1922 yıllarında Rusya’nın Novorossiysk, Tuapse ve Batumi limanlarından Türkiye’ye 39.000 tüfek, 327 makinalı tüfek, 54 top, 63 milyon fişek, 147.000 top mermisi vs., Türkiye’nin doğu sınırlarından ise, 1918 yılında eski Rus Ordusunun bıraktığı askeri malzeme sevkediliyor. 1921 yılında “Jivoy” ve “Jutkiy” adlı iki avcı botu hibe ediliyor.

Sovyet Hükümeti, Ankara’daki iki barut fabrikasının kurulmasında yardımcı olup fişek fabrikası için gerekli teçhizat ve hammadde sağlanıyor. Bunun yanı sıra 1920 yılında Müsteşar Y.Y.Umpal-Angarskiy başkanlığındaki Sovyet diplomatik misyonu, Moskova görüşmeleri sırasında Türk tarafına vaadedilen 200,6 kilo külçe altın TBMM temsilcilerine teslim ediliyor.

Ayrıca, kimsesiz gazi çocukları için bir yetimhanenin kurulması amacıyla Trabzon’da Türk makamlarına 100.000 altın Ruble veriliyor. S.İ.Aralov Nisan 1922’de seyyar basımevi ve sinema teçhizatının alınması için Türk ordusuna 20.000 Lira hibe ediliyor. Aynı zamanda birkaç parti silah teslim ediliyor. 3 Mayıs 1922 tarihinde Sovyet Rusya’nın Ankara Temsilcisi S.İ.Aralov, 1921 Antlaşması’nın imzalanması sırasında vaadedilen 10 milyon altın Ruble tutarının son dilimi olan 3,5 milyon altın Ruble’yi Türk Hükümetine teslim ediyor.

Kurtuluş Savaşında,Konya civarında yapılan teftiş gezisi sırasında Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Rusya büyükelçisi S.Aralov, askeri ataşe K.Zvonarev ve Azerbaycan Büyükelçisiİ. Abilov. 23 Mart 1922 Büyük Taaruz hazırlanmakta olduğu dönemde Mustafa Kemal Paşa’nın daveti üzerine Rusya Büyükelçisi S.İ.Aralov, Sovyet Askeri Ataşesi K.K.Zvonaryev ve Azerbeycan’ın ilk Temsilcisi İbrahim Abilov Kuvvay-i Milli birliklerini ziyaret ediyor. Rusya ve Azerbeycan misafirleri, piyade ve süvari tümenleri, iki ordu ve iki kolordu karargahlarını ziyaret edip Konya’daki lojistik birliklerinde incelemelerde bulunuyor ve Kuvvay-i Milli Ordusunun yıldönümü kutlamalarına katılıyorlar.

Türkiye Tarafından Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye Başbakanı İsmet İnönü, SSCB Tarafından SSCB’nin Türkiye’deki Büyükelçisi Y.Z.Surits’in katıldığı diplomatik bir resepsiyon. Rusya Büyükelçiliği binası, 7.11.1927. SSCB Dışişleri Halk Komiseri M.M.Litvinov’un Türkiye’yi ziyareti. M.M.Litvinov’un elinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kemal Atatürk’ün portresi. Ekim 1931.

Türkiye Başbakanı İ.İnönü Leningrad’da.Solda Türkiye Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ve SSCB’nin Türkiye Büyükelçisi Y.Z.Surits). 1932

İ.İnönü,Moskova'da (SÜMERBANK kuruluş anlaşması yapılıyor.)

Türkiye’nin Bakanlar Kurulu Başkanı Sayın İsmet İnönü’nün başkanlık ettiği Türk Hükümet heyetinin Nisan-Mayıs 1932 tarihlerinde Sovyet Birliği’ne yaptığı ziyaret hükümetlerarası ilişkilerin tarihinde özel bir rol oynamıştır. 6 Mayıs 1932’de S.S.C.B Askeri ve Deniz İşleri Halk Komiseri K.E.Voroşilov’un evinde İ.İnönü ile İ.V.Stalin arasında yapılan ikili göruşme sırasında Türkiye’ye yeni Sovyet üretimi teçhizatının alımları için 20 yıl içinde karşılıklı Türk malları sevkiyatları ile ödemeli 8 milyon ABD dolarlık kredinin tahsis edilmesi hususunda ilke sözleşmesi sağlanıyor. Açılan kredi sayesinde ve Sovyet teknolojileri yardımıyla Kayseri ve Nazilli’de ilk Türk tekstil fabrikaları inşaat ediliyor. Her ikisi de, Türkiye Başbakanı İ.İnönü tarafından ‘Sovyet sanayiinin mükemmel eserleri ve ebedi dostluğun simgesi’ olarak nitelendiriliyor...

