Doğruyu söylemek gerekirse,pek çok Nazillili gibi Nazilli Basma Fabrikası lojmanlarında hayata gözlerini açmış bir Sümerbank çocuğu olarak, o yazılarda anlatılanların hepsini, hatta daha fazlasını bizzat yaşayıp, görerek öğrenmiş olduğum ve bu sayfalarda da defalarca paylaştığım için ilgilenmedim.
Açıkçası, Sayın Sinan Meydan gibi hem “Atatürkçü” hem de “tarihçi” kimliği taşıyan bir aydının, Nazilli Sümerbank Fabrikasının yapısını ve hikâyesini yeni öğrenmiş biri gibi heyecanla anlatmasını da anlamış değilim. Bunu sıradan bir vatandaş ya da genç bir arkadaşımızın yeni öğrenmesi beni pek şaşırtmaz ama yukarıda da belirttiğim gibi hem tarihçi hem de Atatürkçü olarak bilinen bir yazarın, üstelik Nazilli fabrikası kapandıktan 10 yıl sonra, ”Amerika’yı yeniden keşif etmesinin” beni şaşırttığını da özellikle belirtirim.
Sayın Sinan Meydan’a, fabrikamızı yeniden Türkiye gündemine taşıdığı için teşekkür eder, aşağıdaki linkte paylaştığı yazısında gördüğüm bazı yanlış veya eksikleri bildiğim kadarıyla düzeltmek isterim. http://www.odatv.com/n.php?n=ataturkun-akilli-projesi--2904111200

Sovyet monitör ve mühendisler fabrikadaki işçi açığını kapatmak için değil,fabrikada çalışacak işçilere işi öğretmek için Nazilli ye gelmişler,görevlerini yapıp memleketlerine dönmüşlerdir, gelmelerinin istihdamla alakası yoktur.Aynı şekilde Nazilli den Rusya'ya da işi öğrenmek için gönderilenler olmuştur.
Nazilli Basma fabrikası 3 kısımdan oluşmuştur,Mensucat İşletmesi,Basma İşletmesi ve Makina Enerji . Yazıda geçen desen,gravür,baskı kısımları,Basma işletmesine bağlıdır. 1937 yılında açılmış bir fabrikada "elektronik" dokuma tezgahının olması düşünülemez, Nazilli basma fabrikasında hiç bir zaman elektronik dokuma tezgahı olmamıştır.
Nazilli basma fabrikasının,futbol sahası "alttan ısıtmalı" değildi. Alttan ısıtmalı olsaydı, Türkiyenin değil,dünyanın ilk alttan ısıtmalı futbol sahası olurdu herhalde.Bazı kaynaklarda "alttan ızgaralı" olarak geçer ama üstten ızgaralı olamayacağına göre sadece "ızgaralı" demek daha doğru olacaktır. Bazı gazetelerde metal ızgaraların sökülüp hurdacılara satıldığı bile yazılmıştır. Izgara,fabrikada yakılan kömürlerin "cüruf" denilen kalıntılarının futbol sahası zemini altına 70 cm kalınlığında bir tabaka oluşturacak şekilde sıkıştırılarak yerleştirilmesi , sahanın çamurlaşmasını engelleyen geçirgen bir satıh oluşturulmasından başka birşey değildir.Gerisi kulaktan,kulağa giderek efsaneleşen uçuk bir söylentiden ibarettir.

Okuma yazma kursları açılmıştır,fabrika içinde kurs ve seminerler için bir dersane vardı ama fabrikanın içinde hiçbir zaman okul olmamıştır,yazıda geçen Sümer ilköğretim okulunun temeli 1945 yılında atılmış,inşaatı 1946 yılında bitmiştir. Kaldı ki 980 öğrencisi olan okul, küçük bir okul değildir. Ayrıca fabrika bünyesinde yer alan 2 adet kütüphaneden yazınız da hiç söz edilmemiştir.
Fabrikanın bir "arge bölümü" hiç bir zaman olmamıştır, çalıştıkları bölümlerde işin daha hızlı ve kaliteli olaması için yenilik yapan personele,teşvik ikramiyeleri verilmiştir.Babam Faik Öden Dokuma tezgahında, roper ve batarya cihazlarında yaptığı değişikliklerle iki kere böyle ikramiye almıştır ama fabrikada özel bir birim yoktur.Fabrikanın tamamı arge bölümü olarak sayılabilir.Fabrika içindeki fizik ve kimya labratuvarları araştırma için değil kullanılan hammadde ve kimyasal ürünlerin kalitesini denetlemeye yönelik çalışmalar yapmıştır.Fabrika bünyesinde çalışan pamuk eksperleri fabrikaya alınacak pamuğun istenilen kalitede olmasına yönelik seçim yapmakla görevlendirilmişlerdir.
Bölgedeki çiftçilere modern makinalarla, pamuk tarımını öğreten,kaliteli pamuk tohumu üretmeye yönelik çalışmalar yapan tesis,1934 yılında 2903 sayılı pamuk ıslah kanunu ile, henüz fabrikanın temeli bile atılmamışken açılışı yapılan ve fabrikayla hiç bir bağı olmayan "Pamuk Islah istasyonu ve Üretme çiftliği" dir.Halen çalışmalarına devam etmektedir.
Bu da yazınızda beni çok şaşırtan ayrıntılardan biri, Sümerbank tarafından, Nazilli Sümerbank gibi sosyal fabrika yapısında Türkiye genelinde 50 ye yakın fabrika açılmıştır ayrıca kağıt,çimento,demir-çelik gibi,önce Sümerbank tarafından kurulan,kendi ayakları üzerinde duracak hale gelince Sümerbank bünyesinden ayrılarak ayrı kurumlar halinde hizmete devam eden fabrikalarla birlikte Sümerbank iştiraklerini de sayarsak zaten Edirne'den,Kars'a kadar,Türkiye genelinde 100 e yakın böyle sosyal fabrika açılmıştır.Buna Sümerbank mağaza ve banka şubeleri dahil değildir.Karabük demir-çelik,İzmit Kağıt, Konya krom Magnezit ,Sivas Çimento fabrikası, Sümerbanktan ayrılan önemli kuruluşlardan bazılarıdır.
Sümerbank,Urfa,Adıyaman,Van,Sarıkamış,Diyarbakır,Malatya, Erzincan gibi doğu illerinde fabrikalar açmıştır. Nazilli Basma Fabrikası kadar kapsamlı olmasalar bile,her biri kuruldukları bölgelere Okullar,sosyal tesisler,sinema,spor kulüpleri,spor ve dinlenme tesisleri yapmışlar,refah ve medeniyet götürmüşler, istihdam sağlamışlardır.

Yukarıda da belirttiğim gibi yıllar sonra Nazilli Basma fabrikasını tekrar Türkiye gündemine taşıdığınız için Nazilli ve Sümerbank çalışanları adına teşekkür eder,çalışmalarınızda başarılar dilerim. İlhan ÖDEN



0 yorum:
Yorum Gönder