Fabrikanın Borusu ve Bayrak Törenleri
Fabrikamızın ilk yıllarında,Cumartesi günleri öğle saatlerinde İtfaiye Meydanı’nda fabrika bandosu tarafından çalınan İstiklal Marşı, işçi ve memurların hep birlikte söylemesiyle yankılanırmış. Ardından gerçekleştirilen bayrak töreniyle haftalık mesai sembolik olarak sona erermiş.
Pazartesi sabahları yeni çalışma haftası, yine bayrak töreniyle başlar, vardiyalı çalışanlar bu törenlere katılmaz, resmî bayramlarda ve tatil günlerinde de bayrak törenleri mutlaka yapılırmış.
O yıllarda herkesin kolunda bir saat bulunmadığı için, çalışma düzeninin belirlenmesinde fabrikanın borusu önemli bir görev üstlenir, borunun sesi, vardiyanın başlayacağını veya sona erdiğini tüm Nazilli'ye duyururmuş.
Şehrin dört bir yanından duyulan bu güçlü ses, sabah işe başlama vaktini, vardiya değişimini ve mesainin sona erdiğini haber verirmiş.
O zamanlar, Nazilli Basma Fabrikası, Genç Cumhuriyet'in Nazilli'deki en önemli temsilcisiymiş. Fabrikada uygulanan bu törenler ve çalışma düzeni, Cumhuriyetin getirdiği disiplin, üretim ve birlik anlayışını çalışanlara ve Nazilli halkına hissettiriyormuş. İstiklal Marşı'nın hep birlikte söylenmesi, bayrağın göndere çekilmesi ve fabrikanın borusunun şehrin üzerinde yankılanması; milli duyguların güçlenmesine ve çalışma hayatının disiplinine uyum sağlanmasına önemli katkılar sunuyormuş.
1950li yıllarda borunun sesi kesilmiş, sadece 10 Kasımlarda 9.05 de Atatürk'ü anarken çalınır olmuş. Artık İtfaiye Meydanı'nda işçiler, memurlar da toplanmaz olmuş. Fabrika bandosu kaldırılıp, enstrumanları dağıtılmış...
Bana göre, fabrika borusu sıradan bir ses değilmiş. Nazilli'de sanayinin, üretimin, emeğin ve çalışma hayatının sembolüymüş. Bir zamanlar Nazilli'nin dört bir yanından işitilen o ses, binlerce insanın işe başladığı, ürettiği ve emeğiyle hayat kurduğu günler, Nazilli Sümerbank'ın şehrimize kazandırdığı disiplin, birlik, beraberlik ve Cumhuriyet ruhunun unutulmaz gelenekleriymiş.
Artık hepsi, annelerimizin, babalarımızın anlattıklarında kaldı. Bana da size aktarmak düştü... Sevgiyle kalın. İLHAN ÖDEN