Eğer Rusya’nın desteği olmasaydı yeni Türkiye’nin … istilacılar üzerindeki zaferi kıyaslanmayacak kadar çok daha büyük kayıplarla kazanılabilirdi veya belki de hiç mümkün olmazdı. Rusya Türkiye’ye hem manevi, hem de maddi yardım göstermiş ve milletimizin bu yardımı unutması suç olur.’ Mustafa Kemal Atatürk

Bilgiler, Rusya Federasyonu,Türkiye Büyük elçiliği kayıtlarından alınmıştır.

16 Ocak 2010 Cumartesi

TAVUK MU , YUMURTA MI ?

"Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar?" sorusu hepimize birçok kez sorulmuştur. Kesin bir cevabı olmayan bu soruya bazı kişiler "tavuk yumurtadan",başkaları ise "yumurta tavuktan çıkar " cevabı verirler.

Bu paradoksal soruyu Nazilli ve Sümerbank'a uyarlıyarak sorduğumuzda ise cevap, yumurta-tavuk sorusu kadar karmaşık değildir.

Bu sorunun tek cevabı vardır.

Nazilli,Sümerbank Basma Fabrikası sayesinde Nazilli olmuştur.
Öyleki,geçmişteki siyasi ve idari engellemeler olmasa ,bugün olduğu yerden çok daha ileride olacağı da kesindir.


1935 yılının elektriksiz,yolsuz,hastanesiz Pazarköy'ü.Sümerbank Basma fabrikasının açılmasıyla nüfus bakımından geride olduğu Aydın'ı 1945 de,Denizli vilayetini ise 1950 sayımında geçmeyi başarmış,İzmir'den sonra bölgenin en gelişmiş yerleşim merkezi haline gelmiştir.

Herkesin bildiği sanat,sağlık,spor,yol,okul gibi asli görevi olmayan dallarda Nazilliye katkıları saymakla bitmez.Bu detayları bloğumda yazdığım diğer makalelerde yeterince paylaştığım için burada tekrarlamaya gerek yok.

Lafı uzatmadan,asıl anlatmak istediğim konuya geleyim.

Kulağımıza gelen söylentilere göre...

"Sümerbank'ın Nazilli için önemsiz ve Nazilli vizyonunda yeri olmayan küçük bir detay" olduğu yönünde açıklamalar yapılıyormuş.

Bunu duyunca doğal olarak her Sümerbanklı gibi benimde yüreğim burkuldu.

Atatürk ve genç cumhuriyetin 25 ayda yapıp çalıştırmayı başardığı fabrikanın yenisini yapmayı bırakın,30 senedir organize sanayi bölgesinin alt yapısını bile bitiremedik.

Sümerbank'ı küçümsemeden önce iyi düşünmek gerek.

Nazillinin çok güvendiğiniz ekonomik gücü nedir?

UĞUR firması ve birkaç küçük işletmeyi saymazsak geriye ne kalır?

Üç ay emekli maaşları verilmese Nazilli'nin hali ne olur?

Eğlence yerleri,turistik tesisler, parası olan insanların gidebileceği yerler.Asgari ücretle çalışan işçiler ve asgari ücret kadar maaş alan emekliler buralara gidemezler.Zaten mevcut olanlara bile gidemiyorlar.

Nazilli yakınına yeni ve büyük bir hastahane inşaa edileceği yönünde güzel haberler var.

Ama Nazilli halkının hastaneden daha çok,üretime yönelik yatırımlara ve işe ihtiyacı var.

Sümerbank kapanıncaya kadar her sayımda artan nüfus,fabrika kapandıktan sonra önce yerinde saymaya,sonra geriye doğru gitmeye başladı.

Sümerbank kapandıktan sonra Nazilli nüfusunun azalması,Nazilli için Basma fabrikasının öneminin göstergesi değilse,neyin göstergesidir?

Sümerbank'ı vizyondan çıkaranların,vizyona acil olarak karın doyuracak yeni projeler koyması gerekiyor.

Fabrika kapandı,artık bir daha bu haliyle çalıştırılamayacağını biliyoruz,bizim beklentimiz Sümerbank sayesinde Nazillinin idari koltuklarına oturanlardan biraz daha vefalı,duyarlı ve saygılı davranmaları.

Fabrikanın kapanmaması için birşey yapamadık bari hatıralarına sahip çıkalım.Bu büyük mirastan elimizde kalan birkaç parçayı kurtaralım,koruyalım,yaşatalım.

