2 Nisan 2026 Perşembe

MENDERES ANILARI (Geçmiş Zaman Notları)

   

Menderes Anıları

Bir zamanlar, Hıdrellezin yaklaştığı,eriklerin fındık büyüklüğünü geçip tuza banıp yendiği, asma yapraklarından sarmalar sarılıp, tencerelere dizilmeye başlandığı günlerde Nazilli'de piknik yapmak isteyen herkesin aklına ilk gelen yer şüphesiz “Menderes Mesire Yeri” olurdu.
Şehrin sıcağından, gürültüsünden bunalanlar; çocuklar, gençler, aileler, piknik sepetlerini hazırlayıp soluğu Menderes’in kıyısında alırdı. Kuşların sesine, çocukların kahkahası karışır; ortam adeta bir bayram havasına bürünürdü.

Telefon yoktu, internet yoktu ama yine de herkes birbirini rahatlıkla bulurdu. Piknik örtüleri yan yana serilir, mangallar yanar, közde pişen etlerin, sucukların kokusu, Menderes’in serin rüzgarına karışırdı...
Çaylar demlenir, kızlar, oğlanlar "belambol" oynar, Onbir sabah işten çıkmış babalar cizgili Sümerbank pijamalarıyla, gölgeye yayılmış eski bir kilimin üzerine uzanıp, radyodan gelen Nuri Sesigüzel'in "Atımı bağladım iğde dalına" türküsünü, uyuklaya, dileye, şekerleme yapardı.
Menderes yalnızca bir dinlenme alanı değildi; yeni dostlukların kurulduğu, gençlerin göz göze geldiği, ailelerin kalabalık gruplar oluşturduğu, buluşma noktasıydı.
Söğüt ağaçlarının altına serilen hasırlarda küçük oyunlar oynanır, eğlenceler yapılırdı. Öğleden sonra darbukalar torbalarından çıkarılır, oyun havalarından, türkülere, türkülerden, gazellere uzanan yolculuk başlardı.
Bağlamanın akordunun, söyleyenin sesinin kötülüğü, kimseyi rahatsız etmez, el çırparak hep beraber oynanırdı.
Bulanık Menderes, girdaplı sularıyla, yukarıdan sarkan söğüt dalları da rüzgarla salınarak adeta, eğlencelere eşlik ederdi.
Akşam üzeri güneş yavaş yavaş dağların ardına inerken, mesire alanında toparlanma vakti gelirdi. Piknik bitse de, içte bir huzur, bir dinginlik baki kalırdı.
O vakitler, Menderesin suları şimdiki gibi az değildi.
Zaman zaman yatağından taşar, etrafını basar, tarlaları yarar geçer, adı gibi "Büyük Menderes" olduğunu herkese hatırlatırdı...
Rametli Üçgen Hidayetin, Menderes köprüsünden atlayışı...
Her yıl boğulan gençler...
70-80 kiloluk Yayın balıkları...
Sonraki yılın bahar aylarına kadar yıl boyunca konuşulurdu.
Bunların hepsi, bizim jenerasyonun belleğinde hâlâ eski bir filmin fragmanı gibi ama capcanlı durur.
Menderes zamanla, piknik yeri popülaritesini kaybetti. Önce Topandağ, sonra şimdiki futbol sahasının olduğu yer ve çevresiyle Yıldıztepe öne çıktı. Son olarak bildiğim kadarıyla İsabeyli en popüler piknik yeriydi.
Şimdilerde nerelere gidiliyor, yoksa artık ekonomik sıkıntılar, bu alışkanlıkları unutturdu mu?
Bilmiyorum...
Eğer sorarsanız...
O günkü Nazilli'den aklımda kalan.
Ailelerin katıksız samimiyeti, karşılıklı güven, komşuluk kavramının henüz dejenere olmamış hali...
Piknik sepetinin içinden taşan anılar gibi, hâlâ kalbimde...
Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN
Bellambol : Erkek ve kızların karışık oynadığı, ortada file olmadan daire şeklinde dizilip parmak vuruşlarıyla, topu birbirlerine attıkları, voleybol oyununun ilkel şeklidir.