En azından bu yöndeki gayretlere destek olalım.
Muhabbetle...


İlhan ÖDEN
(Bu yazı,Sn. Haluk Alıcık'a yönelik yazılmamıştır.)






13 Aralık 2009 Pazar

SÜMERBANK'ın BACALARINA NE OLDU ?

1937 yılında Atatürk tarafından açılışı yapılan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikasının Nazillinin her köşesinden ve çevresindeki köylerden,ilçelerden bile görülen yaklaşık 50 metre uzunluğunda ve 2 metre çapındaki muhteşem bacaları artık görülmüyor.

Nazilli basma fabrikası kapatılırken fabrikanın makinaları, binaları,donanımı ve araçları Adnan Menderes Üniversitesine teslim edildi.

Sümerbank fabrikayı üniversiteye bırakırken hiçbir makine ve techizata dokunmadan bıraktı.Fabrikaya kilit vuruldu işçiler otobüslere bindirilip o anda henüz kapanmamış olan Bursa Merinos ve Bergama fabrikalarına gönderildi.

Bunun böyle olduğunu,Tayfun Talipoğlu'nun hazırladığı Nazilli Sümerbank konusunun işlendiği "Bamteli" programını izleyenler bilir.

O programda fabrikanın son müdürü Kamuran İzer,Tayfun Talipoğlu'nun sorularını yanıtlarken."Makinaların bakımlarını yaptırdığını ve şu anda bile fabrikanın çalışabileceğini" söylüyordu.

VİDEO

Bamteli programı fabrika kapandıktan 1 yıl sonra çekildiğine göre demekki o anda fabrikadaki her şey gibi bacalarda yerli yerinde duruyordu.

Peki ne oldu da bu uzaydan bile görülen dev bacalar birden bire kayboldu?

Şöyle neler olabileceğine dair bir fikir jimnastiği yapalım.

1-Doğal bir afet sonucunda bacalar devrilmiş olabilir.
Bacalar 1991-92 yıllarında yeni saclardan fabrika içinde inşaa edilip değiştirildi, yıkılması imkansız. Böyle olsa bile bacaların enkazının fabrika içinde olması gerekir.

2-İhale ile satılmış ,bizim haberimiz olmaya bilir.
(böyle ise bir açıklama yapılır)

3- Bacalar çalınmış olabilir.
En korkunç olan bu. Eğer böyle bir olay gerçekleşmiş ise...
Nazilli şehrinin ve sorumlu kişilerin isimlerinin tarihe geçmesi,"Minareyi çalan kılıfını bulur" Atasözünün "Fabrika bacalarını çalan,yasal boşluk bulup,kurtulur" olarak değiştirilmesi ve çifte bacayla kırılan rekorun tescil edilip,Guinnes rekorlar kitabına alınması gerekmektedir.

Artık bu rekor Eyfel (Eiffel) kulesi Paris'ten çalınıncaya kadar elimizde kalır.


Bacalar gittikten sonra fabrikanın ve kampüsün etrafı,güvenlik görevlileri ve kameralı sistemlerle donatıldı.

Türk'ün aklı başına iş işten geçtikten sonra gelir.Keşke bu işlem fabrika Adü.ye teslim edilir edilmez yapılsaydı.En azından bacaların akibeti meçhul olmazdı.


Nazilli'nin siluetinin en önemli sembolleri olan Sümerbank Basma Fabrikasının bacaları,Nazilli'yi sembolize eden arma ve logolarda yukarıdaki gibi kullanılıyordu,bacalar artık olmadığına göre logolarında yukarıdaki gibi değiştirilmesi gerekir diye düşünerek bir deneme yaptım.

İnşallah böyle değildir,biri bu konuda açıklama yapar bizleri aydınlatır.

Atatürk'ün mirasına sahip çıkamamanın utancı yetmezmiş gibi, fabrikasının 50 metrelik dev bacalarını çaldıran şehir ve üniversite olarak tarihe geçmenin utancı...

Bu utancı ne Nazilli ne de ADÜ. kaldırabilir.

İlhan ÖDEN

4 Aralık 2009 Cuma

BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ ?









TURKCELL Genel Müdürü Süreyya CİLİV




Zonguldaklı Süreyya Ciliv, Sümerbank bursuyla ABD'de Harvard'ı bitirdi. Microsoft'da zirveye ulaştı, Turkcell'in başına geçti. Devleri geride bırakarak dünyanın en iyi yöneticisi seçildi
Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, teknolojinin Oscar'ı sayılan Dünya İletişim Ödülü'nü aldı. Londra'da düzenlenen 'Dünya İletişim Ödülleri-World Communication Awards 2009 (WCA)' töreninde 11 uluslararası şirketin yöneticisi arasından 'Yılın CEO'su' seçilen Ciliv, dünyada bu ödülü alan ilk teknoloji şirketi yöneticisi oldu. Ödül gecesinde konuşan Ciliv "Devlet bursuyla okumuş, yatılı okumuş, sonra da çok çalışmış bir Türk vatandaşı olarak, dünyada kendi konumuzda birinci olmaktan çok mutluluk, gurur duyuyorum" dedi.



İLK KUTLAMA BAŞBAKAN’DAN
Sümerbank bursuyla okuyarak dünyanın en prestijli üniversitelerinden Harvard'ı bitirdikten sonra Microsoft ve Turkcell'de yönetim kademesinin en tepesine çıkan Ciliv'i ilk kutlayan ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan oldu.



TÜBİTAK yarışması hayatını değiştirdi
Dünyanın en iyi teknoloji şirketi yöneticisi seçilen Süreyya Ciliv’in hayatında devlet kurumlarının önemli bir yeri var. 1958 yılında Zonguldak’ta dünyaya gelen Ciliv, Ankara Fen Lisesi’ni bitirdi. 1973’te TÜBİTAK’ın düzenlediği Matematik Yarışması’nda Türkiye üçüncüsü oldu. 1977’de aynı yarışmada Türkiye ikincisi olarak kazandığı Sümerbank bursuyla üniversite eğitimi almak üzere ABD’ye gitti. 1981’de Michigan Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği ve Endüstri Mühendisliği bölümlerini bitirdi. 1983 yılında ise Harvard Üniversitesi’nden MBA derecesini aldı. Profesyonel hayata ilk adımını Massachusetts eyaletindeki Metagraphics Company’de Yazılım Geliştirme Mühendisi olarak attı.



MICROSOFT’TA DA ÇALIŞTI
Daha sonra aynı şirkette Uluslararası Satış ve Pazarlama Direktörlüğü’ne terfi etti. Ciliv 1987’de ABD’de Novasoft Systems şirketini kurdu. Takip eden on yıl içinde bu şirkette Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı pozisyonlarında bulundu. Ciliv 1997’de dünyanın en büyük teknoloji şirketi Microsoft’un Türkiye Ülke Müdürü olarak döndü. 2000’de şirketin ABD’deki merkezine atanan Ciliv, 2007 yılına kadar Microsoft Global Satış, Pazarlama ve Servisler Grubu’nda üst düzey yönetici olarak görevüstlendi. Ciliv, Ocak 2007’den bu yana Turkcell Genel Müdürü olarak çalışıyor.



STAR GAZETESİ

27 Kasım 2009 Cuma



22 Ekim 2009 Perşembe

SÜMERBANK marşı ve şiirleri.




SÜMERBANK MARŞI

Yurdumda yeniliğin ilk adımını attın,
Emeğine göz nuru, alın teri kattın. 
Ata'nın hız verdiği, ulu çınar dalısın,
Renginle deseninle sen, Mehmet'in malısın.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank’sın.

Eskişehir'de mine, İzmir’de tül duvaksın,
Erzincan'da karlı yol, Hereke’de bayraksın.
Beykoz'da kundurasın, Antalya’da mendilsin,
Malatya'da renklerle çiçeklenen bir dilsin.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank’sın.

Bursa'da yeşil büklüm, Yıldız’da mor çinimsin,
Yerli malım, öğüncüm, ürünüm, ekinimsin.
Erzurum'da bar başı, Aydın’da bir zeybeksin.
Kutilde gurbey yolu, Meltemde kelebeksin.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank’sın. 

Adana'da pamuksun, yiğit Maraş'ta telsin.
Her mevsimde baştasın, her bedende güzelsin.
Bir tatlı gülücüktür, Nazilli’de basmalar, 
Goblende meyve verir hevenk hevenk asmalar.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank’sın.

Kayseri'de yücesin, Erciyes gibi başın,
Koynunda yağlık oldun, efelerin, dadaşın.
Elif bacıda fistan, Zeynep’te incir dalsın,
Bazı bir renk gölüsün, gelincik kadar aksın.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank’sın.

Şehirde ucuzluksun, köyde umut kuşusun,
Gülüzar'da güllü şalvar, terli yüzde puşusun.
Saymakla bitmez gücün, her yerde, her an varsın,
Adım başına adın, sen de yurdum kadarsın.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbank'sın.

Mehmet ERGÖNÜL (Cumhuriyetin 50. yılında Sümerbank 1973) 

SÜMERBANK

Edirne’den Kars’a kadar,
Bütün yurtta eserin var. 
Sana koşar tüm insanlar,
Bir sevgisin sen Sümerbank.

Emeğiyle üretenler,
Sevgi ile tüketenler,
Sende birleşti gönüller,
Bir sevgisin sen Sümerbank.

Kumaşınla, keteninle, 
Halı, kilim, sateninle,
Mutluluk bulduk seninle, 
Bir sevgisin sen Sümerbank. 

 Altmış yılı buldu yaşın, 
Tandır ekmeğin, aşın,
Atatürk attı temel taşın,
Bir sevgisin sen Sümerbank.

Ahmet Yılmaz’ın 1992 yılında düzenlenen Sümerbank sevgisi temalı şiir yarışmasında para ödülü kazanan şiiri.

 ELVEDA EY GÜZEL SÜMERBANK’IM. 

Yirmi yedi senedir uğrunda ömür verdim 
Artık sana elveda ey güzel Sümerbank'ım. 
Vazifemi bitirdim helalleşmeye geldim, 
Artık sana elveda ey güzel Sümerbank'ım
.
Saçlarımda yoktu ak, yüzümde yoktu çizgi, 
Seni bana bağlattı tükenmeyen bir sevgi. 
İçimden gelen sesler her zaman şöyle der ki, 
Artık sana elveda ey güzel Sümerbank'ım. 

Malım gibi çalıştım her iş benimdir dedim. 
Verdiğin paralarla çoluk çocuk besledim. 
Büyüttüm iki evlat vatanımı süsledim, 
Artık sana elveda ey güzel Sümerbank'ım. 

Bir ömür geçti Sümerbank'ın yolunda, 
Yaz'ının sıcağında kış'ının soğuğunda. 
Derken vazifemi bitirdim ömrümün en sonunda, 
Artık sana elveda ey güzel Sümerbank'ım.

Mahmut İDİKUT (Nazilli Basma Fabrikası mamul ambar işçisi) Sümerbank aylık dergi Ocak 1975

 MARANGOZ AHMET USTA 

Akşam buraya karanlık iner. 
Bir sövgü gibi çirkef sularıyla, farelerle, elleri ayakları kirli, 
Sidik kokusu keskin, sağlıksız çocuklarıyla. 
Durmadan yanmış yağda soğan kavurur kadınlar... 
Ben çirkinlikleri sokmam evime. 
Çekerim Sümer'in çiçekli perdesini her bir fakirliğin üzerine. 
Karım makinesi olmadığı için ince ince dikmiştir tüm büzgülerimizi. 
Perdede, minder kenarlarında, kızların entarilerinde... 
Kızlarımın gecelikleri Sümer'dir. Bol renkli, bol büzgülü. 
Yıkanıp geceliklerini giydiler mi, melek gibi olurlar... 
Kimseye bir zararımız yok. 
Ben şen adamım. 
Çekerim Sümer'in çiçekli perdesini dünyanın üzerine, 
Oturur, namusumla kazandığım ekmeğimi yerim çocuklarımla. 

 Yazar: Nezihe Meriç.

SÜMERBANK 

Türkiye’de gayet güzel kurulmuş. 
Bir yarım asırdır yaşın Sümerbank. 
Yapıların Şahane örülmüş. 
Uğurlu, kademli taşın Sümerbank. 

Gece, gündüz çalışırsın yetmezsin. 
Dünyalar durdukça, durur batmazsın. 
Örgün, aslın gibi hile katmazsın. 
Her zaman sağlamdır işin Sümerbank. 

Reklamını köşe Bucak takarsın. 
Her sergide A gruba çıkarsın. 
Memuruna, işçine aynı gözle bakarsın. 
Tükenmez ekmeğin, aşın Sümerbank. 

Sanayide ilk kurulmuş derneğin. 
Birçok dala karışmıştır parmağın. 
Avrupa’ya ışık tutar örneğin. 
Alışın, verişin peşin Sümerbank. 

Deli Hazım hisle vasfetti metin. 
Sende parmağı var mutlak kudretin. 
Yayıldı cihana nam ve şöhretin. 
Semalara çıkar başın Sümerbank. 

 Çukurovalı Âşık Deli Hazım. 
 Şiiri yazan ozan’ın adı "Deli Hazım" ama Sümerbank'ı yok edenlerden daha akıllı olduğu aşikâr.